Ahmet TÜRKOĞLU

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XLV (45)

Trafik Anayasası Gerekçeleri-24

Bu yazı, İçişleri Bakanı Sn. Süleyman SOYLU yu da kapsar.

Geçtiğimiz günlerde bir çalıştay yapmışsınız. Sonradan haberdar oldum ve çok üzüldüm, katılamadığım için.

Aşağılamak için değil, gerçekleri ortaya koymak için, bu meseleyi çözümlemek için, nereden ve nasıl başlanması gereğini belirlemek için samimiyetle söylüyorum:

En önemli makamlardan birindesiniz ve iyi niyetinize inanıyorum ve güveniyorum, amma;

  • Bu konuda özgün uzman değilsiniz ve bu koltuğa otururken de kafanıza tüm bilgileri enjekte etmek mümkün değildir, tıpkı benim –hekim olmadığımdan- SAĞLIK BAKANI olamayacağım gibi. Dolayısıyla bilmemekte mazursunuz.
  • Çevrenizdeki tenokratlardan, kaçı ve ne kadar KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİ UZMANI dırlar? Bana kızmaları umurumda değil; gerçek uzmanınız yok.
  • Vekillerinizden Sn. Prof. Dr. MUSTAFA ILICALI, bir EYLEM PLANI HAZIRLAMIŞTI VE Sn. ERDOĞAN da Başbakan olarak, Ankara’ daki bir otelde tanıtımını yapmıştı.  Aradan en az 3 yıl geçti. Hani, ne getirdi? 
  • ALTYAPISI YAPILMAMIŞ PROJELER, PROJE OLAMAZLAR.
  • Bu tarz girişimler; BİSİKLETLE AYA GİTMEYE BENZER!

TRAFİK YASANIZI TRAFİK ANAYASASI ETMEZSENİZ…

Bu haberler çok tekrarlanır ve çok hayret(!) edilir=çok can yanar.

  • “REŞİD OLMAYAN VE EHLİYETİ OLMAYAN ÇOCUKLARIN SÜRDÜĞÜ TAŞITLARIN BAŞ SORUMLUSU TAŞIT SAHİBİDİR!” maddesini yasaya koyacaksınız…ediyor

Çocuk-cocuğu eziyor, devlet seyrediyor.

 

  • “YÜKLEME GÜVENLİĞİ” çartlarını maddelerle yasaya koyacaksınız…

(Vatandaş, kendi yüklediği yükün altında kalıyor…)

  • Bunları da TC DEVLETİ yapar.

İÇİ DOLDURULMAMIŞ ÇALIŞTAYLARLA BU İŞLER DÜZELMEDİ, DÜZELMİYOR, DÜZELMEYECEK!

EN İYİSİ Mİ?

BENDEN MUTLAKA BİR BRİFİNG ALIN!’

Anlaşıldı mı?

 

26/09/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XLV (45)

Trafik Anayasası Gerekçeleri-24

Bu yazı, İçişleri Bakanı Sn. Süleyman SOYLU yu da kapsar.  

 

TRAFİK YASANIZI TRAFİK ANAYASASI ETMEZSENİZ…

Bu haberler çok tekrarlanır ve çok hayret(!) edilir=çok can yanar.

  • “REŞİD OLMAYAN VE EHLİYETİ OLMAYAN ÇOCUKLARIN SÜRDÜĞÜ TAŞITLARIN BAŞ SORUMLUSU TAŞIT SAHİBİDİR!” maddesini yasaya koyacaksınız…ediyor

Çocuk-cocuğu eziyor, devlet seyrediyor.

 

  • “YÜKLEME GÜVENLİĞİ” çartlarını maddelerle yasaya koyacaksınız…

(Vatandaş, kendi yüklediği yükün altında kalıyor…)

  • Bunları da TC DEVLETİ yapar.

İÇİ DOLDURULMAMIŞ ÇALIŞTAYLARLA BU İŞLER DÜZELMEDİ, DÜZELMİYOR, DÜZELMEYECEK!

 

Anlaşıldı mı?

20/09/2017

İÇİŞLERİ BAKANINA:

ÖĞRENCİ VE OKUL YOLU GÜVENLİĞİ Mİ İSTİYORSUNUZ?

VE GENEL KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİ?

Sn. SÜLEYMAN SOYLU;

Önceki günlerde sorularla ilgili açıklamalarınızı izledim.“YETMEZ, AMA EVET!” denilebilecek kapsama alanlıbir açıklama oldu.İyi niyetiniz için tebrik ve teşekkürlerimi belirtirim.İYİ NİYETİNİZ: Bu soruna önem vermek ve çözüme katkıda bulunmaya çalışmanızdır.

YETMEZLİK ise;

  • Bazı eksiklikler,
  • Gecikmeler,
  • Trafik Yasası 2918 in iyileştirilmesi.

Açıklayalım.

  1. Eksiklikler:
    • “Okul ve Okul Yolu Güvenliği” yıllardır yoktur. Yıllardır ısrarlı taleplerimize rağmen yapılmamıştır, âdeta direnilegelmiştir.

Yapılması gerekenler; -sempozyum bildirilerimizde de belirtildiği üzere-

  • Kaldırımların boşaltılması(öncelikli olarak okullara yakın bölgeler),
  • Kavşak ağızlarının YAYA GEÇİDİ edilmesi (çizgileme+levhalama ile),
  • EDS ile 7/24 gözleme=denetim+otomatik cezalandırma (burada anılan tüm çevreler).

 

  1. Gecikmeler:

Okul Sezonu başlamazdan önce tamamlanması gerekenler yapılmadı ve yapılmayanlar, sadece yukarıda anılanlar değildir, dolayısıyla tamamlanması da olmamıştır.

Yapılması gerekenler;

Okulların açılmasından 1 hafta önce ve 1 hafta sonra= toplamda 2 hafta kapsamlı olmak üzere  şu kampanya gerekmekteydi ve sürdürülebilir olması gerekmektedir, yani HER YIL!:

 “OKUL YOLU GÜVENLİĞİ, EĞİTİMVE ÇÖZÜM ETKİNLİKLERİ HAFTALARI”

  1. Haftada: Okul personeli; idare, eğitim vd kadroya, servis tarafına -idareci, sürücü, host/hostes- anılan kapsamda eğitim seminerleri,
  2. Haftada: Veli/aile/öğrenci tarafına.

 

  1. Trafik Yasası 2918 in iyileştirilmesi:

Bu yasa;

  • Ölü ve –öldürücü- bir yasadır.
  • Kendiniişletme yeteneği kazandırılmamıştır.
  • Görevinden bahsolunmuş kurumlara, SORUMLULUK KONMAMIŞTIR.
  • Dolayısıyla, Görevini Yapmayanlar; cezalandırılmamaktadırlar.
  • Bazı görevler için; re’sen dava açma sistemi konmamıştır.
  • Memurin Muhakemat Kanunu, bu ihmalcileri korumaktadır. Bu yasa, trafik görev alanındaki görevleri/görevlileri kapsamamalıdır. Re’sen dava açılabilmelidir ki, GÖREVLİ VE YETKİLİLER, CEZA YEMEMEK İÇİN, KUSURSUZ ÇALIŞMAK ZORUNDA BIRAKILMALIDIRLAR.
  • TRAFİK GÜVENLİĞİ HAFTASI; OKULLARIN AÇILMA DÖNEMİNE ALINMALIDIR. Eski süreç olan “Mayıs’ ın, Cumartesili İlk Haftası”, TRAFİK BİLANÇO, HEDEF VE DEĞERLENDİRMELER HAFTASI olmalıdır.

Bu liste, buraya sığmaz amma, bir araya gelindiğinde tamam ve somut olarak ortaya konur.

“OLMAZ!” DEME, OLMAZ-OLMAZ!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19/07/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXIX

Trafik Anayasası Gerekçeleri-18

OKUL YOLU GÜVENLİĞİ VE DAHA GÜVENLİ SERVİS İÇİN ZAMAN DAR!

Sayın Başbakan’aönemli sorular:

Trafiğimizin kötü olduğunu,okul çevrelerimizin tehlikeli olduğunu, öğrenci taşıtı donanım tehlikesinikabul ediyor musunuz? Ediyorsanız, düzeltmek istiyor musunuz?

Bu yazıİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş’ı, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ı,  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu,EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Mehmet Akdeniz’i, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı da kendi görev alanları itibari ile kapsamaktadır.

Sayın Başbakan;

Okul yolunda ve servislerde trafikzede olan, çok çocuğumuz var. 2017-18 de bunları önleyebiliriz. Çabanız gerekli!Daha güvenli okul çevreleri ve servisleri yaratmak zorundayız!

Bunun için okul yolu kaldırımlarının boşaltılması, her kavşak ağzının yaya geçidi çizgilenmesi,açıklama levhalarının da konması “ÖNCE YAYA!”,okul çevrelerine EDS sistemleri, Servislerin 4 yanınaöğrenci sembolleri ve tepelrine siren ışıkları donanımı koyulması gerekmektedir.

Gördüğünüz gibi; zaman çok dar!

T.C. Başbakanı olduğunuz için, Bakanlıkların ve diğer kurumların bu konuda tek emrinizle koordinesi mümkün ve zorunludur.Okul çevrelerimizde ve servislerimizdeki tehlikeler çok büyüktür.

30 ülke arasında, trafikte yaralanan çocuk sayısında;En kötü 2.’yiz (1. Kırgızistan), 11 Batı ülkesindeki toplam yaralı çocuk sayısını tek başımıza yaratıyoruz,3 ülkede bu sayı -0- (Lüksemburg, İzlanda, Ermenistan)

 

Trafik Haftamızı;  Okulların açılışından 1 hafta önce ve 1 hafta sonra yapmalıyız.

 

Adı da şu olmalıdır: “OKUL YOLU GÜVENLİĞİ EĞİTİM VE ÇÖZÜM ETKİNLİKLERİ HAFTALARI”

Mayıs’taki Trafik Haftasının adı ve kapsamı değişmelidir:

“TRAFİK BİLANÇO, PROGRAM VE HEDEF HAFTASI”

 

Yani 1 önceki yıl ne hedefler vardı?

Nereye gelindi?

Başarı değerlendirilmesi?

Yeni hedefler neler olmalı?  gibi.

 

15/05/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXVI

Trafik Anayasası Gerekçeleri-15

Sayın Başbakan;  TRAFİK FACİALARINDA HEP DEVLET KUSURU VARDIR!

Örnek: T.C. DANIŞTAY’INDAN 2 AYRI KARAR

Bu yazı Adalet Bakanı Sn. Bekir Bozdağ, Millî Eğitim Bakanı Sn. İsmet  Yılmaz, İçişleri Bakanı Sn. Süleyman Soylu, Ulaştırma D. H. Bakanı Sn. Ahmet Arslan, Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal ve EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Sn. Mehmet Akdeniz’i de kapsamaktadır.

Şimdi gelelim Danışaty’ın örnek kararlarına:

1.İdarî Kusur

 “Dere yatağında yerleşime müsaade eden belediye sel taşkını zararından sorumludur            

 

Davacı: Vatandaş,  Davalı: İSKİ 

Olay: Vatandaşın dere yatağına yaptığı evini, sel yıkar, zararları oluşur.

Gerekçe: İSKİ= İstanbul Büyükşehir Belediyesi, buraya ev yapılmasını önlememiş, hatta izin vermiştir. (Kaçak yapılsaydı bile, önlenmeliydi. Kaldı ki belgeyle kooperatif inşaata tahsislenmiş.)

Dava; 09.09.2009 tarihinde meydana gelen sel baskını nedeniyle Küçükçekmece, 2. Bölge tapuda 245 DRIVc pafta, 365 ada, 1 sayılı parsel üzerinde kurulu S.S. Ölçükonut Yapı Kooperatifine tahsisli arsanın M:2/182 arsa paylı 59 nolu evde bulunan eşyaların zarar gördüğünden bahisle diye sürüyor.

Yargıtay neden bozmuş?

Çünkü, Yerel yargı; -idarenin kusurunu kabul etmiş- ve fakat davacı mağdurun tazminat talebini reddetmiş.

Yargıtay niye bozuyor?

“Sen,-yerel yargı =idare mahkemesi olarak – idarenin kusurunu kabul etmekle doğrusunu yaptın,  amma kusurlu idarenin;  mağdura tazminat ödemesini reddetmekle hata ettin! Kararını bunu düzeltmen için bozuyorum.”

Karardan:

“Bu durumda; oluşan zarardan, dere yatağında yerleşime müsaade eden ve taşan derenin bakımı ve yağmur sularının tahliyesi konusunda İSKİ Genel Müdürlüğü ile birlikte sorumluluğu olan davalı belediyenin hizmet kusuru nedeniyle müşterek sorumlu olması karşısında…”

 

yukarıda anılan gerekçelerle tazminat isteminin reddine karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. 

  1. İdarî Kusur

Sel baskınında setin yıkılması nedeniyle idare aleyhine tazminat davası

 

Davacı: Vatandaş,  Davalı: DSİ 

Olay: G.antep İslahiye’nin Boğaziçi Beldesi’nde sağanak yağışla birlikte Kurna Mahallesi Alito deresi üzerinde bulunan Devlet Su İşleri’nin(DSİ) olası sel felaketine karşı yaptığı beton bent yıkıldı.

Gerekçe: Bent, taşkınlara dayanıksızdı

Bilirkişi raporunda;

 

  • davalı idare tarafından, taşkınları korumak amacıyla yapılan taş bendi;
  • anılan sel baskınını önleyecek sağlamlıkta ve kapasitede olmadığı,
  • bu yüzden, davalı idarenin %70 oranında,
  • dere kenarına ev yaptığı için davacının %30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,

 (Not: Vatandaş, imarı izinleyen/göz yuman belediyeyi dava ederek;  % 30’u da kazanabilir.)

 

 “DAHA NE OLSUN?” diyeceksiniz! Cevap: DÜZELEBİLİR! HEMEN İŞBAŞI EDİN!  Hem de zorunlusunuz!

Yolları, Mevzuatı ve kadroyu bilimine göre düzenleyin…

 

24/04/2017
BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXV

Trafik Anayasası Gerekçeleri-14

Sayın Başbakan;  TRAFİK İSTATİSTİKLERİ ÇOK UTANDIRICI!

Bu yazı ş Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ı (Eğitim kötü) İçişleri Bakanı. Süleyman Soylu’yu (İyileştirme için çalışma ve yol güvenliği denetimi yok), Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan’ı (Yollar kötü), Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal’ı (Yollar kötü) ve EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı  Mehmet Akdeniz’i (İyileştirme için çalışma ve yol güvenliği denetimi yok) de kapsamaktadır.

Aşağıdaki haber başlığı bana ait değildir, amma katıldığımı belirteyim ve siz de katılın ki, bu sorunlar düzelebilsin.

Yani, doğru tedavi için; doğru teşhis gerektiğini, mühendis kafanızla siz de kabul edersiniz…

Aşağıdaki yazılanlardan tümüyle  Cumhuriyet Hükumetleri sorumludur.

Alkollü ve kusurları kasıtla işleyenlerden de…        

Çünkü, herkese âdeta şu güven verilmiş:

“Ne yaparsan yap; yanına kâr kalır! Devlet, Trafikte Yok!”

İşte bir istatistik ve bir de sigorta şirketlerinden birinin haberi:

“YOL YAPTIK DUBLE; TRAFİKTE KAZA, ÖLÜ, YARALI SAYISI DUBLE DUBLE” bigazete.com.tr

Türkiye’de 2017 yılının Ocak ve Şubat aylarında 57 bin 290 trafik kazası kayıtlara geçti. Yalnızca olay yerinde 359 kişi öldü, 34 bin 273 kişi yaralandı.

EGM Trf. Eğt. ve Arş. Da.  Bşk.lığı, 2017 Ocak-Şubat dönemi trafik bilançosu  açıkladı. (daha fazlasına girmiyorum. Amma ayıptır, yazıktır, günahtır.)

Sn. Başbakan; siz bunlara inanıyor musunuz?

Bakın bu da sigortacılardan –eksikli- bir derleme:

Rakamlarla Trafik Kazalarının Başlıca Sebepleri     sigorta.generali.com.tr

Yandan çarpma veya çarpışma (yüzde 29. 67), yayaya çarpma (16,64), yoldan çıkma (15,29),arkadan çarpma (9,86), sabit cisme çarpma (9,32), devrilme (9,23), karşılıklı çarpışma (6,40), duran araca çarpma (2,49), araçtan düşen insan (0,58),hayvana çarpma (0,47), araçtan düşen cisim (0,05)

SÜRÜCÜYE AİT KUSURLAR

Araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak, dönüş kurallarına uymamak, arkadan çarpmak, kırmızı ışıklı veya görevli memurun dur işaretine uymamak, taşıt giremez trafik işareti bulunan yerlere girmek, alkollü araç kullanmak, kurallara uygun olarak park etmiş araçlara çarpmak, geçme yasağı olan yerlerden geçmek, yolcu indirme ve bindirme kurallarına uymamak, hatalı şekilde veya yasak olan yerlere park etmek

Sürücü kusurlu kaza toplam: 134.170

 

YAYAYA AİT KAZA SEBEPLERİ

Yola birden çıkmak, araçlara ilk geçiş hakkını vermemek, araç yolunda yürümek, duran aracın arkasından veya önünden çıkmak, kırmızı ışıkta geçmek, yayanın otoyola girmesi, görüntü artırıcı tedbirler almamak, yolda hatalı şekilde el ile sürülen araç kullanmak, hareket halindeki araca asılmak, Yolda hatalı şekilde hayvan sevk etmek

Yayaya ait kusurlu kaza toplam: 16.760

 

ÖLÜMLÜ,  YARALANMALI   KAZALARA ETKEN YOLCU KUSURLARI

 

Taşıtın dışında seyahat etmek, habersiz inmek-binmek, taşıttan yere atlamak, taşıt içinde gayri nizami hareketler, taşıttan sarkmak, açık yük üzerinde yolculuk.

ÖLÜMLÜ VE YARALANMALI KAZALARA ETKEN YOL KUSURLARI

Yol sathında gevşek malzeme, yolda münferit çukur, tekerlek izine oturma, kısmi veya münferit çökme, düşük banket, köprü çökmesi, heyelandan dolayı şerit çökmesi

Ekliyorum:

Levha eksikleri ve yanlışları, zift kusmuş; eriyerek ya da soğukta camlaşıp, ıslakken de -çifte kaydırıcı- yol, kavşaklarda hatalı yönetim, bölünmüş yollardaki adalı kavşaklar ve bunların sun’i, tehlikeli parantez virajları, bariyersiz yollar, bariyersizlikle katilleşen köprü parmaklıkları, kar-buz mücadelesi yapılmamış yollar, kar buz temizliğinde tehlike saçan çalışmalar, beton bariyere geçilmemesi, kavşaklarda eksikli ve gecikmiş yön bildirim levhaları

(Veriler hk. not: UDHB ‘Ulaş. Kaza İstatistikleri 2013 Raporu  ve  KGM  Trafik Kazaları Özeti-2012)

 

DAHA YAZAYIM MI?

Bu liste Sigorta şirketlerinin Kaza Sonrası Danışmanları olmadığından eksik kalmış. Zaten olsaydı, devlete rücu ederek; sorumlulara kök söktürürlerdi ve aslında çözümlere de katkıları olurdu. Mevzuatın bozukluğuna hiç giremedim.Devletin trafikle doğrudan/dolaylı ehil kadrosunun olmaması, mevcutların özgün eğitimlerinin olmamasına da giremedim.

“Yeter! Gel bir dinleyelim seni!” demeyecek misiniz?

Halâ o “çok bilenlerle”=”yok bilenlerle” facialara devam mı?

 

 

17/04/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXIV

Trafik Anayasası Gerekçeleri-12

TEKRAR HAYVANLI BİR FACİA SONRASI

Trafiğimizin çoklu manzarası sunulur… Memnunsanız, sürsün!

Bu yazının şu kişileri de kapsaması da geçerlidir:

  • Tüm Otobüsçüler (Turizmciler, Sürücü, Otobüs Sahibi, İşletmeci Firma-daima mağdur kalanlar),
  • Millî Eğitim Bakanı Sn. İsmet YILMAZ,
  • İçişleri Bakanı Sn. Süleyman SOYLU,
  • Ulaştırma D. H. Bakanı Sn. Ahmet ARSLAN,
  • EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Sn. Mehmet AKDENİZ.

BİR HABER ÖZETİ ÖNCESİ, SORULARLA SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM:

Sorular:

  • Otobüsü; sürücü değil, köpek mi sürüyordu?
  • Sürücü, sürücülük eğitimi aldı mı?
  • Eğitim içinde; bu durumlarda nasıl davranılacağı öğretildi mi?
  • SRC belgesi, ODY, ÜDY Belgesi diye ürettiklerinizin sözde eğitim müfredatlarının boş olduğunu bileniniz var mı?
  • Firmasının yöneticilerindeki eğitimler?
  • Siz; devleti, bakanlıkları, kurumları yönetenler; sizin trafik eğitimleriniz nicedir?
  • Bilmeyenleriniz; kendine “eleştirel” ve “tamamlanması gerekir” gözüyle bakabiliyor mu?
  • Psiko-Teknik Testleri yerine, belgeleri mi satılıyor? (Psiko Motorları iyi çalışıyor mu? Bakmak, Görmek, Algılamak, Muhakeme=Değerlendirme, Karar, Uygulama ve Başarı oranları ölçülür)

Sorular daha da uzar.

Cevaplara geçelim:

  • Otobüsün yönlendirilmesi; köpeğe, onun inisiyatifine bırakılmıştır, yani o sürmüştür, yani buraya.
  • Sürücü, eğitim değil; bir belge ve ehliyet edinmiştir.
  • Bu durumlarda nasıl davranılacağı öğretil(e)memiştir: “Eğitici Eğitimi=0” durumundayız. Ne öğrendi ki; ne öğretecektir? Eğitim müfredatında bunlar yoktur ki!
  • SRC belgesi, ODY, ÜDY Belgesi diye ürettiklerinizde sözde eğitim müfredatlarının içi boştur. İzledim ve kaç kere de yazdım ve bildiri konusu da yaptım… Aldıran/ınız yoktur!
  • Firmasının yöneticilerindeki eğitimler de -0- dır. Çoğu; sözde –muktesep hak- adlı istismarla, “eğitim”lerden kaytarmışlardır. Girselerdi de, yine aynı boş sertifikaları (ODY, ÜDY) alacaklardı. Amma, kendini geliştirmek için,  çaba sarfeden de -ülke genelinde– hemen yoktur,  ki çalışanlarına aktarsın…
  • Siz; devleti, bakanlıkları, kurumları yönetenler; sizin trafik eğitimleriniz yine -0- dır.
  • Bilmeyenleriniz; kendine “eleştirel” ve “tamamlanması gerekir” gözüyle bakmıyorsunuz ki, bu sorunlar giderilmiyor.

ÇÖZÜM: SİZLERİN BU KONUDA İŞBAŞI ETMENİZ!

Yukarıda anılan sayın şahsiyetler!

Bu konunun EĞİTİM boyutu; özellikle M.E. Bakanını,

Yasama ve Yürütme Boyutları; İçişleri ve Ulaştırma Bakanlarını ve Trafik Hizmetleri Başkanını ilgilendiriyor,

Koordinasyon da, Başbakanı…   ANLATABİLDİM Mİ?

İŞTE SİZE 1000’ LERCE HAYVANLI FACİALARDAN SONUNCUSU:

Tur Otobüsü köpekten kaçtı; 15 Yaralı    Konya  02 Nisan 2017   karamangundem.com 

Karaman-Konya  yolunda tur otobüsünün önüne köpek çıktı, kaçmak isteyen sürücü, otobüsü  yol kenarında bulunan önce bariyerlere, sonra  ağaçlara çarpması ve çamura saplanması sonucunda (…)

 

03/04/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXIV

Trafik Anayasası Gerekçeleri-11

Otobüsçülere ve Devlete Müjde! Sigortada Ucuzluk ve Güvenlik!

2 önceki yazımızda, bu konuya şu başlıkla yer vermiştik:

KARAKUTU ile Ülke Trafiğini Kurtarmak?!   Hem de Devlete ve Kullanıcıya Bedava!  1 Taş= BİN KUŞ!

Taşıt Sigorta Primleri de  düşecek: % 30 netleşmiş ve muhtemelen % 50 ye varacak. (…)

Bu yazının şu kişileri de kapsaması da geçerlidir:

  • Tüm Otobüsçüler (Sürücü, Otobüs Sahibi, İşletmeci Firma-daima mağdur kalanlar),
  • İçişleri Bakanı Sn. Süleyman SOYLU
  • Ulaştırma D. H. Bakanı Sn. Ahmet ARSLAN
  • EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Sn. Mehmet AKDENİZ

EK BİLGİLER GELMİŞTİR, SUNUYORUZ

Karakutu  olarak bilinen AGS cihazının otobüsler için geliştirilebilir kısımları hakkında şu geliştirmeler yapılabiliyor:

 

Başlangıçta bu cihaz 4 adet kamera montajına göre tasarlanmışsa da taleblere göre bu sayı artırılabilir.

 

Bu kamera görüntüleri, ön ekrandan şoföre izlettirebilir,

aynı zamanda da bağlı olduğu otobüs firmasının merkezinden de bu görüntülere ulaşılması mümkün olabilir.

 

Artırılan kameralara göre bagaj, aracın ön ve arka kısımları ile birlikte yan taraflara kamera yerleştirilebilir.

 

Otobüs içine kamera takılabilir ve asayiş ile ilgili sorunlara çözüm üretebilir.

 

Geriye dönük 1 ay süreli kayıtlar arşivlenebilir.

Mevcut cihaza ses kayıtları eklenebilir.

 

Kısacası, bu cihaza eklenebilecek özellikler insanların hayal gücü ve teknoloji ile sınırlı.

 

Aklagelen tüm ihtiyaçlar, teknolojinin elverdiği imkanlar dahilinde bu cihaza entegre olabilir.

Tekrarlıyoruz:

Bu sistem; âdeta tadından yenmez   durumda;

  • Devlete,
  • Otobüscülere vd tüm taşıt sahiplerine,
  • Sigorta şirketlerine/ülkenin sigortacılık sistemine
  • Devlet; cebinden para çıkmadan; vatandaşa en az  % 30  ucuz sigorta imkanı sunacak, sigortacılarla bozuşmayacak,
  • Otobüscüler başta olmak üzere, tüm taşıt sahiplerine çifte yarar:
  • Sigorta maliyeti düşmesi,
  • Bu cihazı bedava edinmek ve kullanmak,
  • Kaza sonrası hukukunda belgeli kanıt kayıtları,
  • Her yol kullanıcısının; daha güvenli bir trafik ortamına katkıda bulunması disiplini,
  1. Sigorta şirketleri;

a-  Her branşda (kloz) kâr ederken, trafikte çok aşırı zararlarından, tutanak hileleriyle yaratılan zararlardan-tekrar kâra geçmeye ve bu poliçelerini de ucuzlatmaları imkanlarına kavuşacaklar.

SİGORTASIZ 6 MİLYON TAŞIT VAR!

20 milyon taşıtımızın 6 milyonu sigortasızlıkla kendilerine de başkalarına da, devlete de tehlikeler saçmaktadırlar.

Sigorta şirketlerinin gelirden olmaları ve dolayısıyla genel ekonomimizin  zararı vardır. Çünki, onlar topladıkları primlerin bir bölümünü sanayide/ticaretde işletmek gibi yasal zorunlulukları vardır.

TOFED; bu bedava ürünün/ donanımın taşıtlara/otobüslere takılması için, Karayolu Taşıma  Yönetmelik önerisini, Bakanlığa götürme kararı aldı.

Genel Başkan Birol ÖZCAN’ a tebrikler, teşekkürler!

Haydi otobüscüler! Masrafsız Kazanç ve Kaza Sonrası Hukukunuzda Kanıt=Haklar için “KARAKUTUYA HÜCUM!”

 

 

 

 

27/03/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXII

Trafik Anayasası Gerekçeleri-9

 

“TRAFİKDE BİLİRKİŞİ CİNAYETLERİ”  Bilirkişiye ve etiğe muhtaç –bilirkişi sıfatlılar- yargıyı yanıltıyorlar.

 

Bu yazı, tüm otobüsçüleri (sürücü, otobüs sahibi, işletmeci firma-daima mağdur kalanlar), İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu ve Adalet  Bakanı Bekir BOZDAĞ’ ı da kapsamaktadır.

 

Sn. Başbakan;

“ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR”  sözünün doğruluğuna sizin de inandığınızı düşünürüm.

 

Ülkemiz trafik güvenliğinin bir türlü kurulamayış sebeplerinin başında gelenlerden biri de “TRAFİK HUKUKU”  dur. Yasamanın=Mevzuatın kötülüğünden defalarca bahsettim.

 

Amma bir de “YARGI KUSURLARI”mız bulunmaktadır.  Yargı kusurlarına yol döşeyenlerden biri de –sözde- bilirkişilerdir.

 

İncelediğim birçok ölümlü otobüs facia dosyalarında, bu –cinayetlere- rastlamaktayım, tıpkı, -KAZA TUTANAKLARI-, -ADLİ VAKA TUTANAKLARI- gibi.

 

Aşağıdaki olay da en sondakilerden biri. Yazdığım itiraz görüşünün tümü buraya sığmaz, özetleyeceğim:

 

Sinop’ta 4 ölümlü bir facianın hazırlık dosyasında hazırlık savcısı; Boyabat’ dan bir bilirkişice, otobüsün lâstiklerinin incelenmesini ister, o da –sözde- bir rapor yazar;  makina mühendisidir.

 

  • Arka lastiklerin; mevsime uygunluğunu, diş derinliğinin de –idare eder faslından- 6 mm olduğunu,
  • Ön lastikleri ise 2 mm olduğunu

yazar ve kendini yargıç yerine koyarak –hüküm- keser: “KAZA BU YÜZDEN OLMUŞTUR!”

Onarım için İstanbul’ da çekildiği kaportacıda 27.01.2017 den beri hiçbir işlem görmeden yatan otobüste; 2 ayrı lâstik servisi teknisyenlerine inceleme yaptırırız:

Arkalar; 14 mm den fazla,

Önler; 8 mm den fazla çıkarlar, görüntüler de alırız.

 

Gel de;  şaşma, kızma, sorgulama:

  • Bu ne mene bir bilirkişiliktir?
  • Nasıl mühendisliktir?
  • Nasıl ölçmeciliktir?
  • Ya da kafadan atmacılıktır?
  • Ya da baskı altındalıktır?
  • Ya da etik fukaralığıdır?
  • Ön lastiklerdeki fazlalık 6 mm’yi nerene sakladın?
  • Arkalardaki fazlalık 8 mm’yi nereye soktun?

  • Gel de itiraz etme!
  • Suç duyurusunda bulunma!
  • Bilirkişiliğinin iptalini isteme!

 

Hak aramasını bilmesen ve aramasan; -yol kurbanı- olmanın yanı sıra, bir de bu sözde bilirkişilerin, sözde tutanakların kurbanı olursun! İflaslardan, iflas beğen…

  1. BAŞBAKAN; ANLIYORSUNUZ, DEĞİL Mİ?

 

İşte 2 ayrı ölçüm: (Sadece önleri aldık, yer dar.)

 

Metrik Ölçüm: 8+ mm                                                      Dijital/mikrometrik ölçüm: 8.95 mm  

 

13/03/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXXI

 

Trafik Anayasası Gerekçeleri-8

KARAKUTU ile Ülke Trafiğini Kurtarmak?!   Hem de Devlete ve Kullanıcıya Bedava!  1 Taş= BİN KUŞ!

Taşıt Sigorta Primleri de düşecek: % 30 netleşmiş ve muhtemelen % 50 ye varacak.

 

Bu yazı, tüm otobüsçüleri (Sürücü, Otobüs Sahibi, İşletmeci Firma-daima mağdur kalanlar), İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu, Ulaştırma  Bakanı Ahmet Arslan’ı, EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Mehmet Akdeniz’i de kapsamaktadır.

 

Sn. Başbakan;

Malumunuzdur ki ülkemizin Kötü Trafiği, hiçbir türlü iyileştirilemiştir.   İyileşegelen, sadece taşıtların hemen her türünün modernleştirilmesi olabilmiştir.

  • Mevzuatımız,
  • Yollarımız,
  • Trafik Eğitim(ci)lerimiz,
  • Sürücülerimiz çok kötü=Taşıtları ve Yolları Kullanışımız çok kötüdür.

Bunu düzeltmede en büyük yardımcımız şu olacak, mutlaka:

KARAKUTU ile tüm taşıtlarımızı donatmak!   Hem de Devlete ve Kullanıcıya Bedava olarak.

Maliyet önemli; önce onu açıklayalım: Maliyet, tümüyle Sigorta Şirketlerine ait. Zorlama da yok Ekonomik ve Demokratik Tercih  ile oluyor/olacak hep.

Taşıt Sigorta Primlerinin çok yüksek olmasından şikâyetler, haklı olarak vardı.  Bu da düşecek: % 30 netleşmiş ve muhtemelen % 50 ye varacak.

Sistem kurucusu firmadan aldığım çok sağlam bilgiler bunu gösteriyor. İlk 2 bin kamyona montajlanmış, başarıyla denenmekte.

Sigorta şirketlerinin tercih sebebi:  Kazaları ve sahtekârlıkları önlemek.

Kullanıcının  tercih sebebi:   Poliçe primlerinin düşmesi ve bundan itibaren ek hasarsızlık indirimleri.  

Devletin tercih sebebi ise çok yönlü:

  • Vatandaşa, -ucuzlatılmış sigorta- sunmak,
  • Sigorta Şirketlerinin –trafik- zararlarını azaltmak=zarardan-kâra geçmeleriyle mutluluklarını sağlamak,
  • Daha Güvenli Yollar ve Kullanıcılar Sağlamak: Yolu kullananları bedava denetlemek ve disipline etmek,
  • Yollar Hakkında Veri Toplamak, daha hızlı çözümler için, daha doğru ve hızlı projeler+ uygulamalar sunmak.

   …

Bu proje, pilot olarak, kamyonlarda başlatılmış durumda ve aslında bu yazıda sayamayacağım kadar çok kazançlar sağlıyor.

Ancak bunu şehirlerarası, turizm vd otobüslerde de, her tür motorlu taşıtta da uygulamak, mutlaka şart.

2918’ in Trafik  Yönetmeliğinde ve K.yolu Taşıma Yönetmeliğinde; bunun takılması zorunluluğunun konulması gerekmekte. Hem zorunluluk, hem de demokratik tercih olur mu?

“Bal gibi olur!” faslından olacak.

Zorunluluk:  Bu “karakutu” yu takmayan, trafiğe çıkamayacak.

Demokrasi: Ekonomik yararında. Takan; sigortacısından indirimi ancak böyle alabilecek.

Bu sistemi ülkemize getirenler başta olmak üzere; maliyeti üstlenen sigortacılarımıza, taktıran taşıt sahiplerine/işletmecilerine candan tebrik ve teşekkürler.

Haydi otobüscüler! Masrafsız Kazanç ve Kaza Sonrası Hukukunuzda Kanıt=Haklar için “KARAKUTUYA HÜCUM!”

Not: Bu sistemi bulan, kuran ve ödeme yükünü kaldıran ve de % 100 yerli sermayemiz olan TIRPORT AŞ ye teşekkürler. Daha çok bilgi: www.agsteknoloji.net ve tirport.com

 

06/03/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP XXX

Trafik Anayasası Gerekçeleri-7

Bu yazı, Tüm Otobüsçüleri (Sürücü, Otobüs Sahibi, İşletmeci Firma-daima mağdur kalanlar),İçişleri Bakanı. Süleyman Soylu’yu, Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan’ı, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı, EGM Yardımcısı ve Trafik Hizmetleri Başkanı Mehmet Akdeniz’i ve Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal’ı da kapsamaktadır:

Sn. Başbakan;

  • Yollar çok kötü sunuluyor,
  • Sunuluşu ve Tehlikeleri Denetlenmiyor+Giderilmiyor,
  • Tutanaklarda Yol Kusurları Gizletiliyor,
  • Mağdurlara hak aratılmıyor,
  • Binlerce yol faciası, -0- kaza tazminatı!

Bu mu HUKUK DEVLETİ?!

Bugünkü özgün konumuz, yine bir devlet görevi ve onun gerekliliği olan İYİ BİR TRAFİK YASAMASI ve UYGULAMASI doğrultusunda, ‘KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİ ORTAMINI SAĞLAMAK VE KORUMAK’  ve ne yazık ki bunların olmamasıdır.

Bu da ancak KUSURSUZ YASA/MA ile başarılabilir.  Tüm MTÜ lerde de böyle olduğu görülmektedir. (MTÜ=Modern Trafik Ülkeleri)

Bunca yol kusurundan kaynaklanmış kazalara ve zarar görenlerin çokluğuna rağmen, insanların hakları olan tazminatları al(a)mamalarının sebebi KÖTÜ YASA VE KÖTÜ UYGULAMADIR.

Evet 2918 imiz de, uygulamalarımız da berbat durumdadır.   Diyeceksiniz ki; Bu çocuk kucağımıza doğdu, biz yaratmadık. Doğru.

Amma, bu konuyu iyileştirmeyi de –başarı hanenize yazdırmak- mümkündür.  Tıpkı Karayolu Taşıma Kanununu ve Yönetmeliğini, ‘hiç yoktan var ettiğiniz’ gibi.

BAKINIZ AŞAĞIDAKİ BELGE; BU BERBATLIĞIN  DANIŞTAY’CA BİR TESBİTİDİR:

Özet şudur:

Karayolları’na Görev ve Yetki Var; SORUMLULUK YAZILMAMIŞ! (2918/7 Trf. Yasası) (Gel, bu kördüğümü, kaosu çöz!)

 

 

T.C. DANIŞTAY 15. DAİRE    ESAS-2013/14152   KARAR-2014/181
Temyiz Eden
(Davalı) : K.yolları Gn. Md.lüğü – ANK.

 

İstem Özeti : Erzurum 2. İd. Mah.nin 13/09/2013 tarih, E:2013/801; K:2013/786 say. kararının, temyizen incelenip bozulması…

 

Karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik güvenliğini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm önlemleri belirlemek amacını taşıyan 2918 sayılı Yasa;

 

  1. Emniyet Genel Müdürlüğü,
  2. Milli Eğitim Bakanlığı,
  3. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,
  4. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yanında,
  5. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün de trafik güvenliği yönünden görev ve yetkilerini sayma yoluyla belirlemiştir.

 

Ancak Yasada, diğer kamu idarelerinin ve bu arada Karayolları Genel Müdürlüğünün, trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgili olarak üstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumlulukları düzenlenmiş değildir.

Kararın tümüne yer olmadığından, can(larımızı) alıcı/alan/doymayan nokta burasıdır.)

2918; 1983 doğumludur. 4. ve 12. Maddeleri arasındaki sözde görevler+yetkiler ve SORUMSUZLUK  ise 4199 say. Yasayla 1996 da yani 20 yıl önce düzenlenmiş değil de çiziktirilmiştir.

 

Haksız mıyız; “Böyle yasa yapanın, YAPTIĞIYLA ELİ-YÜZÜ KARA OLSUN! demekle?

VE SİZ/LER/DEN DÜZELTMELER BEKLEMEKLE?

 

 

20/02/2017

Kayseri İl Emniyetine ve Otogar Müdürüne Teşekkürlerimiz Var!

Sadece bana değil, şahsımda, hem otobüsçülerimize, hem de ülkemiz Kaza Sonrası ve Öncesi Hukukuna yardım ettiler

Malum, çok çetin kış günlerindeyiz. Kar, buz yoğunlukları ve bunların tehlikeleri hiç bitmiyor.

Çilekeş otobüscülerimizin duçar olduğu/karıştığı, tekli/çoklu faciaların olay yerlerini inceleme seyahatim, yaklaşık 1 ay kadar sürdü.

Sino p’ dan başladım (10 gün sürdü v e 1 hafta uçak ertelemeyle geçmişti), Samsun, Sivas, Kayseri ve Kahramanmaraş derken, Adıyaman’ ı da boyluyordum neredeyse.

Kayseri Sarız’da da peşpeşe 2 ayrı firma otobüsü (1 Van, 1 Kahramanmaraş) ve 1 de kamyonet,  yaklaşık 500 er m. arayla, K.maraş yönünde, yolun sağındaki  tarlalara uçarak devrilmişlerdi.

Olay yerlerini bilmiyordum, mutlaka görmem+görüntülemem gerekiyordu ki, sebep-sonuç ilişkilerini  ortaya çıkarabilmeliydim.

Firma merkezleri, olay yerlerine uzaktı ve bana bu yerleri gösteremezlerdi.

Kayseri Otogarına varmıştım; “olay yerlerine en kolay nasıl varacağımı” öğrenmek için, müdüriyete çıktım. Bu çok büyük ve çok yönlü bir şans oldu, çünki işletmeci Avrasya AŞ nin, çok değerli bir müdür atamış olduğunu gördüm.

Sayın Rekin  ÇALI.  Genç, dinç, geniş kültürlü, insan ilişkilerinde de başarılı ve geniş/seven bir çevreye de sahip, vizyon sahibi bir şahsiyet.

(…)

Aklımda olamayacak ve fakat çok güzel bir rota çizdi bana: Pınarbaşı üzeri gitmek. Sarız’ a da Pınarbaşı Bölge Trafik Zabıtamız bakıyormuş meğer.

Kayseri İl Emniyet Müdür Yardımcılarımızdan, Sayın Sefa SARIKAYA  da arkadaşı imiş, bu değerli emekli askerimizin.

Görüştüler ve benim olay yerine intikalim için gereken kolaylığı yapmaya karar vermişler ve Pınarbaşı Bölge Trafik Zabıtasını talimatlandırmışlar.

Ertesi  gün Pınarbaşı otogarında beni, 3 değerli Trafik Zabıtamız –gülen güzel yüzleriyle-  karşıladılar.

Sohbet de ederek;  yolları, iklimi, tehlikeleri; karayollarımızın durumlarını, daha iyileşmesi için gerekenleri konuşarak, olay yerlerinin 3 ünü de gösterdiler.   Çünki tutanaklarını yapmaya kendileri gitmişlerdi.  Her noktayı/kesimi; avuç içi gibi tanıyorlardı.

Yol kenarları halen 1 m ye varan karla kaplıydı.

A yrı ayrı video  ve kare kare görüntülerimi aldım ve vedalaşma vakti gelmişti.  Candan teşekkürlerimi sundum ve Kahramanmaraş’ a i ulaşmam için, o yönde ilk durağım olacak  Göksun’ a doğru beni yolcu ederek, görev yerleri olan Pınarbaşı’ na döndüler.

 

Olay yerleriyle ilgili tesbitlerimi gelecek yazıya, yine Sn. Başbakan  YILDIRIM’ a mektuplar şeklinde sunma

Teşekkürlerim

Sadece şahsıma değil, -Kaza Sonrası ve Öncesi Hukukumuza- katkı ile başta trafikzedeler olmak üzere  tüm  otobüscülerimize de yardımcı olan değerli kişilere candan teşekkürlerimi, saygı dolu sevgilerimi sunuyorum:

Kayseri  İl Emniyet Müdür Yardımcılarımızdan  Sn. SEFA SARIKAYA’ ya,

Pınarbaşı Bölge Trafik Zabıta Memurlarımız  Sn.; SEBAHATTİN YAZICIOĞLU’ na, ALİ ÖLÇER’e,

Kayseri Otogar Müdürümüz Sn. REKİN ÇALI’ ya

Candan teşekkürler. İyi ki varsınız. Sizleri ve katkılarınızı unutmayacağım, unutmayacağız.

06/02/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP: XXVI

TRAFİK ANAYASASI GEREĞİ ve GEREKÇELERİ-5

İhbarım Ve Çağrımdır:  YOLCU KATİLİ YÖNETMELİK  var! DÜZELTİNİZ!

Bu Yönetmelik; KTY’dir (Karayolu Taşıma Yönetmeliği).

Bu yazı, şu kişileri de kapsamaktadır:

  • Ulaştırma D.H. Bakanı Sn. AHMET ARSLAN’ı ve kendisine bağlı olan
  • Ulaştırma D.H. Müsteşar Yardımcısı Sn. Talat AYDIN’ı,
  • Kara Ulaştırma Genel Müdürü Sn.

Sn. Başbakan;

Bugünkü özgün konumuz, yine bir devlet görevi ve onun eksikliğidir.   Bu ihtiyaçtan; Sn. Talat  AYDIN’ a bahsetmiştim, hatırlayacaklardır.  “Otobüsçüler bunu bari kendiliklerinden yapsınlar, Ahmet Abi… “ demişlerdi.

YOLCU KATİLİ YÖNETMELİK! Ne demek mi?

