Telifte sektörün talebi net

Telif Hakları Genel Müdürü Dinçer Ateş’i ziyaret eden TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi Başkanı Mustafa Yıldırım ve Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Y. Doç.Dr. Ahmet Keşli, sektörün araçlarda bulunan radyo-TV’ler için müzik meslek birliklerine ücret ödemek istemediğini net olarak aktardı.
TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi Başkanı Mustafa Yıldırım ve Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Y. Doç. Dr. Ahmet Keşli, 31 Ekim Salı günü, Telif Hakları Genel Müdürü Dinçer Ateş’i makamında ziyaret etti. Toplantıda, karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda son şeklin verildiği, ‘Yeni Telif Yasa Tasarısı’ konusundaki görüşleri aktarıldı, yasa tasarısındaki 8. maddeye yönelik değişiklik önerisini de içeren bir rapor sunuldu.

KARAYOLU YOLCU TAŞIMACILARI DA ETKİLENECEK
Raporda telif yasa taslağının karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü de doğrudan etkileyeceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:“Sektör mensuplarımız kamu görevi niteliğindeki toplu taşımacılık hizmetlerini yüksek akaryakıt vergileri, MTV, ağır otoyol ve köprü kullanma bedelleri ödeyerek zor ekonomik şartlar altında sürdürmektedir. Bu kadar ağır ekonomik şartlarda hizmet sunmanın sürdürülebilirliği bulunmadığı için sektörün köklü ve en büyük firmaları arasındaki bazılarının bu mali yükleri kaldıramamaları nedeniyle iflas etmiş olduğu hepinizin malumudur. Hazırlanmakta olan ‘Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Taslağı’, ülkemizdeki çok sayıda kişi ve kurumu doğrudan ilgilendirmektedir. Bunlar arasında yer alan karayolu yolcu taşımacılığı sektöründe hizmet veren kişi ve firmalar bu düzenlemeden doğrudan etkilenecektir. Yapılacak düzenlemenin “düzenleyici etki alanı” kapsamında kalan sektörümüz, otobüs işletmecileri, minibüs işletmecileri, taksiciler bu kapsama girmektedir.”

KAPSAM ÇOK GENİŞ ELEŞTİRİSİ
Raporda, yasa tasarısının mevcut haliyle sektör haricinde toplumun çok geniş kesimlerini de kapsamı içine aldığı şu şekilde vurgulandı: “Sektörümüzün bu düzenlemeden etkilenecek büyüklüğü şu şekildedir; sadece şehirlerarası yolcu taşımacılığı sektöründe yılda 200 milyondan fazla yolcu taşınmaktadır. Devletimizin resmi verilerine göre 600 bin otobüs, midibüs ve minibüs fiilen hizmet vermektedir. Her bir aracın en az 2 adet şoförü ve en az 3-4 adet yer hizmetleri veren personeli bulunmaktadır. Buna ticari taksi ve halk otobüsleri de eklenince yaklaşık 5 milyondan fazla kişiyi istihdam eden karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü doğrudan etkilemektedir. Buna, sektörümüzün tedarikçileri de eklenince bu sayı, 7-8 milyon kişiye ulaşmaktadır. Verilen bu sayıya ilave olarak, kanunun doğrudan etkileyeceği; turizm ve otelcilik, kafe-restoran, berber, kuaför ve bunlarla da sınırlı olmaksızın işletmesinde radyo/TV bulunan tüm esnafları etkileyecektir. Hatta bunun dışında da kanun taslağı öyle bir geniş çerçeve çizmiştir ki, toplumun istisnasız bütün kesimlerini müzik meslek birliklerine düzenli ödeme yapmak zorunda bırakacaktır.”

‘OTOBÜSÇÜLER MÜZİK SATMIYOR’
Raporda, karayolu yolcu taşımacılarının seyahat hizmeti sattığına, müzik hizmeti satmadığına da dikkat çekilerek şöyle denildi: “Müzik yayını satma veya diğer bir ifadeyle, sırf müzik yayını yapılması nedeniyle gelir elde etmeyen karayolu yolcu taşımacılığı sektörü bu kanun kapsamı dışında bırakılmalıdır. Müzik meslek birlikleri, sırf araçta radyo-TV bulundurulduğu için telif hakkı bedeli talep etmektedir. Oysa ki, karayolu yolcu taşımacılığı yaparken araçlarında radyo-TV bulunduran kişiler ve firmalar yolcuların anayasal bir hakkı olan haber alma ve bilgi edinme hakkının gereği olarak radyo/TV bulundurmaktadır. Buna ilave olarak, radyo-TV yayınlarının evlerde izlenmesi ile karayolu yolcu taşıma araçlarında izlenmesinin bir farkı olmayacak şekilde mevzuatta düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun gereği olarak, araçlarda radyo-TV yayını yapılması telif hakkı doğurmayacak şekilde düzenleme yapılmalı, toplu taşıma araçları telif hakkı kapsamı dışında tutulmalıdır.”