KTY (Karayolu Taşıma Yönetmeliği) de onun yasası, her yasa ve yönetmelik gibi Yasama Meclisi ve devlet tarafından yapılır. Bu yönetmelikte de eksiklikler bulunmaktadır. Devrilen/çarpışan her taşıtta olduğu gibi, otobüslerde de –güvenlik kemeri- takılmadığından, canlara gelen zararlar artmaktadır. Bu kemerlerin keşfinden-takılma zorunluluklarına kadar, hayli yıllar ve evreler geçilmiştir. Otobüslerde de; önceleri şoför+host/es ve ilk ön sırada ve en arka 5 li sıranın ortasında oturan yolcular için başlatılmıştır. Sonradan, tüm yolcu koltuk yolcuları da bu kapsama alınmışlardır.

YOLCULARA NEDEN KEMER TAKTIRILAMIYOR?

Soru ve sorun gibi cevap=çözüm de buradadır

“Uçakta kuzu kuzu takanlar”, otobüslerde neden takmazlar?:

ÇÜNKİ DENETİM ve TAKMAYANA CEZA YOKTUR.

BAŞARININ YOLU?:

  • Kameralı Denetim,
  • Kişisel Yaptırım(=ceza).

YÖNETMELİKTE NASIL BİR DÜZENLEME?

19-C MADDESİNE BİR EK:  (Taşıtlarda bulundurulacak donanımlar maddesidir)

[[ “14+1 den itibaren tüm yolcu taşıma araçlarında, çok yönlü kameralar bulundurulması zorunludur.

İşbu kameralar;

Taşıtların dışında önünü, arkasını, sağ ve sol yanlarını,

taşıtların içinde de kokpit denilen sürücü bölümünü ve yolcu oturaklarının tümünü görecek şekilde yapılandırılırlar/montajlanırlar.

  • Kayıtları, en az 15 gün ilgili taşıtın ve varsa işletmeci firmanın elektronik hafızasında korunur.
  • Denetimleri, taşıt giderken elektronik ortamda; devletin ilgili resmî kurumlarının birimlerince,
  • Ulaştırma D ve H. Bakanlığının –yol kenarı denetim istasyonlarında birimlerinin ve
  • Trafik Zabıtasının denetimlerinde; anılan elektronik kayıtlara da bakılarak yapılır. ]]

İşte bütün otobüslü kazaların 1 temsilcisi resimli  haber, hepsini anlatıyor!

2 otobüs, 1 minibüs aynı yerde devrildi, en az 17 yaralı   Kayseri Sarız 29 Aralık 2016  HT AA

Kayseri’de şiddetli rüzgâr nedeniyle 2 kilometre arayla 2 yolcu otobüsü ve 1 minibüs devrildi, 17 kişi yaralandı

Kayseri-Kahramanmaraş karayolu Yeşilkent mevkisinde;

  • kar yağışı,
  • kaygan zemin ve
  • kuvvetli rüzgâr nedeniyle
  • kontrolden çıkan 2 yolcu otobüsü

Kaza yerine çok sayıda ambulans, jandarma ve polis ekibi gönderildi. İlk belirlemelere göre yaralanan 17 kişi ise Sarız Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Meselâ bu otobüsün altına düşenler kadar; yatış tarafındaki, en sağdaki yolcunun üzerine yığılan diğer 3 yolcunun; birden ve yaklaşık “10 ar kat” artan ağırlıklarıyla, o yolcuyu ezerek-camdan dışarıya da iterek, taşıtın dışına ittiklerini ve taşıt sürüklenirken; alttakilerin parçalandıklarını düşünebilmelisiniz.

Ve çözümlerin hemen başlaması gereğini! Hemen! İnsanlık ve Büyük Devlet gereği! 

  • Bayburt; 3  ölüm (21.01.2014)
  • Kayseri Pınarbaşı; 21 ölüm (22.01.2014)
  • Sivas Yıldızeli; 10 ölüm (21.01.2014)
  • Sinop; 4 ölüm (29.01.2016)
  • Sivas Yıldızeli; 34 yaralı(29.12.2016)
  • Bilecik; 31 yaralı (12.01 2017)
  • Konya Ereğli; 17 yaralı (09. 2015)

 

 

16/01/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP: XXIV

TRAFİK ANAYASASI GEREĞİ ve GEREKÇELERİ-3

Otobüsler, Kamyonlar  Nasıl Devirtiliyor?

Bu yazı da;  Ulaştırma D.H. Bakanı Ahmet Arslan  ve kendisine bağlı olan Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu u da kapsamaktadır. Çünkü 2918’in sekreteryasını İçişleri Bakanlığı/Emniyet Genel Müdürlüğü yapmaktadır. Bu gerekçenin haberindeki yol da yine Karayolları Genel Müdürlüğü’ne aittir.

Sn. Başbakan;

3 gündür Sinop’tayım. 4 kişinin öldürtüldüğü, 1 kişinin ağır yaralatıldığı, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün  otobüslü bir faciasının olay yerini, etkenleri inceliyorum ve kgm+ egm=devlet aleyhine dava açtırmak sürecini yönetiyorum.

HABER ÖZETİ: 

Ankara’dan Sinop’a gelmekte olan yolcu otobüsü, keskin-sürekli virajlara sahip, kar+buz+ rüzgâr tehlikeleri dolu, bunlarla mücadele yapılmamış yoldan; uçuruma yuvarlandı. Kazada; 4 kişi öldü, 27 kişi yaralandı.

KAYTARMA MADDELERİ İLE DEVLETİ KURTAR, DAHA ÇOK CANI ÖLDÜR!

Hemen her olaydaki gibi bunda da, sürücü suçlama yoluna gidilmiş; tutanaklarda böyle yazılmış:

2918/51. ve 52. Maddelerle, sözde görevli tembeller, sorumluluklardan hem kendilerini, hem de devleti kaytartmışlar.

Aslında bu yapılan; benzer/kötü olayların devamı için “SÜRDÜRÜLEBİLİR TUZAK” dır.

GİZLİ BUZLANMA(!) İLE KAMYONU DEVİRTMEK

Bilinen şeyin, gizliliği neresindedir? Levhasını koyuyorsun da neden “KONUŞAN LEVHA” değil ve HIZ SINIRI LEVHASI YOK?

Bu da yine bile bile insanları buza göndermek!

Ülkemizde 1983/1985/1996’dan beri üretilmiş tüm trafik faciaları; İYİ BİR TRAFİK ANAYASASI YOKLUĞUNDANDIR.   Haydi! Hemen yapmaya başlayalım!

(TRAFİK ANAYASASI=2918. Yani Trafik Yasası ve Yönetmeliği)

 

 

 

 

 

 

 

09/01/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP: XXIII

TRAFİK ANAYASASI GEREĞİ ve GEREKÇELERİ-2

(TRAFİK ANAYASASI=2918. Yani Trafik Yasası ve Yönetmeliği)

Bu yazı;

  • Ulaştırma D.H. Bakanı Sn. Ahmet ARSLAN’ı ve kendisine bağlı olan
  • Karayolları Genel Müdürü Sn. İsmail KARTAL’ı,
  • İçişleri Bakanı Sn. SÜLEYMAN SOYLU’ yu da kapsamaktadır. Çünki 2918 in sekreteryasını İçişleri Bakanlığı/Emniyet Genel Müdürlüğü yapmaktadır.

Bu gerekçenin haberindeki yol da K.yolları Gn. Md. ne aittir.

Sn. Başbakan;

Önceki yazımda bahsettiklerimin–maalesef- yeni gerekçeleri de geldi, daha da yaratılacak…

Facialar şahsımın ya da yolu kullananların kusuru değildir. Hele de bu haber konusu…

Vermiş olduğunuz önem ve öncelik doğrultusunda, ülkemizin (genel) Anayasası üzerinde yoğunlaşmış durumdasınız.

Ancak, ÜLKEMİZ TRAFİĞİNİN DE BİR TRAFİK ANAYASASINA İHTİYACI  olduğunu ve ertelenemezliğini de unutmayınız. “Lütfen” demeye gerek yoktur. Çünki bu bir idarî, insanî ve vicdanî bir görevdir.” demiştik.

HABER ÖZETİ:  (HaberTürk, 04.01.2017)

“Kdz. Ereğli’de Metin Ö. (32) ve eşi Funda Ö. (32), Zonguldak-İstanbul yolu 25. Km de 50 metreden otomobille dereye uçtular. Feci olayda ters dönen taşıt, kayalıklarda durabildi. Genç çift yaralı, biri ağır.”

KAYTARMA MADDELERİ

Hemen her olaydaki gibi bunda da, sürücü suçlama yoluna gidilecektir: 2918/51. ve 52. Maddelerle, sözde görevli tembeller, sorumluluklardan kaytaracaklardır.

Aslında bu yapılan; benzer/kötü olayların devamı için “SÜRDÜRÜLEBİLİR TUZAK” dır.

Ülkemizde 1983/1985/1996 dan beri üretilmiş tüm trafik faciaları;

İYİ BİR TRAFİK ANAYASASI YOKLUĞUNDANDIR.   ANLATABİLDİM Mİ? Haydi! Hemen başlayalım!

 

 

02/01/2017

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP: XXII

TRAFİK ANAYASASI GEREĞİ?!

(TRAFİK ANAYASASI=2918. Yani Trafik Yasası ve Yönetmeliği)

Bu yazı; İçişleri Bakanı Sn. SÜLEYMAN SOYLU’ yu da kapsamaktadır.

Sn. Başbakan;

Vermiş olduğunuz önem ve öncelik doğrultusunda, ülkemizin (genel) Anayasası üzerinde yoğunlaşmış durumdasınız.

Ancak, ÜLKEMİZ TRAFİĞİNİN DE BİR TRAFİK ANAYASASINA İHTİYACI olduğunu ve ertelenemezliğini de unutmayınız. “Lütfen” demeye gerek yoktur. Çünkü bu bir idarî, insanî ve vicdanî bir görevdir.

Sordunuz diyelim: “-  2918’i neden beğenmiyorsun?”

Cevap:  “- Ölü mevzuattır da ondan.”

S:“- Neresi ölü?”

C: “- Kendini işletme yetisinden yoksun!”

S: “-  İspat var mı?”

C: “- Ülkemizde 1983/1985/1996 dan beri üretilmiş tüm trafik faciaları yeterli mi? (irili/ufaklı/kayda geçmiş/geçmemiş)

S: “-Nedir bu rakamlar?”

C: “- 1893= 2918’ in Yasalaşma, 1985=Tümüyle yürürlük kazanma, 1996=İyileştirme(!) değişiklikleri tarihleridir.  Kaybolan yılları da görelim: 33, 31 ve 20 yıl…

S: “- Neresinde sorun vardır?

C:  “-Amaç ve Kapsamdan başlanacak,  özellikle 4.-13. maddeler dâhil, tüm aradakiler, ayrıca konulacak maddelerle “kurulması zorunlu yeni birimler” ve yönetmeliğinde buna göre iyileştirme değişikliklerine tâbi tutulması gereklidir.”

S: “-Yani, ‘Tanrım, beni baştan yarat!’ gibi bir durum?”

C: “-O kadar zor değil, amma şart!”

S: “- Nasıl olacak? En iyi kim bilir bu konuyu?”

C: “- Benden bir ön brifing alacaksınız. Sonra değerli bilimcilerle bir araya geleceğiz. Onlara da bir brifing sunacağım.”

S: “- Senin brifinglerde ne var ki böyle?”

C: “- Ben saha çalışmaları yapıyorum. Gidebildiğim (sadece onlar olduğundan) otobüslü faciaların olay yerlerini inceleyip; sebep-sonuç ilişkilerini buluyor ve Kaza Sonrası Hukuku=Kaza Öncesi Hukuku için katkı sunuyorum, makalelerimde ve sempozyum bildirilerimde, üniversite konferanslarımda; hedef kitlelerle paylaşıp-aydınlatmaya çalışıyorum. Hukukçulara danışmanlık ediyorum.

S: Bilimcileri, dışlıyor musun?

C: “-Bilimcileri dışlamam mümkün değil, haddim değil. Amma, yol eğitimi veren mühendis bilimciler ve hukuk bilimcileri; hepsinden yararlandığım gibi, onlara da uygulamadaki aksaklıkları tesbit ederek bilgilendiren, takdirlerini alan benim.”

İşte böyle; Sayın Baylar, Sayın Yöneticiler, Sayın Önem ve Karar Vericiler!

Sakın ola ki; “istatistiklerdeki ölüm sayılarına kanmayınız/inanmayınız. Yıllık, 10, 20, 30 vd yıllık ölümlere; % 159 daha eklemeniz gerekiyor.

Yani, “Bu alandaki yırtık/delik ne kadar büyüklükte ve ne kadar bir yama gerekmekte?” bunu dahi bilemeyen bir devlette yaşadığımızın ayıbını silmek de, -siz, günümüz yöneticilerine- sizlere düşmektedir.

(Kaynak: Sn. Yusuf AVAN- Em. Gn. Md.lüğü, TRf. Araştırma ve Eğitim Da. Başkanı, görevi döneminde.)

Anlaşıldı mı; NEDEN TRAFİK ANAYASASI?

Haydi! Hemen başlayalım!

26/12/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP: XIX

KARDA DEVRİLEN/DEVRİLECEK OTOBÜSLERLE İLİŞKİNİZ?

Bu mektup; şu değerli kişileri ve kurumlarını da doğrudan kapsamaktadır:

1-            Ulaştırma Bakanı AHMET ARSLAN

2-            İçişleri Bakanı SÜLEYMAN SOYLU

3-            KGM (Karayolları Gn. Md.) İSMAİL KARTAL

Bence ilişkileriniz vardır, olacaktır. Bunu açıklayacağım:

Çünkü;

1-            Başbakanlık makamı; bir ülkenin her şeyinden, her kesiminden, her konusundan haberdar ve sorun çözümleme makamıdır. Bunlar; 17 İcraat Bakanlığı ve birçok kurum kapsamında belirtilmiştir.

[Bunun en veciz açıklamasını da Merhum (ve muhteşem+millî) Süleyman Demirel yapmıştı:                        “Bu ülkede, bir dağ başında kaybolan 1 koyunun da sorumlusu benim.”]

2-            Ulaştırma (Denizcilik ve Haberleşme) Bakanlığı; bir ülkenin ulaştırma sistemlerini düzenler ve  gerekli güvenlik sistemlerini de oluşturur, uygular. Karayolu trafiği de bunlardandır. En fazla kullanılan tür olduğundan çok önem kazanır.  Altyapı kurumu da KGM dir. Ülkemizde de AKP döneminde –doğrusu yapılmıştır- KGM, bu bakanlığa bağlanmıştır.

3-            İçişleri Bakanlığı; bir ülkenin, tüm genel asayişinden-trafik ve yol güvenliğinden de sorumludur. Çok kıymetli ülkemizde de böyledir.

4-            Karayolları Genel Müdürlüğü; ülkemizin özellikle şehirlerarası tüm karayolları bu kuruma aittir/bağlıdır.

Dolayısıyla her başarı da, başarısızlık da bu makamlara/kurumlara aittir. (Başarıların da takdircisiyim.)

KARDA DEVRİLEN/DEVRİLECEK OTOBÜSLERLE (ve diğer taşıt kazalarıyla)  İLİŞKİNİZE GELİNCE:

5-10 yılda yüzlerce bu tür örnekler verebilirim. Arama motorlarından, herkes bunlara erişebilir!

İŞİN EN KÖTÜSÜ?

Yukarıda anılan kurumların hiçbirinde bu hâfızalar tutulmamaktadır ve bunlardan dersler çıkarılmamaktadır ki, o derslerin gerekleri yapılsın!

SORU:

KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİ SEMPOZYUMLARINDA SUNULMUŞ BİLDİRİLERİN KİTAPLARINI OKU/TU/YOR MUSUNUZ ?

–              2010 öncesinde bunların TRODSA adıyla Gazi Üniversitesi’nde yapıldığını?

–              2010 sonrasında EGM+Ulaştırma Bakanlığı müşterekliğiyle de 7’cisinin yapıldığını?

–              Bunların; kişisel/makamsal –basit tatminler- için yapıldıklarını mı düşünmektesiniz?

SAYIN BAYLAR!

Bu konuda kadrolarınız yoktur/iyi değildir. “Bu konuya verdiğiniz önem yoktur!” kanaatleri, tüm vatandaşlar arasında yaygındır.

BU KONUDA “İŞBAŞI” YAP/TIR/INIZ LÜTFEN!…

 

İşte, her kış dönemi, her tür yağış halinde oluşan kazalardan- facialardan –sadece 1 yerdeki- birkaçı

1-            BU YILIN İLK HABERİ:  (2 foto, son olaydandır)

Yolcu Otobüsü Buzla Kaplı Yolda Devrildi; 33 Kişi Yaralandı Sivas      2 Aralık 2016

 

2-  GEÇEN YILDAN BİR HABER:

02.01.2015 – Kar-buz ile yolcu otobüsü devrildi; 51 yaralı  Yıldızeli-Sivas

 

 

05/12/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP: XVII

SORULAR: BİLGİ? İLGİ? PROJE? 2023? 2073?

Bu makale, Sn. Başbakan yanı sıra Bakanlar Kurulunun tümü kapsamında;  özellikle İçişleri, Ulaştırma, Çevre ve Şehircilik, Sağlık, Orman ve Su İşleri, Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakan(lık)larını doğrudan kapsamaktadır.

Bu konuda ben daha önceleri İsveç’ in başkenti Oslo’ya taşıt girişlerinin kısıtlanması ve dizellerin tamamen yasaklanması ile rahatlıklardan ve bunların örnek alınmamasından şikayetler ile alınması için öneriler yazmıştım.

Aşağıdaki aynen sunulan makalede; konu çok ülkeli ve çok pencereli olarak işlenmiştir.

Fosil yakıtlı (petrol) taşıtlara kısıtlamalar öncelikli olmak üzere, daha sonra da çeşitli Batılı ülke kentlerinde tamamen taşıtsızlaştırmalar, yolların ve meydanların yaya ve bisiklet trafiğine tahsisi, yeşil alanlar yaratımı ve böylece birçok hastalıkların önlenmesi hedeflenmiş; başta obezite, kanser , şeker, dolaşım bozuklukları, stres vd.

Hava, yeraltı suları, ses, sera gazı kirlilikleri de önlenecek.

2019, 2020, 2030, 2034 ve 2050 için, çeşitli ülkelerin, kentlerin hedefleri.

Başta Sn. Başbakanın ve anılan Bakan/lık/ların bunlardan haberleri var mı?

Bu konuya ilgi, önem ve ihtiyaç duyuyorlar mı?  Bu konuda benzer planları, projeleri var mı? Yaparlar mı?

Bir açıklasalar da öğrensek.  Yoksa, petrol türevlerinden vergi alma kolaylıkları yüzünden, hiç mi yanaşmazlar?

Yanaşmaları gerekmez mi? Bence EVET!

İşte değerli bilimcilerimizden Sn. Prof. Dr. Ethem Gönenç’ in önemli makalesi (biraz özetlenecektir) :

OTOMOBİLLERDEN ARINDIRILMIŞ KENTLER  Prof. Dr. Ethem Gönenç , Aydınlık Gazetesi, 29.11.2016

(…)   Son günlerde araştırıyorum, Avrupa ne yazıyor? Otosuz kentleri yazıyorlarmış!

Tüm Avrupa kentlerinde; 2030 yılına kadar fosil yakıt kullanan otomobillerin sayısını yarıya düşürüp, 2050’ye kadar da -0-  edecekler. Ulaşım; sadece toplu taşımayla, bisiklet ve tabanvayla yapılacak. (Tüm kent içi yolları ve otoparkları da yeşil alanlara dönüştürecekler.

Zaten Oslo’da pik saatlerde; otomobillerden kent vergisi alınıyor, ilave otoparklar yapılmıyor, bisiklet yolları arttırılıyor ve 2019’a  kadar otoların kentte dolaşmasına yasak getiriliyor. Madrid 2020’ye, Hamburg ise 2034’e kadar tamamen yaya kentleri olacaklar. Almanya 2030’a kadar, petrol kullanan taşıt satışını yasaklayan kanunu referanduma sunmuş ve kabul edilmiş.

NEDEN OTOSUZ KENTLER?

Şayet otolar kentlerden giderse; hava kirlenmesi, gürültü, kent ısıları azalır. İnsanlar toplu ulaşıma; yürüyerek veya bisikletle ulaşmak zorunda kalırlar, hareketlilikleri artar. Böylece pek çok hastalık riski de ortadan kalkacak, insanlar daha sağlıklı ve mutlu yaşarlar.

Anlaşılmış ki otolar; Avrupalının yaklaşık yüzde 70’inin yaşadığı kentlerin hava kirlenmesinde, sera gazında çok fazla etkili. Ses kirliliği yaratıp, kent ısısını arttırıyor, kaza riskleri yaratıyorlar. Otosu olan, komşu bakkala bile onunla gidiyor, hareketlilik sıfırlanıyor. Tüm bunlar erken ölümlere ve pek çok hastalığa neden oluyor. Ve yollar,  otoparklar; toprağı kullanılamaz ediyor ve insanların ruh ve beden sağlığı için çok yararlı olan yeşil alanlar ile yayalar ve bisikletler için kullanılabilecek alanları işgal etmiş durumdalar.

Üşenmemiş, araştırmışlar. Görmüşler ki, oto kullanımının 1 gün yasaklandığı kentlerde şunlar oldukça azalıyor: hava kirliliği kaynaklı kalp hastalıkları, bunama, diyabet, göğüs+kolon kanserleri, obezite, stres ve kaygı. Paris’te, havanın azotdioksiti % 40, Leeds’de ise % 20 azalıyor ve bu halk sağlığına yarıyor.

Brüksel’de ise; oto kullanılmayan pazar günü; kalp hastalıkları, uyku düzensizlikleri,  yüksek tansiyon, hafıza bozukluğu gibi hastalıklara yol açabilen gürültünün seviyesi 10 desibel düşüyor.

Ayrıca, bu günlerde;  özellikle çocuklarda kalp ve solunum yolu hastalıkları yapan, kent atmosferini kaplayan ısı adası da küçülüyor. Bu gerçeklerle, karar vermişler; kentler “tekerleklere”  değil “insanlara” yeniden tasarlanmalı.

Buna göre çevre ve halk sağlığı düşünülüp, otosuz kentler oluşturmak için planlar yapıyorlarmış.

28/11/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP- XVI

  1. SEMPOZYUMDA BAŞARISIZLIK= CÜCELİK, GÜDÜKLÜK NASIL PROGRAMLANDI? -2-

Bu ve önceki yazı; aynı zamanda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu, Emniyet Genel MüdürüSelami Altınok’ u da kapsamaktadır.

Sayın Baylarım;

Trafiğimiz, kötü yönetilmektedir. Çünkü,  kötü planlanmaktadır. Çünkü,iş başına getirilmiş kişiler, bu konuda –en azından- yetersizdirler. Bunlar da Trafik Ana ve Tamamlayıcı Mevzuatından kaynaklanmaktadır.

Döneminize kadar ve döneminizde süregelmiş bu –SİSTEMSİZLİK SİSTEMİ- ile bu önemli sorunumuz çözümlen(e)memiştir, çözümlenemez….

Bu sorun çözümlenemez değildir! Yeter ki doğrularda buluşulsun! Doğru tektir. Doğruları her yönüyle, her ortamda anlatan da azdır. Ahmet Türkoğlu da bunların en başında gelmektedir.

  1. SEMPOZYUMDA BAŞARISIZLIK=CÜCELİK, GÜDÜKLÜK NASIL PROGRAMLANDI?

TRAFİK GÜVENSİZLİĞİ NASIL BAŞARILIR? FETÖ?

GÜDÜK KİŞİ; BÜYÜK OLUR MU İŞİ?

Gazi Üniversitesi’nden- Polis Akademisine kadar neredeydik?

Nerelere geldik? Nerelere gidilmek isteniyor?

Daha doğrusu; İYİ BİR HEDEF VAR MI?

(Yazar; söylediklerinin/yazdıklarının tek sorumlusudur, bilinçlidir, hesap vermeye hazırdır. Neden, Sn. Başbakan’a, Bakana, Em. Gn. Müdürüne hitaptadır? Duysun, görsün ve hesap sorsun. Çalışmalarını emretsin, takip etsin diye. O, icra=düzenleme ve idare makamının başındadır. Görmeden, duymadan, bilmeden; nasıl edecek? Ben de bilgilendirme görevlisiyim.)

Önce “güdüklük” den başlayalım; anlamı nedir, güdük ne demek?

Kelime anlamı zengin:Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa, kuyruğu kesik veya kopmuş, yetersiz, sonuç vermemiş, mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat, bir bölümü olmayan, noksan, nâ’tamam ve kısa boylu kişi.

Bu kadar açıklamayla demek istediğim şudur:İnsanların; fiziki boyları, endamları, güzellikleri vb kendi ellerinde değildir. Amma bilgi edinmek, bilgiyi iyiye kullanmak ve olumlu başarı azmi ya da tersi ellerindedir.

Ben de burada, bu sempozyumu güdükleştiren güdüklüğe –ülkem, insanlık, kurumum YTGK-DER , üst kurumum TOFED ve şahsım adına- kınama yapmakla kalmıyorum, Polis Akademisi’nin de, bu sempozyumların da bu güdüklükten kurtarılmasını da şart görüyorum ve uyararak, öneriyorum.

Dünya kadar ve pekçok bilim alanından “Profesör” ünvanlı şahsiyet varken, -işletmeci- bir kişiden, bu akademi ne bekler?

Trafik güvenliği konusunda en ufak bir fikri/endişesi olmayan bir kişinin bu konudaki yönetimi de ancak güdüklük getirmiştir.

  1. SEMPOZYUM BAŞARI MI, BAŞARISIZLIK MI?

Önceki yazımda belirttiğim gibi, Karayolu Trafik Güvenliği adına yapılan sempozyumlarda;

Ne TRODSA döneminde,

Ve ne de Polis Akademisinin bugüne (7. ye kadar) kadar olan geçmişinde böyle bir güdüklük karası olmamıştır.

BİLDİRİ AZLIĞI

En az bildiri toplamak,Toplananları reddetmek,Red için şahsî kinlerine uymak, Çözümsüzlük kusurlusu olan devlet tarafındakilerden bahsetmeyi red gerekçesi etmek vd.

OTURUM VE SUNUM AZLIĞI=KİTAP FUKARALIĞI

Bildiri kısırlığı; sunum ve oturum sayılarında da azlık getirmiştir. 7. Bildiriler Kitabı da en zayıf kitap olacaktır.

Sayın Başbakan, Bakan ve Emniyet Genel Müdürü;

Ülkeyi ve Polis Akademisini, Şenol Yaprak’ tan kurtarın!

Kötü Trafik sürdürülürse, daha pekçok canı yakacaktır, yok edecektir…

Bunların arasına girmemek gibi dokunulmazlıklarınız yoktur.

Kişiye özel –genel güvenlik- dokunulmazlıkları vardır, amma kişiye özel –trafik güvenliği- yoktur.

(Sürecek)

 

 

 

 

21/11/2016

 

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP- XV

  1. SEMPOZYUMDA BAŞARISIZLIK=CÜCELİK, NASIL PROGRAMLANDI? -1-

TRAFİK GÜVENSİZLİĞİ NASIL BAŞARILIR? FETÖ?

  1. Gazi Üniversitesi’nden- Polis Akademisine kadar neredeydik?
  2. Nerelere geldik? Nerelere gidilmek isteniyor?
  3. Daha doğrusu; İYİ BİR HEDEF VAR MI?

Bu yazıda bunlar incelenecek, sorulara cevaplar konacak ve yeni sorular oluşacak, onlara da cevap gerekecek.

(Yazar; söylediklerinin/yazdıklarının tek sorumlusudur, bilinçlidir, hesap vermeye hazırdır. Neden, Sn. Başbakan’a hitaptadır? Duysun, görsün ve hesap sorsun. Çalışmalarını emretsin, takip etsin diye.O, icra=düzenleme ve idare makamının başındadır. Görmeden, duymadan, bilmeden; nasıl edecek? Ben de bilgilendirme görevlisiyim.)

2010 öncelerinde bu sempozyumlar+sergiler, TRODSA adıyla Gazi Üniversitesi’nde düzenlenirdi. Rektör ve özellikle de Sn. Süleyman Pampal(Jeolog Prof. Dr.) kendilerini bu konuya adamışlardı. Birinin açılışında dönemin Cumhurbaşkanı Merhum Sn. Demirel de da vardı.

Sempozyum 1 yıl ulusal, 1 yıl uluslararası yapılırdı, çok yararlanılırdı. Ben de her yıl ücretsiz ve 1 den fazla bildiriyle katılırdım, Sn. Pampalile birbirimizi çok sever, sayardık.

Üzücü bir şekilde oradakiler sonlandı ve bu işin elinden Polis Akademisi tuttu, bazı üniversitelerle işbirlikleri yapıldı. Ücretsizlendirildi. Pek çok kıymetli bildirilerin Trafik literatürünekazandırılması sürdürüldü. Demek ki 2009 da başladı. 3’cüden itibaren ben de başladım. Hep 1’den fazla bildiri ile katıldım. 6, 8 derken 2014’de 13’e çıktım. 2015’de 26 bildiri hazırladım, 4’den fazlasına yer verilmeme kararı(!) açıklandı. 22’sini trafik literatürüne kazandırtmadılar.

GEREKÇE: POSTER BİLDİRİLER, TEŞHİR SIRASINDA KİRLİLİK(!) YARATIYORMUŞ!

Tercümesi: BİLGİ FAZLALIĞI KİRLİLİĞİ!

Dünyanın neresinde görülmüş; böyle bir tanım?  Üniversite/akademi=Bilgi üretme/toplama/uygulama/yayma kurumları değil midir?

Bunlar kimin başı altından çıkan sözde yaratıcılıklar? Polis Akademisinin başına o dönemden beri tek hâkim yapılmış kişi: Doç. Dr. Şenol Yaprak!

Kendisiyle yüzyüze de görüşerek; “… bu tutumun yarar değil, yarar eksikliği=zarar getireceğini… gelecek yıllara ertelenmesiyle; -gidip de gelmemek, gelip de görmemek- faslından, ömür ve sağlıkların izin vermeyebileceğini… dolayısıyla bunları bir an önce bu alana kazandırmanın yararlarını da…” sıraladım:

Bunlardan yararlanması gerekli/muhtemel olanları;

  • Ülke ve kent trafiklerini planlayan/yöneten kişi/likler,
  • Akademik çevreler ve öğrencileri,
  • Trafik Eğitimi Müfredatı hazırlayıcıları/geliştiricileri,
  • Trafik Mevzuatı Yaratıcıları/Islahçıları vd…

FETÖ etkisi:

Bu yılki 7. Sempozyum  için bilgilendirilirken, 15 Temmuz Hıyanet Kargaşasından; katılımcının az olduğu söylendi. Kalan 22 bildirimden bahsettim. Görüşmeler sonrası  4’den fazlasına yer verilmeyeceği bildirildi, o kadarın özetini gönderdim, incelenecek idi(!).

“Başkanın(!) elini rahatlatmak amacıyla ‘BİLİM KURULU BAŞKANLIĞINA’bir e-mektup gönderdim ve geçen yıldan beri yaşananları, bu geri kalanları da göndermeyi ve genel sayı azlığını da çözüme katkıyı  önerdim.Birkaç gün önce bir mesaj: “Bildiriniz, reddedilmiştir.”

İlgili muhataba telefon açtım: Bu cevap tekil mi? Hangisi? Yoksa çoğul mu?

Cevap: 4’ü de… 

Tekrar soru: TOFED Genel Başkanı Birol ÖZCAN’ ın bildirisi?

Cevap: O da red!

Yorumum: Şenol Yaprak kararıdır. Benim yanımsıra, Birol Özcan’ı da reddederken, TOFED’i de, zaten beni ve derneğimi de rencide etmiştir.

Sonradan söylenene göre ben; “… sorunlardaki devlet kusurlarından ve çözümlenmemesindeki inatlardan bahsetmişim.”

BU BİLİMCİLİK MİDİR?

KRAL ÇIPLAK diyemeyecek miyiz? D(iy)emezsek; SORUNLAR YOK demek değil midir?

(Sürecek ve çirkinlikler sergilenecek)

 

 

 

07/11/2016

 

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP XIV 

YOLLAR VE KAVŞAKLAR DA İYİ YÖNETİLMİYOR!

GÖREVLENDİRDİLERİNİZE İMKÂNLAR VERİN, YA DA İŞTEN ATIN!                                                                                   

“Bakın Sn. Başbakanım; bu Ahmet Türkoğlu size hakaret etmiş! Ne emredersiniz? Mahkemeye mi verelim? Tevkif mi ettirelim?”  denilecek bir yazımı bulana kadar; çevrenizdeki bazı kişiler, gazetelerdeki bu yazılarımı=sorunları ve çözümlerini size iletmemi engelliyorlar.

Buna nereden hükmediyorum?  2010 öncesiydi. Ulaştırma Bakanıydınız. O dönemde yazdığım gazetedeki bir arkadaş (S.A.) size çok kızgın bir yazı döşenmişti; ”karpuz benzetmesi” de yaparak. Hemen mahkemeye verdiniz, 20 bin TL tazminat kazandınız (5 bin TL).    Nasıl haberdar olmuştunuz o yazıdan?  Birileri âdınıza taramalar yapıyor da, ondan…

Bu yazılarımı iletseler, inanıyorum ki siz; İçişleri ve Ulaştırma Bakanlarınız başta olmak üzere, trafikle ilgili görevlerin –güya- verildiği tüm bakanlarınıza ve hattâ –yine sözde- görevli ve yetkili Genel Müdürlere, Daire Başkanlarına talimatlar yağdırır ve nefesiniz de enselerinde, talimat takibi yapardınız.

Ortalığa da nur yağardı=Karayolu Trafik Güvenliği Ortamı Kurulurdu ve Korunurdu.                                             

Yılda 10 bin kıymetli can/beyin kaybedilmezdi, 500 binlerle de yaralımız, 100 binlerce sakatımız olmazdı. 

Bakmayın yıllık malî kayıplar için 20 milyar TL dediklerine: En az 3 katıdır, belki de 5. Yani 100 milyar TL.

SAYIN BAŞBAKAN;

1- Değerli şahsınız için,  benim herhangi bir hakaret yazımı bulamayacaklar, öyle bir kişilik olmadığımı en iyi siz bilirsiniz; -ben fahrî danışmanınızın- yazılarını size iletmeyen zekâ ya da insanlık fukarası –yakın çevre- zararlıları…

2- SÖYLEYİN LÜTFEN, BUNLARIN; KENDİ VATANDAŞINA/DİNDAŞINA SİLÂH SIKAN, DOĞRUDAN ÖLDÜREN FETÖCÜLERDEN ZERRECE FARKI VAR MI?

3- Tekrarlıyorum; benim kadar samimi ve bilim çizgisinden sapmamaya özenli bir danışman bulamazsınız.   GELİN, ŞU KAOS SORUNLARINI BİRLİKTE ÇÖZELİM.

4-  Benim, Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumlarında sunulmuş, Yol ve Kavşak Kötü Yönetimlerini işleyen bildirilerimi bilirsiniz, tamamı 300 sayfalık bir kitap oluşturabilir.

Bazı akademik titri olanların da size öneri yerine;

“Evet Efendim! Doğrudur Efendim!  Haklısınız Efendim!” yalakalıkları  sunmaları; sizin –bu işin doğrularını- yapmanıza  engel olur.  

Şimdiye kadar olduğu gibi, bu sorunlar; katmerlenerek yani büyüyerek sürer ve belki sizi de yutar. Çünki bu felâket makam, mevki ayırmaz… Dosyalarımdaki TANINMIŞ TRAFİKZEDELER  arasında, pek çok da SİYASÎ KİŞİLİK bulunmaktadır.

Uzatmama gerek yok: Başlıkdaki –iddiamı değil- tesbitimi destekleyen bir acı haberin fotoğraflı özetini sunayım:

  • BARİYER YOK!
  • AYDINLATMA YOK!
  • SİNYALİZASYON YOK!

TOPLAM: TEHLİKE ÇOK=FELÂKET ÇOK!

HABER BAŞLIĞI: 20 dakika arayla aynı dereye uçtular;3 ölü, 8 yaralı  31.10.2016 

Özet: Gece saatlerinde Kastamonu ile Seydiler İlçesi arasındaki yolun Cevizli Köyü ayrımındaki, bariyer, aydınlatma ve trafik ışığı bulunmayan kavşakta 20 dakika arayla peşpeşe kontrolden çıkan 2 otomobil dere yatağına uçtu.  İlk araçta 3 kişi öldü 3 kişi yaralandı, 2. de ise 5 kişi yaralandı…

Bu fotoğraf özellikle karanlıkta alınmış ki; bariyersizlik, karanlık ve çukurluk ile taşıtların geldiği hal tam görülüyor. Buradan yaralı kurtulmak bile mucize!

 

31/10/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP XIII

36.500.000 ARANIYOR! (Otuzaltımilyonbeşyüzbin)

Sayın Başbakan;

Biliyorsunuz ki ben saha çalışmaları yapmaktayım. Otobüslü kazaların olay yerlerini incelemek için, yolculuklarım da otobüsledir. Çünkü yol çekimleri yapmaktayım.

Direksiyondaki otobüs şoförleri/münferit sahipleri ile de sohbet ve dinlemek zorundayım. Seslerini, dileklerini, şikâyetlerini, çözüm önerilerini benim dillendirmemi isterler.

Makuliyet, fırsat ve yer buldukça, yazarım, konuşurum, sempozyum bildirilerine konu ederim.

Dolayısıyla bu yazının; onların şikâyetlerini, gerekçelerini ve çözüm önerilerini kapsayacağını biliniz.

Sizin için ilân veriyorum Sayın Başbakan. Size yılda bu kadar geçiş yapacak taşıt aramaya çıktım.

Bu rakam, 912.500.000’e (Dokuzyüzonikimilyonbeşyüzbin) çıkacak. Bunu da arıyorum, tabii ki sizin için, yani hükûmetiniz için…

Vatandaşları madden ve mânen ezmek bahasına da olsa…

(Buna ek olarak,  otobüsçünün cebine de beher sefer için; en az 160 TL koymanız da gerekecek… Bunu aşağıda açıklayacağım.)

Amma telâfi edemeyecek olduklarınız da var. Onlar için de planlarınız, programlarınız var mı?

  • FSM Köprüsünden 6 TL’ye geçerken;
  • Köprüden geçme mahkûmiyetlerinin her infazında; -adı ne olursa olsun- bağlantı yollarına ödedikleriyle tek yönlü 1 geçiş için 166 TL ödemek zorunda kalmaktadırlar. Ceplerinden, fazladan 160 TL ÇEKİLMEKTEDİR.
  • 117 Km fazladan yol yapmaktadırlar. Bu, şu anlamlara gelmektedir:

3.a.  117 kmX2=234 km (gidiş dönüş) lâstik vd genel amortisman giderleri=zoraki hovardalığı,

3.b.  117 km de 35 Lt yakıtX4.30=155 TLX2=310 TL (gidiş-dönüş) harcaması= zoraki hovardalığı,

3.c.   117 km’nin toplam harcattığı süre 3 saati bulmaktadır ve en az 4 yönlü kötü etkiye sahiptir:

1- Yolcu, fazla zaman kaybetmektedir.

2- Dolayısıyla yolcu, otobüs yolculuğundan caymaktadır

3- Dolayısıyla otobüsçünün, müşteri/yolcu=pazar kaybı olmaktadır.

4- Sürücü başına 3 saat fazla yorgunluk=uykusuzluk=Trafik Yasasına muhalefet=facia risk artışı doğmaktadır.

Bitmedi: GÜNLÜK FAZLA GEÇİŞ YAPAN OTOBÜSÇÜYE ARTAN MALİYETLER (Otobüsçüler buna KAZIK demektedirler)

İstanbul Avrupa Yakası-Bayrampaşa’da bulunan 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’ndan  yaz aylarında günde ortalama 1500 otobüs,  kış  aylarında ise günde ortalama 900 otobüs çıkış yapmaktadır. (TOFED verileridir.)

Bu durumda; YSS Köprüsünün ve yollarının gidiş ve gelişte kullanılması ile aylık maliyet tutarları da katlanarak artmış olacaktır:

1 otobüs/1 sefer/gün  için;    5.750 TL.

1 otobüs/ 2 sefer/gün için;   11.500 TL.

(Kısa mesafe çalışanlar 1 den fazla sefer yapmaktadırlar.)

Devam ediyor otobüsçü: “NE KOYDUN AVUCUMA, NE ÇALAYIM YÜZÜNE?!”

  • Örnekler veriyor:
  • Pazara gidersin, para verirsin; karşılığında bir şey/ler alırsın.
  • Lastikçiye, yakıtçıya para verirsin; lâstik/yakıt alırsın.

       B_  Soruyor:

Yav, abi! Söylesene Allah aşkına! Biz bu paraları niye veriyoruz ki?

  • Bir de İngilizce dersi veriyor:

“People give nothing, for nothing!” Anladın sen onu abi! Adam diyor ki; “insanlar, hiçbirşey karşılığında, hiçbirşey vermezler!”

  • Tek tek sıralıyor:

Ben buradan geçince;

  • Yolum mu kısalıyor? –Hayır! uzuyor. 120 km ye varıyor.
  • Yorgunluğum mu azalıyor? –Hayır! 3 saat daha fazla yorgunluk ve uykusuzluk var.
  • Yolcumun mutluluğu ve dolayısıyla otobüs yolculuğunu tercihi=iş verimimiz mi artıyor? – Hayır! Tam tersine! Yolcu beziyor. Yolcu otobüsten kaçıyor=iş verimimiz düşüyor.
  • Uçakla ya da gemiyle mi geçiyorum da yakıt ve amortisman kaybım olmuyor? – Hayır! Tam tersine, hepsi de artıyor.
  • Promosyon mu var? – Hayır! FSM den 6 liraya geçerken burası 16’ya mal oluyor. Zaten “1 geçene 10 geçiş bedava!” deseler de kurtarmıyor. 28 seferle ancak başa baş gelir.(166:6=27.6 sefer eder)

Otobüsçünün anladığı:

“Abi, biz anlıyoh ki; bu hökümat bizi gözden çıkarmış! Zaten başdan beri belliydi de, biz gine bunnara oy virdiydih!..

Uçahlara, gemilere mazudu gadevesiz virdi virdi, acıyı bizden çıhardıydı. Te o zamatlar uyanmadıh. Gabiyet bizde…”

Empati yaparsak; bu şikâyetlere hak vermemek mümkün değil…

Ben de, Trafik Güvenliği Açısından; Çok Etmenli Tehlikeli buluyorum…

 

24/10/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP: XII

PAHALI VİTRİN:  YAVUZ SELİM KÖPRÜSÜ

Bu hafta yine köprüden geçme(me)ye çalışacağız. “Geç, geçebilirsen!” durumu var tabii ki.

Önceki yazımızda; -vitrine konulacak nesnelerden- bahsetmiştik.

Demek istediğimiz şuydu:Bu köprü; geçmek için mi yapıldı; yoksa bir –vitrin olarak– mı?

Cevaben belki şu denilecektir:İhtiyaç vardı, ondan yapıldı.

HESABINI BİLMEYEN KASAP?

Güzel atalarımızın, tecrübelerden süzülmüş güzel sözlerinden biri:

“Hesabını bilmeyen kasabın cezası masattır!”

Bu bakımdan sormamız ve cevaplandırılması gereken sorular  vardır:

Peki öyleyse, kaç geçiş/gün planlandı ve gerçekleşen?:

  1. Köprünün ve yollarının parasal maliyeti?
  2. Ve ardından; ekolojik maliyeti?

Umulan geçiş:          140 bin taşıt/gün.

Gerçekleşen geçiş:   40 bin/gün

Eksik geçiş:              100 bin/gün

Rahmetli Kayahan feryatla soruyordu şarkısında: Allah’ım; neydi günahım, ben nerde hata yaptım!?

Bu hatayı kim/ler yaptı/lar?

Ben de yapmadım,diğer vatandaşlarımız da yapmadı. 

Devlet adına birileri planladı, hesapladı, kararladı. Sözleşmeler yaptı, inşaat başladı, yapıldı.

Vatandaşa verilen ümit/vaad şu değil miydi?:“Devletin=vatandaşın cebinden -5 kuruş bile- çıkmadan yapılacak! Kendi-kendini ödeyecek!”

Buyrun şimdi; 100 bin adet günlük geçiş eksiği var! Yılda 36 milyon 500 bin eder.

Şimdi çare şu mu?:EN AZ 100 BİN/GÜN ZORAKİ GEÇİŞ YARATMAK?

DEMOKRASİDE veTRAFİKTE ZORLAMA

Trafikte; tüm modern trafik ülkelerinde de bir takım zorlamalar vardır.  Yol demokrasisi için şarttır.

Örnek: Almanya; 50 milyon adet civarı toplam taşıtlarını, bizim 2/3’ümüz kadar yüzölçümünde; tereyağından kıl çeker gibi başarıyla yönetmektedir.

Amma bunu, yollarını iyi tutmak ve iyi yönetmek gibi mühendislik başarılarına ve kurallarına borçludur.KAMYONLARA YOKUŞTA/İNİŞTE, EN SAĞ ŞERİT ZOUNLULUĞU GETİRMİŞTİR.

  1. KÖPRÜ VE YOLLARINDA YÖNETİM?

Biz yollarımızı iyileştirdik mi? Hayır!

İyi olmayan yol; iyi tutulabilir mi? Hayır!

Mevcut yollarımızı iyi yönetebildik mi? Hayır!

FSM KÖPRÜSÜNÜ VE YOLLARINI İYİ YÖNETEBİLDİK Mİ? HAYIR!

GÜNDÜZ VE GECE, KÖPRÜDE VE TÜM YOLLARININ TÜM ŞERİTLERİ KAMYON DOLU DEĞİL MİYDİ?

Bu  sorunu ve yukarıdaki çözümü dillendirdiğimiz her ortamda; iyi yönetilmemiş devletin; bu konuda da  iyi olmayan yöneticileri/sözde yetkilileri; topu hep taca atmışlardır:

  • Efendim; Eğitim Sorunudur. Hallolunca, O Da Hallolunacaktır.
  • Ekonomik Göstergelerimiz İyileştikçe, O Da İyileşecektir.

Kaç kereler bunu yazmadık mı? Söylemedik mi?

  • Bu karmaşaya bakılıp da mı karar verildi? Dikkate alınıp da çözümler getirilseydi, daha iyi olmaz mıydı?
  • Ülkemizin; -prestijde büyük- amma verimde düşük/pahalı/gereksiz yatırımlara ihtiyacı yoktur.

VATANDAŞ ZARARINA ZORLAMA

“Bu hangi demokrasidir?”diye sormak, vatandaşın hakkı, dillendirmek de bizim görevimizdir.

Kamyonlara 7/24 açık olmak kaydıyla burayı kullandırabilirsiniz, amma otobüsçüyü değil…

DERSİNİ ALMIŞ DA EDİYOR EZBER?

Bu da güzel bir türkümüzdür, bu mısrası bile eğiticidir. Bu konuda yanlış hesapları yapanlar ve bu köprüyü kullanmadıkları halde;  ekmek/giyim/tahsil/barınma/ısınma vd tüm bütçelerinden, zorlama paralar kesilerek; buradaki gün/ay/yıl/yıllar boyu açıklara aktarmalar yapacak olanlaradır bu söz!

“DERSİNİ  AL DA, EYLE EZBER!”

KANALİSTANBUL DA BAŞIMIZA BÖYLE DERTLER SARACAĞA BENZER

Uzmanların uyarıları yabana atılır cinsten değildir. Bu ülke büyük

Bir gemi ve hepimiz içinde gideni!

Uyarılarımız da; “hadsizlik” değil, tam tersine, “haddini bilmek”tir.

 

 

 

 

 

17/10/2016

 

AKILLI DEVLETİN DELİ KÖPRÜSÜ: YAVUZ SELİM!?

OTOBÜSÇÜDEN, “ŞAHANE TEKLİF”

Buna girmeden önce bir anekdotu aktarayım:

25 civarı yaştayım.  Kum deposu işletenlerden bir  Of’ lu ile sohbet ederken; o aynı zamanda  damperli (burunlu) kamyonun kaputunu açmış, özenerek motorunu yıkamakta.

İşten çıkardığı bir Adanalı şoförden kendi tatlı şivesiyle şikâyetleniyor:

-“Adanali’ ya seslendum; ‘ula Adanali!’

-“He patron!” dedu bağa.

-“Ha o senunmotori da böyle etçesun! Tamam mi?”

-“Celdu, baktubaktu; ne dedu bağa, biliymisun?”

Sordum: “Ne dedi?”

-“Dedu bağa çi: ‘KO  ONİ VİTRUNE!’  Yani muşteruyahazirediymişum… ”

DELİ DUMRUL YERİNE AKILLI DEVLET!?

Evet, akıllı devlet, sadece akıllı söylemlerle olmaz, değil mi?

Bilmeyen jenerasyon için açıklayalım:

Lâkabı “deli” olan birköy ağası, bir nehir üzerine köprü yaptırır. Geçiş sallarla ve çok zahmetlidir. Sular yükseldikçe, dalgalandıkça geçiş; bazan kesilir, bazan can/mal kayıpları olmaktadır.

Dolayısıyla“bu köprü iş yapar” diye düşünmüştür. Amma –1 akçe– ücret ahaliye yüksek gelmiş, geçen az, bazen hiç..

Bunun üzerine salla geçenlerin başına diker adamlarını; onlardan –2 akçe- almaya başlar. Ahali, mecburen köprüden geçmeye başlar.

DEVLET=YATIRIMLARDA HESAP-KİTAP=İSABET

Devlet, köprü ve diğer yatırımlarda hesap-kitap yapmak durumundadır.

Anılan köprüde, günlük 135 bin “otomobil eşdeğer” trafik geçişi için idare garantisi de bulunuyor. Ve böyle yapıldı.

Geçen olmazsa? Yaratırız.

Nitekim, geçen taşıt miktarı? 40 binlerde kalmıştır. Geri kalanı? Sübvansiyon! Yani devlet ödemeli bir taahhüt. Devlet nereden ödeyecek?  Geçi(ri)ş yaratacak, yetmezse; vatandaşın sofr asından=boğazından kesip, müteahhideaktaracak.

Bu, küçük devlet anlayışına bile sığmaz. Kaldı ki Yüce TC mize hiç yaraşmaz.

BU KÖPRÜ GEREKLİ MİYDİ?

Anlaşılan cevap şudur: HAYIR!

Özellikle otobüsler üzerinden konuşursak;

FSM den 6 TL ye geçiş yaparken; sırf bu köprü ve bağlantı yollarından zorunlu geçirilirken; 166 lirayı bulan –geçiriş ücreti) ödemek mahkûmiyetine çarptırılmıştır.

Buna her seferde;

  • Gidiş-dönüş 40 litre=160 TL yakıt,
  • Bu oranda amortisman gideri,
  • Gidiş-dönüş 3 saat zaman kaybı,
  • Gidiş-dönüş 3 saat sürücü yorgunluğu
  • vd eklendiğinde… masraflar, maliyetler katlanmaktadır.

SORULAR ARTIYOR:

  • Bireysel ekonomi; devlet ekonomisi değil midir?
  • Bireysel tasarruf ve birikim; devlet birikimi değil midir?
  • Vatandaşa hizmet mi, eziyet mi amaçlanmıştır? (Bu sorunun cevabı; “ELBETTE HİZMET!”dir mutlaka!

O zaman, –zorlama-dan  vazgeçilerek,  müşterek doğrularda birleşilmelidir.

OTOBÜSÇÜDEN, “ŞAHANE TEKLİF”

Biz,  2. köprüden geçerek; 6 TL+sefer, ödüyorduk.

Şimdi yine 2. köprüden geçerek;26 TL+sefer= 52 TL ödeyelim.

Devlet bu 46 TL’yi, diğer 3. Köprüyü sübvansede kullansın!

 

 

 

 

 

10/10/2016

MAK. BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP –XII

“HIRSIZLARI DURDURUNUZ!”“HIRSIZLARDAN HESAP SOR(D)URUNUZ!”

 

TC Hükümetimizin Sayın Başbakanı;

Yıllardan beri ülkemizin trafik güvenliği ortamı kurulamamış ve korunamamıştır.Bilirsiniz ki; Yüce Ata’mızın da belirttiği gibi;  “Sağlam Kafa, Sağlam Vücutta Bulunur!”

Buradan hareketle; “GÜVENLİ TRAFİK; GÜVENLİ YOLLARDA OLUR!” prensibine, hepimizin şapka çıkarması gerekir.

Zaten, partinizin yönetime gelmesiyle uygulanmaya başlanan “BÖLÜNMÜŞ YOL” projesi de bu amacı taşımaktadır. Nitekim, karşılıklı çarpışma sayıları ve bunların daha fecî sonuçları oldukça azalmıştır.

Ancak, hem bunların kaliteli olmalarını sağlayıcı genel kontroller yapıl(a)madığından, bu yollarda –göçmeler/uçmalar dahil- pekçok erken bozulmalar olagelmiştir, hem de yerel idarelerin yaptığı yol hizmetlerinde aynı sorunlar yaşanagelmektedir.Neredeyse yılda birçok defa; yol, kaldırım göçmeleri/uçmaları, bu ülkenin insanlarına yaşatılmaktadır.

Bu işler yapılırken/yaptırılırken; bilimin+etiğin+sorumluluğun gereklerinin yerine getirilmediğini de ortaya çıkan olayların –medyaya yansıyabilenlerinden- anlıyoruz  Bu ülkede, bu işlerin nasıl yapılacağını bilen o kadar çok teknik insan var ki… Siz de bir mühendissiniz, akademisyenlik de yaptınız.

 

Gerçek şudur: Bir şekilde, bu işlere HIRSIZ ELLER bulaşmaktadır.

Ülkemizin can ve malî varlıklarına kastedilmektedir. Değerlerimiz yok olmaktadır.

 

İşte size bunlardan birkaç resimli haber ve –haklı- talebimiz:

“HIRSIZLARI DURDURUNUZ!”“HIRSIZLARDAN HESAP SOR(D)URUNUZ!

 

11111111

  • Yürürken kaldırım yuttu 06 Mayıs 2013 POSTA 

 

Eyüp’te okula gitmek için evinden çıkan 13 yaşındaki kız çocuğu, üzerinde yürüdüğü kaldırımın bir anda çökmesi sonucu boşluğa düştü.OLAYIN ARDINDAN ÇUKURU KAPATTILAR.(…)

 

222222222222

  • Yol göçtü! 30 Temmuz 2010 http://www.haberturk.com/yasam/haber/537373-yol-goctu IHAİstanbul’da bir yolcu minibüsü geçtiği sırada yolda çökme meydana geldi. (…)

3333333333

 

4)     Duble yol göçtü…      -26.1.2016  http://www.akcakocatv.com/haber-detay.asp?id=10236&Duble_yol_goctu

44444444444

Yapıldığı günden beri sürekli sorun yaşayan Gölyaka bağlantı yolu göçtü. Göçük nedeniyle bazı evlerin toprak yığınlarının altında kaldığı bildirildi.

 

 

26/09/2016

BAŞBAKAN YIDIRIM’A MEKTUP: XI

OTOBÜSÇÜLERE TEBRİK! ‘SIFIR KAZA’

 

Bu yılın Kurban Bayramını otobüsçüler -0- kaza ile atlatmayı başardıkları için, candan tebrikler ediyorum.Bu yıl Kurban Bayramı’nın bilançosu şöyle:  10-18 Eylül arası 9 günde 3 bin 129 trafik kazası oluştu; 103 ölü, 7 bin 175 yaralı var. AA. Bunlar arasında otobüs kazası ve mağduru yoktur.Ramazan Bayramı’nda ise110 ölü, 388 yaralı vardı. Yine otobüs kazası/ölümü/yaralanması yoktu.(Bendeki kayıtlar böyle.)

İnşallah nazarlar değmesin. Hem firmalar, hem bireysel otobüsçüler; binbir dertlerle boğuşturuldukları halde, yani bunlara ve yolların kustukları teknik kusur ve diğer sürücülerin çoğunun kötü sürücülük tehlikelerine rağmen bu başarı, gerçekten çok önemlidir.

BURDAN KÖYE YOL OLUR!

Rahmetli Cem Karaca diyordu ya;

“Düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur,/Toplasam o öğütleri burdan köye yol olur…”

Otobüsçü de tam bu paralelde:

“Düştükotobüsçülük belasına yolanımız çok olur,/Toplasakhep dertleri,burdan köye yol olur…”

Rahmetli annemin de bir sözü vardı: “Kara keçiyi gören de içi dolu yağdır sanır.”

Otobüsçüyü gören 50 ve daha çok koltuk var. Bilet başı şu kadar. Gider dolu, gelir dolu. Günde şu kadar, ayda bu kadar sefer; öff anam, parasını 1 senede çıkarır.

Taşıt, yakıt, lâstik, sigortalar, kredi vadeleri/senetleri, bilet komisyonları, otogarlar,  parklar, personel masrafları+sigortaları, yolda geçiş/gemi/köprü paraları, vergiler, tuzak cezalar ve daha hangi birini saysak?

YENİ KAMBUR: 4xYAVUZ SELİM!

Güzel Anadolu’mun güzel 3 sözü daha geldi:

“Çivi çiviyi söker.”  “Vur abalıya!” “Kambur üstüne kambur”

Otobüscü  yakıt pahasından,  haksız vergilerinden yakındıkça; “AL SANA 4 KAMBUR DAHA!”  dedi devleti yönetenler:

  • Fuzulî fazladan yol yapacaksın(90+90 km)!
  • Fuzulî fazladan en az 3 saat yakacaksın!
  • Daha fazla geçiş parası ödeyeceksin!

Yetmedi, ekledi:

  • Yolcunu da azaltacağım!

FACİALARA DAVET VAR!

Nasıl?

Zarar ettikçe, masraf kısmak için hemen herşeyin kalitesinden kaçınmaya itiliyorlar.

Yakıt, lâstik, bakım, personel kaliteleri başta gelen kalemlerdir.  Daha az ve -daha kötü de olsa ucuz şoför, aha az uyku/dinlenme, daha çok sürüş=DAHA ÇOK TEHLİKE/FACİA…

Demek ki; son kamburu ilk olarak kaldırmak gerekiyormuş!

Anlaşıldı mı, Sayın Başbakan?  

Ne güzel; zaten bu konunun Bakanı idiniz. Şimdi Başbakanlığa iyice ısındınız ve yakışmaktasınız. Amma bu konuda da stratejik olmak ve –önleyici hekimlik gibi- atılan her adımın getireceği (+) ve (-) leri de görmek ve dolayısıyla toplu/çok yönlü sorunlar/felaketler yaratmak yerine, bunları önleyicilikler -beklenmektedir, değerli şahsınızdan…

KOLAY GELSİN!

 

 

 

05/09/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP – X

TRAFİKTE DEVLET VAR MI?

Rahmetli annem, kafası iyi çalışana “MEENDİZ GAFASI” derdi. Siz de mühendissiniz, gemi inşacı da olsanız; trafik meselesini iyi kavrayacak vizyona da, bu alandaki uzun Bakanlıklarınızla; birikimine de sahipsiniz.

“Modern Trafik Ülkeleri”ndeki görgüye de sahipsiniz.

Şimdi yukarıdaki sorunun cevabını bulmak için birkaç değişik haber başlığına ve 2 olayın da resimlerine bir bakalım.

Benim amacımı bilirsiniz: “HEPİMİZE TRAFİK=CAN VE MAL GÜVENLİĞİ!”

Beni –karşıt kişi- değil; fahrî danışmanınız olarak düşününüz. Çünki ben, konu uzmanlarının –OKUL DIŞI ÖĞRENCİLERİ GİBİ- onların bilgi gözlüğü ile bakmakta ve fakat farklı olarak da, SAHA ÇALIŞMASI yapmaktayım.

Bana sorarsanız, bu durumda; “Trafikte Devleti İşbaşı Ettirmek” başarısına erişemedik.

Menfur darbe girişimi yaraları yanısıra, azgınlığını artıran bölücü terör faciaları ile uğraşmaktasınız, amma “DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR” düsturuyla; can=beyin ve mal servetlerimizi, Kötü Trafikle de Yoket(tir)memeliyiz.

“NASIL METHEDEYİM; SEVDİĞİM SENİ?…”  türküsünün tersi durumdaki ve saçlarımızın telleri kadar çok türdeki trafikli olayların sebep-sonuç ilişkileri hep; “DEVLETE DAYANMAKTADIR.”

(…)

Sırf bu tür olayların  1’er cümlelik listesine bile bu gazetenin tümü yetmez.

  • Ayıp değil mi bu ülkeye?
  • Yazık değil mi bu ülke insanlarına?
  • Kayıp değil mi bunca can=beyin ve mal kayıplarımız?

 

Buyurun; tümü de devlet ayıplı sadece şu 3 habere:

HABER-1

Mıcır, otoya takla attırdı; 1 ölü, 2 yaralı       Burdur 24.08.2016 mynet  

Çavdır ilçesi Dengere Köyü yakınlarında; yol çalışması nedeniyle mıcır dökülen yolda, 34 HU 2198 plakalı otomobil, savruldu, karşı şeride geçerek devrildi.

(…)

HABER-2

 

Minibüs yoldan çıktı, devrildi; 4 ölü, 4 yaralı Giresun  17.08.2016   netguncelhaber.com   (ÇÜNKİ BARİYER YOKTU!)

Bulancak ilçesi Damudere köyü Odadüzü Mahallesi’nde Şenel Aydın idaresindeki minibüs, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole devrildi.

(…)

İşlendi MİNİBÜS YOLDAN ÇIKIP DEVRİLDİ 4 ÖLÜ, 4 YARALI - Kopya

 

HABER-3

Trafikte yanyana 2 otomobilde ‘bira alışverişi’  İzmir  23.08.2016  mynet  

İzmir’de trafiğin 4 şeritten yoğun aktığı Altınyol‘da 2 otomobil birbirine yaklaştı. Bir otomobildeki sürücü, diğer otomobilin sağındaki yolcuya bira verdi.   BU 2 ARAÇ, AZ ÖTEDEKİ  TRAFİK KONTROL NOKTASINDAN DA RAHATLIKLA GEÇTİ.

İŞLENDİ İzmir'de trafikte iki otomobilde 'bira alışverişi'-2-

 

trafikte-iki-otomobilde-bira-alisverisi- ve denetim

Bu da TRAFİK DENETİM EKİBİ!..

BAŞARISIZ DENETİM BUDUR! KABAHATLİLER, BU EKİP DEĞİLDİR; ELEKTRONİK DENETİM SİSTEMLERİNİ KURMAKTAN KAÇINANLARDIR!

Saygılarımla.

 

15/08/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’A MEKTUP: IX

“ÇOCUKLARI KORUMAK ZORUNDAYIZ!” OKULLAR AÇILIYOR!  ACELE EDELİM!

Bu çağrı; TC Cumhurbaşkanını, M. Eğitim, İçişleri, Ulaştırma Bakanları başta olmak üzere tüm Cumhuriyet Hükumeti üyelerini kapsamaktadır!

Konu çok âcildir!  Okullarımızın açılmasına 30 günden az kalmıştır.

“DAHA GÜVENLİ OKUL ÇEVRELERİ” yaratmak zorundayız! Bu da, anılan tüm değerli şahsiyetlerin ve makamlarının koordineli işbirliğine bağlıdır.

(Önceki 2 yazımda; menfur darbe girişiminden ötürü değerli şahsınızda tüm vatandaşlarımıza ve ülkemize “GEÇMİŞ OLSUN!” dilekleri kapsamında, tarihten bazı örnekler de sunmuştum.  Okulların açılması yakın ve çocuklarımız için –halen sürdürülen- tehlikeler yüksek olmasa;  bu korkunç FETHULLAH SABBAH ve tehlikeleri yanısıra; ordumuzu kuvvetli ve reorganize etmek için tarihten örnekler sunmayı sürdürecektim.

Bu menfur tezgâhcıbaşına ve tehlikelerine kısa bir öneri ile bu konuyu, bu yazıda kapatıyorum:

Nerede, hangi yurtlarından kaç öğrenci gelip-geçmişse; onların kayıtlarından izleri sürülerek;  şu andaki durumları tesbit olunarak, şu andaki konumları ve varsa işbirlikleri ortaya çıkarılarak;

TC DevletininTamamen Temizlenmesi– sağlanmalıdır.)

“DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR!” faslından; başlık konumuzla ilgili, daha önceki bir yazımı aynen  tekrarlıyorum:(Ulaştırma Bakanlığına tekrar gelişinizi takiben yazılmıştı yayını:28.03.2016)

***

SAYIN BİNALİ YILDIRIM PAŞA’YA SORU: ÇOCUKLARI KORUMAKLA BAŞLAYALIM MI?

(Karayolları yeni Genel Müdürümüz Sayın İsmail Kartal’ a da çağrımızdır)

Değerli Bakanımıza “Paşa” yakıştırmasını geçen hafta yapmıştık. Sebebi de, Haydarpaşa Garının kurtarılacağı müjdesiydi.

Bu iyi işleri başlatan değerli Bakanımızın, -önceki döneminden yarım/eksik kalan- projeleri tamamlayacağına ve yeni iyi projeleri de gündeme alacağına inancım tamdır.

NEDEN,ÇOCUKLARI KORUMAKLA BAŞLAYALIM?

Çünki onları korumak=Trafik Güvenliği Anahtarıdır. Yani böyle bir ortamı kurmak ve korumak; çocuklara verilecek önemle başlar.

Meselâ;

“DAHA GÜVENLİ OKUL ÇEVRELERİ” için başlasak; kendimizi  bakın kaç türlü başarının içinde bulacağız?:

  • Okul çevrelerinde artırılmış güvenlik donanımlarımız olacaktır,
  • Öğrencilerimiz için kaldırım güvenliği+karşıya geçiş güvenliği olacaktır,
  • Okul çevrelerinde hızları; hangi dönem/gün/saatte ve kadar azaltacağız gibi önemleri öğreneceğiz.
  • Buralardaki donanım ve uyumlar 7/24 bizleri eğitecektir.

DONANIMLAR?

  • OKUL GEÇİDİ YAKLAŞIMI ve OKUL GEÇİDİ BİLDİRİMİ levhalarına açıklama levhaları da ekleyeceğiz. Bunlar 4 adet olacak:
  • YAKLAŞIM LEVHASINA (kırmızı üçgende öğrenci figürlüdür) EK: “YAKLAŞIYORSUN, YAVAŞLA! DURMAN GEREKEBİLİR!”
  • Bu levhaların altına hız sınırlama levhası: 20 km/saat
  • Bu levhaların en üstüne geçerlilik zamanı açıklama levhası (Dikdörtgen, kırmızı kenarlı ve beyaz zeminde) ;

Okul dönemi=15 Eylül-15 Haziran,

Okul Günleri=Pazartesi-Cuma,

Okul Saatleri=07:00-09.00, 12:00- 13:30, 16:00-18:00

  • GEÇİT BELİRTME LEVHASINA (Mavi zemin dörtgen içindeki beyaz üçgende öğrenci figürlüdür)  EK:

“GELDİN! DUR! GEÇSİNLER!”

  • OKUL ÇEVRESİ YAYA KALDIRIMLARINI TÜMÜYLE BOŞALTACAĞIZ,
  • OKUL ÇEVRESİ KAVŞAKLARINI “YAYA GEÇİDİ” EDECEĞİZ; ÇİZGİLEYECEĞİZ+YAKLAŞIM VE BELİRTME LEVHALARI İLE DE DONATACAĞIZ.
  • ÖĞRENCİ SERVİSLERİ İÇİN DE EN GÜVENLİ DONANIMLARI+KURALLARI GETİRECEĞİZ, TIPKI MODERN TRAFİK ÜLKELERİNDEKİ GİBİ!
  • Ön-arka tepelerinde ışıldaklar; öğrenci bindirmede+indirmede çalıştırılacak,
  • Bunu her yöndeki sürücüler görecekler,
  • “BURADA GEÇİCİ BİR ÖĞRENCİ GEÇİDİ OLUŞTU; TAŞIT BU IŞILDAKLARI KAPATIP-GİDENE VE EN SON ÖĞRENCİ DE KARŞI GEÇİŞİNİ YAPANA KADAR BEKLE!” komutu almış olacaklar ve bekleyecekler…

Bunları, neden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım’a yazdım?

  • Ulaştırma Bakanı olduğu için,
  • Halk ve ulaşım sektörü ve Bakanlar Kurulu içinde sevgin ve saygın kişi olduğu için,
  • İçişleri Bakanlığı ile de koordinasyon sağlayabileceği için,
  • Karayolları Genel Müdürlüğü de kendisine bağlı olduğu için; şehirlerarası bölünmüş yollarda da bu donanımlarda pek çok eksiklikler bulunmaktadır.

Bu 4. şık;  Karayolları yeni Genel Müdürümüz Sayın İsmail Kartal’ a da duyurulur.(..diye bitirmiştim.)

***

 

08/08/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’A VIII. MEKTUP: GEÇMİŞ OLSUN -2

Trafik çözümleri için yazmamız gerekenleri bu hafta da erteliyoruz. Çünkü, “VATAN SÖZ KONUSU İSE, GERİSİ TEFERRUATTIR!” (K.Atatürk)

Bu yazının amacı; TC ordumuzun, yıpratılmasındaki zararları sonlandırmak, onarımları hızlandırmak ve dış güvenliğimizi süreğen kuvvetli tutmaya katkıdır.

Bu ülke; yaşadığı Kurtuluş Savaşı’mıza yol açan işgal acıları dönemini ve o noktaya gelinirken, Osmanlı’daki askerî hızlı çöküşleri unutmamalıdır.

Yaşanan ve sonuçlarının geri dönülemez kötülükler olacağı çok net anlaşılanFETÖ’cü darbe girişimi; hepimizin ülkemize 4 elle sarılmamız gereğinin asla ihmal edilemeyeceğini tekrar ortaya koymuştur.

Gazetemiz ulaşım sektöründe yayın yapan bir gazetedir. Gazetemiz yönetimi de uygun gördü ve aşağıdaki yazı ortaya çıktı.

Bu yazıda İran örneğinden ilerleyerek Türkiye’ye ışık tutmaya çalışıyorum

Ayrıntılara sayfalar yetmeyeceğinden, kısa özetlemelerle yetineceğiz.

“HUMEYNÎ’ NİN SUBAY KATLİAMI, ÜLKESİNE SADDAM’I SALDIRTTI!”

Irak-İran Savaşı, 22 Eylül 1980’de Irak birliklerinin tam bir işgal amacıyla İran’a girmesiyle başladı.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Halbuki, İran’daki Şah Rejiminin devrilmesi üzerine; -kendisi de Irak Yönetimini kısa süre önce darbeyle ele geçirmiş olan Saddam- İran’a; yeni kurulan(1 Şubat 1979) “İran İslâm Cemahiriyesi”ni kutlama mesajı göndermişti…

Çünkü gönlündeki aslan; Arap dünyasının lideri olmaktı ve isim yapmak uğruna her fırsatı değerlendirmek, yaratıcı olmaktı.

Peki, 20 ayda ne olmuştu da dost Irak; dost İran’a saldırmıştı?

ÇünküHumeynî, ordunun tümüne yakın üst subaylarını katlettirmişti.

Neden? Çünkü,Şah’dan kalan her şeye, herkese kini vardı. Şah, kendisini sürgüne göndermiş, bu 16 yıl sürmüştü. 3 yılını da Türkiye’mizde geçirmişti. TC de sınırdışı edince, Fransa; ‘ileride yararlanırım’ düşüncesiyle hemen kapmıştı… (Tıpkı bizim Jön Türkleri/Ermenileri kaptığı gibi)

Gerekçeleri(!): “Sen, Genel Kurmay Başkanıydın”, “Sen, Şah’ın Yâveriydin”, “Sen, onun eline su döktün”, Sen, O’na havlu tuttun” vb. orduyu komutansız bırakmıştı.

İçerideki iktidarını pekiştirmek isteyen Saddam’ a 3 fırsat çıkmıştı:

  • Milletini; bir savaşla –dış düşmana karşı kendi çevresinde kenetlemek,
  • İran’la ihtilâflı sınır sorunlarını çözmek,
  • İran’dan çok fazla toprak koparmak…

Neydi ihtilâflar?

  • FAO Adalarını (İran/Basra Körfezi), İran’dan geri almak!Ki bunlar, sık sık ikisi arasında el değiştirmiştir; kuvvetli olan, diğerine saldırıp-sahip olagelmiştir,
  • Şatt-ül Arap’ı geri almak ve en az 200 km İran’ a girmek…

(İran ordusu askerliği ve savaşmayı; savaşırken öğrendi ve 700 bine varan çocuğunu cephelerde kaybettiği belirtilir.)

 3

 

 

 

26/07/2016

Mak. BAŞBAKAN YILDIRIM’A VII. MEKTUP: GEÇMİŞ OLSUN ve…

  • Önce “GEÇMİŞ OLSUN!” diyerek başlamak istiyorum.

Sayın Başbakanımız, değerli şahsınızda;

  1. Türkiye Cumhuriyeti Devletimize,
  2. Başkanı olduğunuz Cumhuriyet Hükûmetimize,
  3. Yüce Ordumuza,
  4. Yüce Milletimize,
  5. Dünyada/tarihte benzeri olmayan -ki bu özelliği tüm dünyaca tescilli ve saygın olan- Yüce Atatürk’ümüzün kurduğu Yüce TBMM’mize ve
  6. Yüce TBMM’mizin değerli üyelerine;

atlatılan bu en büyük tehlikeden ötürü candan “GEÇMİŞLER OLSUN!” diyorum.

Gerçekten de HAŞHAŞİ ÖRGÜTLENMESİ ile sessiz ve derinden giderek; hemen her kuruma ve her kademeye sızmış olan, TC HUMEYNÎSİ olmak ve TC’mizi de FETÖ TÜRKİYESİ etme yolundaki örgüte, ordumuzun tümünün katılmaması ve anılan tüm değerler adına, darbeye karşı koyması ve tüm tepe yönetimlerimizin, halkımızın da ordumuzla iş/güç/iman birlikleri ile vartanın atlatıldığı çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

ORDUSUZ MİLLETE SALDIRILIR!

“Tarih, daima pusulamız olmalıdır!” penceresinden bakamazsak –doğru yön tayini- mümkün olamaz. Bunu; CHURCHILL de anılarının son sözü olarak söylemiştir.

Yeniçeri Ocağı, dünyadaki modern anlamdaki ilk daimi ordu iken,  II. Mahmud tarafından–iyi amaçlarla- 17 Haziran 1826’da kaldırıldı. (Buna, Vak’ayi Hayriye denmesi, bu hayırlı amaçlardan ötürüdür.)

 

Sonuç: Osmanlı, ordusuz kalmıştı. Yeni ordu düzeni tam gerçekleştirilememişti(Asakir-i Mansure-i Muhammediye) .

Fakat düşmanlar uyumuyorlardı, yani fırsatlar kolluyorlardı.

 

20 Ekim 1827’de; İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları; Osmanlı ve Mısır ortak donanmasına,

Navarin’de saldırmışlardır.

 

1826 yılında Yeniçeri Ocağı kaldırılıp, ordusu teşkilatlanıp kadrosunu bütünüyle tamamlayamayan Osmanlı Devleti, bütün imkanları seferber ederek, düşmanlarla mücadele etti ise de, bu faciada Osmanlı ve Mısır 57 gemi ile 6 bin asker kaybetti. Saldıran 3’lü ortak ise sadece bin asker yitirdiler…

 

Bir de bu yaptıkları baskının suçlusu Osmanlı’yı gösterip, tazminat da ödettiler…

 

1821 de özerklik kazandırılmış olan Yunanistan’ ı, Osmanlı’dan tamamen ve ebediyen koparmışlardı…

 

YENİ BAŞARILAR BEKLİYORUZ!

Bu şeref yoksunu darbe girişimcilerinin kurduğu Balyoz+Ergenekonvd kumpaslarla çökertilen ordumuz ve özellikle de donanmamız karşısında serbesti serhoşluğuna düşen Yunan; Ege’ deki 16+1 adamızı işgal etmişlerdi ya…

Hani siz bile oraya pasaportla girebilmiştiniz ya; işte oraları da  tekrar ülkemize kazandırmanızı bekliyoruz….

Bu Mehmetçikle ve siz azimli sivil irade ile biz TC mensupları;

TÜM KRİSTİANİSMUS CEPHESİNİN, ANTİ TÜRK TERTİPLERİNE KARŞI KOYARIZ!…

Tekrar Atatürk’ümüz, bayrağımız etrafında birleşilmesi, tüm yurtta ve tüm partilerin taraftarları arasında süreğen bir coşku yaratmıştır.

TEŞEKKÜRLERİMLE! MUHABBETLERİMLE! SAYGILARIMLA!

Ve… ye gelince;

O da haftaya;  DEVLETTE DEVAMLILIK faslından,  TRAFİK ÇÖZÜMLERİ

26/06/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUPLAR – IV –

Bariyer ihtiyacını bağıran bir facia daha!

Bu mektup Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan’ı ve Karayolları Genel Müdürü İsmail Kartal’ı da kapsamaktadır

Sayın Başbakanımız; bildiğiniz gibi önceki 2 yazımız da yine aynı konudaydı, bariyersizlikten devrilen otobüsü ve uçan kamyonu işlemiştik.

Yeni Ulaştırma Bakanımız Sn. Ahmet Arslan’a  ve KGM Sn. İsmail Kartal’a talimatlar veriniz ve  takibe alınız  ki, şu  sorunlar çözümlensin!.

Karayolları yapmak, donatmak ve işletmek -BİLİM İŞİ-dir. Ancak bizde –KAFA İŞİ-dir.

“Ne kafası?” diye sorulursa, KGM nin bir bölge müdürünün/şefinin kafasıdır.

Nasıl mı? ”SEN O YOLU KAFANA GÖRE YAP!”  kafasıdır.

Burada 2 kafa vardır: 1- “Emri veren kafa”, 2- “Uygulayan kafa”dır.

Bu kafaların bazıları doğru, bazıları eğri  görür.  Aralarındaki çizgi farkları gibi grinin ton zenginliklerine yakındır.

Ülkemizdeki pek çok yol ve donanımları böyledir.

İşte son 3 yazımız da bu donanım eksiklikleriyle “FACİA ÜRETİMİNE AÇIK YOLLARIMIZ”  üretimleriyle konu edilmektedirler.

AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFLI HABERE BUYRUN!

BARİYERSİZLİK yolcu-otobusu-YANA YASLANDI-37-

[[ Yolcu  otobüsü yan yattı; 37 yaralı Samsun   23.06.2016   AA  http://www.karar.com/gundem-haberleri/yolcu-otobusu-devrildi-37-yarali-167126

ÖZET: Samsun’da İzmir’den Artvin Hopa’ya yolcu taşıyan otobüsün kontrolden çıkması sonucu 37 kişi yaralandı. Samsun-Ankara karayolunun Adalar mevkisindeki kavşakta yön tabelasına çarptıktan sonra kontrolden çıktı… ]]

GELELİM NETİCEYE:

Bir otobüs kavşaktaki yön tabelasına çarpar, kontrol yitirilir, karşı yöne geçilir ve solundaki su drenaj)  /boşaltma kanalına girer, sol yanıyla kanala yaslanır. (KAVŞAK KUSURU İNCELEMESİ YAPMADIK DAHA.)

Buraya bariyer koy(dur)mayan kafa bunu “öngörme” yapamadıysa (bu da kusurdur amma), “son görme”  de mi yapamadı?

Yani benzer binlerce olaydan da mı ders çıkaramadı?

BENZERLERİN KAÇINI SAYAYIM?  Bunlar da kanala/yamaca yaslanmalardır!

  • Bayburt’daki 3 ölümlüyü mü? (2014 Ocak)
  • Sındırgı’daki 1 ölümlüyü mü? (2015 Kurban Bayramı)
  • Afyyonkarahisar’daki 1 ölümlüyü mü? (2014 yazı)

20/06/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP   -III-

“KİLİS’DE TRAFİKLİ FACİALAR İSTER MİSİNİZ?”

Eski ve deneyimli “ULAŞTIRMACI”  Başbakan Sn. Binali YILDIRIM’ a bu sorumuz, yine K.G. Müdürü Sn. İsmail Kartal’ ı da kapsamaktadır.

 

2 sorundan hareketle dikkatlerinize sunmak ve çözümlerini istemek görevimi yapmaktayım. “ŞİKÂYET DEĞİL, ÇÖZÜM MAKAMLARINDASINIZ” .

 

  • Bariyersizlik,
  • Hatalı kavşak (OSB).

 

1-BARİYERSİZLİK FACİASI  (oldu, buyurun habere:)

[[ KAMYON VİRAJI ALAMADI ŞARAMPOLE UÇTU; 1 ÖLÜ  10.06.2016 iha.com.tr

ahmet türkoğlu

(TIPKI BU RESİMDEKİ GİBİ…)

Kilis’e gitmekte olan 59 yaşındaki Osman Saygılı idaresindeki 46 AZ 436 plakalı Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait kamyon,

Kilis-Gaziantep yolu Organize Sanayi Bölgesi yakınlarında (sa.12.00 civarı)

  • Sürücüsünün direksiyon kontrolünü kaybedip,
  • Karşı şeride geçti,
  • 30 m derinlikte şarampole uçtu,
  • Kazada kamyon sürücüsü Osman Saygılı hayatını kaybetti.]]

Burası, Bölünmüş Yol (Gaziantep-Kilis ), yapımı sürse de trafiğe açık ve tehlikelerden arındırılmamış. Yollların her 2 dış kenarları bariyerlendirilmiş olsaydı; bu taşıt, bariyere sürtünerek; yoldan çıkmayabilecekti ve –öncelikle- can kaybı oluşmayabilecekti.

2- HATALI KAVŞAK (GEBE KAVŞAK-OSB)

Buradaki kavşak da –yurdun pek çok yerinde olduğu gibi-FACİALARA GEBE kavşak  olarak yapılmış durumda.

Bu kavşağı, transit ve OSB ye giriş-çıkış yapan tüm taşıtlar, tehlike ÜRETEREK/YAŞAYARAK KULLANMAK ZORUNDA bırakılmaktadırlar.

Bunların en acılı, unutulmazı; BARIŞ AKARSU (Torba Kavşağı) FACİASIDIR.  Bugünki çözümü çok iyi olan bu kavşakda olduğu gibi; tüm bölünmüş yol –adalı- kavşakları altta kalacak, transit geçişler üstten aşırılacak şekilde düzenlemeye gidilmelidir.

Önerimizin gerçekleşmesi için,  facialar beklenmemelidir! BAŞTAKİ SORUYA CEVABINIZ “HAYIR!” İSE, BUYRUN ÇÖZÜMLERE!…

BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?

13/06/2016

BAŞBAKAN YILDIRIM’ A MEKTUP – 2

 DEMEK; BARİYER GEREKLİYMİŞ!

(BU MEKTUP; KGM İSMAİL KARTAL’I DA KAPSIYOR!)

Sayın Başbakan’a özgün not: Kucağınızda bulduğunuz bu terör için değerli şahsınızda TC Hükümetine ve tüm vatandaşlarımıza “GEÇMİŞ OLSUN!” diyorum ve başarılar dilerken, yeni politikalarınızı da desteklediğimi, bunun üstesinden devlet-millet elele geleceğimize imanımı belirtmek isterim.

“Biz şimdi terörle uğraşırken; trafiğin sırası mı?!” demeyeceğinize de inanmaktayım.

Karayolu Trafik Güvenliği hakkında yazmayı gerektirecek pek çok facia yaşatılmakta ve bunlardan dersler çıkarılıp-tedbirler geliştirileceğine, o kadar çok –gidişatına= rastgeleye bırakılmakta ki- yazmaya ne günler, ne köşeler yetmemekte…

DERSİMİZİN KONUSU: BARİYER VE EKSİKLİĞİ

SEBEP: YENİ BİR FACİA

Bariyer; yolun bir yanında var, diğerinde yok. Olmayan tarafa bir Tur Otobüsü devrilmiş.

Bariyer, o tarafta neden yok?

Görünen –mantıksızlık mantığı- şu:

“Bu tarafta dağ var. Taşıtlar aşağı uçamaz!”

Demek ki bu mantık(!), geçersizmiş. Peki, neymiş? “Aptamanın Saptaması” (Merhum Orhan Boran’dan)

Dağ, yamaç, duvar; taşıtların yoldan çıkmasına, devrilmesine engel olamıyor; değil mi?

Bunun adını siz de biliyorsunuz: “YOL KENARI GÜVENLİĞİ ELEMANI”

Başbakanımız olarak sizden ve yeni K.G. Müdürümüz Sn. Kartal’dan; benzer eksikliklerin giderilmesinin sağlanmasını bekliyoruz.

İşte haber ve foto:

[[ Tur otobüsü devrildi; 24 yaralı Çankırı 02.06.2016 İHA

Ilgaz Derbent mevkiinde tur otobüsünün devrilmesi sonucu 24 kişi yaralandı.

 Edinilen bilgiye göre, Çankırı’nın Ilgaz ilçesi Derbent mevkiinde akşam saatlerinde bir yolcu otobüsü yolda takla atarak şarampole devrildi, 1’i ağır olmak üzere 24 kişi yaralandı…”]]

bariyer

 

06/06/2016

Başbakan Yıldırım’a Açık(ça) Mektuptur! (1)

“Daha İyi Trafik Güvenliği” bekliyoruz ve başaracağınıza inanıyoruz!

T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na tekrar gelmenizden ötürü duyduğum memnuniyeti ifade ettim, amma kutlama ziyaretine gelemeden, Başbakan oldunuz. Yine memnuniyetimi –şimdilik uzakdan- ifadelendiriyorum  ve tebriklerimi sunuyorum. Kutlama ziyaretine de gelmeyi dilediğimi belirtmeliyim.

Bu ziyarette size bir brifing de sunmak isterim:

“SEBEP-SONUÇ İLİŞKİLERİYLE; TRAFİĞİMİZ NEDEN DÜZELMEDİ VE NASIL DÜZELİR?”

TRAFİĞİMİZ ÇOK KÖTÜ YÖNETİLİYOR

Bu bir gerçektir. Ve bu kötü gidişatın birilerince; -direkt/dolaylı- “âdeta devamı istenmektedir” havası, 10 yıllardır sürdürülmektedir.

Bunları belgelemek, kanıtlandırmak çok kolaydır. Gerçekleşen ve adına “kaza” denen her kötü olay bir faciadır ve kötü yönetimden kaynaklanmaktadır.  Defalarca bunları makalelerimde dillendirdim ve ayrıntılandırarak bildiri konuları ettim.

GÜNCEL KANIT GÖRÜNTÜLERİ

OLAY: Kadıköy’de en işlek yaya geçidini işleten sinyalizasyonu ve geçidi kapatan bir kamyon, yükleme-boşaltma yapıyor. Sürücünün umurunda olmaması; kötü eğitim+kötü yönetim+kötü denetim.

yaya geçidi; yük indir,bindir-Kadıköy (4) - Kopya

Şimdi bu sürücüyü uyarmaya ve kaldırtmaya kalkışan bir vatandaşın başına mutlaka bir belâ gelmesi de trafiği kötü yönetenlerin bir ek kötü eseridir.

 

 

 

 

30/05/2016

TUR OTOBÜSÜNÜ NASIL DEVİRİRİZ?

Kamu ve özel sektör işbirliği şarttır!

Bu işler öyle kolay değildir. Birçok bileşeni bir araya getireceksiniz. Tek başınıza da yapamazsınız. Devleti de yanınıza alacaksınız.

Önce özelden başlayalım, sonra kamuya gelelim:

ÖZEL:

  • Otobüsünüz; genelde eski ve bakımsız olacak.
  • Lâstikleriniz; eski, mevsim dışı olacak, kabak olması tercihlidir.
  • Fren sisteminiz; yıpranık, mutlaka bakım ister olacak.
  • Fennî (teknik) muayenesi; geçmiş olacak,

Sürücü ;

  • Tek olacak,
  • Gündüzden itibaren çalışmış, yorgun ve uyumamış olacak.
  • Akşamdan yola çıkacak, gece boyu sürecek, uyku ve yorgunluk onu direksiyonda uyutacak.
  • Otobüs kendi başına giderken, yoldan çıkacak, devrilecek, belki uçacak.

KAMU:

  • Ulaştırma Bakanlığı (Kara Ulaştırma Genel Müdürlüğü); bunlara meydanı boş bırakacak=denetimsiz bırakacak.
  • Ulaştırma Bakanlığı (Karayolları Genel Müdürlüğü); yolları, kavşakları tehlikeyle sunacak=ve yolları denetimsiz bırakacak.
  • İçişleri Bakanlığı (Trafik Zabıtası=Trafik Polisi+Trafik Jandarması) da meydanı boş bırakacak=denetimsiz bırakacak;
  • Yol kullanıcılarını,
  • Yoları ve sunuluş şeklini…

TOPLAM:

  • TUR OTOBÜSÜNÜ DEVİRME BAŞARISI,
  • 4 ÖLÜM VE 27 YARALAMA BAŞARISI,
  • SAKATLIKLAR; KISA ZAMANDA BELLİ OLUR,
  • PSİKOLOJİK TRAVMALAR; KISA ZAMANDA BELLİ OLUR.

SADED: 

  1. Gördünüz mü; bu başarı(!)nın formülünü?!…
  2. GARANTİLİ SONUÇLAR:
    • “DEVLET KUSURSUZDUR!”
    • “SÜRÜCÜ KUSURLUDUR!”