8. MADDEDEKİ CÜMLEYE DİKKAT ÇEKİLDİ
Sektörün özelikle yasa tasarısının 8. maddesinde itirazı olduğu da belirtilerek raporda şu ifadelere de yer verildi: “3 Mayıs 2017 tarihinde kamuoyu görüşüne sunulan, yasa taslağında neden böyle bir tehlike olduğu konusuna gelince, anılan yasa tasarısının 8. Maddesindeki ; ‘… Herhangi bir umuma iletim eylemi, bu maddede tanınan hakların tükenmesi sonucunu doğurmaz.’hükmü radyo-TV yayınları nedeniyle müzik meslek birliklerinin bir eserin yayınlandığı istisnasız her yerden ayrı ayrı ücret talep etme hakkını doğurmaktadır. Zira, bu maddeye göre eseri radyo TV yolu ile yayınlamak için yayıncı kuruluşlar hak sahibine bir bedel ödeyecektir. Fakat bu ödemeye rağmen, yayıncı kuruluşun yaptığı yayının eriştiği kişiler de ayrıca bir daha ücret ödemek zorunda kalacaktır. Zira, maddeye göre o eserdeki fikri mülkiyet hakkının tükenmesi sonucunu doğmamaktadır. Hak sahipleri yayıncı kuruluştan alacakları ücret haricinde, ulaşım araçlarında radyo-TV açan her gerçek/tüzel kişiden de bir kere daha ücret talep edecektir. Bu talebin, zincirleme şekilde tüm toplumu taciz boyutuna varacak bir şekilde alması mukadderdir. Fransa bu toplumsal tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyan önemli bir örnektir. Fransa’da 2010 yılında korumanın kapsamını çok geniş tutan bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme, toplu taşıma araçları ve ticari işletmeler ile dahi sınırlı kalmayıp, 2013 yılından itibaren radyo/TV bulunan her evin Fransa’daki meslek birliği SACEM’e telif hakkı bedeli ödemesini zorunlu hale getirmiştir.”


8. MADDE İÇİN HUKUKİ ÖNERİ
Raporun sonuç kısmında, Fikir ve Sanat Eserleri Hukukumuzda kabul edilmiş genel ilke olan “ulusal tükenme” ilkesinin bozulmamasının gerektiği belirtilerek; yasa tasarısının 8. maddesindeki “herhangi bir umuma iletim eylemi, bu maddede tanınan hakların tükenmesi sonucunu doğurmaz” ifadesi yerine şu ifade önerildi: “Fikri mülkiyet hakkı korumasına konu eserlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından, herhangi bir şifreli ve ücretli platform dışında, Türkiye’de umuma iletilmesinden sonra bu eserlerle ilgili Türkiye’deki fiiller hakkın kapsamı dışında kalır. Eser sahibi, bu fıkra hükmü kapsamına giren eserlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir.” Bu yolla Radyo-TV kuruluşlarından, telif bedeli alındıktan sonra aynı yayın için bir kere daha telif bedeli alınmasının hakkaniyetli olmadığı da vurgulandı.

YILDIRIM’DAN ‘KAOS ÇIKAR’ UYARISI
TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi Başkanı Mustafa Yıldırım, telif yasa tasarısının mevcut haliyle yasalaşması durumunda kendi sektörleri de dahil olmak üzere birçok sektörde mağduriyet oluşturacağını belirterek şunları söyledi: “Sektörümüz zor şartlar altında ayakta durmaya çalışıyor. Daha fazla maliyeti kaldıracak gücü kalmamıştır. Radyo-TV bulunan araçlar için müzik meslek birlikleri yıllık ücret talep ediyor. Bu yılki ücret taleplerini her bir araç için 1.570 TL’ye çıkardılar. Bu parayı verecek bir firma yok. Ayrıca biz karayolu yolcu taşımacılarının telif bedeli ödenmiş bir eseri radyo-TV’den dinleyebilmek için bir kere daha ücret ödemesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu düşünüyoruz. Firmalar aynı eser için kişi kere ücret ödemek istemiyor. Kaset, CD, mp3 gibi araç içindeki özel yayınlarda ‘ticari bandrol’ sistemiyle makul bir ücret verilebilir. Ancak, radyo-TV yayınları içinde bir ücret istenirse toplumda bir kaos oluşturur. Radyo-TV yayınlarının ücretini otobüsçüden değil, yayıncılardan alsınlar. Bu konuyla ilgili geniş katılımlı bir basın toplantısı gerçekleştirmeyi de planlıyoruz.”