  1. Haberin son cümlesine bayıldım: “OLAY YERİNE İNCELEMELER SÜRÜYOR…”

BU YAZININ GEREKÇESİ; Yeni bir olay tekrarı haberi:

 [[“TUR OTOBÜSÜ DEVRİLDİ; 4 ÖLÜ, 27 YARALI” ÇANAKKALE 12 Mayıs 2016 Egem Haber

Çanakkale’nin  Gelibolu ilçesinde şehitliklere geziye gelen bir tur otobüsü,  Çanakkale  İstanbul Karayolu  Kavak Köy mevkisi  Şarköy Sapağı’nda, sabaha karşı bilinmeyen bir nedenden dolayı kontrolden çıkarak devrildi. 4 kişi öldü, 27 kişi de yaralandı.         Olay yerine incelemeler sürüyor…]]

SON SÖZ: “DUDU BİZİM KIZIMIZ, HERGÜNKİ SÖZÜMÜZ!”

= DAHA ÇOOK TEKRARLANACAK BU ACILI TİYATRO!…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

09/05/2016

DEVLET, TRAFİĞE NERESİNDEN BAKIYOR?

 

BAŞBAKANA VE İLGİLİ BAKANLARINA ÇAĞRI: TRAFİĞİ DÜZELTELİM!

BU İŞİ BİLMİYORSANIZ BİLENLERDEN YARARLANIN!

 

Kimse gücenmesin; Karayolu trafik güvenliğinde; karar alıcı makamlardaki selefler de, halefler de başarıyı yakala(ya)mamışlardır.

 

Neden mi?

“Danışan; dağları aşmış, danışmayan; düz yolda şaşmış!”  da ondan.  Bu söz, Türk Atasözüdür, amma anlaşılan; bu makamlara gelenler, bu sözü unutmaktalar ve kişilik egoları+ “efendim siz hep en iyisini, en doğrusunu bilirsiniz!” pohpohlarına kapılmak sonucunda, başarısızlıklar zincirine, bahaneler zincirleri eklenegeldi, eklenegider…

 

Ne kadar bilmemek?

Karayolu motorlu taşıtları ve trafiği ülkemize geldi geleli!… Evet, trafikteki kötü rakamlarla burnumuz hep yerde, taşıtlar tepe-taklak, birbirlerine çarpa çarpa, her şekilde insanları yaralaya/sakatlaya/öldüre geldi/gider. (Atatürk Türkiye’si döneminde taşıt yaygınlığı yoktur. Marshall Planı ile düşünülmesi, hele de Menderes döneminde yerleşmesi gerekirdi.)

 

Bir Kanıt Daha mı?

Aşağıdaki metni okuyunca;  

“PATİKADA, BOZUK VE PATLAK LASTİKLİ TAŞITI; EŞGÜDÜMLE BAŞARILI SÜRMEK” hülyası peşinde koşulduğu görülecektir. = “AYA BİSİKLETLE GİTMEK!”

 

İçişleri Bakanımız; Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’yı şu metin kapsamında görevlendirmiş:

 

“TRAFİK YÖNETİMİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI”

Ülkemizde trafik kanayan bir yara olup 64. Hükümetimizin İçişleri Bakanı Efkan ALA bu konu üzerinde önemle durmaktadır. Sayın Bakanımızın bilgi ve desteği ile Emniyet Genel Müdürlüğümüz ile birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında, ülkemize kazandırılması amaçlanan teknik altyapı ile birlikte, trafik yönetiminin yeniden yapılandırılması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. (Trf. Yasasında görev verilmiş Bakanlık vd kurumlar sayılmış…)

Yanı sıra, bu güvenliği sağlamaya yönelik 3 kurul sayılmış: Karayolu Güvenliği Yüksek Kurulu, Karayolu Trafik Güvenliği Kurulu ve Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi Eşgüdüm Kurulu. (Sonuncusu, 31.07. 2012 ta. R. Gazetede 2012/16 no’lu Başbakanlık Genelgesi ile oluşturulmuş.)

 

Hayata geçirilmesi hedeflenen yeni trafik yönetimi yapılanması ile tüm kurumlar ile etkin bir iletişim alt yapısına sahip,  dünyadaki gelişmeleri takip edebilen, hızlı kararlar alabilen bir modelin oluşturulması amaçlanmakta ve ilk aşamada aşağıdaki hedefleri gerçekleştirmesi planlanmaktadır:

  • Kazaların; sayısının, şiddetinin ve ölenlerin sayısının en az %40 oranında azaltması azaltması

Sonuç mu? Başarı değil, başarısızlık planlanmış.

Ülkemin trafiğinin,  -bu bozuk düzeninin- eşgüdüme değil; sebep sonuç değerlendirmeli tedbirlerin planlandığı ve görevini yapmayan kurumların cezalandırılmasının disiplini ile oluşacak sistemin eşgüdümüne ihtiyaç vardır.

 

Bakın habere! Adamlar, yaya koruma amaçlı neler yapıyorlar!

Örnek almazsak, utandırıcıdır!

 

 yerde trafik ışığı-Almanya

 

 

02/05/2016

OTOGARLARA ERİŞMEK YA DA ERİŞEMEMEK

YA DA İZMİT’E VEYA TEKİRDAĞ’A MI GİTMEK?

BAŞARIYI PROGRAMLAMAYAN, BAŞARISIZLIĞI PROGLAMLAR!

İstanbul Bayrampaşa’da yerleşik Büyük İstanbul Otogarının konumlanmasının yok edilmesi için, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin; Başkanı (ve mimari doktoru olan)  sayın Kadir Topbaş’ ın istemiyle alındığına inandığım kararı üzerine; bir epeyce yazılıp-çizilmeye başlanıldı.

(Nakliye Kooperatifleri başında bulunduğum dönemde buranın temel atma töreninde ben de bulunmuştum. Dönemin Otobüsçülerinin Başkanı da Sn. Mehmet ÖZCAN idi.  Ulusoy kardeşlerin de hepsi sağdı, Bedrettin Dalan ve Turgut Özal vd bakanlar, bürokratlar oradaydılar.)

Mimarî ile Şehir Planlamacılık birbirine geçkilidir. Ulaşım Mühendisliği diye yeni bir bölüm daha oluşturuldu. (Bunun kurulmasının mimarı da Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’ dır. Ilıcalı da, Kadir Topbaş başkanın danışmanıdır.)Ben buraya, bu yeni mühendislik dalının amaçlarını alsam yerim yetmez.

Ulaştırma Mühendisliği Bölümünde eğitim ve öğretimlerini tamamlayan mezunlar, şu alanlarda eğitim alıyorlar:

  • Kent içi ulaşımı
  • Kentler arası ulaşımı
  • Ülkeler arası ulaşımı kapsamında;
  • Ulaşım planlama ve dizayn (Proje yapımı, Danışmanlık, Güzergah belirleme, Toprak işleri)
  • TOPLU ULAŞIM
  • Ulaşım altyapıları (Raylı sistemler, karayolu, Otopark, Transfer merkezi planlama, Liman, Havayolu) yapım ve bakımlarında,
  • Trafik yönetimi
  • Trafik denetimi(Akıllı Ulaşım Sistemleri (Intelligent Transportation Systems (ITS)
  • Lojistik

Bu bölüm bünyesinde de; şu konularında araştırmalar yapılması mesleki beceriler kazandırılması hedeflenmiştir.

  • Trafik mühendisliği
  • Akıllı ulaşım sistemleri
  • ULAŞIM PLANLAMASI
  • Trafik akışı teorisi
  • Altyapı yönetimi
  • Yenilikçi geometrik tasarımlar
  • Trafik işaretleri ve uygulamaları
  • Ulaşım güvenliği ve istatistik
  • Bisiklet ve yaya ulaşımı
  • Ulaşımda Bilgi Teknolojileri Uygulamaları
  • Trafik Modelleme ve Simülasyon
  • Otoyol planlama ve uygulama
  • Ulaşım güvenliği v.b.

Gerekçeler çok daha uzun bir yer gerektiriyor. Bunun başında da YAŞAM KALİTESİ STANDARTLARI gelmektedir. Ulaşım sistemleri ve Yönetimi de bunda çok önemli rol oynamaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİ=UYARI

  • Şimdiki konum yerinde bu otogar; diğer yazanların, bilimcilerin ve otogar proje müellifinin de belirttikleri gibi, altından geçen raylı sistemle büyük bir entegrasyona sahipliğiyle, sorun değil, çözüm üretim rolüne sahiptir;
    • Kendisi; şehirlerarası ve uluslararası kara ulaşımı merkezidir ve
    • Atatürk Havaalanı,
    • Marmaray,
    • İDO,
    • Şehir (Deniz) Hatları,
    • Sabiha Gökçen Havaalanı
    • vb ile de entegredir.
  • Modernize ve daha çok amaçlı edilebilir, buna ihtiyaç da vardır.
  • “Kaş yapıyorum!” derken, İstanbul Otogarını, İzmit’ e ya da Tekirdağ’ a götürmeyin
  • Danışmanlardan yararlanın.
  • İstanbul Trafiğini de iyi yönet(e)miyorsunuz aslında. KGM ile de işbirliği yapıp-boğaz köprüleri ve çevre yollarında kamyon trafiğini=genel olarak yolları yönetemediğiniz için, İl sorunları çoktur.

Ben, olumsuzlukları sadece söyleyen=karalayan değilim, yöntem önerilerini de gösteren bir danışmanınızım kabul edin.

BAŞARIYI PROGRAMLAMAYAN, BAŞARISIZLIĞI PROGLAMLAMIŞTIR!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

25/04/2016

MİLLÎ EĞİTİM BAKANINA ÇAĞRI!    (1)

GELİN, DEVRİM YAPALIM! TRAFİK HAFTASI ZAMANLAMASINI DÜZELTELİM; ÇOCUKLARI KORUYALIM !

OUT: “Mayıslı Trafik Haftası”

IN: Okul Yolu Güvenliği Eğitim ve Çözüm Etkinlikleri Haftaları

Sayın, NABİ AVCI (SAYIN “PAMUK DEDE”) ;

Prof. Dr. sunuz,  iletişimci ve meslekten eğitimcisiniz. Bilim; sebep-sonuç  ilişkilerini de araştırmaktır.

Suçlama yapmadan,  sadece soracağım: Hiç araştırdınız mı; “Ülkemizin trafiği neden düzelmiyor?”

Araştırmamış olabilirdiniz. Gerekçeniz de şu olabilirdi: “Bu konuda görevli kurumlar var. Ben kendi  alanımla görevimi yapıyorum ve her kurum da kendi görevini yapmalıdır, yapıyordur…”

Ancak şimdi, bu konuda görevli kurumların en önemlilerinden birinin başındasınız.

Şu anahtar kelimelerle başlayalım:

  • Trafik Haftasındaki Yanlışlıklar Mayıs’ın İlk Haftası,
  • Okul Yolu Güvenliği Eğitim ve Çözüm Etkinlikleri Haftaları 7-22 Eylül Arası 2 Hafta,
  • Sistemsizliği, Sistem Edinmek,
  • Ağacı Yaşken ve Ustalıkla Eğmek,
  • MEB de Ehil Kadro.

 Bu konu tarafımdan sadece şimdi değil, yıllardır dillendirilmektedir.  ÇOCUK GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYINDA (7-8 Mayıs 2013, MEB VE EGM organizasyonu) sözlü ve 4. KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİ SEMPOZYUMUNDA (2013) bildiri olarak dillendirilmiştir.

 Adı: “TRAFİK HAFTASI”  TAKVİMİNDE YARARSIZLIK ve YAYA GÜVENLİĞİNDE EĞİTİM FAKTÖRÜ- Okulöncesinden- Lise Sona Kadar; Eğitim Sorunları, Etkileri, Kaynakları, Çözümleri’ dir.   (2013 Bildiriler kitabındaki 13 bildirimden biridir)

Çünki okulların kapanma dönemine yakın yapılan bu hafta (sadece ilk gündür) etkinlikleri;  yarardan tam uzaktır ve stres yaratıcıdır.

Sorumun cevabı da şudur:  Bakanlığınız; bu konudaki görevlerini asla iyi yapmamıştır=kötü yapagelmiştir. (Görev; 2918/8-a Trafik Yasası)

  • Bu konuda yetiştirilmiş eğiticileri yoktur,
  • Öğretmen adayları için de üniversitelerde dersler konmamıştır.
  • Eğitici yetiştirmemiştir. Meslekiçi eğitimde de bu konu yoktur.
  • Bu konuya müfredatda gereği gibi değil, çok kötü yer vermiştir.
  • Çocuklar; EĞLENEREK ÖĞRENMEYİ çok sevmektedirler. Çünki ben bu eğitimi interaktif olarak verirken, yaşayıp- görmekteyim.

Hedef kitlem; okulöncesinden-polis adaylarına kadar geniş yelpazedir. Teşekkür, tebrik ve tekrarına davetler; hedef kitle yanı sıra, veliler, okul idarecileri, öğretmenler gibi, izleyen herkesden gelmektedir.

  • MEB in, en başarısız olduğu alanlardan biri de sürücü yetiştirme(!) dir.

Bakanlığınızın bu alandaki kadrosu iyi değildir ve iyi niyetli değildir. Bu konuda ne dış ve ne de iç ARGE çalışması yapmadıkları gibi, önerilere de kulak tıkamakla, makamlarda kurulmakla ve hak etmedikleri maaşları almakla yılları ve canları boşa harcamaktadırlar.

Neden,  Mayıslı Trafik Haftaları –out-?

Çünki okul kapanmasına 1 ay kalmıştır. Hiç kimsede öğrenme heyecanı=gereksinim kalmamıştır.

  • Öğrenci; sınav+başarı+karne,
  • Öğretmen; sınav+karne,
  • Müdür; dönemi sorunsuz kapatmak,
  • Veliler; tatil programı peşindedirler.
  • Çünki bu sebeplerle; herkesin algıları kapalıdır.

 

Neden, Okul Yolu Güvenliği Eğitim ve Çözüm Etkinlikleri Haftaları –in-? Ve 2 hafta?

Çünki herkes uzun bir okul döneminde; canını/öğrencisini/çocuğunu koruma heyecanı içindedir.

Çünki bu sebeple; herkesin algıları açıktır. (…)

ANLATABİLDİM Mİ, SAYIN “PAMUK DEDE”?

(Sürecek)

 

18/04/2016

SAĞLIK BAKANI’NA SORU VE ACİL ÇAĞRI!

“TRAFİKTE CAN KURTARALIM!”

Bu çağrı Başbakanımız başta olmak üzere, şu bakanlarımızı da kapsamaktadır:

Ulaştırma, İçişleri, Milli Eğitim, Tarım Orman ve Köyişleri ve ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı.  (Ve Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Hikmet Selçuk GEDİK’i…)

 

Çünkü bu kurumlara 2918 de görevler verilmiştir (4. ve 12. maddeler arası).

Sayın Mehmet MÜEZZİNOĞLU;

 

Biliyor musunuz ki; Trafik Yasası içinde (2918/8-b), Bakanlığınıza verilmiş çok önemli ve acil bir görev 20 yıldır gerçekleştirilmemiştir (ve sadece tarafımdan dillendirilmektedir).

 

Hekim olduğunuz için, herkesten önce bilirsiniz ki; kazalarda en fazla hayat kurtarma şansı için ilk dakikalar çok önemlidir. Dünyada ilk 5, 10, 20, 30, 60 dakikalar; ALTIN SAATLER olarak anılmaktadırlar.

 

Bu da, Acil ve İlk Yardım İstasyonlarının + İtfaiye ve Kurtarıcıların konuşlandırılması ve helikopter pistlerinin de olmasına bağlıdır.

 

Çok yazık ki bunlar yoktur.

Hiç olmamış mıdır? Bir zamanlar evet; sadece 4 tane, ama şimdi hayır!


  • Kırşehir,    
  • Kırıkkale,
  • Sivrihisar,

 

 

Bunlar da TŞOF’ un 4 tane akaryakıt/dinlenme tesisinde; ambulansa ve iç donanımları da TŞOF’ ca karşılanarak konuşlandırılmış, yıllar içinde yenilemelerin de tekrar TŞOF’dan istenmesine olumlu cevap alınamayınca, bunlar da ortadan kalkmıştır.

 

Bakanlığınızda bununla ilgili birim; 112’nin de bağlı olduğu Genel Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüdür.

 

Bir önceki Genel Müdürünüzle de bu sorunu sıkça görüşmemize rağmen; hep âdeta sponsor arayışında olmuştur.

 

Bu durum; Bakanlığınızda bir yerlerde sıkıntı olduğunu göstermektedir. Ya kadrolarda yetki/yetkinlik, ya bütçe, ya da seleflerinize ve size bu konuda brifingler/talepler sunulmaması, ya da idari uzmanlık/kadro vb…

 

Amacımız; bağcı dövmek değil, üzüm yemektir ve buradaki üzüm de, önlenebilir can kayıplarıdır.

 

Somut olaylardan acı –gecikme- örnekleri çoktur, yerimiz ancak tekine müsaittir:

  • 21 ölümlü faciada otobüs, devrildiği yol dışından, 4 saat sonra kaldırılabilmiştir, yaralılar soğuktan ve kan kaybından ölmüşlerdir; (20 Ocak 2014, Pınarbaşı/Kayseri).
  • 9+1 ölümlü otobüs faciasında da gecikme olmuştur (aynı günlerde, Yıldızeli/Sivas),
  • ve 3 ölümlü otobüs faciasında da (aynı günler, Bayburt).

(…)

 

İşte 2918 deki göreviniz:

 

Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının görev ve yetkileri (1)

Madde 8 –    

  1. Millî Eğitim Bakanlığı: (…)

 

  1. b) Sağlık Bakanlığı: (Değişik: 17/10/1996 – 4199/6 md.)
  2. Karayollarında meydana gelen trafik kazaları ile ilgili ilk ve acil yardım hizmetlerini planlamak ve uygulamak,
  3. TRAFIK KAZALARINDA YARALANANLARIN EN KISA ZAMANDA SAĞLIK HIZMETLERINDEN ISTIFADELERINI TEMIN ETMEK ÜZERE, İÇIŞLERI BAKANLIĞININ UYGUN GÖRÜŞÜ DE ALINARAK;

 KARAYOLLARI ÜZERINDE ILK YARDIM ISTASYONLARI KURMAK, BU ISTASYONLARA GEREKLI PERSONELI, ARAÇ VE GERECI SAĞLAMAK,

  1. Her ilde trafik kazaları için eğitilmiş sağlık personeli ile birlikte yeteri kadar ilk ve acil yardım ambulansı bulundurmak,
  2. Trafik kazalarında yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edilenlerden kazanın sebep ve tesiriyle otuz gün içinde ölenlerin kayıtlarını tutmak ve takip eden ayın sonuna kadar Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirmek…

 

  1. c) Ulaştırma(…)

 

 

11/04/2016

YENİDEN YARGILAMA=ADALET ARAYIŞI

AF TALEBİ=”SUÇLUYUM VE BENİ AFFEDİN”

Önceki sayımızın baş sayfasında çıkan bir çağrı; beni bu konuda tekrar yazmaya yönlendirdi, teşekkürler.

Çağrı sahibi Galip ÖZTÜRK’ ü bu bakımdan kutluyorum ve destekliyorum: “Suçsuzluğuma inanıyorum ve tekrar yargılanmamı istiyorum!” diyor.

Hukukçu değilim, amma TRAFİK HUKUKU, daha doğrusu HUKUKSUZLUKLARI; beni HUKUKRAT etti. Ben de bunu, bir değerli (emekli) yargıçla birlikte; “KAPANMIŞ KAZA DOSYALARINDA YENİDEN YARGILAMA GEREKLİ” başlığıyla bildiri konusu ettim ve ilgili kitapta da yer aldı (5. K.yolu Trf. Güv. Sempozyumu, Ankara).

Ancak gerek Trafik Hukukunda ve gerekse diğer alanlarda başarılı sonuçlar için, bu konudaki mevzuatta yetersizlik bulunmaktadır ( T. Ceza Yasası, M-311).      (Belki Sn. Galip Öztürk’ün  dosyasında da bu tarz iyileştirme hüküm değişikliğine ihtiyaç olabilir.)

Mevcut Ceza Hukukunda Yeniden yargılama şartları

MADDE 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

  1. a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
  2. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.

İYİLEŞTİRME NASIL OLMALI?

Hüküm aşağıdaki şekilde düzeltilmelidir:

  1. a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği, yanlışlığı, eksikliği, yetersizliği anlaşılırsa.
  2. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal, yetersizlik ile gerçek dışı tanıklıkta, bilirkişilikte bulunduğu veya olaya ait ilk tutanak, bilirkişi raporu veya oy verdiği anlaşılırsa.

DEĞERLİ YASAMA, YARGI VE SAVUNMA MENSUPLARI’mızın dikkatine sunarım. 

 

04/04/2016

SAYIN BİNALİ YILDIRIM KAR TEMİZLİK FACİALARINI ÖNLEYELİM Mİ?

 

(Karayolları yeni Genel Müdürümüz Sayın İsmail Kartal’ a da uyarımız ve çağrımızdır-2)

 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sn. YILDIRIM’ a yapmakta olduğumuz çağrıların sebebini değerli okurlarımızla tekrar paylaşalım:

  • Konumuzun en önemli Bakanlığının Bakanıdır,
  • Bakanlar Kurulunun üyesidir ve en etkin şahsiyetlerdendir,
  • Karayolları Gn. Md.lüğü kendisine bağlıdır.

 

Sayın Bakanım;

Bu konuda tekrarlanmış bir facia da memleketinizde oluştu (önceki Bayburt’da 3 ölümlü Greyder-Otobüs çarpışmasıydı, 23 Ocak 2014); Refahiye yakınlarında.

 

Bu yeni olayda da K.yolları Gn. Md.nün  Hizmet Kusuru bulunmaktadır, hem de tehlikesi artırılmış şekilde.

 

Haber metni ve foto aşağıda amma o kadar basit değil.

Yol: Bölünmüş yolun, Refahiye-Erzincan yönünde giden otobüsün solundaki 2. şeritten yani Erzincan –Refahiye yönünde yani ters yönde,   -sözde kar temizliği yapan araç- gelmektedir.

Saat: 05:00 civarıdır.

Hava: Kar-tipi görüş düşük 

Eskort:( =İşaretçi öncü taşıt:)Yoktur.

Yol girişinde uyarı: Yoktur. Yani Refahiye’de, Erzincan yönüne gidecek taşıtlar için;; bilgilendirme ve uyarı işaretlemeleri yoktur; “DİKKAT! BU YOLUN SOL ŞERİDİNDE, KARŞINIZDAN GELECEK KAR TEMİZLİK TAŞITLARI VARDIR” gibi.

 

Bunun sebebi; Yol Bakım-Onarım Dairesinin; kuruluştan beri KAR TEMİZLİĞİ YÖNETMELİĞİ ni yapmamışlığı vardır.

Anılan araçlar, projesiz, yönetimsiz, denetimsiz olarak artırılmış tehlikelerle yollara salınmakta, adına da GÖREV denilmektedir.

SONUÇ: KAŞIKLA PİLAV VERİRKEN, SAPIYLA GÖZ ÇIKARMAK!

 

SORU: KGM NİN GÖREVİ TEHLİKE ÖNLEMEK+KONFOR SUNMAK MIDIR?

Yoksa TEHLİKE YARATMAK VE SÜRDÜRMEK MİDİR?

 

Sn. Bakandan ve yeni Gn. Müdürden talep:

  • Anılan Yönetmeliğin acilen çıkarılması (Kanada’da Kar Temizliği videosu ilham verir),
  • Anılan çalışmaların projeli yap(tır)ılması.

 

İşte haber metni:

Erzincan’da kaza! Çok yaralı var! 22 Şubat 2016 AA   aksam.com.tr  

 

Erzincan’da yolcu otobüsü ile yolda kar temizliği yapan iş makinesinin çarpışması sonucu 23 kişi yaralandı.

 

Şanlıurfa’dan Artvin’e giden Hikmet Erolur yönetimindeki 02 KP 622 plakalı yolcu otobüsü, Erzincan-Sivas karayolunun 50’nci kilometresi Yıldırım Akbulut Kayak Tesisleri mevkisinde, yolda kar temizliği yapan Karayollarına ait Doğan Nevruz’un kullandığı greyderle çarpıştı.        Yolun karlı ve buzlu olması nedeniyle yolcu otobüsü kayarak yan döndü.

 

Kazada, greyderi kullanan Doğan Nevruz da yaralandı.

 

(…)

 

 

28/03/2016

SAYIN BİNALİ YILDIRIM’A SORU: ÇOCUKLARI KORUMAKLA BAŞLAYALIM MI?

(Karayolları yeni Genel Müdürümüz Sayın İsmail Kartal’a da çağrımızdır)

Değerli Bakanımıza “Paşa” yakıştırmasını önceki yazımızda yapmıştık. Sebebi de, Haydarpaşa Garı’nın kurtarılacağı müjdesiydi. Bu iyi işleri başlatan değerli Bakanımızın, -önceki döneminden yarım/eksik kalan- projeleri tamamlayacağına ve yeni iyi projeleri de gündeme alacağına inancım tamdır.

NEDEN ÇOCUKLARI KORUMAKLA BAŞLAYALIM?

Çünkü onları korumak trafik güvenliğinin anahtarıdır. Yani böyle bir ortamı kurmak ve korumak; çocuklara verilecek önemle başlar. Mesela “DAHA GÜVENLİ OKUL ÇEVRELERİ” için başlasak; kendimizi  bakın kaç türlü başarının içinde bulacağız?:

  • Okul çevrelerinde artırılmış güvenlik donanımlarımız olacaktır,
  • Öğrencilerimiz için kaldırım güvenliği+karşıya geçiş güvenliği olacaktır,
  • Okul çevrelerinde hızları; hangi dönem/gün/saatte ve kadar azaltacağız gibi önemleri öğreneceğiz.
  • Buralardaki donanım ve uyumlar 7/24 bizleri eğitecektir.

DONANIMLAR?

  • OKUL GEÇİDİ YAKLAŞIMI ve OKUL GEÇİDİ BİLDİRİMİ levhalarına açıklama levhaları da ekleyeceğiz. Bunlar 4 adet olacak:
  • YAKLAŞIM LEVHASINA (kırmızı üçgende öğrenci figürlüdür) EK: “YAKLAŞIYORSUN, YAVAŞLA! DURMAN GEREKEBİLİR!”
  • Bu levhaların altına hız sınırlama levhası: 20 km/saat
  • Bu levhaların en üstüne geçerlilik zamanı açıklama levhası (Dikdörtgen, kırmızı kenarlı ve beyaz zeminde) ;

Okul dönemi=15 Eylül-15 Haziran,

Okul Günleri=Pazartesi-Cuma,

Okul Saatleri=07:00-09.00, 12:00- 13:30, 16:00-18:00

  • GEÇİT BELİRTME LEVHASINA (Mavi zemin dörtgen içindeki beyaz üçgende öğrenci figürlüdür)  EK:

“GELDİN! DUR! GEÇSİNLER!”

  • OKUL ÇEVRESİ YAYA KALDIRIMLARINI TÜMÜYLE BOŞALTACAĞIZ,
  • OKUL ÇEVRESİ KAVŞAKLARINI “YAYA GEÇİDİ” EDECEĞİZ; ÇİZGİLEYECEĞİZ+YAKLAŞIM VE BELİRTME LEVHALARI İLE DE DONATACAĞIZ.
  • ÖĞRENCİ SERVİSLERİ İÇİN DE EN GÜVENLİ DONANIMLARI+KURALLARI GETİRECEĞİZ, TIPKI MODERN TRAFİK ÜLKELERİNDEKİ GİBİ!
  • Ön-arka tepelerinde ışıldaklar; öğrenci bindirmede+indirmede çalıştırılacak ,
  • Bunu her yöndeki sürücüler görecekler,
  • “BURADA GEÇİCİ BİR ÖĞRENCİ GEÇİDİ OLUŞTU; TAŞIT BU IŞILDAKLARI KAPATIP-GİDENE VE EN SON ÖĞRENCİ DE KARŞI GEÇİŞİNİ YAPANA KADAR BEKLE!” komutu almış olacaklar ve bekleyecekler…

Bunları, neden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım’a yazdım?

  • Ulaştırma Bakanı olduğu için,
  • Halk ve ulaşım sektörü ve Bakanlar Kurulu içinde sevgin ve saygın kişi olduğu için,
  • İçişleri Bakanlığı ile de koordinasyon sağlayabileceği için,
  • Karayolları Genel Müdürlüğü de kendisine bağlı olduğu için; şehirlerarası bölünmüş yollarda da bu donanımlarda pek çok eksiklikler bulunmaktadır.

Bu 4. şık;  Karayolları yeni Genel Müdürümüz Sayın İsmail Kartal’a da duyurulur.

 

 

 

 

 

14/03/2016

YAŞA BİNALİ YILDIRIM PAŞA!=HAYDARPAŞA
Neden mi?
Ulaştırma Dünyası Gazetesi’nin 7 Mart tarihli sayısında yayınlanan “Hızlı tren, Haydarpaşa’dan kalkacak!” haberinden dolayı.
Bu açıklama, -şükürler olsun ki- 2. defa göreve getirilmiş olan Sayın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından yapılmıştır.
Haydarpaşa kurulurken; çok iyi bir isabetle seçilmiştir; “Kara, Deniz ve Demiryolu üçlüsünün başlangıç ve bitiş noktası” dır.
Bu fonksiyonların işlemesinde asla aksama yaşanmamıştır/yaşatmamıştır.
Milyonlarca insan (yerli/yabancı), bundan yararlanmıştır.
Gar ve hat; verimli ve parlak bir tarih barındırmaktadır. (1917 de İngiliz sabotajı hariç.)
Pek çok insanımız şunları bilmese de veya gereksiz bulsa da kısa bilgi olarak önemlidir:
[[Devrin Osmanlı padişahı II. Abdülhamit döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde yapımına başlanmıştır. 19 Ağustos 1908 tarihinde tamamlanıp hizmete girmiştir. Bir rivayete göre binanın bulunduğu sahaya III. Selim’in paşalarından Haydar Paşa’nın adı verilmiştir. Binanın inşaatı, Anadolu Bağdat adı altında bir Alman şirketi gerçekleştirmiştir. Ayrıca bir Alman’ın teşebbüsüyle garın önünde mendirek inşa edilerek, Anadolu’dan gelecek/gidecek vagonların ticari eşyasını yükleme/ boşaltma için tesisler yapılmıştır.
2 Alman mimar Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından hazırlanan proje yürürlüğe girmiş, garın yapımında Alman ustalarla İtalyan taş ustaları birlikte çalışmıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında gar deposunda bulunan cephanelere 1917’de yapılan bir sabotajla çıkan yangın sonucu binanın büyük bir bölümü hasar görmüştür.
Yeniden onarılan bina bugünkü şeklini almıştır…. ]]
Sayın Bakanın; Haydarpaşa’nın asıl işlevine, hızlı tren de dahil devam edeceği müjdesi, şahsım ve tüm vatandaşlarımız yanı sıra, tüm konu bilimcilerini, çevrecileri ve TCDD çalışanlarını mutlu etmiştir.
Sayın Bakanın, belki bilgileri yoktur amma; 27- 29 Mayıs tarihleri arasında Galatasaray Üniversitesi Oditoryumunda düzenlenen 11. Ulaştırma Kongresinde,   TCDD Danışmanlık Firması Genel Müdürü tarafından yapılan sunum sonrası, bir soruya cevabında şöyle demişti, ”Hızlı Tren Projesinde, Haydarpaşa yoktur…”
İşte bu sözler ve daha önceki haberler; hepimizi çok üzmüştü.
Tüm ülkeyi sevindiren bu habere de ancak bu söylenir: “YAŞA BİNALİ YILDIRIM PAŞA!=HAYDARPAŞA”

07/03/2016

OTOBÜSLERDE YOLCULARA KEMER TAKTIRMAK ZORUNLULUĞUNUN

BAŞARILABİLMESİNİN MÜMKÜNLÜĞÜ VE GEREKENLER (*)

TÜRKOĞLU, AHMET,   YTGK-DER (Yüksek Trafik Güvenliği Kurumu Derneği)-İstanbul

[YTGK-DER, TOFED (Türkiye Otobüsçüler Federasyonu) üyesidir]

[(*) Bu bildiri, 6. Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumuna sunulmuş ve fakat gelecek yıla ertelenmiştir.)

Amaç: Özellikle şehirlerarası karayolu ulaşımında; en güvenli, konforlu ve ekonomik ulaşım aracı olan otobüslerde güvenlik kemeri kullanımının kesin bir şekilde başarılmasını ve bunun içinde; ekonomik ve demokratik de sayılabilecek yöntemleri ortaya koymaya katkıdır.

Ekonomik ve demokratik yön: Zorunluluğa uymamak halinde, cezayı tercihtir.

Giriş: Öğrenci ve personel servisleri gibi, şehirlerarası otobüslerde de yolcuların, ayakta değil, oturarak götürülmek zorunlulukları vardır. Ancak bu taşıtların karşılaştıkları istenmeyen “şok duruşlar” ve kazai durumlar, taşıttakilerin can ve sağlık kayıplarına uğramalarına sebep olabilmektedirler.

Dolayısıyla bu bildirinin cevabını arayacağı, bulacağı en önemli sorular şunlardır:

  1. Otobüslerde Güvenlik Kemeri Nasıl Başarılır?
  2. Taşınanlara Yararı?
  3. Otobüsçüye Yararı?
  4. Kâğıt Üzeri Zorunluluk Yeterli mi?
  5. Trafiğimizin Neden Halen Düzelmedi ve Düzelmeyecek?

Anahtar kelimeler: Otobüslü kazalarda; can ve sağlık kayıplarını önlemek ve bunu için kemer kullanımı şarttır.

Emniyet Kemerinin gerekliliği ve icadı, geliştirilmesi, zorunlulukların başlaması ve ülkemize de gelmesi, bir epeyce uzun sürmüştür.

Trafiğimizin neden halen düzelmediği ve düzelemeyeceği sorularına bir cevap da buradadır.

Kişileri kemer ile taşıt koltuğuna, sabitleyen ilk emniyet kemeri 2 farklı tarih ve mucit var:

1- Edward J. Claghorn,1885, İngiltere.

2- Gustave Liebau, 1903, İsveç.

18.06.1986 . Gelişi ile yaygınlaşması arasında epeyce yıllar geçmesi yine âdet olmuş; tam 101 veya 83 yıl sonra. (Tıpkı, Trafik Mühendisliği’ni kurmak için 120 yıl direndiğimiz gibi.)

Otobüslerde ilk zorunluluk;

  • sürücüyü,
  • ilk ön sırayı ve
  • en arka 5 li koltuk ortasını kapsıyordu.

Daha sonra, özellikle

  1. 01. 2014 civarı, 3 ayrı yerde toplam 33 ölümlü otobüs facialarındaki yolcuların çoğunun otobüsün altında kalmaları ile yönetmelikte yapılan değişikliklerle tüm koltuklardakilerin takmaları zorunlu edilmiştir. (Olaylar ;1- Kayseri Pınarbaşı; 21 ölüm, 2- Sivas Yıldızeli; 9+1 ölüm, Bayburt; 3 ölüm)

KÂĞIT ÜZERİNDE ZORUNLULUK YETERLİ Mİ?

Trafik yasamızı ölü eden de, bu zihniyettir: “ Yazarız; kanunlaşır, yönetmelikleşir ve yürür!”

“Hani yürümesi?!” demenin tam yeridir. Yürüyor ama, geriye ve hepimizin canına kasda doğru!… Mevzuatlar, kendi- kendini işletecek şekilde düzenlenmelidir. Hele de trafik mevzuatı gibi en az 3 yönü bulunan mevzuatta:

  • Düzenleme, 2- Denetleme, 3- Cezalandırma olmalıdır.

İNSAN TAŞIYAN HER TÜR TAŞITTA; TAŞIT YAŞI VE ÇALIŞTIĞI MESAFELER AYIRDEDİLMEDEN EMNİYET KEMERİ BULUNDURULMASI VE TAKMA ZORUNLULUĞU GETİRİLMELİDİR.

Şimdiki halde kullanımı –yolcular için- “lütfen” e kalmaktadır. Halbuki, “lütfen” ile hırsızlık önlenemeyeceği gibi bu da başarılamayacaktır. Burada sorulması gereken şudur: “Neden çözüm yerine her yıl olay ve kayıplar artıyor? Hem de modern trafik ülkelerinde azalırken?”

BAŞARI MEVZUATTADIR ve ÖNERİLER ŞUNLARDIR:

1- Kemer takmayan her yolcu, mutlaka tesbit edilmeli ve cezasını kendi ödemelidir.

2- Tesbit için, ÇOK YETENEKLİ/İŞLEVLİ KAMERALAR ile (pilot uygulama ile)otobüsler donatılmalıdır. Sonra da tüm insan ve yük taşıtları bu kapsama alınmalıdır.

3- Kameralardaki işlevler:

a- Taşıtın kokpitini ve tüm koltukları (sürücü ve yolcu davranışları görülür) ,

b- Dış yanlarını, önünü-arkasını görmelidir (taşıtın ve diğer yol kullanıcıların davranışları, yol şartları ve kusurları görülür, yol sahibi ve denetleyici kurumlara veri toplar, facialarda kanıt toplar, Kaza Sonrası Hukukuna da katkı sağlar).

c- Gördüklerinin uzaktan denetimine uygun olmalıdır.        

Bunlar; Karayolu Taşıma Yönetmeliği 19. ve Trafik Yasası 78. ile Yönetmeliğinin 150. Maddelerine yerleştirilmelidir.

YOLCUYA YARARI? Tek kelimeyle; can güvenliği!

OTOBÜSÇÜYE YARARI?

1- Üzüntü, vicdan azabı çekmez,

2- Manevi Tazminat talep potansiyeli azalır,

3- “Çok Ölüm Yaşatan; Otobüslerdir!” ya da “Çok Ölüm Yaşatan; X Firmadır!” damgalarından ve bunun zararlarından kurtulunur!

4- TEPKİ? “Her şey, güvenliğiniz için!”   Yolculardan gelesi tepkiler düşünülürse; o zaman cevap ve slogan hazırdır, budur!

18/01/2016

 

BİNALİ YILDIRIM’DAN EN ACİL BEKLENTİ: “YOL GÜVENLİĞİ”

Gazetemizde yer alan bilgilerden; Sayın Bakanın, 2016 müjdelerini öğreniyoruz. Çok sevindirici, umut verici konulara değinmişler. Ben de teşekkürlerimi sunuyorum.

  • Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün, İzmit Körfez Geçiş Köprüsü’nün ve Avrasya Tüneli’nin, 2016 yılının sonunda hizmete girmiş olacağı,
  • “Karayollarında sıcak asfaltlı yol yapımına hız verileceği,
  • Bölünmüş yolların 2019’ kadar 28 bin km ye ulaşacağı, hem seyahat süre kısalmasının, hem de kazaların daha azaltılmasının sağlanacağı,
  • 2018 yılında, İstanbul-İzmir Otoyolu Projesi’nin tamamı biteceği… gibi.

 

Bunların hepsi de çok gerekli ve ertelenemez, destekliyoruz. Ancaaak;

YOLLARDAKİ TEHLİKELERE ACİL ÇÖZÜM GEREK

Mevcut yollarımızda çok fazlasıyla “güven eksikliği”= ”tehlikeler” mevcuttur.

Tarafımda da çok derin, saygı dolu sevgisi asla eksilmeyen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Binali Yıldırım ile tanışıklığımız, kendilerinin İDO Genel Müdürü olmaları döneminden beridir.

MASA VE SAHA FARKLILIĞI

Sayın Bakanın da bildiği gibi ben sürekli saha çalışması yapmaktayım. Otoyol, bölünmüş yol ve 2×1 yolların tümünde,  dehşet dolu tehlikeler her gün can almaktadır.

Masa başında her şey yolunda gibi –aldanmalar/aldatmalar- görülebilir, yaşanabilir. Ancak saha farklıdır: “ŞAPKA DÜŞER, KEL GÖRÜNÜR”, “KRAL ÇIPLAKTIR”

KUSUR=TEHLİKE ÖRNEKLERİ

  • KAR/BUZ MÜCADELESİZLİĞİ; Bu son haftalar içinde bu yüzden pek çok türdeki taşıtlar facialara sürüklenmişler ve insanlar can, sağlık ve maddî kayıplara uğratılmışlardır. Otobüslü facialar da bu yüzden oluşmuştur. (2014 Ocak 20 civarında çok kayıplı 3 olayda 34 can kaybedilmiştir)
  • KAR TEMİZLİĞİ TEHLİKELERİ; Bunlar, projeli, çoklu ekiple+ekipmanla yapılmalı, tehlikesizlik sunulmalı iken, tersi yapılmaktadır. Bu konuda yönetmelik bile halen hazırlanmamıştır.
  • HAMİLE GÖBEKLERİ; Sun’i viraj kazandırılmakta, bu viraj için dever=içe yatıklık yerine; ya yok, ya da terstir. Taşıtlar dışarı savrulmaktadırlar. (Kavşak Kazaları olarak arama motorlarında görülmektedirler.)

ÇÖZÜM: BU KAVŞAKLAR ALTTA KALACAK ŞEKİLDE, TRANSİT TRAFİK ÜSTTEN AŞIRILACAK DÜZENLEMELER YAPILMALIDIR. ÖRNEK: BARIŞ AKARSU KAVŞAĞI-BODRUM, TORBA.

  • BOĞAZ KÖPRÜLERİ GEÇİŞLERİ, BAĞLANTI YOLLARI KÖTÜ YÖNETİLMEKTEDİR, KAMYONLAR HER ŞERİTTEDİR.

ÇÖZÜM: KAMYONLARA EN SAĞ ŞERİT VE SOLLAYAMAMAK ZORUNLUĞUDUR.

BÖLÜNMÜŞ VE 2X1 YOLLARDA; YAYA/ÖĞRENCİ GEÇİTLERİ/GEÇİŞLERİ TEHLİKE ALTINDADIR. ÇÖZÜM: YAKLAŞIM LEVHALARI İLE;

GEÇİT BELİRTİCİ LEVHALARIN ÖRTÜŞTÜRÜLMESİ=ARDIŞIK OLARAK KONULMASIDIR. ALTLARINA DA AÇIKLAMALARIN YAZILMASI=7/24 EĞİTİM VE GÜVENLİK SAĞLANMASIDIR.

  • KAMERALI DENETİMLERİN ARTIRILMASI GERÇEKLEŞTİRİLMEMEKTEDİR.

ÇÖZÜM: GERÇEKLEŞTİRİLMESİDİR.

  • “YOL DENETİM MÜFETTİŞLİĞİ/MÜHENDİSLİĞİ”   KGM CAHİT TURHAN, BUNA DİRENMEKTEDİR. ÇÖZÜM: KURULMALIDIR.

ÇÜNKÜ;  YOLLARIN HIZLA İYİLEŞTİRİLEBİLMESİ İÇİN, BU ALMAN PROJESİNE ŞİDDETLE VE ACİL İHTİYAÇ BULUNMAKTADIR.

(Sürecek.)

 

 

 

“SEN NE SÖYLERSEN SÖYLE/BU İŞYÜRÜMEZ BÖYLE…” malum bir şarkı sözüdür.

Bunu söylemekden kasıt şudur:

En halisane dileklerle amaçladığınız her proje, gönlünüze uygun gitmeyebiliyor.

TIPKI; KGM CAHİT TURHAN İLE OLDUĞU GİBİ

Önceki yazılarımda da çok vurguladığım gibi, bu kişide; çözümsüzlük direnci gelişmiş ve kırılamıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

11/01/2016

VALİLERE, KGM’ YE, EGM’YE UYARILAR! ‘DON’U, RÜZGÂRI ÖNLETİN, ÖNLEYİN!

Devletin temsilcileri olarak hiç kimseyi, hiçbir taşıtı;  

  • devir(t)memeniz,
  • yarala(t)mamanız,
  • sakatla(t)mamanız,
  • öldür(t)memeniz

şarttır!   Bu şart, yasal hak ve yükümlülüğünüzdür de!…

KAR-BUZ VE RÜZGÂR FACİALARINDA PAYINIZ VAR! TEDBİRLER AL(DIR)IN! BU KUSURLAR; KAYMAKAMLARI, BELEDİYE BAŞKANLARINI DA KAPSAR!

Mülkî amirler; karayolları ve emniyetin (Trafik Denetim Zabıtası) yerel birimlerini, belediye başkanlarını; trafik ve ulaşım güvenliği hizmetlerinde aksamalara=tehlikelere karşı kent içi ve şehirlerarası tüm tedbirleri aldırmak için, uyarmak ve takip etmek=denetlemek hakkına ve mecburiyetine sahiptirler.

Anılan kurumların görevleri, yükümlülükleri; mülkî âmirleri de kapsar!

Mülkî âmirler, hangi bakanlık birimi olursa olsun, hepsinin de âmiridirler.

Yasaları bilmeyen mülkî âmir olamaz ve bilmemek de mazeret değildir.

Şu son 2 hafta içinde, 100’lerce otobüs yolcusu tehlikeye çarptırıldı; ölenler, yaralananlar, sakat kalanlar oldu.

KGM CAHİT TURAN BUNU HEP YAPIYOR

 Özal zamanında başlatılan “KARAYOLLARI TEŞKİLATININ YOZLAŞTIRILMASI”(= yetişmiş kadronun tasfiyesi ve yeni kadro yetiştirilmemesi) karayolunu kullananların facialara boğulmasını getirmiştir.

KGM Cahit Turhan da, 12 yılı bulan vekil/asıl genel müdürlüğü döneminde bu felâketlerin önleyicisi olması gerekirken, azdırıcısı, besleyicisi olmayı sürdüregelmiştir.

KARAYOLLARINI KULLANANLARA (SÜRÜCÜ,  YOLCU  VE YAYA;) TEHLİKELERDEN ARINDIRARAK “SUNMAMAK” GENEL MÜDÜRÜ MÜ OLMAKTADIR?!?

 İnsan,

  • önce insanlığından,
  • sonra mühendisliğinden,
  • sonra da makam sorumluluğundan

utanır, görevini yapar… Neredeyse, insanın ona “hain” diyesi geliyor. (Ben bu görüşlerimi, mahkemede de savunurum, amma ah bir verse…)

CAHİT TURHAN’ı UYARMADIK MI?

“DON” başlıklı en az 3 yazımda da; yolları yağış öncesi tuz veya solüsyon ile buzlanmaya, kar tutuşuna karşı koru! Çok yağsa bile, küremesi de kolay olur! Kar küremelerini “canlı trafik akışına açık yollarda, tek makinayla/araçla değil; projeli ani ön-arka işaretçi eskortlarla yaptır demedim mi?

ÖRNEK OLARAK  ŞU OTOBÜSLÜ FACİALARIN SEBEP VE SONUÇLARINI DEFALARCA İŞLEMEDİK Mİ?

  • 2014 Ocak’ta Bayburt’ta bir otobüse greyder bıçağını saplayıp- devirterek 3 canı yok ettiğini,
  • Aynı günlerde Kayseri Pınarbaşı ‘nda, 21 ölümlü devrilmenin; yine senin kusurlarından olduğunu (don, düz yolda yatıklık, bariyersizlik ve kuvvetli rüzgâr),
  • Ve Sivas-Yıldızeli’nde 10 (9+1) ölümlü devrilmenin, yine senin kusurlarından olduğunu (don, düz yolda yatıklık, bariyersizlik ve kuvvetli rüzgâr),

EREĞLİ’ DEKİ ÇİFTE OTOBÜS ve CANLAR, DON KURBANI

Yön; Ereğli-Aksaray-Ankara üzeri İstanbul.  19:30 da hareketle önce 33 km Adana,  sonra Aksaray yönünde; 50 km’den fazla yolu, kar-buz kayganlığı üzerinde tehlikeyle aştık. (Sürücülerimiz ustaydı, duruşlar yanı sıra kalkışlardaki kaydırmaları da önlemeyi başardılar.)

Bariyer, bölük yolda her 2 dış kenarda da yok.= Sağa devrilmek de serbest, sola da… Ortadaki drenaj (su boşaltma)kanalını kolaylıkla aşıp- karşı yöndeki taşıtlarla çarpışmak da…

BİRKAÇ SAAT SONRA FACİA

Ereğli-Adana yönündeki Hatay otobüsü, yol kusurlarından, kontrolü kaybeder, karşı yöne geçer ve karşıdan gelen Diyarbakır otobüsüyle çarpışır, devrilir.

Sonuç: 5 ölü ve 50 civarı yaralı.

ZARAR GÖRENLERE ÇAĞRI! BUNLARIN HEPSİNE DE; 

  • SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUN!
  • DÂVA EDİN, TAZMİNATLARI KOLAYCA KOPARIN!
  • DANIŞMANLIKLARINIZA HAZIRIM!
  • (Haftaya; Kırşehir Valisinden kanıt açıklama ve Kırşehir faciaları)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

28/12/2015

Karayollarında “DON” olayları sürüyor  (DON- 3)

(SN. BİNALİ YILDIRIM’ IN DA TEKRAR DİKKATLERİNE SUNUYORUM!)

Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan

Hiçbir şey gizli kalmaz. “Gizli Don” süreğen olduğunda; gizli değil, açık dondur.

‘Gizli Don’ teriminin arkasına sığınmak seni adaletten kurtaramaz. Amma insanların canlarını, sağlık ve psikolojik kayıplarını ise asla geri getiremez.

Size soru -1:  

 Genel Müdür Cahit Turhan’a sorularımdır: 

Sorı 1-  “Sen, hem de az kullandığın bir elinin, seçe parmak ucunu bile kaybetmeye razı mısın?”

Cevap; Hayır! mı?

Öyledir tabii!

Soru -2:  Peki diğer insanların, aynısını kaybetmelerine nasıl göz yumarsın?

Soru -3:  Hatta çok sayıda insanın daha fazlasını kaybetmesine, hangi insanlık ve görev/makam anlayışınla razısın?

Soru -4:  Görevini iyi yaptığını, aynada bile kendine anlatsan; ayna da sana sormalıdır:   “Neden bu mevsimde karlanma/buzlanma tedbirlerini al(dır)mıyorsun?”

Soru -5:  “DON” hakkında daha önceki 2 yazımda da seni uyarmadım mı?

KGM Cahit Turhan bu gerçekliği kabul etmelidir

Yolları iyi yönetmediği ve bakımlandırmadığı, sezonlara göre risk azaltımlandırmadığı için, yol kullanıcısı her insanın canlarına ve mallarına, doğrudan tuzak yollar sunmaktadır.

Modern trafik ülkelerinde; aynı makamlardaki sorumlular, bu tür başarısızlıklarında; o makamlarda oturamazlar ya istifa, ya da azil ile giderler.   Ama bu gelenek bizde pek de uygulanmaz.

Meteoroloji denilen bir bilim ve bizde de kurumu var ve önceden uyarılar yaparlar, öyle değil mi?

Neden bunlara göre, riskli bölgelerde, noktalarda buzlanmaya karşı solüsyon veya ön tuzlama tedbirleri al(dır)mazsın?

Bu yüzden oluşan her tür taşıt faciasını da ayrı dosyalıyorum ve sayı, kayıplar çok yüksek amma otobüslü olanıyla yetinmek zorundayım, yer sorunundan…

Zarar görenler, senden ve kurumdan şikayetçi ve tazminat talepçisi olmalıdırlar ve mutlaka kazanacaklardır.

İŞTE HABER ÖZETİ VE GÖRSELİ

Buzdan ve sis otobüs devirdi; 2 ölü, 10 yaralı     Kırıkkale   21.12.2015

Olay,  Kırıkkale-Kayseri karayolu 35’nci kilometrede meydana geldi.

Malatya merkezli bir şirkete ait yolcu otobüsünün buzlanma yüzünden kaza yaptığı bildirildi.

34 YA 8088 plakalı otobüsün kaza yapması soncunda Hamit Gürbüz ve Naci Deniz (55), adlı vatandaşlar yaşamlarını yitirdi.

(…)

 

28/12/2015

“KARAYOLLARI”NDA “DON” YOK MU?  -2-

  • “DON” YOKSA, GEREDE’DE 8 SAAT NİYE YOL KAPANDI?
  • KGM CAHİT VE “AHMAK BİLİMİ”

Önceki yazımızda “KGM CAHİT’E ‘DON’ DERSLERİ“ -1- diye, Cahit Turhan’ı uyarmıştık!

Medya’daki haberler şöyle:

  • {Bolu’da kar yolları kapattı, TEM’de ulaşım aksadı (…) 12.2015 mynet }
  • “GEREDE’DE 8 SAAT YOL KAPANDI” Bu da bir otobüsten haberdir. Yolcular, 8 saat yolda mahsur kaldıklarını, canlı olarak, 1. ağızdan anlatıyorlar. Samsun’ dan 03.12.2015, sa. 17:00 de kalkan otobüs, 22 saatte İstanbul Bayrampaşa Otogarına girebildi. Tesadüfen, Anadolu yakasında binip-60 km yi 2 saatte aşarken, yolcuların hepsi KGM yönetimine kızgın ve bedduacı idiler. Bu duygulara, düşüncelere, beddualara ben de katılıyorum. Onların hemen hiçbiri KGM Cahit’ i bilmezler, ben bilirim.   (…)

(Soru: Senin ne hakkın var, insanları risklere tehlikelere atmaya, zaman ve para harcatmaya, ülke ve kişi ekonomilerine, sağlıklara kayıplar yaptırmaya? Bekleyen/mahsur taşıtların kaloriferleri motorları çalıştı. Yakıt=para=döviz kaybı, zehirlenme ortamları, doktoruna, okuluna yetişemeyenler… Cahit’in matematiği iyi olmasaydı, mühendisliğe giremezdi, diploma alamazdı amma bu durumda matematiğini de şüpheli hale getiriyor. Hani, hesabını bilmeyen kasabın cezası/sonu gibi…)

GEREDE’DE 8 SAAT NİYE YOL KAPANDI?

KGM Cahit’in beceriksizliğinden! Aksini iddia eden ve de ispatlayacak varsa, gelsin beri!

Her yıl aynı sıkıntılardan hiç mi ders alınmadı?

Ders almak, bir erdemdir ve normal sağlıklı kafa yapısına özgüdür.

“DUDU BİZİM KIZIMIZ, HER GÜNKİ SÖZÜMÜZ!”  Bu, Anadolu’ da  bir halk deyimidir.

2 açıdan burada uygun düştü:

  • Bu kar/buz; bizim her kış sorunumuzdur. Yani, buna –kusursuz- hazırlıklı olmak gerekir ve mümkündür.
  • Bizim Cahit de 12 yıldır aynı Cahit’ dir ve asla –gelişerek- değişmez. Yani, bunca kötü olaylardan ders çıkarma yeteneği yok galiba!

Peki, neden halâ orada tutulmaktadır?  O teşkilât çok kıymetli bir hazinemiz ve iyi mensupları çok olduğu halde, “kurumunu başarısızlaştırma” başarısını(!) gösteren kişiyi; bu kurumun aşması mümkün değildir.  Benim aklım da, halâ o kutsal görevde tutulmasını alıyor değildir ve de istifa erdemini göstermemesini de…

KGM nin başarısızlığı; tüm insanlarımızı etkiler amma ilk olarak devleti ve onu yöneten Cumhuriyet Hükumetlerini bağlar.

İlgili Bakanlıkları, Hükumetleri yönetenler; bunları çok daha iyi bilirler, bilmek durumundadırlar/zorundadırlar.

  • KGM CAHİT VE “AHMAK BİLİMİ”?

National Geografic kanalında; sempatik tiyatrocu Ozan Güven tarafından böyle bir program sunuluyor, belki de bizim rahmetli Orhan Boran’ dan kaptılar ismi: “Aptamanın Saptaması” derdi.

Ahmaklığın pek çok komik ve trajikomik türlerini görmek mümkün orada… Ben, izledikçe gülmekten kendimi alamıyorum amma, her trafik sorununda/felaketinde de kızıyorum ve bana gelen düşünceler şunlar olmaktadır:

Bu kadar başarısız bir Karayolları Genel Müdürlüğü yönetiminde –ki her mevsim facialar sunmaktadır- “Bu konuda bir bilim dalı var da biz duymadan/görmeden, bunun tahsili mi yapıldı?” diye düşündüren biri var; o da KGM Cahit’ dir.

Net sorular, KGM Cahit;

  • Kar yere düşmeden o meşhurlaşan ve başarılı, tehlikesiz, küreme gerektirmeyebilen, kaymaları ve ardından gelen felâketleri önleyici solüsyonu yollara püskürttürecek mi?
  • ‘Ahmak Bilimi’ni izliyor mu?
  • Beni mahkemeye vermeyi düşünüyor mu? (Çok sevinirim de… Yazdıklarımın ardındayım ve tek sorumluyum da…)

 

07/12/2015

İMDAT, BİNALİ YILDIRIM!!!… -2-

Önceki hafta, Sayın Binali Yıldırım’ ı; tekrar milletvekilliğine ve Ulaştırma Bakanlığı’na dönüşü için candan kutlamış, bunu hak eden ender kişiliklerden biri olduğunu söylemiş ve başarılarının devamını dilemiştim.

NELERE İMDAT?

Bölümünde de; önceki yazılarımdan bazılarının isimlerini sunmak yeterli olabileceğini ve önce belirtmek istediklerimi sunmuştum.

Şimdi, makale başlıklarımı sunuyorum. Her birini topluca yayımlamaya gazetemizin tümü de yetmeyeceğinden; makamda dosyalanması mutlaka yararlı olacağından ve yazdıklarımın arkasından bahisle, listemi sunuyorum.  Brifing sunma önerimi/dileğimi de tekrarlıyorum. Amaçlarımızın, hedeflerimizin aynı olduğunu bilmekteyiz…

İşte listem (ve bu en azından önerilenlerdir):

  • Karayolları Genel Müdürü Trafik İşaretlerini Bil(m)iyor mu)? (Karayolları Genel Müdürü Sn. Cahit TURHAN dikkatlerine)
  • G.M. Cahit Turhan’a İşaretli Eğitimler 1-2 13/11/2014
  • SENİN HATANDAN UÇUYOR CAHİT TURHAN!?(Çanakkaler’deki yol uçma/göçme) 23/02/2015
  • KGM CAHİT TURAN’A ‘DON’ EĞİTİMLERİ- 23/11/2015
  • ÇAMURLA(T)MA!… Hangisi Daha Çamur? –                                                                                   09/11/2015
  • “ÇOCUKLAR! BİZİ KORUYUN!” Diyebilmemiz İçin, Önce; Biz  “ÇOCUKLARI KORUYALIM!”    05/10/2015
  • ÇOCUKLARA TEHLİKELERİMİZ- 2 Sabredin çocuklar, trafik haftası Mayıs’ta! Şunun şurasında 8 ay kaldı!

                                                                                                                                                                  28/09/2015

  • BAŞARI: YOLCULARA KEMER TAKTIRMAK! – (Otobüslerde Güvenlik Kemeri Nasıl Başarılır?) 31/08/2015

6-   OTOBÜSÜ DEVİR-T-MEK    ((09.08.2015 de Burdur Çavdır’ da devrilmiş otobüs (1 ölü, 20 yaralı) olay yeri 

       Yoldaki Genel Kusur Bulguları ))                                                                                                        24/08/2015

7-  FECAAT KOLEKSİYONUMUZ- 1 (Kamyon/et, Traktörle işçi taşımaları hk)                                     17/08/2015

8–  STOCKHOLM’UN BAŞARIYA ODAKLI YÖNETİCİLERİNİ ÖRNEK AL!                                               25/05/2015

9-   YÖNETİM KÖTÜ OLURSA… (3 acı verici olayda da bariyer eksikliği var.)                                       11/05/2015

10- YOL

11- YOLLARDA KAR-BUZ TIKANMALARININ PERDE ARKASI? (Hödüklerden kurtuluş yok mu? {“Karayolları” nda Yönetim Değişikliği}                                                                                                                                       09/02/2015

12- KAYA DÜŞMESİ BİR HÖDÜKLÜK* MÜ, DEĞİL Mİ?                                                                            29/12/2014

13-  LPG NİN YAKTIĞI 2 OTOBÜS,  YOLCULARI VE OTOBÜSLERE SUÇ?  1-2,  Diyarbakır-Lice’de yanan 69 kişinin katilleri?                                                                                                                                                            03/11/2014

vd.

 

30/11/2015

İMDAT, BİNALİ YILDIRIM!!!…-1

Önce Tebrik

Sayın Binali Yıldırım’ı; milletvekilliğine ve Ulaştırma Bakanlığı’na dönüşü için candan kutluyorum; bunu hak eden ender kişiliklerden biridir. Başarılarının devamını diliyorum.

NELERE İMDAT?

Bunları çabuk özetlemek için; önceki yazılarımdan bazılarının isimlerini sunmak yeterli olacaktır. Ancak şunları özellikle belirtmek istiyorum:

  • Ülkemizin karayolları ve trafiği kötü durumdadır, iyi yönetilmemektedir. (Bölünmüş yollar büyük faydanın yanısıra büyük sorunlar da içermektedir. Sorunların çoğu; KGM’nin kötü yönetiminden kaynaklanmaktadır.
  • Kar temizlikleri; yönetmeliksiz+projesiz=tehlikeli=facialı olarak yapılmaktadır. (Bayburt‘taki olay, bunun en acı ve en açık örneğidir. 20 Ocak 2014 civarı, 3 ayrı yerde “çok ölümlü otobüs faciaları” yaşandı; 

Kayseri –Pınarbaşı’nda 21 ölüm; Sivas- Yıldızeli’nde 10 ölüm; Bayburt’ta 3 ölüm; ki Bunların hepsi de karlanma/buzlanma sonucuydu.)

  • EGM; yol sunumunu denetlememektedir. (Trf. Yasası 2918/5 de buna ilişkin de değişiklikler gereklidir. Ancak, Yönetmelik/9-L de ki ruh, EGM’yi de kapsamalıdır.)
  • Yollardaki levha+çizgi+bariyer eksikleri ve bariyer türü tehlikeleri, ardışık ve tamamlayıcı işaretler olmaması, facia etkenlerdir.
  • “HÂMİLE GÖBEKLERİ” olarak anılan bölünmüş yol ortasındaki adalar çok büyük tehlike yaratmaktadırlar. Transit trafik üstten aşırılacak ve bu adaları+bitişen tâlî yolları aşağıda bırakacak mimarî düzenlemeler yapılmalıdır. Hâlen süren anılan mahzurlu kavşak projeleri; önerdiğimiz şekle âcilen tâdil edilmelidir.
  • Trafik işaretleri tanıtımları/panoları, eksikli ve yanlışı bol durumdadır. Tanımlamalarda karmaşa kaos (alt yazılarında aynılıklar) vardır. Uygulamalarda ve eğitimlerde de başarısızlığın temel etkenlerinden biri de budur. (Okul öncesi/okul içi, sürücü adayları, trafik yönetimindeki/denetimindeki kişiler, eksik bilgi+donanım alarak sahaya çıkmaktadırlar.)
  • Sağlık Bakanlığı, görevini yapmamaktadır. (2918/8-B…. Ayrı Bakanlıktır, amma Trafik Güvenliği bir bütündür. Trafik facia yerlerine çabuk erişmek için gerekli istasyonları 20 yıldır kurmamıştır.)
  • 2918 de köklü değişikliklere –ertelenemez ve mutlak- ihtiyaç bulunmaktadır (özellikle kamuya verilmiş görevler: 4.-12. M’ler dahil ve arası. Amaç, kapsam, tanımlardan, diğer tüm içeriğine kadar + yönetmelik iyileştirmeleri gerekmektedir.
  • Taşıma Kanunu 4925 ve Yönetmeliğinde de âcil değişikliklere ihtiyaç bulunmaktadır.

Özetle, değerli şahsınıza en az 1 saatlik bir brifingde; mevcut tabloyu ve gerekçeli çözüm önerilerini sunmakta da yarar görmekteyim. (Sn. Merhum 9. Cumhurbaşkanımıza da böyle bir sunum yapmıştık. Şimdi yeniden milletvekilimiz olan Sn. Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı da heyetimizde idiler. Ancak, Cumhurbaşkanlığımızın bir icra makamı olmamalarından, çözümlerdeki genişlik sağlan(a)mamıştı. Değerli şahsınız ise; en etkin icra makamlarımızdan en az ikisinde bulunmaktadırlar; 1- Etkin Bakanlık, 2- Bakanlar Kurulu Üyeliği)

 

Ve bir tebrik de Sayın Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’ya.   Ankara’daki meclis faaliyetlerine 3 dönem ara veren Sayın Ilıcalı bu seçimde Erzurumlu hemşehrilerinden bir kere daha meclis için vize aldı ve Türkiye’deki tüm karayolu trafik güvenliği sektörü mensupları hem de yolcular için uzman ve parlamenter olarak Ankara’ya gitti. Kendisinin Başkent’te ulaşım sektörü için büyük başarılara imza atacağına inanıyor ve başarılar diliyoruz.

 

Devam edecek

 

Burdan sonrasını almayalım

 

 

Sorunları burada çabuk özetlemek için; önceki yazılarımdan bazılarının başlıklarını sunmakta da yarar görmekteyim:

 

  • Karayolları Genel Müdürü Trafik İşaretlerini Bil(m)iyor mu)? (Karayolları Genel Müdürü Sn. Cahit TURHAN dikkatlerine)
  • G.M. Cahit Turhan’a İşaretli Eğitimler 1-2 13/11/2014
  • SENİN HATANDAN UÇUYOR CAHİT TURHAN!?(Çanakkaler’deki yol uçma/göçme) 23/02/2015
  • KGM CAHİT TURAN’A ‘DON’ EĞİTİMLERİ- 23/11/2015
  • ÇAMURLA(T)MA!… Hangisi Daha Çamur? –                                                                                   09/11/2015
  • “ÇOCUKLAR! BİZİ KORUYUN!” Diyebilmemiz İçin, Önce; Biz  “ÇOCUKLARI KORUYALIM!”    05/10/2015
  • ÇOCUKLARA TEHLİKELERİMİZ- 2 Sabredin çocuklar, trafik haftası Mayıs’ta! Şunun şurasında 8 ay kaldı!

                                                                                                                                                                  28/09/2015

  • BAŞARI: YOLCULARA KEMER TAKTIRMAK! – (Otobüslerde Güvenlik Kemeri Nasıl Başarılır?) 31/08/2015

6-   OTOBÜSÜ DEVİR-T-MEK    ((09.08.2015 de Burdur Çavdır’ da devrilmiş otobüs (1 ölü, 20 yaralı) olay yeri  

       Yoldaki Genel Kusur Bulguları ))                                                                                                        24/08/2015

7-  FECAAT KOLEKSİYONUMUZ- 1 (Kamyon/et, Traktörle işçi taşımaları hk)                                     17/08/2015

8–  STOCKHOLM’UN BAŞARIYA ODAKLI YÖNETİCİLERİNİ ÖRNEK AL!                                               25/05/2015

9-   YÖNETİM KÖTÜ OLURSA… (3 acı verici olayda da bariyer eksikliği var.)                                       11/05/2015

10- YOL

11- YOLLARDA KAR-BUZ TIKANMALARININ PERDE ARKASI? (Hödüklerden kurtuluş yok mu? {“Karayolları” nda Yönetim Değişikliği}                                                                                                                                       09/02/2015

12- KAYA DÜŞMESİ BİR HÖDÜKLÜK* MÜ, DEĞİL Mİ?                                                                            29/12/2014

13-  LPG NİN YAKTIĞI 2 OTOBÜS,  YOLCULARI VE OTOBÜSLERE SUÇ?  1-2  Diyarbakır-Lice’de yanan 69 kişinin katilleri?                                                                                                                                                            03/11/2014

vd.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23/11/2015

KGM CAHİT TURAN’A ‘DON’ EĞİTİMLERİ

Başlığımızdaki “Don” Isısın sıfırdan aşağı düşmesiyle suların, karların buz tutması anlamını taşımaktadır.

 

Sözlükte, her ne kadar en az 3 anlamda ve bir filmin adı ise de, bizim derdimiz; yaşanan doğa olayı ve sonuçlarıdır yani ”YOLLARIN DONU”dur.

 

“DON ÇÖZÜCÜ” TEDBİR?

Evet var. Bundan az aşağıda bahsedeceğiz. Sorunu baştan önleyecek bir formüldür! Kendisi de, İstanbul ve Ankara büyükşehir Belediyeleri de denetip-beğenmişler.

 

KGM Cahit Turan hatırlasın ki;  20 Ocak 2014 civarı, 3 ayrı yerde “çok ölümlü otobüs faciaları” yaşandı, tabii ki ölenler için; yaşanmadı, onlar “ölümlendiler”!

  • 21 ölüm; Kayseri-Pınarbaşı,
  • 9+1=10 ölüm; Sivas-Yıldızeli,
  • 3 ölüm; Bayburt.

Bunların hepsi de karlanma/buzlanma sonucuydu:

 

  • Yollar; viraj olmadığı halde, yanlara meyilliydi; halen de düzeltilmedi,
  • Buzlanma vardı; mücadelesi yoktu,
  • Rüzgâr vardı; mücadelesi yoktu,
  • Bariyer yoktu, halen de yapılmadı.

 

Yukarıdaki faciaların muhakemeleri de, yakınlarını+sağlıklılıklarını yitirenlerin yanısıra,  sürücülerin ve firmalarının kurban=mağdur olmaları da sürmekte…

 

Benim –şart- amaçlarımdan biri de; benzer olayların önlenmesidir.  Bu nedenle “DON EĞİTİMİ”ne geçiyorum:

 

 “DON ÇÖZME SOLÜSYONU”

Ürün, bu. 3 kurumca denenmiş, olumlu sonuçlar alınmış ve İBB+ABB bu kış yararlanma kararlarını açıklamışlar.

Sen biliyorsun da; ben milletime açıklayayım, ürünü sana, seni de milletime=kamuya teslim edeyim:

Ürün; bir solüsyon=eriyik.

Kullanımı; Isı, don derecesine düşeceğinde; yola püskürtülüyor. Kırağı/yağmur/kar öncesinden-yağış sonrasına kadar etkisiyle, “donlanmayı önlüyor.”

Derece:  – 48 e kadar önleyici.

Maliyeti:  Toplamda en ucuz. Çevreye/yer altı sularına/tarıma/hayvan beslenmesine zararı; sıfır.

Toplam maliyet?  Kar/buz küremeler ve tuzlamalar  çok tekrarlı gerekebiliyor. Bir de “don” sırasında, -suyun genleşmesiyle- patlayan asfalt vd kaplamalar patlayıp, yol bozulmalarına ve tamir için tekrar masraflara yol açıyor değil mi?

 

  1. Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumu ve Fuarı kapsamında, yerli bir mühendislik firmasınca tanıtılan ve yerli bir buluş/üretim olan bu ürünü; ben ve EGM Trafik Camiası mensupları da çok beğendik…

Kimden al(dır)ırsan al(dır), amma bu kış buz/kar kaymaları olursa, bunun sorumlusu da bellidir.

09/11/2015

ÇAMURLA(T)MA!…  HANGİSİ DAHA ÇAMUR?

“Ne çamur adamsın!” “Çamur atma!” gibi değil bu konu. O deyimleri gerektiren durumlardan ötürü insan öldüğü pek görülmemiştir.

Bu çamur, gerçek çamur! Hayat karartan çamur!

Yollar çamur edilir, taşıtlar kaydırılır! Islak sabun gibi, nereye gideceği belirsizdir, amma canlara kıyacağı bellidir.

KONUMUZ: ÖNLENEBİLİR ÇAMURLA(N)MALAR

Yine yağış mevsimi gelmekte. Özgü felaketlerini de getirmekte.  “Allah bu! İstediğine verir, istemediğine vermez!” der bazıları.

Aklını fikrini de, iradeyi de Allah’ın verdiğini bırakır; işin tembelliğine, kolay zannettiğine kaçar.

“Gâvur” a takmıştır ama o gâvurlar; akıl+fikir+bilgi+irade+isabetli karar+mutlak uygulama=başarılı sonuç yolundan asla vazgeçmezler.

(…)

Pancar tarlasından, portakal bahçesinden, kum/çakıl/taş ocaklarından çamuru lastiklerine saran; serbestçe, hiçbir yasakla/engelle karşılaşmadan, soluğu yolda ve bunları yola sermede alır…

Sonra da kayan-kayana…

Bu sorunları çözme makamlarında oturup da maaşlarını alanlar; uzatılan mikrofonlara/kameralara şunları söyleyeceklerdir:

“- Efendim bunların sebebi eğitimdir ve uyumsuzluktur, hatta bla’ bla’…”

Kendilerinden öncekiler de hep aynısını yapmışlardı:

“-Alkolden, hızdan, kemersizlikten vd uyumsuzluklardan kaçınınız!…”  (Gelen e posta/SMS’lerde hep aynı şeyleri göndermiş olmuyorlar mı?)
(…)

Bir şeker fabrikası müdürü kadar olamıyorlar; YAZIK!

Adam, fabrikasına pancar yerine çamur getirilmesin diye, tarlada denetim yapıyor; biz çamurları kaynaklarında önleyip de, yollara getirilmesin diye tedbirler almıyoruz; can almalara ortak oluyoruz.

İşte size resimli bir haber özeti:

PANCAR TARLALARINDA ÇAMUR DENETİMİ   09 Ekim 2013 http://www.musmanset.com/gundem/pancar-tarlalarinda-camur-denetimi-h410.html-h410.html

ŞEKER FABRİKASI, FABRİKAYA ÇAMUR GİTMESİN İSTİYOR,

BİZ DE ÇAMUR YOLLARA BULAŞMASIN İSTİYORUZ!…

Muş Şeker Fabrikası Müdürü Nizamettin Güler, fabrikaya çamurlu pancar getirilmemesi için tarlalarda denetimlerde bulunurken, köylülerle topaltılar yaparak çamur konusunda uyarılarda bulunuyor.

(…)

Asıl soru(n) burada:

ÇAMUR MU ÇAMUR, YOKSA BİZİ BU BAKIMDAN SÖMÜREN+ÖLDÜRENLER Mİ ÇAMUR?

 

 

 

 

 

01/11/2015

Mustafa Ilıcalı; Yolun Açık olsun!

Memnuniyetle öğrendik ki; Sn. Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, tekrar parlamento yolunda. 2002’de (galiba 22. dönem) parlamenterdi. Yine Erzurum’dan ve 2. sırada ve seçilmesi tam garantide inşallah. (Öncekinde, 4. sıradan girmişti.)

Kendisi, değerli dostum ve –okul dışı hocalarımdan-olan, önemli bir kişiliktir.

Hem Trafik/Ulaşım bilimcilerinden ve hem de trafik acılılarındandır.

Önce annesini ve babasını, sonrada ağabeyini+yengesini+bir yeğenini trafikle kaybetmiştir. (Bu 2. toplu acılı olayda kurtulan yeğeni de Acun Ilıcalı’dır.)

Yollarımız; 1994’de “Trafik Güvenliği(ni Bozan Hayalî Kahraman Trafik Canavarı) Konulu” bir TV programında kesişmişti. Ben de “Trafik Canavarını Yoketme Vakfı” kurma çalışmalarımla basında kazara afişe olunca, davet edilmiştim. Çoğunluk, bu konu bilimcileri o sırada Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Ulaştırma Anabilim Dalı öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’ nın meslektaşları ve hocaları, emniyetçiler de orada idiler.

Fikirlerimi, konuşmalarımı beğenmişlerdi ve Mustafa Hocam; -irtibatı kesmeyelim- önerisini lütfetti.

Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon (APK) Başkanı olunca, beni de danışmanlığına getirmesiyle, çok güzel çalışmalarından bazılarına birlikte imza attık. (O sıradaki başkan, Erdoğan idi.)

Benim de öğrencisi/asistanıymışım gibi, bu alanda şahsi gelişmelerime teşvik ve acımasız da olsa eleştirileri ile katkılarda bulundu. Müteşekkir olduğum kişiliklerdendir (bazı konularda anlaşamasak da).

Ancak, kendisinin; İstanbul kadar ülkemiz trafik ve ulaşımına, bu konudaki eğitime de çok katkıları olmuştur.

120 YILLIK EKSİKLERİMİZİ GİDERMEK

  • KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİ EYLEM PLÂNI’nı hazırladı ve TBMM’de de kabul edildi, tanıtımını da dönemin Başbakanı olarak Erdoğan yapmıştı.

 

  • ULAŞIM MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ’nü de YÖK’e kabul ettirdiği gibi, kendisi de BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’nde kurdu. Bu bölüm; Trafik Mühendisliğini de kapsıyor. İngiltere, bunu 1890’larda kurmuştu; ilk trafik kazasından sonra… (Biz, milyonlarca kaza yaşamak zorunda imişiz demek ki; işi sağlama almak için. Merak ettiğim sudur: Biz bu gecikmede, ileri zekâlı mı olmaktayız, geri mi?)

Kurucu ve Mütevelli Heyet Başkanı Sn. Enver YÜCEL’e de bu desteklerinden ötürü candan teşekkürler.

Daha yazamadığım birçok artıları vardır, şüphesiz; Sn. Ilıcalı’nın; ancak ben beklentilerimizle kendisini bir güzel borçlandırayım Türk Milletine…

İşte bazıları:

  • Trafikte Bilgi Kirliliğinin Kaldırılması, Ardışık=Tamamlayıcı Levhalamalar konulması,
  • Elektronik Denetlemelerin, Şehirlerarası Yollarda da Yaygınlaştırılması
  • Daha Güvenli Okul Çevreleri ve Okul Yolu, Servis Güvenliği,
  • Trafik Yasasının; –ölü yasa- olmaktan kurtarılması için yeni düzenlemeler,
  • Karayolları, Belediyeler, Özel İdareler gibi Yol Sunan Kurumların yollarını –asgarî riskle- sunmalarının sağlanması,
  • Trafik Zabıtasının (jandarma+polis) yolların güvenlik şartlarını da denetlemesinin ve çözümler için çalışmalarının sağlanması vb.

 

Gerisini de seçim sonrası yazmak üzere…

 

YOLUN AÇIK OLSUN Prof. Dr. MUSTAFA ILICALI HOCAM!…

 

 

 

 

12/10/2015

BİROL ÖZCAN’A YOL AÇIKLIĞI

Birol Özcan;  Otobüsle şehirlerarası yolcu taşımacılığının ilk ve en büyük çatı kuruluşu olan (Türkiye Otobüsçüler Federasyonu) TOFED’ in yeni Genel Başkanı oldu. Tebrik ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.  Kendisi, 2 özelliği birden taşıyor: Aileden otobüsçü olmak (Harput Turizm, ağabeyi değerli Mehmet Özcan ile birlikte) ve hukukçu olmak.

Benim dileğim şudur:

Sektörün, UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) örneği; daha iyi ve profesyonel kadrolar kurarak, en iyi şekilde temsili, geliştirilmesi, faaliyet gösterdiği Büyük İstanbul Otogarı’nın, ülkenin –kusursuza yakın- en iyi örnek otogarı haline getirilmesi, dolayısıyla yaya güvenliği öne çıkarılmış –özellikle biniş katı- ve her noktasındaki genel güvenlik şartlarının sağlanmasıdır.

Yaya Güvenliği=Adım Hızı

Özellikle üst kat; yoğun yaya ve taşıt trafiğinin olduğu yerdir. Taşıtlar, özellikle de taksiler; burada bile hız yaparak, yayalara terör estirmektedirler. Yine birkaç yıl önce, ofisimden dışarıya bakarken, bir özel minibüs, bir adama çarpıp-yere düşürdü. Minibüs içine alıp-su içirdiler, öyle kapandı.

Yoldan yaya geçerken, taşıtların hızla üstüme geldiklerini görünce; yavaşlama işareti yapıyorum ve çoğunda öfkeli el-kol -dudak hareketleri görüyorum. Kimi sertçe durup-öfkeyle bakıyor: “Burada önce yaya ve taşıtlara adım hızı”  diyorum, öfkeli cevaplarla karşılaşıyorum.

Dükkânlar arasında motosiklet sürüşleri

Bir akşam, giriş kattaki dükkânlar arasında, motosiklet süren bir gıda servisçisini gördüm! Şaşırdım; çıkıştım. “Burada insanlar, çocuklar zor yürüyor. Taşıt yolu değil! Nasıl girersin buraya?! Şimdi seni polise şikâyet ediyorum!” dedim.

Yılıştı. Her zaman giriyormuş…

KAMERALI DENETİMLER VE POLİSLE İŞBİRLİĞİ

   Almanların, Trafik Güvenliğinde otorite+örnek oluşları malûm.

Yaya yoğun bölgeler, çocuklar için “oyuna izinli sokaklarda/bölgelerde” taşıtlar için; SCHRITTGESCHWINDIGKEIT(=ADIM HIZI=5 km/saat) zorunluluğu konmuştur. Herkesin kesin riayetine, kesinlik kazandırılmıştır.

YAPILACAK İŞLER BASİTTİR:

  • Giriş katındaki taşıt yolları; YAYA GEÇİDİ ÇİZGİLERİ ile donatılmalıdır (pijama/zebra da denir).
  • Her katın; 7/24 kameralarla izlenmesi ve polisçe de görülebilmesi,
  • Otogarın her taşıt/yaya girişinde bilgi panoları:
  • Burada taşıt hızı 5 km/saattir.
  • Yaya Önceliklidir; her taşıt, durarak yaya geçişleri bitince süreceklerdir.
  • Kameralı Denetimler, 7/24 kesintisizdir.
  • Kameralar, polisçe de izlenmektedir.

Not: Bunların yapılması; -götürü- den fazla –getiri- sağlayacaktır:

  • Güvenlik,
  • Prestij (sektöre, yöneticilere, kurucu ve günümüz başkanlarına; kurucu Sn. Galip Öztürk de bunu mutlaka
  • Tüm ülke otogarlarına olumlu örneklik,
  • Olası tazminat davalarından korunma vd.

 

 

05/10/2015

“ÇOCUKLAR! BİZİ KORUYUN!”

Diyebilmemiz için, önce; biz  “ÇOCUKLARI KORUYALIM!”

  • Tarlada İzi Olmayanın; Harmanda Yüzü Olmaz!”
  • “Ne Ekersen, Onu Biçersin!”
  • “Sirke Üstünde Süt Kaymağı Arama!”
  • “Ne Verirsen Elinle, O Gider Seninle!”
  • “Ne Koydun Avucuma? Ne Çalayım Yüzüne?!”
  • “People give nothing, for nothing!” (Hiçbirşeyin karşılığı, hiçbirşeydir; İngiliz atasözü.)

Yerli ve yabancı atasözleri, deyimler hepsi birden bizi uyarıyorlar:

“Çocuklarınızı koruyun, eğitin ki; onlar da sizleri koruyup-kollasınlar!”

Aslında, ÇOCUKLARI KORUMA AMAÇLI TRAFİK TEDBİRLERİ VE UYUM ÖNCELİKLERİ; trafik çözümlerimizin de anahtarı olmak özelliğine sahiptir.

Bu sayede, kuralları; tekrar inceleriz, pekiştiririz, içselleştiririz. Levhaların, çizgilerin, sinyalizasyonun anlamlarını, konuşlandırılma gerekçelerini, yerlerini, verdikleri mesajları, birbirini tamamlayıcı olarak ve ardışık konması gerekenleri öğreniriz. Eksiği, yanlışı kolayca fark ederiz.

Bu hassasiyetle; çocuk/okul geçidi güvenliğinin=yaya güvenliği olduğunu da fark ederiz. Bir de bakmışız ki, çocuklarımız yanı sıra; kendimizi de –yaya olarak- korumanın gereklerini uygulamaktayız.

Her sürücü de; taşıtı yanı sıra yolu da iyi kullanmayı öğrenir. Hem kendisinin de –az önce veya az sonra- bir yaya olduğunu/olacağını görür.

NELER Mİ YAPILMALI?

  • Okul-ev arası tüm kaldırımlar boşaltılarak, çocuklara/yayalara teslim edilmeli, yollara itilmeleri=taşıtların çarpması, ezmesi önlenmelidir.
  • Okulların, yaklaşık en az 1 km çevresinden başlanarak; tüm 2 li ve daha fazla yol kavşaklarının ağzı (köşeler) Yaya Geçidi Çizgilemesi ve levhalaması yapılmalıdır, Yaya Geçidi Yaklaşım Levhaları da (kırmızı üçgen), buralara en az 50 m geriden konularak sürücülere ek yazılı mesajlar da verilmelidir.
  • Ek levhalardaki mesajlar şöyle olmalıdır:
  • Kırmızı üçgen altına: YAKLAŞIYORSUN! YAVAŞLA! DURMAN GEREKEBİLİR!
  • Mavi Zemin altına: GELDİN! DUR! GEÇSİNLER!
  • Okul Çevresi Hızlarında kargaşa sonlandırılmalıdır. 20 km/sa. olmalı ve bu da SADECE OKULLARIN;
  • SEZONU,
  • GÜNLERİ,
  • SAATLERİ

için geçerli olmalı, bunun için de açıklama levhaları konulmalıdır. (Modern ülkelerde böyledir. Bizde, sorunlar, bilgi kirlilikleri, karmaşalar vardır: Bazı yerlerde 20, bazı yerlerde 30 km levhaları vardır. Açıklama olmaması da o kısıtlamaları; 24 saat geçerli göstermektedir. Bu da öğrenciler için tehlike demektir. Çünkü sürücüler; isyan ve uyumsuzluk duygularına ve davranışlarına itilmektedirler.)

  • Kameralı denetimler için donatılar yapılmalıdır.
  • Sayılan bu yerler; 7/24 kameralarla denetlenmeli ve otomatik cezalandırmalarla da kesin caydırıcılık=kesin uyumlar sağlanmalıdır.

VAR MISINIZ?

YOKSANIZ; BU ÇOCUKLARI KENDİNİZE DOLAYLI KATİL EDECEKSİNİZ! SİZLER BELKİ BUNLARI HAK EDERSİNİZ, AMA MASUMLARI DA YAKMAYA HAKKINIZ YOK!

ÇOCUKLARA DA SORUN!

 

28/09/2015

ÇOCUKLARA TEHLİKELERİMİZ 2

Sabredin çocuklar, trafik haftası Mayıs’ta! Şunun şurasında 8 ay kaldı!

Yunan ve Danimarka nüfusu, bugün okullarımızda! 

18 milyon civarı öğrencimiz okul yolunda olacaklar. Sırf öğrencilerimiz, bu 2 ülkenin nüfuslarını, aşıyor.  (Yunanistan: 10.815.197-2011, Danimarka:5.605.836-2013)

Çocuklara karşı ısrarlı inatla sürdürülen tehlikeler ve bunların suçlularından bahsedelim de utansınlar, düzeltsinler!

Okullar Eylül’de açılır, ama biz Trafik Haftası denen ucubeleştirilmiş süreci, okullar kapanırken yaparız; (Mayıs’ın, Cumartesili 1. Hafta ve sadece ilk güne sıkıştırılan, sözde etkinlikler). Yani Bayramı; bayramda değil, kasten 8 ay sonra kutlamak!

Tümüyle verimsiz; gösteriş, telâşe dolu; okullar, idareciler ve öğretmenler, öğrenciler ve velileri için de angaryadan ibarettir. Çünkü sınav, karne, kapanma, tatil dönemi yaklaşmakta, bunlara hazırlık yapılmaktadır.

O güne kadar çocuklara trafikte gerekli, uygulanabilir hiçbir şeyi öğretme! O gün gelince, bir alay faydasız telaş!…

Çocuklara soru:

  • “OKUL YOLU GÜVENLİĞİ EĞİTİM VE ÇÖZÜM ETKİNLİKLERİ HAFTALARI” adlı 2 haftanın, ilkini okullar açılmadan önce, 2.sini de okullar açılınca uygulasak,
  • Okul-Ev arası yollarımızı, yaya-servisli öğrencilerimiz için; daha güvenli etsek,
  • kaldırımları boşaltsak,
  • yol/kavşak ağızlarını yaya geçidi etsek ve bunları çizgili-levhalı etsek,
  • Medrese Geçidi Yaklaşım Levhalarının altına koyduğumuz hız sınırı levhalarının (20 km) geçerliliğini sağlamak için üstüne de birer Açıklama Levhası koysak; onda da

1-Okul Dönemi (örnek: 15 Eylül-15 Haziran), 2- Haftanın Hangi Günleri (Pazartesi-Cuma), 3- Günün Hangi Saatleri (örnek:06:30-12:00, 13:00-17:00) diye yazsak, diğer saatlerde “yoldaki izin verilmiş normal hız”  (genelde 50 km)geçerli olsa ve sürücüleri uyumsuzluğa zorlamasa,

  • Okul çevresi bu levhalarda, bilgi kirliliği=tehlike kaldırılıp, bütünlük sağlansa; (çünkü bazılarında 20, bazılarında 30 km yazılıdır)
  • Kameralarla denetimi ve uyumu sağlasak; (okul çevreleri, kaldırımlar, geçitler)
  • Kameralar sayesinde çocuklara zarar verebilecek kişilere de hem caydırıcılık hem de faillerin yakalanmasına garantili kolaylıklar sağlansa,
  • Velilerin, öğrencilerinin, öğretmenlerinin, okul idarecilerinin, servis sürücülerinin, mülkî âmirlerin, belediye başkanlarının, trafik ve belediye zabıtalarının dikkatleri, özenleri, eğitim algılamaya açıklıkları zirvedeyken eğitimleri uygulamalı/görselli/interaktif olarak yapsak,

KÖTÜ MÜ OLUR, SEVGİLİ ÇOCUKLAR?

Hepinizi saygı dolu sevgilerle kucaklıyorum, korunmanızı ve başarılarınızı diliyorum; sizlere trafik güvenliğini ve doğru eğitimini vermeyen yetkililerin aksine…

 

21/09/2015

ÖZÜR DİLİYORUM ÇOCUKLAR!

Çünkü; yaklaşık 20 yıldır sizlere güvenli trafik ortamı ver(dir)emedim!

Daha güvenli okul çevreleri ve servis şartları sağla(t)mak İçin; tüm ülke genelinde bir genelge yayımlatamadım!