ULUSAL TÜKENME İLKESİ VE HAKKIN SUİİSTİMALİ
Yolcunun seyahat etmek maksadıyla otobüse bindiğini söyleyen Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Y. Doç. Dr. Ahmet Keşli; “Sanatçıların haklarına saygı gösterilerek telif haklarının son kuruşuna kadar ödenmesi, bir adet bile korsan yayına müsaade edilmemesi gerekmektedir. Ancak yasa tasarısında, müzik yayını satmayan veya diğer bir ifadeyle, sırf müzik yayını yapılması nedeniyle gelir elde etmeyen sektörler telif hakkı ödemesi dışında tutulmalıdır. Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak ‘ulusal tükenme’ ilkesinin benimsenmesine ve ‘Diğer eser türlerinde ulusal tükenme korundu’ denilmiş olmasına rağmen, taslakta başka bir düzenleme yapılarak, ‘tükenme ilkesi’ tamamen reddedilmiştir. Bu hali ile hak sahibi eserin ulaştığı herkesten ayrı ayrı ücret talep edebilir hale gelmektedir. Yani, telif hakkı bedeli, bir ücret olmaktan çıkmış, topluma yükletilen bir “Sanatçı Vergisi” halini almıştır. Mevcut düzenleme Medeni Kanunumuzdaki hakkın suiistimali mertebesine ulaşmıştır. Buna ilave olarak, yargı kararlarında telif hakkının ‘ulusal tükenmesi ilkesine’ yer veren içtihatlar ile oluşmuş bulunan hukuki rejime de aykırı bir kanun taslağı oluşturulmuştur. Kısacası bir haktan dokuz doğurtuyorlar. Bu kanun yapılırken de on milyonlarca kişiyi ilgilendiren bu ‘Sanatçı Vergisi’ni ödeyecek otobüs, dolmuş, taksi, restoran, kafe gibi kişi ve kurumların görüşlerini temsil eden bir kişi komisyonlara dahil edilmiş değildir. Bakanlığın getirmeye çalıştığı katı sistemi uygulayan bazı ülkelerde, bu sistem yoğun eleştiri konusu olduğu için revize edilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yargı kararları ile toplumsal gelişimin önünün açılması, bilim ve sanattaki toplumsal gelişimin, sanatçılar tarafından esir alınmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Bu tasarı toplumun sanat ile bağını kesme sonucunu doğuracaktır. Bu taslak eşitlik ilkesine de aykırıdır; tüketiciler bilim alanında patent, faydalı model, endüstriyel tasarım gibi buluş yapanlar için sadece bir kere ödüllendirme primi öderken, sanat alanında aynı işi yapanlara tüketiciler sayısız şekilde ödüllendirme primi (telif bedeli) öder duruma gelecektir” dedi.

ATEŞ: “ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER VAR”
İlgili bütün sektörlerden görüş aldıklarını ve karayolu yolcu taşımacılığı sektörüne de kapılarının her zaman açık olduğunu belirten Telif Hakları Genel Müdürü Dinçer Ateş, “Otobüsçülüğün hepimizin hayatında yeri var. Hepimizin otobüs firmalarında anıları var. Bu anlamda ben de bir otobüs yolcusuyum. Yasa tasarısındaki, ‘Herhangi bir umuma iletim eylemi, bu maddede tanınan hakların tükenmesi sonucunu doğurmaz’ cümlesine itirazınız var fakat bu ifade imzaladığımız uluslararası sözleşmelerden geliyor. Düzenlememin bu şekilde yapılması ülkemizin uluslararası sözleşmelerden doğan bir yükümlülüğüdür. Yeni yasayla birlikte telif tabana yayılıyor. Bakanlığımızdan bir örnek vereyim, kütüphanelerimizdeki kitapları ödünç verirsek biz de telif ücreti ödüyoruz. Ayrıca yeni yasayla birlikte kullanıcıların birçok sorununu çözüyoruz. Müzik telif ücretleri konusunda bu zamana kadar muhatabınız çoktu; bu sorunu çözüyoruz, ‘Ortak Lisanslama Birliği’ ile artık tek muhatabınız olacak. Ayrıca tarifelerdeki anlaşmazlık konusunda, kamu devreye giriyor. Telif Hakem Kurulu’nu oluşturuyoruz. O konudaki sorun da çözülüyor, bunlar çok önemli adımlar” diye konuştu.
Haber: Şeref Kılıçlı

About Ulaştırma Dünyası