Okul yolu güvenliğiniz; halen sıfırdır! (Okul öncesi ve 1. sınıfa yeni başlayanlar, -sıfır- kavramını bilemezler. Yani buradaki sıfır; “hiç yok” anlamındadır.)

Neler mi yaptım da olmadı?

Pek çok gazete makalelerimde yazdığım kadar, bazıları ‘Çocuk Çalıştay’ı da olan, birçok toplantılara da katıldım; oralarda sizlerin güvenlikleriniz için, şu projelerimi hep önerdim:

  • Daha güvenli okul çevreleri, okul yolu güvenliği sağlanmasını,

(Bunun için,

  • Kaldırımların ve geçitlerinizin sizlere teslimini, yani; otopark, satıcı, çok dar olmak, direk, telefon vb kutu tesisatın kaldırılmasını,
  • Kavşakların ağzından geçit gibi yararlandırılmanız için oraların Zebra Çizgileri ve levhalarla donatılmasını, oralarda sürücülerce sizlere durulup-yol verilmesinin sağlanmasını,)
  • Daha güvenli servisler için gerekenleri,

[[ Servisler çok önemlidir:

  • Gündüz ve karanlıkken; servislerinizin daha iyi tanınabilmesi ve sizlerin güvenlik içinde ev-okul-ev arası yolculuklar yapabilmeniz, bunlara biniş ve inişiniz-karşı geçişleriniz sırasındaki güvenlikleriniz için de daha güzel, uygulanabilir ve başarılı yenilikler önerdim; tıpkı modern ülkelerde olduğu gibi…
  • Ön-arka ve yanlarına; sarı zeminli üçgenlerde olan “öğrenci sembolleri” ni, bunların da reflektif, yani ışıkta parlar cinsten olması ve yapıştırılmasının gereğini,
  • Tepelerine siren ışıkları konulmasını, sizleri almak-indirmek için durduğunda, bunları çalıştırarak, oralardaki diğer taşıtların sürücülerini de uyaracaklarını;
  • Bu kuralın; “BURADA GEÇİCİ BİR ÖĞRENCİ GEÇİDİ OLUŞTUĞUNDAN, DUR! HEPSİ VE SONRA SERVİS, -SİREN IŞIKLARINI KAPATIP- YOLU TERKEDENE KADAR BEKLEMEK ZORUNDASIN!” olması gerektiğini,]]

 

  • Trafik Güvenliği Eğitimlerinin; okul öncesinden başlayıp-en azından 5. sınıfa kadar verilmesi gereğini, bunun çok önemli olduğunu,
  • Bu derslerin bir kısmının uygulamalı yapılmasını,
  • Derslerin kötü olan içeriklerinin iyileştirilmesi için gerekenleri,
  • Bu derslerin özgün öğretmeni yetiştirilmesi gereğini,
  • Müzik öğretmenlerinizin; bu iş için en doğru kişiler olduklarını; çünkü sizlere eğlendirerek öğretebilecek tek branşın bu olduğunu,
  • Onlara bu yetenekleri kazandıracak meslek içi eğitim seminerlerinin yeterli olacağını ve zorunluluğunu,

çok anlattım. Orada özellikle Milli Eğitim Bakanlığından, bu konulara bakan birim başkanları da vardı.

Parlak kafalı, parlak yüzlü, parlak elbiseli, parlak ayakkabılı bu amcaların; hep tebessüm ederek dinlediler, hep; “bu önerileri değerlendireceğiz” dediler. Dediler amma hiçbir şey yapmadılar. Hep sizlerin hayatlarını değersizleştirmek, sizlere/ailelerinize sıkıntılar, hattâ acılar yaşatmak için programlanmış gibi, çözüm adına hiçbir şey yapmadılar.

Benim birçok bildirilerim; bu konuların başlığı altında, Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumlarında sunuldu, kitaplara girdi.

İşte bu yüzden özür diliyorum sizlerden; beni suçlamasanız da…

 

14/09/2015

ALKOLLÜ SÜRÜCÜ CEZASINDA İBRET

 

Rusya ve ABD’ye dikkat!

Yıllardır kanayan yaralarımızdan biridir, direksiyon+alkol=facialar, söndürülen ocaklar.

Özal dönemine kadar direksiyonda alkol tamamen yasak iken; kendisini destekleyen ve zengin oldukları için direksiyonda alkol serbestisi isteyen iş adamlarına hoşluk olsun diye 0.5 alkol imtiyazını verdi.(2-3 katına kadar, kimsenin alkolü de freni tutmuyor.)

Vermez olaydı. O gün bugün, bu yüzden kayıplarımıza ilişkin bir ciddi araştırma yapılmadığından, net rakam bilgimizin olmaması da, uluslararası ayıplarımızdan biridir.

  • RUSYA

Alkollü araç kullanmaya Rusya’da 6 bin 500 dolar ceza

Rusya’da alkollü olarak araç kullananlara ağır ceza geliyor.(14.03. 2013trthaber.com)

 

  • AMERİKA

TAŞITLI CİNAYET (=Vehicularhomicide)Kavramı ve Kapsamı var.1. dereceden “araç cinayeti” kabulü var.  Sürücü, kaza anında alkollü ise;ceza,10- 30 yıl arası hapis.

Son 2 haftada(2004) ABD’de“araç cinayetlerine” verilen ceza örnekleri:

1: Alkollü sürücüye 20 yıl hapis-Montana’da, Brian Houston (18) 18 Nisan gece yarısı, yolda yürüyen hemşire LillianStahl’a(27) çarparak öldürdü. Polisten kaçarken yakalandı. Testlerde, yasal limitin 2 katı alkollü olduğu görüldü. Gözaltına alındı, kefaleti 350 bin dolar olarak belirlendi.  Duruşmada adam öldürmekten;20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

2: Otoyolda kazaya 18 yıl hapis-Alonso Pena Reyes (20), Arizona’da 4 Mayıs gecesi alkollü olarak otomobil kullanırken, önünde seyreden 35 yaşındaki NemoNicholas’ınaracına arkadan çarptı. Kazada Nicholas yaşamını yitirdi. Reyes’inlimitin 3 katı alkollü olduğu belirlendi.Reyes’in avukatları, mahkemedeki savunmalarında, kazanın “2. derecede araç cinayeti” olarak değerlendirilmesini talep ettilerse de;Reyes 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

3: Alkollüyken kaza yaptı; 22 yıl  hapis-PhillipWantland, (51) Arkansas’ta 2004’ün 28 Haziran günü, alkollü olarak direksiyondaydı. Aşırı hız ve alkol tesiriile yoldan çıktı ve yolun kenarında koşu yapan ShelbyAnn Forbes’u öldürdü.

Wantlandduruşmada  1.derecede “araçlı cinayetten”  22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Haftaya: Bizdeki sululuklar ve AMERİKAN, BAŞKA ÜLKEDE ÖLDÜRÜRSE

07/09/2015

MANYAZMATİ SENDROMU?  (1)

“Manyazmatik” derdi mutlaka; Mazhar Osman USMAN (Psikiyatr, Ord. Prof. Dr. ve Bakırköy’ deki hastanenin kurucusu) bizim maganda diye adlandırdığımız bu “MANYAMA MANYAKLARI” na…

1-Sinir Hastalıkları (1935-1936, 2 cilt), 2-Keyif Veren Zehirler (1934) gibi,  bu adla bir de kitap yazardı kesin.  

Magandalık Kârlı! Devletten, yarışmalı ödüller var!

Düğününden, asker uğurlamasından, özel trafik magandalığına kadar pek çok tür yaşanmaktadır, bu ülkede. Kaybedilen canların, yıkılan ocakların, yakılan sağlıklılıkların sayısı; pöstekiden daha zengindir,  sayılamayacak kadar fazla tür ve sayı var.

Trafikteki pöstekiler; tehlikeli yükleme, hızlı gidiş, alkollü sürmesinden, park ve sollama kavgalarına, slalomlardan, patinaj çekmelere kadar, neler yok ki?. İnternette, bunlardan bulduklarınız, ciltlere sığmaz.

YASAMA-YARGI

Amma, TBMM’miz, hukuk kurumlarımız yokmuş gibi, yasal düzenleme yapılmaz, önlenmez. Mevcut yasalar da iyi uygulanmaz. Sadece kayıplar oldukça; ağlaşırlar, lânetlemeler, sızlanmalar, her akla göre ayrı sebep-sonuç ilişkileri ve çözümler karınlardan mırıldanılır.

İLGİNÇ ÖDÜL

Samsun’da bir bayan avukat (P.A), otosuyla sabah işine giderken (18/03/2015), bir manyazmatik; ardından kamyonetle yaklaşıp, korna, selektörle ve sıkıştırarak tacize başlar. Bir ara öne geçer, avukatı yavaşlatmak için önünde frenlemeye başlar. Avukat, bir ara onu geçip kurtulmak isterse de, manyazmatik; önüne kırar, frenle birlikte. Avukat canını zor kurtarır.

Sonra gidip davacı olur. Maganda; “-Hayır, ben eele bir şey etmemişim!”  dese de, Mahkeme, MOBESE kayıtlarından iddianın gerçekliğini tespit ederek, 2 yıl mahkûmiyet talebiyle davayı kabul eder ama; ayrıyeten de ÖDÜL VERİR.

Nasıl mı? 25 gün hapis cezası verip, onu da erteler. Avukat hanım; bir üst mahkemeye itiraz eder.

O da, –BU ÖDÜL UYGUNDUR- anlamında, aynı kararı verir.

Bu ödül değildir de nedir? Aynı manyazmatik ve hastalıkdaşları; bundan cesaret bulmazlar mı?

Haftaya daha ne ödüller okuyacaksınız!… Ve İngiltere’den bir karar!…

ÖDÜL

İstanbul’u karıştıran trafik magandası bakın kim çıktı?

İstanbul’da yaptığı tehlikeli şovla sürücülerin güvenliğini tehlikeye atan trafik magandası yakalandı. Levent de, aşırı hız, slalom ve el freni çekili gaz basarak, olduğu yerde dönüşlerle lâstik de yakıyordu. Plakasız seyrediyordu. Kayda alıp-internette yayınlıyordu. Lüks otosu da modifiyeli…

 

Sürücünün ehliyetine -2 ay için- el koyan ekipler, trafiği tehlikeye attığı için de 320! lira ceza kesti.

Buna elhamdülillah denebilir mi? Diyen varsa; mutlaka dinlerimiz de ayrıdır, onunla/onlarla! İslâm bir yana; tek tanrılı bir din de yoktur bu kafaya onay veren, Uzakdoğu dinleri de… Devlet mi? Arıyorum! Bulanlar, bana da söylesinler!

 

31/08/2015

BAŞARI: YOLCULARA KEMER TAKTIRMAK!

  • OTOBÜSLERDE GÜVENLİK KEMERİ NASIL BAŞARILIR?
  • KÂĞIT ÜZERİ ZORUNLULUK YETERLİ Mİ?
  • TRAFİĞİMİZİN NEDEN HALEN DÜZELMEDİ VE DÜZELMEYECEK?

Gerekçe: Otobüslü kazalarda; can ve sağlık kayıplarını önlemek şarttır.

Emniyet Kemeri denen güvenlik aygıtının gerekliliği ve icadı, geliştirilmesi, zorunlulukların başlaması ve ülkemize de gelmesi, bir epeyce uzun, derin konu.

Ancak, trafiğimizin neden halen düzelmediği ve düzelemeyeceği sorularından bir cevap da burada yatıyor.

Arabanın koltuğuna, kişileri kemer ve kancalar aracılığı ile sabitleyen ilk emniyet kemeri 2 farklı tarih ve mucit var:

  • 1885 yılında Edward J. Claghorn,
  • 1903 yılında Gustave Liebau isimli mucid tarafından icat edilmiştir.

ÜLKEMİZE İLK GELİŞİ Mİ?

18.06.1986 . Gelişi ile yaygınlaşması arasında epeyce yıllar geçmesi yine âdet olmuş.  Otobüslerde ilk zorunluluk daha önceleri; sürücüyü, ilk ön sırayı ve en arka 5 li koltuk ortasını kapsıyordu.

Daha sonra, özellikle de 20 Ocak 2014 civarındaki 3 ayrı yerdeki toplam 33 ölümlü otobüs facialarındaki yolcuların çoğunun otobüsün yan altında kalmaları sonucu; -KAFALAR DANK- etmiş ve yönetmelikte yapılan değişikliklerle tüm koltuklarda oturanların takmaları zorunlu edilmiştir.

KÂĞIT ÜZERİNDE ZORUNLULUK YETERLİ Mİ?

Trafik yasamızı ölü eden de bu kafadır: “ Yazarız; kanunlaşır, yönetmelikleşir ve yürür!”

“Al sana yürümesi!” demenin tam yeri değil midir?  Yürüyor ama, geriye ve hepimizin canına kasda doğru!…

Neden çözüm yerine her yıl olay ve kayıplar artıyor? Hem de modern trafik ülkelerinde azalırken?

BAŞARI İSTİYORUZ! 

Düzenlemeciler; siz de istiyorsanız, şunları mevzuata sokunuz:

  • Kemer takmayan her yolcu, kendi cezasını ödemelidir.
  • Kemer takmayan her yolcu, mutlaka tesbit edilmelidir.
  • Tesbit için, çok yetenekli/işlevli kameralarla otobüsler donatılmalıdır.
  • Kameralardaki işlevler şunlar olmalıdır:
  • Taşıtın kokpitini ve tüm koltukları (sürücü ve yolcu davranışları görülür) ,
  • Dış yanlarını, önünü-arkasını görmelidir (taşıtın ve diğer yol kullanıcıların davranışları, yol şartları ve kusurları görülür, yol sahibi ve denetleyici kurumlara veri toplar, facialarda kanıt toplar, Kaza Sonrası Hukukuna da katkı sağlar).
  • Gördüklerinin uzaktan denetimine uygun olmalıdır.

Bunlar; Karayolu Taşıma Yönetmeliği 19. ve Trafik Yasası 78. İle Yönetmeliğinin 150. Maddelerine yerleştirilebilir, yerleştirilmelidir.

TEPKİ Mİ?

“Her şey, güvenliğiniz için!”    Yolculardan gelesi tepkiler düşünülürse –ki doğru değildir- o zaman cevap ve slogan hazırdır, budur!

ANLAŞILDI MI?!

24/08/2015

OTOBÜSÜ DEVİR-T-MEK

YOLDAKİ GENEL KUSUR BULGULARI AŞAĞIDA BELİRTİLMİŞTİR:

  • YOLUN, PROJELİ/PROJESİNE UYGUN YAPILMIŞLIĞI HAKKINDA HAKLI BİR KUŞKUYA YER BULUNMAKTADIR.
  • OLAY YERİNE, KORKUTELİ TARAFINDAN-3.KM DEN İTİBAREN YAPILMIŞ GÖZLEMLER, YOLUN KÖTÜ VE TEHLİKELİLİĞİ SÜREKLİ ŞEKİLDE SUNULDUĞU GÖZLEMLENMİŞTİR.
  • YOL SUNUMUNUN DENETLENMEDİĞİDE AÇIKTIR. DENETLEMECİLERİN BUNLARI TESPİT+BELGELEME+SUNAN KURUMA; –ÇÖZÜM TALEPLİ SUNUMU- VE  -MÜLKÎ ÂMİRLİĞE DE BİLGİSUNUMU- VE -ÇÖZÜMÜN TAKİBİ –YAPILMALIYDI.  (2918 YÖNETMELİK, M-9 L)
  • EKSİKLİKLER ARASINDAKİ TESPİTLER ŞUNLARDIR:

4.1.   BARİYERLER TAMAMLANMAMIŞTIR.

4.2. BARİYER OLAN YERLERDEKİ MEVCUT HASARLAR; YOLUN İYİ YÖNETİLMEDİĞİNİN  

       VE İYİ KULLANILMADIĞININ KANITLARIDIR.

BARİYERLERİN GENEL GEREKÇELERİ VE TANIMLARI ŞUNLARDIR:

  • YOLLARIN EMNİYET KEMERLERİDİR,
  • HER NE ETKENDEN KAYNAKLANSA DA TAŞITLARI YOLDAN DIŞARI BIRAKMAMAK AMAÇLIDIRLAR.
  • ÇÜNKİ YOL DIŞINA HIZLA ÇIKAN,UÇAN, DEVRİLEN TAŞITLARDAKİ CAN VE MAL/TAŞIT HASARLARI DAHA ÇOK VAHİMLEŞMEKTEDİR.

 

4.3.   LEVHALAMALAR TAMAMLANMAMIŞTIR:

  • GENEL HIZ SINIRLAMALARI,
  • VİRAJ LEVHALARI ALTINDA HIZ SINIRLAMALARI,
  • GEVŞEK MALZEMELİ YERLERDE HIZ SINIRLAMALARI,
  • KAYGAN YERLERİ BELİRTEN LEVHA ALTLARINDA HIZ SINIRLAMALARI,

5-  POTANSİYEL KAYGANLIK MEVCUTTUR.    YOLUN PEKÇOK KESİMİNDE, TABANDAN ZİFT  KUSMALARI VARDIR,SICAKTA+YAĞIŞTA KAYGANLIK YAPMAKTADIR. BU KESİMLER GENEL OLARAK, KAPKARA OLUŞLARIYLA FARKEDİLMEKTEDİRLER.

AÇIKLAMA: BU KESİMLER;

  • 20-22 DERECE ALTI ISILARDA; KATIDIRLAR, CAM ZEMİN OLUŞTURURLAR,          LASTİKLERİN ZEMİNE TUTUNMASINI OLUMSUZ ETKİLERLER.                                                                            YAĞIŞ HALİNDE, KAYDIRMAYA HAZIRDIRLAR.
  • 30 DERECEYE DOĞRUERİME YAPARLAR,BU ŞEKİLDE DE KAYGANLIK OLUŞTURURLAR. YURT GENELİNDE BU ETKENLE OLUŞMUŞ FACİALARI MEDYADAN BULMAK MÜMKÜNDÜR.

 

  • ANILAN OLAY YERİNDEKİ KAYGANLIĞA (olay günü, yağış bulunmakta idi.); KESKİNLİĞİ ARTIRILMIŞ SOLA VİRAJIN ETKİSİ DE EKLENMİŞTİR.
  • BU VİRAJA GİRİLDİĞİNDE KONULMUŞ KESKİN VİRA JLEVHASI ALTINA, HIZ SINIRI LEVHASI DA KONULMAMIŞTIR.

 

 

 

 

İLGİLİ MAKAMA

 

KONU: 08.08.2015 Tarihinde Çavdır’  daki devrilen otobüsün olay yeri incelemesi sonuçları ve görselleri hk.

SUNAN: Ahmet TÜRKOĞLU (*)

12.08.2015

Konu olay yeri vegeliş yönünde 3.km den çevresindeki  incelemeler tarafımdan objektif bir gözle yapılarak,

  • Sebep-Sonuç İlişkileri ile KAZA SONRASI HUKUKU’ na varılması,
  • KAZA SONRASI HUKUKU’ndan hareketle- KAZA ÖNCESİ HUKUKU’ na varmak=benzerlerinin tekrarlarının önlenmesi de amaçlanmış olup,
  • Karayolu TrafikGüvenliği Sempozyumlarında BildiriKonularından biri de yapılacaktır.

 

SONUÇ:

Sunulan raporumun ve görsellerin,değerlendirmeli video kayıtlarının bu bakımdan kabulü dileklerimle arzolunur.

 

Saygılarımla

 

 

AHMET TÜRKOĞLU

Yüksek Trafik Güvenliği Kurumu Derneği  Yönetim Kurulu Başkanı ,

TOFED (Türkiye Otobüsçüler Federasyonu)  Trafik Güvenliği ve Eğitimi, Kaza Sonrası  Danışmanı

 

Büyük İstanbul Otogarı- İdari Bina,Okul Katı,Bayrampaşa İstanbul

Tel: 0216 658 39 85-127   GSM 0 532 577 37 93   Eposta: ahmetturkoglu55@gmail.com

 

 

 

 

17/08/2015

FECAAT KOLEKSİYONUMUZ 1
Daha önce, Manisa Gölmarmara’da, kamyonetle taşınan tarım işçilerinden 13 ü kadın olan15 kişinin katledildiği; süt kamyonuyla çarpışmayı ve bundaki kusurları, kusurluları paylaşmıştık.
Bu acı olayların üzerine gitmek ve kesin çözümü almak amaçlı takibimiz kapsamında, neleri-ne zamandan beri yaşamışız, ne boş vaatlerde bulunulmuş dolayısıyla -bu sorunun sürdürülmesine katkı- anlamındaki-kamyonlu- sabıkalarımızın çok küçük bir kısmını paylaşıyoruz ve sürdüreceğiz. Daha kamyonet var, traktör var…
İşçi taşırken kamyonlu facialar
Kasaya doldurulmuş işçilere de MAŞAALLAH!
Devrilene de Maşaallah? Bu maşallah da, Ş.urfalı işçiler getirirken Hatay’da devrildi; 3 Ölü, 13 Yaralı 14 Temmuz 2015
Devrilmezler İnşaallah!
HABER BAŞLIKLARINDAN KÜÇÜK BİR KISIM
2012 Kasım SİİRT -İşçileri Taşıyan Kamyon Devrildi; 16 Yaralı …
2011 Mayıs TARSUS-Tarım işçili kamyonet- tarım işçili traktör çarpışması, su kanalına düşüş; 4 ölü, 28 yaralı!
BİR FACİA ARDINDAN BOŞ BİR VAAD- Kamyonet ve traktörle insan taşımacılığına son Tarsus Kaymakamından vaat
Mersin Tarsus’ta tarımdaki işçilerin çok yaşadığı mahalle muhtarları, Kaymakam Orhan Ş. Güldibi’ni ziyaret edip, kamyonet ve traktörlerle insan taşımasının önlenmesini istedi.
Güldibi; geçtiğimiz günlerde tarım işçilerini taşıyan kamyonetin kaza yapması sonucu 4 tarım işçisinin ölümü, 28 işçinin ise yaralanmasıyla sonuçlanan kazanın ardından kontrol ve denetimleri yoğunlaştırdıklarını ve kamyonet ve traktörle insan taşınmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini söyledi ve ekledi:
‘’Kazadan vicdanen rahatsız oldum. Çünkü bu ilçenin sorumlusu benim. Jandarma ve Emniyet Müdürlüğüne kesin talimatım var. Kesinlikle ve kesinlikle traktör ve kamyonetle yolcu taşımacılığını bitireceğiz.’’
2012 Ağustos TARSUS
Kaymakamın vaadinden 1 yıl sonra yine facia! Tarsus’ta tarım işçilerini taşıyan kamyonet su kanalına düştü; 2 kardeş ölü, 15 yaralı
KAYMAKAMA SORULARIMIZ VAR!
KAYMAKAM GÜLDİBİ’ NİN BURADAKİ GÖREVİ, 16.08.2013 E KADAR SÜRMÜŞTÜR.
VAADİNİ TUTMAMIŞ MIDIR?
TUT(A)MAMIŞ MIDIR?
DEVLETDE, DEVAMLILIK ESAS DEĞİL MİDİR?
KAYMAKAMA, SİYASÎ BASKILAR MI YAPILMIŞTIR?
KAYMAKAM, BU OLAY SONRASINDA NEDEN İSTİFA ETMEMİŞTİR?
Nafile beyanlar:
İşçilere Çağrı: Kamyonet Kasalarına Binmeyin
Isparta Ziraat Odası Başkanı Müslehattin Can Selçuk, Manisa’da 15 işçinin öldüğü kazanın ardından tarım işçilerine çağrıda bulundu:”Açık kasa kamyonet ve traktörlerle sizi taşıyanları ihbar edin.”
2013 Eylül NİĞDE
Tarım işçilerini taşıyan kamyonete minibüs arkadan çarptı; 20 yaralı- Niğde 17-09-2013 CHA
Kamyonda işçi taşımaya yasak; Şanlıurfa Valisi Yusuf Yavaşcan 20.08.2007 zaman CİHAN
5) 2007 Ağustos ŞANLIURFA
Şanlıurfa’da tarım işçilerini taşıyan kamyonla bir başka kamyonun çarpışması sonucu 18 kişinin ölmesi, Şanlıurfa Valiliğini alarma geçirdi.
Vali Yusuf Yavaşcan başkanlığında yapılan bir toplantı ile tarım işçilerin taşınması ile ilgili yeni tedbirler alınması kararlaştırıldı.
2013 Kasım ŞANLIURFA-Şanlıurfa-Siverek’te, işçileri taşıyan kamyonet devrildi; 1 ölü, 8 yaralı,

Ş.urfa’da 61. Vali olan Yusuf YAVAŞCAN 18.01.2006-19.06.2009 arası bulunup-gider, vaatler de … Şu anda da 64. İşbaşında… tabii ki aynı sorunlar da…
6)2014 Kasım KAYSERİ
Urfa’ı Tarım İşçilerini Taşıyan Kamyonet ile kamyonet çarpıştı, 2 ölü 11 yaralı. Kayseri’nin Bünyan İlçesinde tarım işçilerini taşıyan kamyonetin lastiği patladı, karşı yönden gelen başka bir kamyonetle çarpıştı. Kazada 2 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.
7)2015 Haziran KAHRAMANMARAŞ- İşçi taşıyan kamyonet ile otomobil çarpıştı 5 yaralı
8)Mayıs 2015 BURSA- İşçi taşıyan kamyonet otomobille çarpıştı 5 yaralı
9)2014 Kasım KAYSERİ- Urfalı tarım işçilerini taşıyan kamyonet ile kamyonet çarpıştı
10)Tarım İşçilerini Taşıyan Kamyonet Devrildi; 3 Ölü, 13 Yaralı 14 Temmuz 2015- Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde, tarlalarda çalıştıktan sonra memleketleri Şanlıurfa’ya dönen tarım işçilerini taşıyan kamyonet, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu’nda lastiğinin patlaması sonucu kontrolden çıkarak devrildi.

20/07/2015

 

Katiller 15 cana daha kıydılar
Daha da koymaya ad bulamıyorum:
– Ölü Kanundan Ölümler!
– Yerel Yönetimler, Mülkî Âmirler Öldürdüler!
– Ulaştırma Bakanları Ölüme mi Ulaştırırlar?!
– KGM Cihat “Yine Karalar” Yazdı!…
– Allah Sizleri Kahretsin!
– Bu Kaçıncı Facia?!
– Kana Doymadınız mı?!
Çünkü, bu tür facialardan, 10 yılda; en az 300 sayfalık bir kitap tutarında olaylarımız var.
Ölü Yasa 2918’in çıkış tarihinden bu yana 32 yıldakilerle de 3 kitap olur.
Olayı biliyorsunuz: 6 Temmuz 2015, sabaha karşı 04:45 de süt tanklı treyler ile kasasındaki 17 can taşıyan açık kamyonet çarpıştırıldılar ve 13’ü kadın, 15 can katledildi, 2 can yaralandı.
Yer: Manisa, Gölmarmara, Hacıveliler köyü yakını.
Yolun Durumu: 2 şeritte 2 yön(2×1).
Güvenlik durumu: Tehlikeli, iyileştirilmesi 20 yıldır tamamlanmamış.
Yolun trafiği/gün: 10 – 13 bin (taşıt).
Yolun önemi: İstanbul- Akhisar- Salihli yönündeki taşıtlara, kısalıktan dolayı kullanım çokluğu var, otobüs dahil.
Neden Yerel Yönetimler?
Manisa Valisi (Erdoğan Bektaş),
Büyükşehir Belediye Başkanı (Cengiz Ergün),
Gölmarmara Kaymakamı (Zeyit Şener),
Gölmarmara Belediye Başkanı (Kâmil Öz); bu yörede hangi tedbirleri almışlardır? HİİİÇÇÇ!
Sadece, Gölmarmara Belediye Başkanı; “Ulaştırma Bakanı’na da çıktım, bu yolu yine de yapmadılar!” demiş, ağlayarak…
Yöre Emniyet Teşkilatları ve Jandarması, daha önce bir çalışma yapmışlar:
“Hangi sezonda, hangi yönlerde, hangi saatlerde, kaç kişi; kamyon(et), traktör kasalarında taşınmaktdırlar?
Uygulamaların (denetim) planlanması, kesilen cezalar ın geçmişi ve geleceği, alınacak tedbirler vb.”
Buradan çıkan sonuç şudur:
1- Bu tür taşıma cinayeti teşebbüsleri biliniyor.
2- Bilindiği halde, tedbir alınmıyor.
Öldüren Kanun Ölüsü (2918)
Bu düzenlemeleri, Yönetmeliğine atmış. M.78.
Yönetmelik ne demiş? (M. 131, 132)
Özeti: “… Kamyon(et) ve Traktör kasalarında, insan taşınabilir; yeter ki aşağı dökülmemeleri için kapakları olsun ve kapalı bulunsun… Taşıma sınırının=ağırlık izninin her tonu için 131. M. de 2 kişi, 132 de 3 kişi taşınabilir…”
Nasıl patlamazsınız Allah aşkına?!
1- Hey, Allah’ın geri zekâlıları, KAMYON(ET), TRAKTÖR KASASINDA EMNİYET KEMERİ Mİ VAR?
2- Tüm binek taşıtlarında EMNİYET KEMERİ BULUNDURMA ve TAKMA ZORUNLULUĞU varken;
Bu maddeleri halen ne diye yürürlükte tutarsınız?!
KGM Cahit Turhan’a haksızlık mı ediyoruz? Yol, onun kurumuna ait değilse, özür dilemesini de biliriz, amma, yol onların! Bu kadar da trafiği olan bir yola nasıl öncelik vermezsin, bölünmüş etmezsin?!
Soru:
İdareci mi seçiyoruz/atıyoruz, vampirler mi?…
Haftaya: Bu olaylardan bir demet

06/07/2015

“MOLOZ” UN KÖPRÜSÜ DE MOLOZDANDIR!…
[[YAZDIK, DÜZELDİ! TEŞEKKÜRLER YÜKSEKOVA KAYMAKAMLIĞI! Sondaki haber]]

Aşağıda görecek olduğunuz, -bir aşağılığın- haberi, ilk de değil. Demek ki molozluk, fıtratımızda var. Yine böyle bir köprü haberini de işlemiştik, 3 yıl kadar önce. Onun da haber başlığını ve 1-2 karesini paylaşacağız.
Yeni haberdeki köprü; selde çökmelere gelmiş, çatlağı-patlağı, molozla doldurulmuş, hafriyat kamyonları bile geçmekte. Kaymakam da seyirciymiş…
***
Yer: Muğla-Seydikemer İlçesi, Haber Tarihi: 24.06.2015, Kaynak: Yeniçağ
Manzara şu: Bir dere/çay üzerinde bir köprü. Ayaklar çökük, beli kırık.
Hasarlanma?: Ocak’ daki bir selde (2015).
Bilgi: Kaymakam, Muammer KÖKEN
Görev başlangıcı: 02.09.2013

Köprünün Kullanımı?: Üzerinden halen vızır vızır taşıtlar geçmekte, yolcu/turist ve yük dolu.
Alternatifi?: 10 km daha uzakta bir başka köprü.
Acil çözüm?: Burayı trafiğe kapatmak.
Muğla’ nın bir devleti var: TC.
Valisi de var: Amir ÇİÇEK.
Görev başlangıcı: 15 Eylül 2014
Büyükşehir Belediyesi de var, başkanı da: Dr. Osman GÜRÜN (Cerrah Hekim)
TOPLAM: MUĞLA, SAHİPSİZ GÖRÜNMÜYOR!
Peki, bu köprünün ve yönetiminin sahipsizliği nedir? Sorumlularını ve çözümcülerini, Muğla ve dahası, ülke dışında mı arayalım?

Anlı ve şanlı Muğla Beyleri!
Burayı trafiğe kapatıp, yıkarak; daha mükemmelini yapmak aklınıza mı gelmiyor, yoksa görev alanlarınız değil de, biz mi yanlış kapı çalmadayız?
***
Yeni bir Çaycuma/Filyos faciası daha mı beklemektesiniz?
Hani şu 11 kişinin kaybolduğu?! 07.04.2012 http://blog.milliyet.com.tr
Hata! Köprü başvurusu geçerli değil.

YAZDIK, DÜZELDİ!
TEŞEKKÜRLER YÜKSEKOVA KAYMAKAMLIĞI!
Ancak, ülkemizde daha o kadar çok tehlikeli köprü var ki, saymakla bitmiyor.
Aşağıdaki köprü haberi, daha önce gazetemizde, tarafımızdan işlenmişti (25.05.2012).
Hakkâri- Yüksekova’ da 9 köyün yararlandığı Armutözü Köprüsünün yapılmış olduğunu memnuniyetle öğrendik. Görsellerine henüz erişemedik. İlgilileri, bize ulaştıracaklar, sonra mutlaka paylaşacağız.

İYİ Kİ VARSIN BASIN!
Basın ele almayınca, -kötü reklam etmeyince- düzelmiyor. Basın katkılarıyla düzelen her sorunu da sizlerle paylaşacağız.
Köprü ortadan kırık Köprünün 2 ucu molozla doldurulmuş, ortasından da bölünmek üzere…

Molozlar, molozluklar toz duman, ortalık görünmüyor!

 

 

 

 

 29/06/2015

“MOLOZ” UN KÖPRÜSÜ DE MOLOZDANDIR!…
Aşağıda görecek olduğunuz, -bir aşağılığın- haberi, ilk de değil. Yine böyle bir köprü haberini de işlemiştik, 3 yıl kadar önce. Onun da haber başlığını ve 1-2 karesini paylaşacağız.
Yeni haberdeki köprü; selde çökmelere gelmiş, çatlağı-patlağı, molozla doldurulmuş, hafriyat kamyonları bile geçmekte. Kaymakam da seyirciymiş…
***
Yer Muğla-Seydikemer ilçesi, Manzara şu; Bir dere/çay üzerinde bir köprü. Ayaklar çökük, beli kırık. Hasarlanma Ocak’taki bir selde oluşmuş.(2015).
Bilgi: Kaymakam, soyadı; Köken.
Kullanım?: Üzerinden vızır vızır taşıtlar geçmekte, yolcu/turist ve yük dolu.
Alternatifi?: 10 km daha uzakta bir başka köprü.
Acil çözüm?: Burayı trafiğe kapatmak.
Manisa’nın bir devleti var: TC.
Valisi de var: Erdoğan BEKTAŞ.
Görev başlangıcı: 21.05.2014
Büyükşehir Belediyesi de var, başkanı da: Cengiz Ergün
TOPLAM: MANİSA, SAHİPSİZ GÖRÜNMÜYOR!
Peki bu köprünün ve yönetiminin sahipsizliği nedir? Sorumlularını ve çözümcülerini, Manisa ve dahası, ülke dışında mı arayalım?

Anlı ve şanlı Manisa Beyleri!
Burayı trafiğe kapatıp, yıkarak; daha mükemmelini yapmak aklınıza mı gelmiyor, yoksa görev alanlarınız değil de, biz mi yanlış kapı çalmadayız?
Yeni bir Çaycuma/Filyos faciası daha mı beklemektesiniz? Hani şu 11 kişinin kaybolduğu?! 07.04.2012 http://blog.milliyet.com.tr /zonguldak-caycuma-filyos-cayi-uzerindeki-kopru-faciasi/Blog/?BlogNo=357220

Daha önceki haberimiz, Hakkâri-Yüksekova’ dan idi.
Başlık şöyleydi: Köprü Yıkılmak Üzere 25.05.2012
“Armutözü köprüsü” çöküyor. Devlet; uyarır kalır mı? Uyur kalır mı? Çözüm gereğine uyar mı? Her 2 yöndeki uyarı levhaları devletin (özel idarenin).
***
BUNUN MÜJDESİ VAR!
Biz bunu yazdıktan ve 4. Karayolu Trafik Güvenli Sempozyumu-Ankara da sunduktan sonra bu köprü yapılmış. Çok sevindim. Ortadan, bir molozluk ve tehlikeleri kaldırılmış. Yapanlara da teşekkürler.
Haberini, az önce Sn. Erol Zirek’ den aldım. (Yüksekova Özel İdare, Köylere Hizmet Götürme Birliği Md.)
Köprü ortadan kırık Köprünün 2 ucu molozla doldurulmuş, ortasından da bölünmek üzere…

Molozlar, molozluklar toz duman, ortalık görünmüyor!

 

 

22/06/2015

 

OTOBÜSÇÜ, SAKIN HAKKINI ARAMA!… -1-

Bırak, kurtlar yesin seni! Hep yaptığın gibi… Araban/arabaların, evin, bağın, tarlan (ne varsa) gittiği halde.  Hatta sağlığını, çalışma imkânını kaybettiğin halde.

Pek memnunsun bu halinden,

Kurtulmasan da kötü akıbetinden!

Hak aramazsın;

  • Bilgisizlikten, Ümitsizlikten, Karamsarlıktan,
  • Hak arama masrafından kaçınmaktan,
  • Devlet korkusundan…

Getirdiği-götürdüğü?

  • Hak arasaydın; haklarını/tazminatlarını alacaktın,
  • Senden, haksız paraları/tazminatları ödemeyecektin,
  • Yurdun/yuvan dağılmayacaktı,
  • Şoförlüğe düşmeyecektin,
  • Hattâ dilenciliğe düşmeyecektin (sakatlanmalar da olabilmekte, çalışılamamakta),
  • Tekrarlarıyla kendini ve başkalarını koruyacaktın.

Çünkü sen tazminatlarını  kopardıkça;

  • -rücu-(=görevinden ve olaydan bizzat sorumlu/kusurlu kişinin nihai tazminatı ödemesi) baskısını,
  • -üst yöneticilerin- dikkatini çekmesini ve bu tür olayları önlemek için;
  • daha güvenli yol sunumu ve yol sunumunun=yol güvenlik şartlarının denetimi ile iyi görevler yapılmasını sağlama yoluna gelmelerini sağlayacaktın!

Sen bunları yapmadığın için;

  • Hem kendi zararlarını katmerlersin,
  • Hem sık sık facialara maruz kalırsın,
  • Hem başkalarına da bu tuzakların açık olmasını sağlarsın.

Bunları düşündün mü hiç? Yani;

  • Kendine ve ailene,
  • Topluma=insanlığa verdiğin zararları?…

Otobüsçüler, genelde nice kazalara uğra(tıl)maktadırlar.  Bunların çoğunda yol kusurları çok fazladır. Aynı olayda sürücü kusurları da vardır şüphesiz.

Amma yolu sunan ve bu yolu denetlemesi gereken idareler, yani devlet kurumları, yani devlet; bu görevlerini yapmazlar.

Sebepleri de şunlardır:

  • O görevin uzmanlığından yoksunluk,
  • İhmalkârlık,
  • Savsaklamacılık,
  • İnsanî duygulardan yoksunluk,
  • Vicdandan yoksunluk,
  • Yasal güvenceye/şemsiyeye güvenmek,
  • Kişilik yapısında bozukluk,
  • Şüphelilik…
  • “Soruşturma İzni” Hukuksuzluğu vardır.

(Bu saçmalık=hukuksuzluk, dünyanın hiçbir –modern trafik ve demokrasi ve laik ülkesinde- yoktur.)

  • Bu tür yaratıkların, Karayolları, Emniyet, Belediyeler içerisinde bolca varlığına rağmen,
  • Bunların kusurları ile “seri cinayetleri” olmasına rağmen,

bunların bağlı oldukları üst kurumlar, yani başbakanlık, bakanlıklar, valiler, kaymakamlıklar; anılan bu kötü kişiler hakkında soruşturma izni vermeme yetkisine sahiptirler=haksızlık yapma hakkına sahiptirler.

Sonuç mu?

Alt ve üstyöneticiler, ikisi bir olurlar; vatandaşın, vatanın canına okurlar. Ana karnından-mezara kadar bütün insanlarımıza maddî ve manevî zararlar verirler. Ben dâhil, aileler topluluğumda 24 trafik mağduru var; 4 ölüsü, 1 çok ağır sakatı ve irili-ufaklı yaralanmalarıyla. “Bir aile yok oldu!” haberlerini de sıkça görüp-okumaz mısınız?

HAK ARAMAK HUKUKU YOK MU?

Senin zarar gördüğün olaylarda, sadece sen suçlanmaktasın=yol vd hizmet kusurları asla tutanaklara ve dolayısıyla dosya/larına girmez.

Avukatın da –şayet varsa-  bu -konunun cahilidir-.

Aleyhinde karar çıkar. İtiraz olursa da ADLİ TIP denen Trafik Dosyaları/Hukukunun katilinden de sözde bir görüş alınır. (Tıpkı, Ermenilerin; 1. Dünyaya ve Kurtuluş Savaşlarımız sırasında, insanlarımızı canlı canlı kazığa oturtmaları gibi) Sen haksızlığa ve zararlara oturtulursun.

Hak arama imkânı, ülkemizde; dolambaçlı, yorucu da olsa var. Usulüne uygun, bilinçli ve azimle yapılan hak aramalar, olumlu sonuçlar vermektedir.

Haftaya; Yargıtay’dan örnek kararlar.

 

25/05/2015

STOCKHOLM’UN BAŞARIYA ODAKLI YÖNETİCİLERİNİ ÖRNEK AL!

“Mustafa Ilıcalı’ya ve İBB’ye (İstanbul B.şehir Bel.) ücretsiz danışmanlığımdır. “

Geçtiğimiz haftasonu kahvaltı da AYNA/ STV programını izliyordum; dünyanın her yerini hoş bir şekilde gezdiriyordu yine. Stockholm’ de idik. Saim Orhan, her zamanki sevimliliğiyle, başarısıyla anlatırken, bu sefer de Trafik Yönetimi ve Güvenliği Başarıları hakkında da katkılar sundu bana…

Sunucu anlatıyor; ben “şehirde hiç taşıt olmadığını” düşünürken, açıklıyordu.

Kentin yöneticileri, trafik sorununu ve kötü sonuçlarını, hava kirliliğini sıfıra indirgemenin, en az 2 yolunu bulmuşlar.

Kente taşıt girişlerini azaltmışlar. Bunu, ekonomik ve demokratik bir şekilde çözmüşler:

  • Kente giriş ve çıkış (=2 defa) ücrete bağlanmış. Otopark ücretleri yine ayrı. Bu durumda da taşıt sahiplerine, taşıtla kenti kullanmak pahalılaşınca; toplu ulaşım ve veya taksi daha ucuza gelmiş.
  • Dizel motorlu taşıtlar minimal seviyede.
  • Mazot, benzinden pahalı edilmiş,
  • Mazotlu motora sahip taşıt vergileri çok yükseltilmiş.

Böyle edilince de herkes ekonomik ve demokratik kararıyla, mazotlu taşıta uzak durmaktaymış.

İşte bu yüzden, kent rahat!  Taşıtlara kenti fazla kullandırmayı önlerken; yılda bizim İstanbul’un 6 milyar TL benzeri maliyeti de, hava ve sağlık kirliliğini de önlemişler.

İstanbul’da sadece kent ve tarihi yapıların korunması için 20 yıla yakındır, ulusal+uluslar arası bilimcilerce, alarmlar veriliyor: “Kentinizi çok hor kullandırmaktasınız, bunu sonlandırın!” (Habitat 2, İstanbul’da yapılmıştı.)

Ancaaak, kenti yönetenlerimiz; -bence- ne insan/hayvan ve ne de kent/tarih sağlığımıza önem vermediklerinden, basit ve banal siyasi çıkar hesaplarından; bunlara eğilmek, yasal düzenlemeler yap(tır)mak/uygulamak yoluna gir(e)memişlerdir.

Verdiğimiz yetkileri kötüye kullananları mı, yoksa onlara yetki=oy vermekte kör inatçı olan bizleri mi kınamalı?!…

İMDAT, ILICALI’DA OLABİLİR Mİ?

“İstanbul trafiğinin, adım hızına=5 km/saate düştüğünü ve yıllık maliyetin 6 milyar TL olduğunu” yine açıklamış, 2014 deki gibi.   Peki acaba, Sn Ilıcalı öneri mi götürmedi, yoksa yapılmadı mı?

Bilindiği gibi, bu konunun akademik uzmanıdır (Prof. Dr., Bahçeşehir Üni.). Belki de birçok hocalarını geçmiştir (değerlendirmede haddimi aşmayayım). Parlamenterliğinde de, sonrasında da; hemen tüm dünyayı dolaşmış, görmüş, incelemiş, örneklemeler, sentezlemeler yapmıştır.

AYNA’ nın son bölümünü izlerken;  “Acaba, hocam Stockholm’ü görmedi mi?” diye düşündüm.

Aşağıdaki kupüre de not düştüm: “Sn. Ilıcalı, şikayet mi, yoksa  çözüm makamında mı?” diye…

Yoksa İBB ondan Ulaşım ve Trafik Danışmanlığı almıyor mu?

Kentsel dönüşüm, nimet olabilecekken; neden felâket ediliyor?

Yenilenen(!) her binadaki mesken başına;

  • Her mesken başına 3 taşıtlık otopark yaptırılmakta mıdır?
  • Mesken yerine, her parselasyon adasına neden bir çok katlı otopark yaptırılmaz?
  • Her binanın tepesi, neden otoparklaştırılmaz, bunun teknik/altyapısı hazırlanmaz?
  • Otoparkı olmayana, neden taşıt satışı engellenmez?
  • Bu taşıtları, kimlerin nerelerine/hangi otoparklarına dolduracağız?
  • Günahtan korkmayanlar, kuldan, en başta kendilerinden+yakınlarından da utanmazlar mı?

Daha, yaya güvenliğine girmedim!

AYNA/Stockholm’den katkı almak konusunda, yalnız olmak istemezdim. Yani, ülkemizi, kentlerimizi, özellikle de İstanbul’umuzu yönetenlerin de bunu izlemiş ve bundan ders almış olmalarını dilerdim. Amma bu da bir beyin işidir. Kadro işidir. Kalibre işidir.

“Başarıyı programlamıyorsanız, başarısızlığı programlıyorsunuzdur!” gerçeğindeki gibi, başarı programcılarının işidir.

 

 

Ne dersiniz; bu İsveçliler genelde ve Stockholm  özelde, liyakatsiz=kalibresiz kişilerce mi yönetiliyorlar?

 

11/05/2015

Yönetim kötü olursa

Aşağıda sizlere 3 kötü trafik olayının kupürlerini sunuyorum.

3 acı verici olayda da bariyer eksikliği var.

1.OLAY:

Nehire otoyla uç(ur)mak ve içine 2 genç mühendisi kaybetmek ve 4 yıldır da cesetlerini bulamamak. (Hüseyin Dervişoğlu (32) ve Orhan Kemal Ulusoy (29)  Artvin Barajı inşaatında çalışmaktaydılar.)

(Olay tarihi: 22 Nisan 2011, Ulusoy’un anası babası, her yıl olay yerini 60 km tarayıp, oğullarına ait ceset, kemik arıyorlar.  Bu yıl da oradaydılar.

  1. OLAY:

Otonun baraja uçması. Yaşlı çiftin içinde boğularak ölmeleri. (Baraj çevresinde de bariyer olur mu? Olacak!… Baraj çevrelerinde kaybettiğimiz canların sayısı belirlenmiş olmasa da haberlerde sıkca yer almakta…)

 

 

3 .OLAY:

Otomobille şarampole yani yol dışına uçarak, devrilmek ve yaralılardan başka, tazecik, adı bile konmamış bir bebeciği kaybet(tir)mek.

Bariyeri, devlet yani bu işle ilgili görevli+yetkili+sorumlu kurumları yapar.

KGM Cahit’in; Karayolları’nın bu görevlerini yaptırmadığını ve hakkında ceza ve tazminat davaları açılmasının yerinde olduğunu ilgili trafikzedelere/yakınlarına duyururum.

Baraj için ise; yol dışında ise, barajın sahibi olan kurum (belediye mi, özel idare mi, Orman ve Su İşleri Bakanı mı, Bakanlığı mı? Bunu araştıracağım ve tekrar yazacağım) belirlenerek, davalar açılır, kazanılır.

Sorum sizlere sayın okuyucularım:

Başlığa sizler de katılıyor musunuz, ben mi yanlışım?!

Katılıyorsanız; hödüklerin-hödüklüklerine mahkûm muyuz?!

 

 

04/05/2015

İMDAT ILICALI ! 

YASAKLAR  DELİNİYOR!

İSTANBUL VE YAYA TEHLİKEDE!

Bu; sayın Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’dan ‘nci İMDAT talebidir. Çünki o, İBB Başkan Başdanışmanıdır. İstanbul Trafiği için de en fazla O’nun görüşü ve sözü geçer!

Aşağıdaki fotolar, aslında tüm ilimizin ve ülkemizin örnekleridir amma, senin etkin olduğun bir ilde ve ülkemizin ekonomik, bilim, tıp, tarih –ve ülkeye olumlu örneklik- başkentine hiç yakışmıyor, bu manzaralar.

Umarım, -bilim adına- benim yazılarımdan incinmiyorsundur, amma ben de objektifim, en başta kendime, sonra da her insana sorumluyum.

(ILICALI’ ya Not:   Sn. Hocam, üzüntünü paylaşıyorum; seni aday etmediler, ama kendileri kaybettiler . Birçok ünvandaşını da almadılar listeye. Demek ki uzmanlara ihtiyaç yokmuş. Demek ki, başta İstanbul olmak üzere ülkemize daha yakından ve daha çok hizmet etmen gerekiyormuş. Şimdi üzülsen de, ileride sevineceksindir belki de bu duruma.)

06/04/2015

Hani “Önce İnsan!” idi? Hani “Yaya Güvenliği” öncelikli idi? Hani “Kaldırım Yayaların” idi?

Değerli Hocam Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı biliyorum ki birçok yazdığımız sorun, İBB Başkanı Kadir Topbaş’a iletilmiyor, dolayısıyla eski hamam eski tas, sorunlar sürüyor, artıyor.  Bu kulvarda çıkan baskılı ve elektronik yayınlar, İBB nin ilgili birimlerince takip edilmiyor. Ne güzeldi önceden. Ulusal basındaki hemen her gazetede, Trafik ve Ulaşım Sorunları Köşeleri vardı. Takipçi kadrolar; sorunları, çarpıklıkları fotoğrafla belgeliyorlar, yansıtıyorlar, çözümleri sağlıyorlar, açıklamaları okuyucuya aktarıyorlardı.

Sonra baskılandılar mı? Sorun yansıtmak, çözüm istemek; -Bedava danışmanlığınıza, çözüm ortaklığınıza teşekkürler!- denileceğine; beceriksizliğin teşhiri mi kabul edildi? Öyleyse de, eleştirilere mi katlanılamadı? Eleştiriye yol açmamak için, gerekli denetim ekipleri neden kurul(a)madı? Avrupa ve Asya yakalarında bu ekiplerin İBB Trafik Müdürlüğü bünyesinde kurulmasını ben önermemiş miydim? İBB’den ayrıldıktan sonra da makalelerimde hatırlatmamış mıydım? Son birkaç yıldır o sayfalar yok oldu.  “Keçiboynuzu” faslından da olsa, gelen/gelecek çözümler de kalktı.

Hocam; senin değerli adının olduğu haberler, hemen sana düştüğünden, senin de Başkan Danışmanı olduğundan, senin alanını+amacını ilgilendirdiğinden, sana bu açık çağrıyı/seslenişi yapmak durumunda kaldım.

İnşallah parlamentoya gitme yolunda da bunlar uygulamalı ek ve fakat önemli hizmetlerin olsun.

Tarih: 31.03.2015

Yer: İstanbul, Üsküdar

Cadde: Acıbadem=Ana arter, Nişantaşı İETT durağı bitişiği

Hırsızlık sayısı: 2 ve birbiriyle komşu.

1.Hırsızın marifeti (Beyaz Köşk Apt): Apartmanın giriş tarafındaki anayol kaldırım cephesi duvarını ½ m yürütüp, kaldırımı daraltmış, kalıplarını kurmuş, beton duvar yapıyor. Önünde yaşlıca ve yaşayan 2 ağaç var. İnsanlar yeni duvar ile ağaç arasından yan dönerek geçebilmekteler. Ağaç-yol tarafında otoparklanmalar olunca geçilemiyor, olmayınca yola inmek=düşmek zorunluluğu var.

  1. Hırsızın marifeti (MEM İNŞAAT) : Öncekini yıkıp, yeni bina yapıyorlar. Kaldırım tarafına perde çekerken, kaldırımı daha genişletmek yerine, tersine o da daraltmış. Onun önünde de ağaçlar var ve aynı sorunu=tehlikeyi yaratıyor/yaşatıyor!

İmdat Mustafa Ilıcalı!

30/03/2015

BARİYER HÖDÜKLÜKLERİ  

KGM ve İBB’den hödüklükler

Gün geçmez ki, vatandaşlar bariyere geçmesin!  Aslında bu bir “geçirilme”dir. Vatandaşı “bariyer kebap” etmedir. Şehir dışında KGM, şehir içinde İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi)  ve diğer il-ilçe belediyelerimiz, sürekli olarak ciğerlerimize, böğürlerimize bariyer saplamaktadırlar.

Malum, hödüklük; beceriksizlikten, acemilikten, umursamazlıktan, cehaletten, cahil cesaretinden-şüpheliliğe, kötü niyete varan geniş kapsamlı bir kavramdır.

Ben şuna kaniyim: Yollarımızı bize tehlikesiz hizmet sunması için ve bu sunumun denetlemesi için kadrolara otur(tul)muşlar, keyif ve çalım satarken; kanımızı akıtan, canlarımızı, sağlıklarımızı yok eden kişilerde; tüm bu kötü özellikler maalesef vardır.

Türkülerimizde boşuna söylenmemiş ve burada da ‘cuk oturan’ bir mısra, bunlara seslenmektedir:

“Hey Allah’ dan korkmaz, kuldan utanmaz…” kişiler!

“BAŞÜSTÜNE!” YERİNE, BAŞÜSTÜNE!…

Bu hizmetin iyi, “kusursuza hedefli” sunumu için; uzman kadrolar yerine, yetersiz kadroları getiren kifayetsiz kadrolar kendilerini de oralara getirenlere;  “BAŞÜSTÜNE EFENDİM!” raksları yapıp, 2’ye katlanacaklarına; “baş üstü” denilen, üstten yola uzanan, şeritlerine göre yön+mesafe bildiren levhalara ağırlık vermelililer!

Şu, sapaklara/yol ayrımlarına/kavşaklara yaklaşırken, yön bilgilerini çok tekrarlı verseniz; bu kötü eserleriniz, cinayetleriniz, hunharlıklarınız hiç olmayacak!

  1. Şehir dışında; özellikle TEM, D 100 (E 5) ve benzeri diğer önemli yollara, çevre bağlantı yollarına, -modern trafik ülkelerinde olduğu gibi- 10, 5, 3, 2, 1 km ve 500, 300, 200, 100 m kala,
  2. Şehiriçinde de 500, 300, 200, 100 m kala bu yön bilgilerini verseniz,
  3. Sapılacak yolda, virajda yapılması gereken hız sınırlarını verseniz

ne mi olur?

Hiç kimsenin burnu kanamaz.

ŞU ÖRNEKTE BİR BAKIN YAKTIĞINIZ CANLARA, PİS ESERLERİNİZE!

İnanılmaz kaza! Bariyer ok gibi saplandı.

Bağcılar Basın Ekspres yolunda kontrolden çıkan otomobil , TEM otoyolu Ankara yönü ayrımındaki bariyerlere girdi.    (15 Mart 2015 haber7)

                  

 

23/03/2015

Trafik Rüşveti=Facia?

Aşağıda, bir kurum tarafından yaptırılmış bir yolsuzluk araştırması var. Biz burada, trafikle ilgili olan bölümüne dikkat çekeceğiz.

“Tek tük çürükler” ayrıntısı bile, modern trafik ülkelerinde bir skandaldır. Patladığı anda; âmirleri, hattâ bakanları istifa etmekteler. Yani biz bunları değil, trafikte (ve her alanda) yüzde 100 rüşvetsizliği sağlamaya koşmalıyız.

TRAFİKTE RÜŞVET

  1. Mutlaka ortada suç=risk vardır.
  2. Rüşvet; o suçun/kusurun/tehlikenin devamına göz yummak ve gerçekleşmesine davetiyedir.

Çözüm önerilerim; yıllardır –gerçekleşmediği için- aynıdır, bu da devleti yönetenlerin yüz karasıdır.

Polisi/memuru potansiyel rüşvet alıcılıktan men için; sosyal ve özlük sorununu gidermek, etkin, yaygın (kameralı) denetlemek ve caydırıcı cezalandırmalar şarttır.

Yol/taşıt kullanıcıyı rüşvet vericilikten men içi ise ticari taşıt (özellikle kamyon) erbabının mesleki sorunlarını çözümleyeceksiniz, yasal düzenleme dışı davranışın hoş görülmeyeceğine, uygulamalarla kanaat ettireceksiniz

Hangisi yapılmıştır? Hiçbiri!  Çünkü yasamada, yargıda, yönetimde yanlışlıklar karizma kabul edildiğinden, inatlar sürmektedir.

ARAŞTIRMA HABERİ

Bir numara, ehliyetli yolsuzluk  07.03.2015 hürriyet

Yüzde 87’miz: “Ehliyeti kaptırmamak için polise para veriyoruz”

TESEV’in  1206 kişiyle 28 Şubat-11 Mart 2014 arasındaki yaptırılan araştırmada en yaygın yolsuzluklar belirlendi.

Katılımcıların yüzdelik ifadeleri:

87: Ehliyeti kaptırmamak için polise para veriyoruz.”

82: “Türkiye’de yolsuzluk var.”

44: “Yolsuzluk, en acil çözülmesi gereken sorun.”

9: “Geçen yıl içinde rüşvet verdim.” diyor.  Bu sonuçlar, AB’de yapılan anket rakamlarından çok fazla. 

Çıkan kötü sonuçlar:

  1. Trafikte “burnumuzun felaketten kalkmaması” nın en önemli sebeplerinden biri rüşvettir.
  2. Rüşvet, Osmanlı döneminden kalmadır, gelenekselleşmiş gibidir
  3. On yıldan beri, hele son birkaç aydır, rüşvet ve hırsızlık suç ve ceza dışı edilmiştir, hemen her sahada.

Tek iyi sonuç:

“Bazı insanların, rüşveti etkili bir araç görmedikleri ve dolayısıyla buna başvurmadıkları.” ]]

Bu hödükleri, hödüklüklerini kınıyorum! Ya siz?…

 

16/03/2015

Sağlıksız ve Sorunlu Şoför=Çok Kaza Riski?

 

İşlenecek o kadar çok konu var ki, zaman ve yer yetmezliği, hele bir de yayına girme gecikmeleri olunca, temelli zorluklar oluyor; işlemede, erişmede.

 

Gerçi merak ediyorum, sektör mensupları; “kazasızlık” ve “kaza sonrası hukuku” ile ne kadar ilgilidir? Ne kadar hak arayıcıdır?

 

Ancak, misyondur, sürdüreceğiz. Çünki ben bunu en başta, kendim ve yakınlarımın canı için yapıyorum.

 

Sürücülerin sağlık sorunları, çözümleri hakkında bazı projeler, konferanslar oldu. Ben de bazılarını önerdim, destek çıkmadı.  Şimdi bir kalb, damar cerrahından bir açıklama gelmiş, onu paylaşmayı da önemli buldum.

 

 

 [[ Sağlıksız Şoförün Kaza Riski Daha Yüksek  22.02. 2015 AA

İçerik: Uykusuzluk-Direksiyon-Otobüs Şoförü-Egzersiz-Sağlık Taraması

Kalp ve damar hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Akgün (Bahçelievler Medicana Hastanesi), uzun yol şoförlerinin olumsuz çalışma koşul ve sağlık şartlarının, kaza riskini arttırdığını, otobüs, kamyon ve TIR gibi uzun yol şoförleri ile taksi sürücülerinin, mesleki risk altında olduğunu bildirdi.

 

Uzun süreli araç kullanımının stres ve buna bağlı sorunları yarattığını belirten Akgün, şöyle konuştu:

“Direksiyon başındaki süren uzunluğu ve ek olarak  sigara kullanımı, düzensiz çalışma saatleri, düzensiz yemek alışkanlığı ve uykusuzluk; sürücülerin trafik stresine yeni halkaları eklenmektedir.

 

Araştırmalarda; bu sürücülerde, vücut kitle endeksinin yüksekliği, sigara kullanımın yaygın olduğu, kötü huylu kolesterolün daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunlar, direksiyon başında kalp krizini ve beraberinde kazaları getirmektedir.”

Bayılma, uykuya dalma gibi etkenlerin kazalara ve bazan da hayatların son bulmasını yarattığını vurguladı.

Şoförlerin uyku, beslenme, egzersiz gibi yaşamsal etkinlikleri günlük yerine getirmesi ve yıllık sağlık taraması yaptırması gerekir, uzun ve düzensiz çalışma saatleri, gece çalışmak, fiziksel hareketsizlik, düzensiz beslenme, artan sigara kullanımı, stresi kalbi yoruyor ve kazaların önünü açıyor. Sürücüler sağlığına daha çok dikkat etmeli. Sağlığı iyi olmayan bir sürücünün dikkat eksikliği, önüne geçilemeyecek kötü sonuçlar ortaya çıkabilir. Uzun yol otobüs sürücüleri, yolcu taşıdığının ve büyük bir sorumluluk aldığının farkında olarak, düzenli yaşamalıdır.” dedi. ]]

(…)

 

Anlaşıldı mı, sektörün sayın mensupları ve önde gelenleri?

Bu konuda hizmet verecek değerli uzmanlar, kurumlar var… Harekete geçelim mi?

09/03/2015

Mustafa ILICALI’ ya hayırlı vekillikler olsun!  (1)

AKP’nin ilk döneminde de aday olmuştu, seçilmiş ve 5 yıl vekilimiz olmuştu.

Başta trafik, karayolu, ulaşım güvenliği olmak üzere pek çok alandan kişilerce tanınmakta olan değerli bir şahsiyettir.

Bu yazıda; ondan, yeteneklerinden, donanımlarından, ülkemize katkılarından, bildiğimiz projelerinden ve tanışıklığımızdan,  gelecek yazıda da ondan beklenen ev/iş ödevlerinden bahsedeceğim.

Tanışıklığımız yaklaşık 20 yıla yakındır.  Benim, Trafik Canavarını Yoketme Vakfı’nı kurma girişimimin medyaya yansımasıyla, STV’de bir programa alınmıştık, Hüseyin Gülerce yönetiyordu, ’94/95 yılları idi. Trafik-ulaşım alanından üniversite uzmanları, Emniyet ve STK temsilcileri de varlardı. İTÜ’den Prof. Dr. Nadir Yayla, Yıldız Teknik’ten de Mustafa Ilıcalı (doçent idi) gibi bilimcilerle birlikteydik. Sn. Yayla ile tanışıklığımız 1983/84’lere dayanır.

En çok dikkat çeken ve onaylanan beyanlar bendendi.  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı ile tanışma, o tanışmadır gider.  İBB Ulaşım Koordinasyon Daire Başkanlığındaki çalışmalarını da izledim. Erdoğan, İBB Başkanlığı’ndan düşürülmeseydi, İstanbul örneğinde çok daha fazla şeyler başarabilecekti, o da ayrıldı.

Bizim de katkı sunduğumuz Karayolu Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği çalışmalarında en büyük paylardan biri onundu ve tabii ki Binali Yıldırım’ın…

TRAFİK VE ULAŞIM MÜHENDİSLİĞİ KURUCUSU

Çok eleştirdiğim bir eksikliğimizi de giderdi. (1890’lı yıllarda İngiltere’de, ilk otomobil kazası olunca, bu işin bir mühendisliği gerekli dediler ve kurdular) Ulaşım Mühendisliği kavramını ve bölümünü  -trafik mühendisliği ile geliştirip- YÖK’ e de kabul ettirdi, ilkini Bahçeşehir’de kurdu, onu başka üniversiteler takip etti. Bualandaki liderliği önemli. (Demek ki onları, 120 yıl kadar sonra, Ilıcalı sayesinde yakaladık.)

KARA ULAŞIM SİSTEMLERİNİN TÜMÜ

Karayolu, Demiryolu (ve hızlıları), Havaray, Teleferik gibi gibi tüm sistemler için araştırma-gözlem için dünyayı dolaşıyor, ülkemizde de uygulanabilirliklerini sağlama yolunda.

Ayrıca, ülkemizde önemli bir sorun olan trafik kazalarının önlenmesi, güvenli trafik alanlarının oluşturulması amaçlarını taşıyan, hedef belirleyen Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı da Sn. Ilıcalı ve başkanlığındaki ekibi ile Bahçeşehir Üniversitesi’nin, yani Sn. Enver Yücel’in desteklerinin başarısıdır.

TOFED’in ve benim derneğimin de katıldığı ve dönemin başbakanı Erdoğan tarafından açıklanan bu plan için Başbakanlık Genelgesi de yayımlandı.

Parlamentoya girerse, ülkemiz bütünü kapsamında; ulaşım dallarının/ sektörlerinin tümü (taksi, dolmuş, otobüs, kamyon vb) kendilerine de yarar sağlayacağını güven ve ümitle beklemektedirler.

Haftaya; “ILICALI’YA ÖNERİLER”

 

 

02/03/2015

Gelse de en acı sözler dilime (*)…

Yazıklar olmasın mı?!…

Kar-buz mücadelesinde, KGM ve İBB sınıfta kaldı!  ABB de dahil birçok belediye de aynı durumda.  EGM’yi bundan hariç tutabilir miyiz?

EGM de kendisini yargılamalıdır. 2918/5-2 b’ ye sığınmasınlar.

Madde 5 – Emniyet Genel Müdürlüğü’nün trafik kuruluşları ile bu kuruluşların görev ve yetkileri şunlardır :

Görev ve yetkiler: “2. Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek” ile sınırlı kalamayacağınızı defaatle, yıllardır söylemekteyim…]]

“ Yazıklar olsun!” kınamasını hak edenler, vatana ve vatandaşa yazık ediyorlar!

“Hödük” kelimesinin anlamını, bilmeyip- merak edenlere açıklayalım, TDK vd sitelerden alıntıdır:

Hödük

Korkak, ürkek, çekingen, uyuşuk, beceriksiz, acemi, toy, kısa boylu, göbekli, aceleci, şüpheli, kabadayı, tuhaf, acayip şey, görgüsüz, kaba, anlayışı kıt.

En çok da “Şüpheli” kavramı üzerinde duruyorum, ayıp değil ya!…

Hangi bakımlardan mı?

Oralara nasıl geldiler?

Oralarda nasıl tutunabiliyorlar?

İşlerinin ehli olduklarına inanıyorlar mı?

Kaçar para maaşları var? Bu millete; sırf maaş, harcırah, vergi, kıdem ve benzeri maliyetleri nedir?

Aldıkları bu paraları hak ettiklerine inanırlar mı?

Sadece kar-buz değil, kurak zeminde bile genel ve belde yollarını, trafiğini iyi yönettiklerine inanırlar mı?

İnanıyorlarsa; eleştirenlerle hiç görüştüler mi? (Benimle, hayır!)

Eleştirenleri/önerenleri hiç; “haklısınız, teşekkürler” diye aradılar mı? (Beni, hayır!)

Eleştirenleri, kara propagandadan ve hakaretten mahkemeye verdiler mi? (Beni, hayır!) (Ben, verilmeyi istiyorum! Hodri meydan! Amma sizlerde o kusursuzluk cesareti nerede!?…)

Kendilerini hiç yargıladılar mı? “Kendini yargılamanın da bir erdem olduğu”nu bilirler mi? “İstifanın da bir erdem olduğu”nu bilirler mi?

En önemli şüphem de şunlardır:

Kadrolarda sözde çalıştırılanlar, işin ne kadar ehlidirler? Ne kadar eğitimlilerdir? Taşeronlar ne kadar kayırılmaktadırlar?  En kârlı çıka(rılan)lar taşeronlar değil midirler? Kârlı çıkaranların kârları nelerdir?

Görüyorsunuz, sorular sürüp gidecek…

Karnelerinde şimdilik sıralayabileceklerimiz aşağıdakilerdir:

 (Geçen yıllar da böyleydi: Demek ki “taş öğrenir, bunlar öğrenmez” durumu var. Klinik mi, yoksa etik mi konuşmalı?!)

YENİ HABERLER

Şehiriçi

İstanbul’da; şehiriçi caddeler, sokaklar, D100 (E 5), metrobüs yolları hep tıkandı, kaydırdı, 1000’i aşkın taşıt; kaydı, çarp(ıl)dı, yaralı bereli canlar, hasarlı taşıtlar üretildi. Yayalar, yollara atıldı, itildi. Çünki taşıt yollarını tuzlayıp, açanlar; kaldırımları tuzlamayı akıllarına sığdıramadılar. Taşıt yolları simsiyah, kaldırımlar bembeyaz.

Şehirdışı  (Pekçok zincirleme, TEM’de bile, çok türlü taşıtla oluştu. Sebep; kar, buz, rüzgâr…  Onun sebebi: Mücadelesizlik= Hödüklükler!)

23/02/2015

YOL SENİN HATANDAN UÇUYOR CAHİT TURHAN?

 

2 Şubat’tan beri medyaya yansıyan bir haber daha içimi acıttı. Bir bilimcinin de içi acımış ki, tek başına çalışıp; yerel ve genel medyaya da yansıtarak, senin o yöredeki Şube Şefliğine de haber vermiş, valiye başvurmuş, amma şefin de önemsememiş, yolu kapatmamış, ne zaman ki bilimcimiz suç duyurusunda bulunacağını söylemiş; o zaman o bölüm kapatılmış ve o çok öğündüğünüz –aslında mantıklı çözümken, kalitesiz ve dolayısıyla yurdun dört bir yanında tehlike saçan- tarzda yaptırıp, teslim de alarak, çok yönlü suçlara imzalar attığınız “bölünmüş yol” o kesimde de (2×1 e) yani 2 şeritte 2 yöne düşürülmüş.

 

Haber başlığı, içeriği ve özeti şudur:

 

“Çanakkale İzmir Yolunda Mühendislik Hatası Var”   02 Şubat 2015

Çanakkale-İzmir karayolundaki yol çökmesine ilişkin; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Perinçek; “Burada bir mühendislik hatası var. İstinat duvarı yapmazsanız, buna benzer oturmalar olacak” dedi.

Özet:

Çanakkale-İzmir karayolu 17. Km’de yol uzunlamasına yarılır, bir yarısı 50 cm kadar aşağı çöker, yarık da çökme de her an artmaktadır.

 

Bununla da bitmiyor: Bu noktadan 20 km ileriye kadar 5 hata var.  Bunları da özetliyorum.

 

{{…. Perinçek, Çanakkaleİzmir yönünde 4 yerde daha mühendislik hatasını vurgulayıp, şöyle devam etti: “Hemen 5 kilometre ileride İzmir yönünde yolda 2 yıl önce oturma ve çatlama olmuştu. Nedeni, istinat duvarının hatalı, yetersiz olması. Burada yine mühendislik hatası var. İstinat duvarı yapılmadan, dolgu üzerine yol yaptılar.

Ayrıca, 2 yol arasındaki drenaj kanalının suyu yer/yol atına verilir, yol da akar, çevre binalara da zarar veren heyelan oluşturur.

Viyadükte, 2 kez büyük heyelan oldu. Viyadük zarar gördü. İstinat duvarı yaptılar, ama çok geç oldu. Ondan sonra depremin tetiklemesi ile oturmalar gerçekleşti. Bunu mühendisler ve karayolları inkâr etti. Çanakkale istikametinde ise yolun sağında 3-4 yerde heyelan oldu. 20 kilometre içinde 4 tane büyük olay olması, bir mühendislik hatası olduğunu gösteriyor.”}}

Sorularım şunlar, KGM Cahit Turhan

  • Şu resimlere de bak; mesleğinden, makamından utandıracak gibi mi, değil mi?!…
  • Yolları nalbantlara mı yaptırıyorsun, sadece aşırı çıkar peşindekilere mi?
  • Bu yolların projesinde, yapımında, teslim alınışında, trafiğe (aslında tehlikeye) açılışında görevlendirdiklerin mühendis mi, tekniker mi, acemi mi, kötü niyetli mi?

 

 

ahmet turkoglu

09/02/2015

Yollarda kar-buz tıkanmalarının perde arkası?

Hödüklerden kurtuluş yok mu?

Geçenlerde bir haber beni çok düşündürmüştü: {“Karayolları” nda Yönetim Değişikliği!} Allah var ya biraz sevinmiştim, biraz da endişelenmiştim: ‘Acaba iyi mi olacak, yoksa kötü mü? Beğenmediğimiz KGM Cahit’in yerine daha iyisi mi, daha kötüsü mü gelecek?’     Teşkilatı tanıyan “adam görünümlülerle”  bir yere varamıyoruz ki, dışından olanlar işi –sözde kavrayana kadar- neler çekeceğiz?

Yollarda neden kalıyor muşuz?

Sonradan öğrendik ki –ulusal basın, değişik yayınlar-; Ulaştırma’ nın eski ve yeni Bakanları arasında sürtüşmeler varmış… Sadece bu kadar da değil. İçişleri ve Ulaştırma Bakanları arasında da sorunlar varmış.

KGM Cahit; bu durumdan rahatsız olmuşmuş,

KGM Cahit; bu durumdan rahatsız olmuşmuş, yıllık izne çıkmışmış, suların durulması derken, başına gelecekleri beklerken, b-büyük yerden- emir gelmişmiş; “Sen dön, işbaşı et! Kimse sana dokunamaz. Seçimlerde de adaysın!…”

Eh, yakışır ve de yapışır billahi! 11-12 yıldır,  vekâleten+asaleten genel müdürlük koltuğunda olduğunu ve başımıza taş yağmuru gibi gelen trafik felaketlerindeki rollerini kim inkâr edebilir?

“Saldım çayıra, mevlâsı kayıra!” haline getirdiği –yol sunumlarını-, -kar sözde temizliklerini-, ­ sözde temizliklerini-, ­-yapılmaz eylediği=felç eylediği yol sunum hizmetlerini- taşeronlara bırakarak, ne kadar  acı sonuçlu facialara yol açtığını, kim inkâr edebilir?

Ben bile edemem!

Kar-Buz için, Ne diyor Yol İş Sendikası Başkanı?

Yetersiz taşeronlara iş verdiler. Onlar da sadece parayı, kârı düşünüyor; hizmeti değil!

(…)

Biz ne diyoruz?

Aynı şey: Yargı mı, kargı mı?

Önceki yazımızda da bu yüzden bir doğu ilimizdeki kaybedilen 3 kişinin katili olan bu duruma değinmiştik ve burada sistemin=KGM tutumlarının yargılanması gerekir raporumuza rağmen,masum ve fedakar otobüs sürücüsünün, taşeron ve operatörü lehine haksız yere mahkum edildiğini ve bunun bir hukuk ayıbı olduğunu belirtmiştik.

Dolayısıyla bu yargıdan çıkan tüm kararların; şüphelerden ötürü, yeniden oluşması için, yeniden yargılamaya ihtiyaç var!  Galip Öztürk davası da neden bu kategoride olmasın?!

05/01/2015

Metro Holding Antalya

 

29/12/2014

Kaya düşmesi bir hödüklük* mü, değil mi?

{{Bir olay, ilk defa gerçekleşmişse; talihsizlik,  kaza sayılabilir. Tekrarlanıyorsa; kasıt, cinayet ve en azından hödüklüktür diye  düşünüyorum.}}

Aslında, düşmeleri demek gerekiyor. Çünkü sayılamayacak kadar çok ve ülkemizin her yerinde. Bu düşmelerin sırf listesini yapsak; bu sütun ve hele bir de resimleriyle yayımlasak, tüm gazete yetmez.

Tunceli Erzincan karayoluna yüzlerce ton ağırlığında 2 kaya düştü   13 Aralık 2014- Tunceli-Pülümür-Erzincan karayoluna 40. kilometresinde bulunan Dokuzkaya köyü mevkiinde öğleden sonra yüzlerce ton ağırlığında iki kaya düştü.

Bu yazının kaynağı, yukarıdaki resimli haberdir.

  1. Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumundaki 15’e yakın bildirimden birinin içeriği, şu başlık altında bu konuya ayrılmıştı:

DEVLETİN, BAŞIBOŞ TAŞLARIN TRAFİK VE TRAFİK DIŞI TEHLİKELERİNE KARŞI ÖNLEM GÖREVİ”

Fecaati gösteren resimler de, sayfa sayısı da fazlaydı.

Boşuna yazmışız?

Aradan 7 ay geçti, halen bir iyileşme girişimi ya da haberi yok.  Sempozyum duyuruları yapılırken, tercihli konu başlıkları  listelenir. Ümide kapılırım hep; “Demek ki bunlar okunacak, -mantıklı öneriler- uygulamaya alınacak…”  ‘Gündüz-gece bildirileri oluşturmaya, geliştirmeye, yetiştirmeye çalışırım.

Yeni bir kurul mu, Trafik Güvenliği Kurulu mu?

Aslında, trafikle ilgili görevler verilmiş tüm bakanlıkların ve diğer kurumların temsilcileri olacak uzmanlardan oluşturulacak bir “Sempozyum Bildirileri İnceleme, Değerlendirme ve Uygula(t)ma Kurulu” ihtiyacı olduğu açıkça ortadadır. Ya da “Trafik Güvenliği Kurulu” na (2918/4) bu görev eklemlenebilir. Belki en doğrusu da bu olur.

EGM’de yeterli kadro?

Emniyet Genel Müdürlüğü’nde de kadro sıkıntısı olduğu görülmektedir. Polislerimize sıkça alan kaydırmaları yaşatılabildiği için, bu konuda polis dışı akademik uzmanların da EGM adına bu konuda uzman ve sekreterya görevlerinde olmaları, kaçınılamaz bir ihtiyacımızdır.

KGM nerede?

Sempozyum düzenleme kurulu içinde yer almaktadır hep. Burası tamam. Amma bildirileri inceleyen ve üzerlerinde anıldığı gibi çalışan bir biriminin olmadığı kesin gibi sırıtmaktadır.

Sunular sırasında her salonda bir KGM mensubu bulundurulur, “eleştirisavar” olarak KGM ye gelecek eleştirileri savunma gayretine girerler.

                Kaya düşmelerine başka örnekler de yaşandı.

Tunceli Erzincan karayoluna yüzlerce ton ağırlığında 2 kaya düştü- 13 Aralık 2014      

Tunceli-Pülümür-Erzincan karayoluna 40. kilometresinde bulunan Dokuzkaya köyü mevkiinde öğleden sonra yüzlerce ton ağırlığında iki kaya düştü.

Diyarbakır’dan Ordu’ya yük götüren TIR şoförü Ramazan Karslı kaya düşmesinden 15-20 saniyeyle kurtulduğunu söyledi.

{TDK ya göre Hödük= 1.Korkak. 2. Ürkek, çekingen, 3. Uyuşuk, beceriksiz, bön, anlaması kıt, 4. Acemi, toy, 5. Aceleci, 6. Şüpheli, 7. Kabadayı, 8. Tuhaf, acayip şey. (Bizim hödükler, hepsinden de nasipli!) }

 

15/12/2014

Yargıtay;“Radara yakın, yavaş geç, sonra gazla!”

Bunun adı Trafik Güvenliği Sağlamak?

 

Yargıtay’dan bahsetmiştik: En Üst Yargı ve Denetim Makamı

Yani, yerel mahkemelerin verdikleri hükümleri/kararları –tarafların, savcının talebi olursa- denetleyen ve duruma göre onayan ya da bozan, “tekrar yargılama yapılsın” deme yetkisine sahip, üst mahkeme kurumu…

 

Beğenilen ve beğenilmeyen, tartışılabilirliği de olan kararlara imza atmış bir hukuk kurumumuzdur.

Benim de hepsinde paydaş olduğum yerler var.Aşağıdaki karar da, katılmadıklarımdan, yerdiklerimden olmuştur:

 

İlgili kararın haberi budur:

 

Yargıtay, “uyarıcı levha olmadan trafikte radarla hız kontrolü yapılamayacağına” hükmetti haberi ulusal gazetelerde yayınlandı. (Radar Uyarı levhası yoksa, radarla ceza da yok-31 Temmuz 2014  cumhuriyet.com.tr)  

Bu konudaki yasal düzenlemeye; hem trafik yasası (2918) hem de bunun yönetmeliğinde yer verilirken; “… radarla denetim yapılacak yerlerle uyarılar konulur, vatandaş uyarılır…” şeklinde bir düzenleme yoktur.

Düzenlemeyi de kısaca görelim:

  • (Trafik Yasası, 2918)

Hız sınırlarına uyma (bölümü)

Madde 51 – Sürücüler, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar.

(Değişik: 8/1/2003 – 4785/4 md)

[[ Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu hız sınırlarını …  (yüzde ondan yüzde otuza (otuz dahil) kadar aşan sürücülere 64 700 000 lira, yüzde otuzdan fazla aşan sürücülere 131 900 000 lira para cezası uygulanır. )   ]]

  • Yönetmeliğin;

[[ “Hız sınırlarına uyma ve hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlama” başlıklı 101. maddesinin 1,2 ve 6. fıkralarında yer alan,

“(1) Sürücüler aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse bu Yönetmeliğin 100 üncü maddesinde belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar.

(2) Araç sürülürken yapılan hız, radar ve benzeri teknik cihazlarla ölçülebileceği gibi kronometre veya değişik usullerle de ölçülerek tespit edilebilir.]]  denilmektedir sadece…

Yargıtay’a soru:

Bu düzenlemelerde, şu anlamda bir ibare var mı?:

{{ RADARLI DENETİM YAPILACAK YERLERE, BUNU BELİRTEN UYARI LEVHALARI KONUR!… }}

Yok!

 

Yargıtay’ımız  tuhaf karara, tuhaf bir imza atmıştır!

08/12/2014

BİR HUKUK AYIBIMIZ DAHA?

YÜKSEK YARGIDA, TRAFİK GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİ YOKLUĞU

Öncelikle bir teşekkür!

Ben de –otobüslü faciaların- olay yerlerini incelemek işini, ülkemizde ilk başlatan ve halen sürdürmekte olan tek kişiyim.  Bunu da –masrafların karşılanmasında- kaynak yaratan TOFED’ e ve ilk şükranı da, kurcusu Galip Öztürk’ e borçluyum. Dönemlerinde bana ve dolayısıyla otobüsçüye, dolayısıyla ülkemiz Karayolu Trafik Güvenliğine katkıda bulunmuş/bulunan tüm TOFED Başkanlarına, yöneticilerine de ayrı ayrı teşekkür borcum vardır, buradan ödemiş olayım.

Bizlerden beklenenlerle ilgili bilgileri da yazımızın sonuna doğru duyurmuş olacağım.

Başlık konusunun kaynağı?

Otobüslü faciaların mahkeme safhalarına da giriftar olmak, andığımız sarmallarla bir yandan üzücü olurken, bir taraftan da, ufkumu genişletmektedir.

Mevlana ’mızın dediği gibi;

“Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir!” noktasına ermekteyim, her geçen gün.

Tespitler?

  • Yargımız; bilirkişilere+Adli Tıp’a mahkûm gibi.
  • Bir dokun, bin ah işit gibi durumlar var.

Durum kavranınca; dudak ısırtan, -vaayy bee- dedirten, küçük dilleri yutturan manzaralar…

Nasıl olmasın?

Dünya karşısında, -trafik hukukumuz da- amuda kaldırılmış ve o vaziyette tutulmasında ısrar ediliyor adeta. Yani tam bir akıl tutulması!

Yargı mensuplarımızda trafik?

Hepimiz gibi, bu değerli ve önemli kişilerimiz de;

  • Önce trafik eğitimzedesidirler,
  • Sonra trafikzede olurlar,
  • Daha sonra trafik hukukzedesi olurlar/ederler.

Yani onlar, kötü kararlara itilebilmektedirler, bizler de kararzedeleri olmaya…

Bilirkişiler?

Çok bilirkişiler gördük, bilmez idiler, bhilirkişilere muhtaç idiler, kimileri de etiksiz idiler…

Ve yargımız da bunlara teslim edilmiştir.

Somut olaylar  (hepsi de otobüslü olaylardır.)

  • 7 ölümlü Tortum,
  • 10 ölümlü Yıldızeli,
  • 21 ölümlü Pınarbaşı,
  • 3 ölümlü Bayburt,
  • 36 ölümlü Lice (LPG faciası, 69 yanıklıdan ölen 36 kişi, yanan 2 otobüs ve 1 özel oto)

Yukarıda da yazdığım gibi; Adli Tıp olsun, Bilirkişi(!)ler olsun ortaya öyle sarmallar atıyorlar ki; 1 delinin kuyuya attığı 1 taş ve nice 40 akıllıların, o taşları çıkarmaya çalışmaları… Artan nice masraflar, zamanlar ve ne de tam adaletler…

Farkettiğim farklar, vaadlerim ve beklenen hizmetler

Katıldığımız davaların yargı heyetleri ile aramızda geçen konuşmalardan:

  • Sayın Yargıcım/Başkanım, Savcım; bir eksikliğimi fark ettim.
  • Nedir?
  • Hiç değilse önünüze gelen bilirkişi raporlarını irdeleyebilecek mesleki gözlüklere kavuşturulmanız için bu alanda eğitim seminerleri sunmamız için, Adalet Bakanlığımıza müracaatım gerekiyor.
  • Gerçekten çok iyi olur. Buna çok ihtiyaç var.
  • Ben, şu Bildiri ve Makalelerimden oluşan kitapları sunuyorum. Kabul buyurunuz lütfen.
  • Çok teşekkürler. Çok naziksiniz, Çok özenmişsiniz ve çok yararlanacağımız eserlerdir bunlar…

Görüşmeler başladı

Yargı mensuplarımıza meslek/hizmetiçi eğitimler;  Adalet Akademisi, HSYK, Adalet Bakanlığı, Yargıtay gibi kurumlarca düzenlenebiliyor. HSYK 2013’de 84 eğitim etkinliği düzenlemiş. Çocuk, uyuşturucu, kadına şiddet gibi alanların yasaları hakkında fazlaca durulmuş, ancak trafik güvenliği, kaza dosyaları hakkında hiçbir şey yok.

Birlikte sevinelim

Bizden istenen program ve diğer bilgiler sonrasında, anılan çalışmaları başlatacağız ve hep birlikte de sevineceğiz inşallah. Çünkü daha iyi kararlar için temeller atılacak!

 

 

 01/12/2014

ADLİ TIP, “TIP” DİYECEK Mİ?

  1. defa geldiğim Bayburt’ dan selâmlarımla, saygılarımla yazıyorum:

Tıp; tebabetin/hekimliğin dilimizdeki kısa ifadesi (aslı: tıbb’) ise de, çocukluğumuzda oynanan oyunlardan birinin de adıydı.

“TIP”  denilince, oyundakilerin hepsi birden, dudaklarını da kapatarak susarlardı.

Aklıma nereden mi geldi?

“Adli Tıp, benim karşımda “TIP” edecek mi?”  diye merak ettiğimden…

Yerinde bir merak: Bilirkişilerde satılmak?

Onun sebebi de; daha önce Bayburt’ da gerçekleşmiş olan 3 ölümlü bir greyder-otobüs yanal çarpışması faciası sebebiyle bilim ve hukuk mantığına ters rapor vererek; -en az otobüs yolcuları kadar- masum ve kusursuz, bir de önleyici olmaya çalışmış otobüs sürücüsünü haksız yere suçlamış, -olayın göreni ve dolayısıyla bileni- olmadıkları halde, -edinmiş oldukları bilirkişilik etiketlerini- kötüye kullanmış oldukları; 10 yolcunun ifadeleriyle de sabitleşen kişilerin –kuyulara attıkları haksızlık ve etiksizlik- taşlarını çıkarmak için dünya kadar masraf, zaman, emek, hürriyet harcanıyor…

Görerek, yaşayarak bilenlere, yalancı ithamı?

Otobüs sürücüsüyle, olayın canlı görgü şahitleri olan mağdur ve müşteki yolcu ifadeleri; ayrı yerlerde alındıkları halde ve bunlar birbiriyle örtüştüğü halde ve ek olarak; Bölge Trafik Zabıtasının ve Jandarmanın ilk olay tutanakları da bunlarla örtüştükleri halde, bunlara ters, bunları yalanlayıcı mahiyette –döktürmeler- yapmış olan sözde bilirkişilerin görüşleri de içinde olan tüm dosya, yerel mahkemece; -kendini bu Trafik Davalarının çoğunlukla Hukuk Yüzkarası- durumuna getirmiş olan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilir.

Gelen sözde rapor; sözde bilirkişilerin görüşleriyle –örtüştürülmüştür-.

Dosyayı inceledikten sonra ben de rapor yazmıştım; Adli Tıp’ı, sözde bilirkişileri yererek!

Hem üzüntü, hem sevinç?

Geçtiğimiz Eylül’de yapılan ve benim de katıldığım duruşmada yargıç; benim görüşlerimin de bulunduğu dosyayı, tekrar Adli Tıp’ a göndermiş.

 (Buna üzüldüm: Adli Tıp, dışlanmalıydı. Tek sevincim: Benim raporum ve kanıtlarım da dosyada.)

İşte ben şimdi, bundan ötürü merak ediyorum; Adli Tıp, “TIP” etmeyi öğrenecek mi? Malûm deyimle; dosyayı –adam gibi- inceleyip, -adam gibi- bir karar verecek mi?

Onların yetersizliklerini, haksızlıklarını ve çok çeşitli trafik vd olaylarda çarpık/çelişkili ve basına yansımış kararlarını da raporuma eklemiştim.

Bakarsınız –ve inşallah- meydan savaşlarımız=mahkemeleşmelerimiz başlar, sular bir iyice bulanır, sonra da durulur!

Ben şimdiden gülmeye başladım!…

 

 

 17/11/2014

İÇİŞLERİ BAKANI ALA, BAHÇEŞEHİR, ILICALI İLE TRAFİK GÜVENLİĞİNE KOŞU?

{{ Diyarbakır-Lice’de 69 kişiyi yakarak yaralayan, 36’sını öldüren, kalanları sakatlayan, bitkisel hayata sokan, 2 tane otobüsü ve 1 özel otoyu yakan ve bu taşıtların da yok yere suçlandıkları LPG tankeri faciasının peşini bırakmış olmadığımı, sorumluların –yasal ve bilimsel çerçevede- enselerinde olduğumu tekrar belirtmeyi borç biliyorum.}}

Proje mimarı Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, Bahçeşehir Üniversitesi Kurucusu Enver Yücel, projeyi benimseyip-açıklayan İçişleri Bakanı Efkan Ala büyük tebrikleri, teşekkürleri hak etmişlerdir.

Neden mi? İşte, aşağıdaki haberin içeriğinden ötürü.

(Benim gecikme nedenim ise; üst üste gelen facialara ve bunların hukuk safhalarına koşturmalarım, seyahatlerim ve karşılaşılan bazı hukuk ve bilirkişilik çarpıklıklarını dile getirmemdir.)

Pilot olarak otobüslerde başlatılan ve denenen, başarılı görülen bu sistemin ülkemizdeki tüm motorlu taşıtlarda (18 milyon) uygulanmasının zorunluluğunda da kaçınılmaz bir yarar var ve kısa sürede ye yasal düzenleme yapılması gerekiyor.

Projenin şu hedefi çok önemlidir:

TC Devletimizin; “2020’ye kadar ölümlü kazaların yüzde 50 azaltılması” hedefine bu interaktif uyarı ve denetim sistemiyle belirgin bir destek verilecek.

 

Ilıcalı hocamız; Karayolu Trafik Güvenliği alanının akademik uzmanıdır. Sürekli olarak bu konuda yapılabilecek iyileştirmelerin Ar-Ge’sinin peşindedir, örnek kişidir ve yıllardan beri de “Hocaların Hocası” konumundadır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Daire Başkanlığı sırasında ben de danışmanı olarak çalışırken, kendisinden çok yararlandım. Ayrıntılar, ayrı bir yazı konusudur.

“Öğretmenler Öğretmeni” ve bildiğim kadarıyla ilk ve tek “Çok uluslu üniversitemiz” olan Bahçeşehir’in kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı Enver Yücel, “Ulaşım Mühendisliği” bölümünün kurulmasına da ev sahipliği yapmış, Ilıcalı Hocamıza güvenmiş bir örnek eğitimci şahsiyettir.

Valilikten İçişleri Bakanlığı’na gelmiş olan Ala’nın da trafik güvenliğine vermiş olduğu önemi, Ilıcalı Hocamızdan öğrenmekle mutlu oldum.

Bu alanda kim olumlu 2 tuğlayı üst üste koyarsa, cennetlik olmasını diler, sonsuz teşekkürler ederim.

Haber de şudur:

[[ İnteraktif Uyarı Sistemi, Kurban Bayramı’nda ilk kez uygulanacak  02 Ekim 2014   aa

İSTANBUL (AA) – Bahçeşehir Üniversitesi tarafından geliştirilen İnteraktif Uyarı Sistemi (İUS) ve İnteraktif Denetim Sistemi (İDS) Kurban Bayramı’nda pilot olarak otobüslerde uygulanacak.

Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Uygulama Araştırma Merkezi (UYGAR) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, düzenlenen basın toplantısında, 2020’ye kadar ölümlü kazaların yüzde 50 azaltılması hedefi bulunduğuna işaret ederek, interaktif uyarı ve denetim sistemiyle yüzde 50 hedefe somut destek vereceklerini söyledi.

Ilıcalı, ölüm nedenleri arasında trafiğin üçüncü sırada yer aldığına değinerek, kazaların yüzde 71’inin aşırı hıza bağlı olduğunun ve uygulanan trafik cezalarının yarısının hızdan kaynaklandığının görüldüğünü dile getirdi. 

Projeyi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile paylaştıklarını anlatan Ilıcalı, projenin ticari araçlarla trafik kazalarını azaltacak 18 milyon araçta kullanılabileceğini belirtti.

Ilıcalı, çözüm önerilerini “trafik güvenliği ve denetimin güçlendirilmesine yönelik teknolojik çözüm”, “idari ve yasal düzenlemeler”, “eğitim” şeklinde sıralayarak, cep telefonu veya binek araçlardaki akıllı ekranlar üzerinden uygulaması yapılabilen İUS yazılımında, yoldaki geometriyle ilgili bilgilerin sürücüye iletildiğini, meteorolojiden bilgi alınabildiğini anlattı.

İDS’de ise mevcut donanımla hız ölçümü yapıldığını ve hızı aşımı halinde üç uyarı yapıldığını kaydeden Ilıcalı, üç uyarının ardından sürücünün hız limitine uymaması halinde ceza tutanağı düzenlendiğini söyledi.

Ilıcalı, İDS ile 7/24 denetim sağlandığını belirterek, cihazların pilot uygulama için otobüslere monte edilmeye başlandığını bildirdi.]]

 

 

10/11/2014

  • LPG ye ara var, boşvermek yok!
  • Daha güvenli ulaşımlar için otobüsler?

 

LPG KONUSUNUN YİNE TAKİPÇİSİYİZ. Hatta öylesine ki, mülki âmirlere kadar suç duyurusu da dahil.

Çünki bu facia sadece güzel TC mizin değil, dünya literatürlerine; en az 4 başlıkla girecek bir acı olaydır.

Millî ayıbımızdır.

Kamusal bilgi, görgü, görev, yetki ve sorumluluklarımızı kavramamaktır, uymamaktır, hesap sorul(a)madığının ispatıdır.

Yani, Diyarbakır, Bingöl Valileri ve Lice Kaymakamı için suç duyurusu gerekir.

4 başlık da şunlardır:

  • Trafik Güvenliği,
  • Yol Güvenliği,
  • Tehlikeli Madde Taşımacılığı,
  • LPG Taşımaları ve Davranışları

(Bu konu sürdürülecektir. Ben, bazı kişiliklerle mahkemeleşmelere de hazırım!)

***

 

Daha güvenli ulaşımlar için otobüsler?

Aşağıdaki yazı; yayımlandığı, kapsadığı ülkeler, araştırmalar ve ortaya koyduğu sonuçlar itibariyle, yolcuları net ve doğru bilgilendirerek, otobüslerin imajlarını; gerçeklere dayalı tazelemek, kuvvetlendirmek için, olduğu gibi sunulmaktadır:

“Daha emniyetli dolaşım için otobüsler ve tur otobüsleri!”

http://www.busandcoach.travel/tr/bptest/tu_buses_and_coaches_for_safer_mobility.htm
 
 
 
Otobüsler ve tur otobüsleri tüm karayolu taşıma türlerinin en emniyetli olanıdır. Emniyet seviyesi açısından trenlerle bile boy ölçüşmektedirler, altyapıyı diğer kullanıcılar ve taşıma türleri ile paylaşmalarına rağmen.

Emniyette liderler

istatistik

 

2007 ‘den 2008’e, otobüs ve tur otobüsü yolcuları Avrupa Birliği’ndeki ölümle sonuçlanan karayolu kazalarından sadece % 0.57’si ile ilgiliydi, ki bu oran tarımda kullanılan traktörlerle ilişkilendirilen % 0.79’luk payın bile altındadır!

 

ABD hükümetinin verilerine göre; otobüsle seyahat kara taşımalarının en emniyetli şeklidir.

 

Bu istisnai rekoruna rağmen, emniyet düzeyini daha da ileri taşımak, otobüs ve tur otobüsü işletenlerin en büyük önceliğidir.

Kaynak: CARE (AB karayolu kazaları veritabanları), 2009

 

 En iyi sürücüler; otobüs sürücüleri

Profesyonel otobüs ve tur otobüsü sürücüleri karayoluyla yolcu taşımacılığı sektörünün en önemli varlığıdır. Yaşam boyu öğrenme, uzun süredir profesyonel otobüs ve tur otobüsü sürücüleri için bir gerçektir. Çoğu ülkedeki otobüs ve tur otobüsü sürücüleri, düzenli karayolu kullanıcılarının aksine, son derece zorlu, takviye niteliğindeki teorik sınavlardan ve sürüş testlerinden geçmek için kapsamlı eğitimden geçmeye yasal olarak mecbur tutulmuştur. Bu sürücülerin ayrıca özel bir tıbbi sınavdan da geçmeleri zorunludur.

 

Sürücülerin eko-sürüş gibi en son teknolojilere ve sürüş tekniklerine ayak uydurmalarına yardımcı olmak için üreticiler ve taşıma şirketi yöneticileri sürücülerine geniş bir eğitimler yelpazesi sunmakta olup; bu sayede sağlanan gelişim otobüs ve tur otobüsü emniyeti ve hizmet kalitesi üzerinde muazzam bir etki yaratmıştır.

 

 Öğrencileri özel otomobille okula götürmekten 7 kez daha emniyetli

cocuklar

Çocuklara daha fazla mutluluk için otobüs!

 

İngiltere’deki raporlara göre; bir kural olarak, diğer taşıma türleri karayoluyla taşımadan çok daha emniyetlidir, ancak otobüsler ve tur otobüsleriyle taşımalar hariç. Otobüsler ve tur otobüsleri güvenli bir ortamda ya da özel bir altyapı üzerinde gerçekleştirilen diğer toplu taşımacılık türleriyle kıyaslanabilen emniyet düzeyleri sunmaktadır.

 

Almanya’dan rakamlar ise otobüs ve tur otobüsü taşımalarındaki kaza oranlarının (1 milyar yolcu-kilometre başına 0.2 kaza) diğer kara taşımacılığı türlerinden önemli ölçüde daha düşük olduğunu (trenlerde – 0.6, otomobillerde – 5.6, motorsikletlerde – 60.9) göstermektedir.

 

ABD de otobüs kazaları % 0.4 iken, otomobilli kazalar 3,5 kat fazla

Benzer rakamlar otobüs ve tur otobüsü kazalarının 100 milyon araç mili başına 0.4 kaza gibi çok düşük bir orana sahip olduğu ABD’de de bildirilmektedir. Otomobiller için kaza oranı 3.5 kat daha yüksektir.

 

Avustralya’da okula otobüsle gitmek;

otomobille gitmekten 7 kat,

yürüyerek gitmekten 31 kat ve

bisikletle gitmekten 228 kat daha emniyetlidir.

 

Yine de, emniyet konusu, otobüs ve tur otobüsü işletenler için hala bir numaralı öncelik olmaya devam etmektedir. Başlangıç düzeyindeki ve sürekli eğitimlerle ve geliştirilmiş taşıt teknolojileri sayesinde sektör, zaten son derece etkileyici olan karayolu emniyetlilik seviyesini sürekli olarak daha da ileriye taşımaya gayret etmektedir.

 

Otobüsler ve tur otobüsleri birer Emniyetli Adım’dır!

 

Otobüs ve tur otobüslerinin kullanımının ikiye katlanması ve emniyetlilik düzeylerini daha da yükseltmeleri için hangi politika tedbirlerinin uygulanması gerektiğini öğrenin.

 

 

 

03/11/2014

 

Adsız

LPG nin yaktığı 2 otobüs,  yolcularıve otobüslere suç?  -2-

Bu işin peşini bırakmayacağız!

“Sayın” denilmesine alışmışlar; “sayın” lığa liyakat için çalışmalarınız başladı mı?

Kaldığımız yerden devam ederken, sesleniş ve çağrılarımızı bu sebeple tekrarlıyoruz:    

69 kişinin yakıcısı kim?

  1. Dinle İçişleri Bakanı!  2-Dinle Ulaştırma Bakanı!    2- Dinleyin bu bakanlıkların üst bürokratları!

3-  Dinleyin –bilirkişi- sıfatı taşıyanlar ve bilirkişiye ihtiyacı olan sözde bilirkişiler! 4- Dinleyin bilimciler!

5- Dinleyin hukukçular!

Böyle facialar cümlesini görmediniz, duymadınız!  Dünya Trafik ve Hukuk Literatürüne geçecek bir yumak! Ne kadar “sayın” olduğunuz, bu olaydan çıkaracağınız derslere ve alacağınız tedbirlere bağlıdır!

“İnsanların katli yetmemiştir, hukuk katli yoluyla, otobüslere de, yanan özel otoya da suçlamalar, tüyleri diken diken etmektedir.”  demiştik.

Bilirkişiye ya da etiğe muhtaç bilirkişiler?

Suçlamacı bilir(kişi)lere de rastlamak varmış meğer. Tabii ki bu ilk değil! Bayburt’ da da 3 ölümlü bir otobüslü faciada, 10 yolcu ve otobüs şoförü ifadeleriyle, çarpan greyder operatörü tam kusurlu iken, bunlar dosyada iken; tam tersini yazabilen etiksizlere rastlamıştım. Hele biri de bir üniversitede bölüm başkanı titri de taşıyan Prof. Dr.  kişi idi.

Bu olayda da aynı durum kuvvetle düşündürülmektedir.

Tanker tarafının (taşınan gazın sahibi+taşımacı ve sürücü) kurtarılabilmesi için, “başka birilerini suçlu çıkarma” amacı doğrultusunda, kantarın topuzu saptırılmıştır.

Otobüslere; “yolu kullanma suçu”?

Evet, burada yaratılan suçlamanın anlamı budur!  Bölge firmalarının 10 yıllardır kullandıkları yoldur. Yol çok kötüdür, amma itina ile seferlerini sürdürmektedirler (anarşi yolu kesmezse). Olay gecesi de 3 otobüs peşpeşe olay noktasına doğru yaklaşırken, hiçbir şeyden haberleri yoktur.  En şanslı olan, en arkadaki otobüs ve içindekilerdir. Çünki o biraz daha gerilerdedir. Aradaki otobüs sürücüsü geriye koşarak, 3. nün sürücüsünü uyarır, geri kaçmasını söyler. O da buna uyar. Yanmaktan kurtulunur, amma patlama şiddetiyle camlarının patlaması ve bunların açtığı hafif yaralanmalar oluşur.

Uyaran, önce yanmaktan, sonra da ölmekten kurtulamayanlar arasındadır.

Otobüsçünün İş Güvenliği Yasasına aykırılığı=patlama/yangın sebebi?

Suçlamalara bakınız:

  • Gaz sisine bilerek girmişlermiş=İntihar+yolcuları katletmek için!…
  • İnterneti ve/veya cep telefonunu kullanarak, yoldaki sisin niteliğiyle ilgili bilgi almamışlar ve buna göre tedbir kararlaştırmamışlar ve uygulamamışlar!

Tankerin devrilmesi ile patlamalı yangın arasında sadece 10 dakika vardır.

Su/nem sisi=LPG sisi?

Hem “çok derin çalışma yapmış” görünen 2 makine mühendisi; ellerindeki LPG ve davranışları hakkındaki bilimsel metinde de;

“LPG;

  • Tank içinde=basınç altında iken berrak (su gibi),
  • Havaya karışınca; şeffaf buhar halindedir halde” olur denilmesine rağmen,
  • Şeffaflaşmış LPG buharı; Su/nem sisi ile benzeşir miş, görüş mesafesini de yok edermiş gibi
  • Sanki radon gazı (deprem öncesi yeraltından çıkan gaz) gibi kızılımsı bir rengi varmış, ayırt edilebilirmiş gibi,

ve bizim otobüs personeli de bunu farkettiği halde, “bile bile ölüm” demiş ve girmişler; buradan da olayın, yaklaşık yarıya yakın suçlusu görülmüşlerdir (toplamda %42).

Özel oto da suçluymuş(!)

Aynı suçlama yanan ve sürücüsü de sonra ölen sürücü de “bile bile ölüm” dercesine bu sis(!)e girdiğinden ötürü suçluymuş. Nedense, onun suçu % 2 görülmüş.

Tepe arkasından göremeyen askerî birlik de suçluymuş(!)

Bu birliğe ben de gittim. Tepenin ön eteğinde tanker devrilme yeri, arka eteğinde birlik.  Bir etekden, diğer eteği görebilmek imkânsız! Kendileri de gitmişler, konuşmuşlar.  Daha bir zirvede de bir  karakolu  var bu birliğin.

Bu bilirkişi(!)lerin kendi hayal/tahmin güçleri şöyle buyurmuş ve sözde rapora yansıtmışlar:

  • Bu birlikte öyle donanım vardır ki, bu olayı ve sonuçlarını –gündüz gibi görmüşlerdir,
  • Hele gece de olunca, daha net görmüşlerdir,
  • Kopan gürültüyü, mutlaka duymuşlardır ve anarşik bir saldırı gürültüsünden ayırt etmişlerdir,
  • Amma yine de yardıma gelmemişlerdir, tedbirler almamışlardır.

Ve hükümlerini vermişler: Bu birlik de % 18 suçludur!

Kim yalan söylüyor?

Evet, ortada bir yalan var!    Yalanın, yalancıları var!

Dosyada “tapu gibi” bir belge var! İlçe Jandarmanın bilgi notu:

“… tankerin devrildiği ihbarının saati: 23:50,

patlama/yangın ihbar saati                 : 00:00 (gece tam 12:00)

Aradaki süre                                            : 10 dakika

Rapor(!)daki süre                                    : 35 dakika!

Aradaki fark                                             : 25 dakika!

Kime inanılır? Tabii ki jandarmaya! Çünki, vukuat diye nitelendirilen her olay, dadikası dakikasına tutanaklara geçer!

(…)

Hani mühendis matematiği?  Mühendislik dallarına, yüksek matematik puanlarıyla girilir de!…

Bu kişiler de makine mühendisleridirler; biri de yükseğinden!

Unutmadan: Yollarımızın çoğunluğunu, çok yönlü tehlikeleriyle sunmanın inatlı ısrarcısı KGM Cahit de mühendistir!

Demek ki her mühendis; mühendisliğini iyi/etik icra edemiyormuş!

(sürecek)

 

 

27/10/2014

 Adsız

LPG nin yaktığı 2 otobüs, yolcuları ve  otobüslere suç?    -1-

69 kişinin yakıcısı kim?

Dinle İçişleri Bakanı,

Dinle Ulaştırma Bakanı,

Dinleyin bu bakanlıkların üst bürokratları,

Dinleyin –bilirkişi- sıfatı taşıyanlar ve bilirkişiye ihtiyacı olan sözde bilirkişiler,

Dinleyin bilimciler ,

Dinleyin hukukçular!

Böyle facialar cümlesini görmediniz, duymadınız!  Dünya Trafik ve Hukuk Literatürüne geçecek bir yumak!

Ne kadar “sayın” olduğunuz, bu olaydan çıkaracağınız derslere ve alacağınız tedbirlere bağlıdır!

Görünen o dur ki, bu yazı uzun sürecektir.  İnsanların katli yetmemiştir, hukuk katli yoluyla, otobüslere de, yanan özel otoya da  suçlamalar, tüyleri diken diken etmektedir.

Olay nedir?

21 Temmuz 2014 (Ramazan da) Lice’de bir LPG tanker treyleri devrilmiştir. 69 insan yanarak  yaralanmış, 36 sı ölmüştür. (İçlerinden sadece biri otobüslerden değildir, o da ölmüştür.) 68 insan, otobüslerdendir; yolcu ve personel.

Tanker şoförü mü?

Belli ki; önüne bir sefer primi havucu asılmış ve onun peşinde; “gündüz-gece demeden, yemek bile yemeden koşturan bir  LPG tanklı treyler şoförü var karşımızda.

Öyle bir koşuyor ki; her tür güvenlik kuralı, hak getire değil, hak götüre!  Hız sınırları  ve kırmızı ışık aşma rekortmeni gibi bir kişilik!

Her Tehlikeli Madde Eğitimcisi Güvenilir mi?

SRC 5’ i (=Tehlikeli Madde Taşımacılığı Sürücülerine Özgün Eğitim Almışlık Belgesi) varmış, amma eğitimciyi  de, ona verilen eğitimi de sorgulamak gerek! Belgeli cehalet=sahte belge gibi bir durum da söz konusu olabilecektir.

Çalışma süresini aşmak?

Saat 11:30 gibi, Giresun-Tirebolu’dan  çıkar. Yolda molalar verdiğini, iftar için de durduğunu söylese; günlük sürüş süresini (9 saati) aştığı ve “çok iyi anlaşılmaktadır ki” olay yerine kadar da çok hız sınırı aştığı muhakkaktır ve net olarak ortaya koyacağız. Bingöl yönünden- Diyarbakır’a  da 70 km si kalmıştır.

Çünki, tankerini devirdiği noktaya geldiğinde saat 23:50 dir. En az 12 saat oldu mu?

Uluslar arası AETR Antlaşmasına  ve TC miz de bunu kabul ettiğine göre; haftalık sürüş süreleri de sınırlıdır:

2 hafta üst üste 90 saati aşamaz.

Yani;

  1. hafta 54 saat çalışmışsa=sürmüşse,
  2. hafta 36 saati aşamaz!

Taşımacı firmanın hırsları?

Tankerin sahibi olan firma; sefer başı navlun aldığı için, fazlasının peşindedir. Bu kötü yolu; kısa ve daha az masraflı olduğu için kullan(dır)arak, sürücüyü koşturarak, amacının peşindedir. Öyle ki aşırı hızdan ve kırmızı ışık çiğnemekten defalarca ceza yiyen şoförü bu yüzden çalıştırmaktadır.

Yükverenin hırsları?

Mardin’de yerleşik bir LPG dağıtıcısının yüküdür. Taşıtlarda özellikle artan LPG kullanımı (ve ev tüpleri de dahil olabilir) ile artan talebe mal yetiştirmek için, ona da çok koş(tur)anlar gereklidir.

Memnunlar üçgeni?

Çoğumuzun aklına  “üçgen” denilince; Bermuda, Bermuda denilince de; “şeytan” gelir ya, burada da sonucunda şeytan=facia çıkan bir üçgen kurulmuş:

  • Yükveren,
  • Taşımacı,
  • Sürücü!…

Cahit’in KGM si?  (Bilmeyenler için: Cahit Turhan 11 yıldır vekil ve asıl, genel müdürdür.)

Olay yolu; Karayolları Genel Müdürlüğüne aittir. Pek çok yolumuz gibi, burası da “evlere facia” dır ve gerçekleştirmiştir.  Kendisini ne kadar kutlasak(!) azdır!…

  • 2×1 denen;
  • 2 şeritli, 2 yönlü,
  • Ârıza şeritleri/cepleri olmayan,
  • Düşük banketli,
  • Yer yer sağ tekerlerin boşa geldiği asfalt uçmaları olan,
  • Birden dikleşen, birden inişe geçen,
  • Viraj ve hız levhalarında eksiklikler olan,
  • Viraj levhaları altında hız sınırı belirtilmesine rastlanmayan,
  • Kilometrelerce ne bir ârıza cebi,
  • Kilometrelerce ne bir dönüş-manevra yeri olmayan bir yol!

Daha sayayım mı?

Kısacası “yol” suzluk yolu denecek bir yol! Duydun mu, KGM Cahit?!

(Devamı haftaya)

 

20/10/2014

Yargıtay’a Çağrı 3

Geride bıraktığımız 2 hafta boyunca Yargıtay’a çağrıda bulunmuş “Adli Tıp’ı Trafikte Devre Dışı Bırakma” kararı alınız, mağduriyetler yaratan hukuk katliamına son veriniz!” demiştik.

Bu hafta da aşağıdaki şemada bulunan, Adli Tıp Trafik İhtisas(mış) Dairesinde ve Ulaştırma Anabilim Dalında; uzmanlık, çalışma şekli ve şartları karşılaştırmasını inceleyelim ve yazımıza nokta koyalım. (Fotoğrafa tıklayarak net şekilde inceleyebilirsiniz)

ahmetturkoglu32

13/10/2014

Yargıtay’a Çağrı 2
Geçen hafta yazımıza, Yargıtay’a bir çağrı yaparak   virgül koymuş ve  “Yeni bir karar alarak, Adli Trafik Kurumu kurulana, ya da anılan sözde Trafik İhtisas Dairesi ayrıştırılarak, buna dönüştürülmesine kadar; “Adli Tıp’ı Trafikte Devre Dışı Bırakma” kararı alınız, mağduriyetler yaratan hukuk katliamına son veriniz! demiştik.
Bu çağrıyı neden yaptığımızı somut bir örnekle daha pekiştireceğim.

Bayburt’ da 3 ölümlü bir otobüslü facia yaratılmıştır. Gece saat 03: 00 de çok tehlikeli bir kar temizlik çalışması yaptırılan greyderin acemi ve yalnız operatörü; açık bıraktığı sağ şeritten, 50 m arayla gitmekte olan peşpeşe 2 otomobilin geçişlerinde bir şey yapmazken; otobüs de ışıklı ve sesli uyarılar yaptığı için, –yalpalı gitmeyi bırakıp- soldan düz gitmekte olan greyderin; otobüs orta hizalarına geldiğinde, aniden sağa kırmasıyla;  otobüs sürücüsünün sesli+ışıklı uyarıları ve olabildiğince greyderden sağa doğru kaçmasına rağmen; 1 m kadar sağ dışarıdaki bıçağını, otobüsün sol arka bagajından içeri saplayıp-savurtarak, dengesini bozmasına ve devrilmesine sebep olur.
Sürücü ile 10 kişi ve eğitimli, uyumamış, şuurları açık olan mağdurların ifadeleri , ayrı ayrı alınmasına rağmen, örtüşmektedir:
“Otobüs sürücüsü tüm tedbirlere, kurtarma çalışmalarına rağmen, greyderin adeta garezine uğramıştır.”
3 bilirkişiden 2’si greyder lehine tam yanlıdır, 1’i de kendiyle bile çelişen görüşler çiziktirirler.  Görgü şahitleri; yolcular değilmiş de, kendileriymiş gibi durum yaratırlar. Şahit ifadeleri ya hiç okunmamış, ya da yalanlanmaya çalışılmıştır.
Dosya yine Adli Tıp a gönderilmiştir. Bunlar da, mağdur ifadelerini incelememişlerdir. Aynı o yanlı, yalan/yanlış görüşlere uymuşlardır.
Al, sana 2 tane Adli Tıp hukuku(!) !
Yazımızı Yargıtay’a  aynı çağrıyı bir kere daha yaparak sonlandıracağız.
“Yeni bir karar alarak, Adli Trafik Kurumu kurulana, ya da anılan sözde Trafik İhtisas Dairesi ayrıştırılarak, buna dönüştürülmesine kadar; “Adli Tıp’ı Trafikte Devre Dışı Bırakma” kararı alınız, mağduriyetler yaratan hukuk katliamına son veriniz!

29/09/2014

Yargıtay’a Çağrı!

  • Sen Ne Yaptın Yargıtay?
  • Adli Tıp’ı Trafik Kazasına Bulaştırmak Hukuk Katliamı değil mi?
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na Çağrı!

 

Önce, Yargıtay nedir, ne yapar?

Üst Yargı Kurumu” dur, temyiz mahkemesidir.  Yerel mahkemelerce verilmiş kararları; beğenmeyen taraflardan, ya da savcılardan buraya gönderenler olduğunda; kararları ve dosyayı inceler, verilmiş kararı gerekçeli olarak bozar, ya da onar. Bozma kararına direnen yerel yargı da vardır.

İşte bu üst yargının bazen öyle kararları vardır ki; kanunlardaki eksiklikleri, boşlukları giderecek şekilde emsal oluştururlar.  Bunlara da içtihat derler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir ara içtihat gibi bir karar verir:

“Bundan böyle, Trafik Kaza Dosyaları, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilip, görüşleri alınacaktır…”

Hata buradan başlamaktadır. Çünkü Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nin durumu, hareket kısıtlılığı, ihtisası(=uzmanlığı) incelenmeden, üniversitelerin Ulaştırma Anabilim Dalları ile kıyaslanmadan bu karar, bir anlamda körü-körüne verilmiştir. Bu yüzden, birçok dosyada ve bu dosyaların taraflarında; hukuk katliamları derecesinde hak kayıpları, mağdurları yaratılmıştır. Uzman olmayan Adli Tıp; uzman olan üniversitelerin özellikle yol tespit/ kusur raporlarını reddedip, çöpe at(tır)ma hadsizliğini yapması karşısında;  “Eh ne yapayım; Yargıtay, Adli Tıp’ a da itibar et dedi, buna uyayım bari!” diyen bazı yerel yargıçlar da çıkmıştır.

Somut 2 örnek:

1-  Erzurum-Tortum’da; 7 ölümlü bir otobüs faciası oluşur(2012). Raporumdaki ifademle; “Katil Yol+Katil Kavşak+Katil Köprü= Şoför Suçlu!”  Yani jandarma, sözde kaza tutanağında SÜRÜCÜ 8/8 KUSURLU=YOL KUSURSUZDUR belirlemesi yapar.

Ben gidip-olay yeri incelemesi ve görüntülemeler+raporlama yaparım ve Tortum Başsavcısı’nı ziyaretle, bunları sunarım.

Yaklaşımı şudur:

“Tebrik ve teşekkürler. Son 4 yılda 28 ölümlü facialar zinciri vardır. Sizin tespit davanızdan önce, ben üniversite uzmanlarına inceleteceğim.”

Atatürk Üniversitesi Ulaştırma Ana bilim dalı uzmanlarının yerinde inceleme sonuçları şudur:

“Yol yarıya yakın kusurludur (3/8).”

Mağdurların avukatı bunu beğenmez, Adli Tıp görüşü ister, mahkeme gönderir, sonuç şu gelir:

“Üniversitenin mühendisleri, ne anlarmış yoldan, güvenliğinden?!”  anlamına gelen raporuyla, bu raporu reddederek, jandarmayı ve kendini uzman yerine koyar.

Yerel  mahkeme de buna uyar ve –ceza davası sonucunu=kusur paylarının netleşmesini beklemeden- ve manevi tazminat kararları verir.

Şimdi dosya yeniden Yargıtay’da.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na Çağrı!

Yeni bir karar alarak, Adli Trafik Kurumu kurulana, ya da anılan sözde Trafik İhtisas Dairesi ayrıştırılarak, buna dönüştürülmesine kadar; “Adli Tıp’ı Trafikte Devre Dışı Bırakma” kararı alınız, mağduriyetler yaratan hukuk katliamına son veriniz!

2-  Bayburt’ da 3 ölümlü bir otobüslü facia yaratılmıştır. Gece saat 03: 00 de çok tehlikeli bir kar temizlik çalışması yaptırılan greyderin acemi ve yalnız operatörü; açık bıraktığı sağ şeritten, 50 m arayla gitmekte olan peşpeşe 2 otomobilin geçişlerinde bir şey yapmazken; otobüs de ışıklı ve sesli uyarılar yaptığı için, –yalpalı gitmeyi bırakıp- soldan düz gitmekte olan greyderin; otobüs orta hizalarına geldiğinde, aniden sağa kırmasıyla;  otobüs sürücüsünün sesli+ışıklı uyarıları ve olabildiğince greyderden sağa doğru kaçmasına rağmen; 1 m kadar sağ dışarıdaki bıçağını, otobüsün sol arka bagajından içeri saplayıp-savurtarak, dengesini bozmasına ve devrilmesine sebep olur.

Sürücü ile 10 kişi ve eğitimli, uyumamış, şuurları açık olan mağdurların ifadeleri , ayrı ayrı alınmasına rağmen, örtüşmektedir:

Otobüs sürücüsü tüm tedbirlere, kurtarma çalışmalarına rağmen, greyderin adeta garezine uğramıştır.”

3 bilirkişiden 2 si greyder lehine tam yanlıdır, 1 i de kendiyle bile çelişen görüşler çiziktirirler.  Görgü şahitleri; yolcular değilmiş de, kendileriymiş gibi durum yaratırlar. Şahit ifadeleri ya hiç okunmamış, ya da yalanlanmaya çalışılmıştır.

Dosya yine Adli Tıp a gönderilmiştir. Bunlar da, mağdur ifadelerini incelememişlerdir. Aynı o yanlı, yalan/yanlış görüşlere uymuşlardır.

Al, sana 2 tane Adli Tıp hukuku(!) !

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na Çağrı!

Yeni bir karar alarak, Adli Trafik Kurumu kurulana, ya da anılan sözde Trafik İhtisas Dairesi ayrıştırılarak, buna dönüştürülmesine kadar; “Adli Tıp’ı Trafikte Devre Dışı Bırakma” kararı alınız, mağduriyetler yaratan hukuk katliamına son veriniz!

Aşağıdaki şemada da; Adli Tıp Trafik İhtisas(mış) Dairesinde ve Ulaştırma Anabilim Dalında; uzmanlık, çalışma şekli ve şartları karşılaştırmasını inceleyelim: (Fotoğrafa tıklayarak net şekilde inceleyebilirsiniz)


Adli Tıp, Kaos, Hukuk Taklası, “Bilir/Bilmez” Kişiler
22/09/2014
Yaklaşık 1 ayı aşan seyahatlerim, otobüslü facialar içindi. En uzun süre 21 günle Bayburt oldu.

Doğu incilerimizden bir ilimizin değerli bir firmasının otobüsü; 23 Ocak 2014’de yandan ve ansızın bir greyder bıçağı yiyerek savrulmuş, yamaca yaslanarak, firma  3 yolcusunu, bizler de vatan evlâtlarımızı kaybetmiştik.

 

Firma sahibi –sağ olsun- beni; çalışabileceğim, uygun bir avukatla anlaşmaya da yetkilendirdi. Buldum, anlaştık, mahkemeden tüm dosyayı aldım. Ağır Ceza Mahkemesi değerli başkanı ve savcılarla da tanıştık.  Her ne kadar TOFED Danışmanı olsam da, objektifliğimi ispatlayan, bildirilerimden 12 kadarını, bir o kadar da makalelerimi, spiral ciltli kitap halinde sundum.

 

Kar temizlemede -2 şeritli bölünmüş yolda- doğru bir örnek proje ve Kanada’da kar temizliği videosunu, yolda yaptığım kareli ve videolu tespitlerimi de DVD ile sundum; tabii ki bilirkişi geçinenler hakkındaki değerlendirmelerimi de yazılı olarak… Çok teşekkürler edildi ve duruşmada bulunursam, dinlemek istedikleri açıklandı.

 

Olay ters çevriliyor

Kalın bir klasör içindeki her tür evrakı inceledim:

Olay; “Karayolları”nın, taşeron eliyle yaptırdığı çok kötü, tehlikeli, başıboş, acemice ve tek makineli -8 makinelik ekipman gerekirdi- sözde kar temizliği sırasında gerçekleşir.

 

İlk düzenlenen tutanak (polis) doğruya yakın. 3 tane bilirkişiden görüşler alınmış. 2’sini tam, 1’ini kısmen ve tutanağı da kısmen reddetme görüşümü, gerekçeleriyle avukatımıza ve mahkemeye de sundum. Adli Tıp Raporu da retlerimizin başındadır. Lehte rapor verseler bile kabul görmemeli.

 

Aslında özellikle “bilirkişiye muhtaç bilirkişi”lerden 2’si; olayın şeklini tam ters göstererek, KGM+taşeronu, greyder operatörü tarafının suçunu, otobüs tarafına yıkmak taraflısıdırlar.

Hele biri de Bayburt Üniversitesi’nde profesör öğretim üyesi.

“Ya görme, ya okuma, ya da etik eksiklikleri var” diye düşündürmekteler.

 

Olay sonrası, jandarmada ayrı odalarda ifade veren otobüs sürücüsünün ve 7 yolcusu uyumadıklarından; olayı tam görüp, olay hakkında anlattıkları tam örtüşmektedir. Otobüs, tek başına ve bazen yalpalı giderek yolun solunu sözde küremede olan greyderin açık bıraktığı sağ taraftan, önündeki 2 oto gibi geçerken yarısı da geçmişken, sanki kasıt gibi greyderi otobüs üstüne sürerek; sağa 70 cm kadar çıkıntılı bıçağını, otobüsün sol en arka bagajından içeri sokarak, otobüsü sağına savurtmuştur.

 

Adli bir hatamız var! Yıllardan beridir ısrarla kör gibi kabul edegelmişiz! Yılların yargıçları, savcıları ve avukatları dahil…

Neyi mi?

“Trafik Kaza Dosyalarını, yargı veya dava taraflarının isteğiyle, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne göndermeyi ve oradan gelecek doğru/eğri sözde raporlarla, kararlar oluşturmayı!”

 

Bu Âkil Tıp da, reddolunacak 2 çok bilire uyup, otobüsün -gerçekten mâsum- sürücüsüne yüzde 100 kusur vermiş. Otobüs tarafının âdeta idamına gidilecek, bunlara uyulsa…

 

İhtisas=Uzmanlık? Yoksa, “Kafana Göre Takıl!”?

  1. Trafik Uzmanı olmayan kişiler, Trafik Uzmanlık Dairesinde ne ararlar?
  2. Kendi Çalışma Yönetmelikleri izin vermez ki;-uzman olsalar da- gidip, olay yeri incelemesi, kanıt bulma, yol ölçme yapabilsinler.
  3. Bu dairede barındırılan/maaşlandırılanların, eğitimleri ve alanları nelerdir?
  4. Dosyayı Stetoskopla Muayene(!)’den  ve bunlarla Kaza Sonrası Hukukunu karartmaktan başka ne yaparlar?
  5. HANGİ YÜZLE RAPOR YAZARSIN? KENDİ YAZDIĞINA İNANIR MISIN?

 

Firma sahibi, avukatımız ve ben müşterek karar aldık: Her duruşmaya katılacağım.

Bazı hukukçulara da bu konuda benim kılavuzluk yapmama çok ihtiyaç olduğunu gördüm.

 

Kazazede avukatları da …

Evet, onlar da esas kusurluyu görememişler.

40’a yakın yolcudan 20 kadarı avukatla müdahil olmuşlar dâvaya. Hepsi de greyder operatörü ile sürücü arasında suç/suçlu tespiti yapılsın, cezalandırılsın talebindeler.

 

Onlarla da temas kurup, esas cepheye yönlendireceğim.

 

Kaza Sonrası Hukukumuzun nerelerde olduğunu görün işte!

 

Haftaya, yine bir Adli Tıp cinayeti daha!…

 

 

 

 

15/09/2014

TC’mizin yeni yöneticilerine trafik uyum çağrısı

 

Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık  ve birkaç da bakanlık olmak üzere ülkemizin en önemli makamlarında tepe yöneticiler değişti; “Hayırlı olsun!” diyelim. Ülkemiz için hayırlı olacaklar, inşallah “hayr”ları başarırlar.

 

Ancak, herkesten ”Trafik Kurallarına Uyum” beklemeleri nafile olur, kendileri uymadıktan sonra.

 

Bizdeki gelmiş geçmiş en pozitif örnek; 10. Cumhurbaşkanımız Sn. Ahmet Necdet Sezer’dir.

 

Aşağıdaki somut örnek de dünyada bu konuya verilen önemi göstermektedir.

 

Haber eski de olsa, halen geçerli kurallardan/uygulamalardandır. Örnekliği de geçerlidir.

Çağrımız şudur: Kurallara uyarak örnek olunuz!

 

 

Alkollü iken araç kullanan Amerikalı senatöre gözaltı    

25 Aralık 2012’de yayınlanan habere göre, kırmızı ışıkta geçtikten sonra polis tarafından durdurulan ve alkollü olduğu belirlenen ABD’li senatör Michael Crapo, “Yaptığım yanlışın farkındayım. Bir daha olmayacak.” diye söz verdi.

 

Haberde “Gerek sanat gerekse siyaset camiasından ünlü pek çok isim yaptığı kanuna aykırı eylem için kendini ayrıcalıklı görmek ister.  Önceki gün Amerika’da yaşanan bir olay ise kanunun üstünlüğünü ve insanların eşitliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Dahası, o ünlü kişinin;” yaptığı yanlışın farkında olarak, herkesten özür dilemesi” dikkat çekiciydi.

Amerikan Kongresi’nde Idaho eyaletini temsil eden Cumhuriyetçi Senatör Michael Crapo’dan söz ediyoruz. Virginia eyaletindeki Alexandria bölgesinde tek başına araba kullanan 61 yaşındaki Crapo, alkollü araç kullanmaktan gözaltına alındı. Kırmızı ışıkta geçtikten sonra polis tarafından durdurulan Crapo, polis tarafından alkol testine tabi tutulmak istendi.

 

Görmeye alışık olduğumuz bir tablo vardı. Polisin bu talebini reddetmek ya da sorun çıkarmak yerine kabul eden ABD’li senatörün sarhoş olduğu tespit edildi. Crapo’nun kanında bulunan alkol değeri 0,11’di. Virginia eyaletindeki yasal limit ise 0,08. Gözaltına alındıktan sonra 1000 dolar kefaletle serbest bırakılan Crapo, yaptığı yanlışın farkında olduğunu söyledi.  Ailesi başta olmak üzere Idaho’da yaşayanlardan ve kendisine güvenen herkesten özür dileyerek, bu davranışını bir daha tekrarlamayacağına dair söz verdi.

 

ABD’de Senato, ülkede Beyaz Saray’ın siyasi ağırlığını dengeleyen Kongre’nin üst kanadı. Her eyaletten yalnızca iki senatörün bulunduğu yasama organı ülke siyasetinin en saygın kurumlarından.

 

Öyle ki her senatör, ABD’nin gelecekteki başkan adayı bile olabilir. Nitekim ABD Başkanı Barack Obama da seçilmeden önce Illinois eyaleti senatörüydü” deniyordu.

 

08/09/2014

24 saat dayanmayan, sigorta isteyen şoförü atarım!

Ulaştırma,  İçişleri ve Çalışma bakanlarının, bürokratlarının dikkatlerine!

Yaklaşık 15 gündür otobüslü faciaların yerlerini tetkik seyahatindeyim.  Manisa’ dan başladım; Aksaray, Şereflikoçhisar, Diyarbakır,  Bingöl, son durak  10 gündür Bayburt’ dayım.  Seyahatim hep otobüsle, geçerken, bilmediğim şeyler de öğreniyorum. Tüylerim ürperiyor. Çok boyutlu ve çok uzun süredir sinsi sinsi sürdürülmekte olan bir tehlikeye uyanıyorum.

Şereflikoçhisar’da ki olay yerini de inceledikten sonra, olay yerinin yakınındaki tesisten, bir otobüse binerek, Diyarbakır’a geçmek için araştırırken, Güneydoğu’ da bir başka ilimizin firmalarından bir otobüsün olduğu söylendi. Mola bitiyordu.

Şoför, “Şanlıurfa’da veya Gaziantep’ de inersiniz, birkaç saat sonra varan bir minibüsle geçersiniz” dedi. Ben kendimi tanıtmıştım, “Hocam; buyurun yakınımda oturun da sohbetinizden yararlanalım” dedi ve başladık dikkat dağıtmadan sohbete.

Ben ona hep, yollardaki tehlike kaynaklarından, bariyer+levha eksiklerinden, yanlışlarından bahsederek, -başlarına istenmedik bir şeyler gelirse- haklarını arama yollarından bilgiler verirken, bana teşekkür ettikten sonra, “Hocam, bizim dertlerimizle de ilgilenseniz, yazsanız, bizleri kurtarsanız” diye dertlerine başladı.

Sigortasızlık sorunu

İllerinde toplam 4 firmada 100’ü aşan otobüs varmış. Bu şirketlerin hiçbirinde şoförlerin hiçbiri sigortalı değilmiş. İşe alınırken;  “1-2 ay içinde seni tanıyalım. Sigortayı o zaman yaparız” denirmiş.Bu süre geçince sigortayı hatırlatana ise,  “Bak, senin yerine çalışacak şoför hazır! Çalışırsan böyle! Çalışmazsan, in arabadan aşağı!” denirmiş. Şoförümüz ‘bizim ilde tüm firmalardaki tüm şoförler böyle’ dedi.

Bilet yok!

Muavin geldi, ücreti istedi, öderken; bilet almak zorunda olduğumu söyledim. “Tamam, tamam.” dedi ve inmeye yakın, hatırlattım. Muavin diklendi; “Ne bileti hocam?  Biz yoldan seni aldık, insanlık ettik. Sen de tutturdun bilet, bilet diye. Allah Allah!”

Ben direttim, şoför de “hallet” deyince, gidip-başkasının biletini getirdi. “Olmaz! Yeni ve benim adıma, otobüsün koçanından keseceksin” dedim. Geçersiz bir rezervasyon bileti getirdi. İkisini de alıp indim.

24 saat?

Bindiğimde; 6 saattir direksiyonda imiş. İstanbul otogarından 10:00 da çıkmış. 2. şoförü sordum:                   -Karşıdan gelen arabada geliyor.

– Nerede karşılaşacaksınız-buluşacaksınız?

-Karşılaştığımız yerde… Belirsiz…

Karanlıkta birbirlerini nasıl tanıyacaklardı? Aklıma yatmadı. Anladım ki, tek gittiğini benden gizliyordu.  4 saat kadar gidip-duruyor ve takograf kâğıdını değiştiriyordu.  Ben gece 02:00 de indiğimde halen karşılaşma olmamıştı.

Durum budur faciaları önlemek için âcil müdahale gerekiyor!

About atlasyazilim