Otobüsçü Anlattı

 

 

Otobüsçü Anlattı:

Mazota, köprülere ve otoyollara gelen zam, firmaları nasıl etkiledi?

Balıkesir Uludağ Bölge Müdürü Mustafa Pak, “Otobüsçülük sektörünün iş hacminin en düşük olduğu zamanda köprülere ve otoyollara yapılan zam bizi olumsuz yönde etkiledi. Yapılan zamların geri çekilmesini Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan ve Ulaştırma Bakanımızdan rica ediyorum” dedi.

Sektörün yaşayabilmesi için bu olumsuz şartlarda yapılan zammın geri alındığında sektörün bir mensubu olarak saygı duyacağını belirten Pak, “Bu zamlar bu şekilde devam ederse 41 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum; sektör biter. Tek isteğimiz, ülkemizi yöneten Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Ulaştırma Bakanımızdan ülkenin en fazla çalışanını istihdam eden taşıma sektörünün bu zamlar altında yok olmasını önlemek için, zamların geri çekilmesidir” ifadelerini kullandı.  Sektörün bu zamları bilet fiyatlarına yansıtmak gibi bir şansı olmadığına değinen Pak, bunun sebebinin yolcu sayısının yok denecek kadar az hale gelmesi olduğunu söyledi.

“Devlet desteğine ihtiyaç var”

Mustafa Pak, “Dibe vurduğumuz bir dönem yaşıyoruz. İstanbul Esenler Otogarı’nda şu anda peronlarda 170 tane tarifeli sefer yapan otobüs var. İnanın 170 tane yolcu yok Esenler Otogarı’nda. İstanbul’dan Anadolu’ya yolcu taşıyan bir otobüse köprülerin ve otoyolların maliyeti gidiş dönüş olarak 500 TL’dir. Günde bir sefer yapan bir arabanın aylık ekstra maliyeti 15.000 TL’dir. Bu dönemde ayda 15.000 TL kazanan bir otobüsçü inanın taklalar atar” diye belirterek, devletin desteğine ihtiyaçları olduğunun ve seslerini duyurmak için sektör olarak birlikte hareket etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Üçüncüoğlu: Zamlar bizi bitirdi

Düzce Güven Seyahat Kooperatif Başkanı Resul Üçüncüoğlu, “Otobanlara, köprülere ve mazota yapılan zam bizi bitirdi. Otobüsçünün işi bitti. Her tarifeli seferimizde 300 TL köprü ve otoyol parası ödüyoruz. On günde 3.000 TL para ödüyoruz” diye belirterek, otobüslerinin tamamının bireysel otobüsçüye ait olduğunu ve kurumsal firmalar gibi, bir yerden finans sağlayamadıklarının altını çizdi.

Üçüncüoğlu, “İnsanlar evini, tarlasını, traktörünü, binek arabasını satıp sektörde kalmaya çalışıyor. Bildikleri başka bir iş yok, yıllardır bu işten geçimlerini sağlıyorlar. Ne kadar dayanırlar bilemiyoruz. Sektörden çıktıklarında da borç harç içinde perişan olacaklar. Bireysel otobüsçünün hali perişan. Bizim sektör çok zor durumda. Devlet büyüklerinin bize bir güzellik yapması lazım. Uçaklara, gemilere KDV’siz mazot veriyor devlet. Biz de bir yerde kamu hizmeti yapıyoruz. İnsanların hiçbir kısıtlama olmadan seyahat etmesini sağlıyoruz. Tarifeli seferler yapıyoruz. Biz tarifeli seferimizi iptal edersek ceza yiyoruz. Bizim sektör de belediyelerin şehir içinde yaptığı taşımacılığı şehirlerarası yapıyor” diye belirterek, sektörün çalışmaya devam etmesi için devletten mazotta, köprü ve otoyollarda indirim beklediklerini de sözlerine ekledi.

Yağız: Önce uzun, sonra kısa yollar

İzmir seyahat İstanbul işletmecisi Hayrettin Yağız konuya dair açıklamasına: “Bu zamlar otobüsçünün tamamıyla bitişidir” diye başladı. Yağız, “Ankara’dan İstanbul’a gidip gelen bir otobüsçünün üçüncü köprü dahil olmak üzere 200 TL’yi bulan bir otobüs ve köprü geçiş ücreti vardır. Bunun yanında bize 140 km’lik ek bir mesafe. Bunun karşılığı 50 lt mazottur. 50 lt mazotun da karşılığı 250 TL’dir” ifadelerini kullandı. Ankara İstanbul hattını göz önüne alındığında 900 km’nin 1100 km’ye çıktığına değinen Yağız, “Maliyet bin 900 TL den 2 bin 300 TL’ye kadar yükselmiştir. Otobüsçünün işlerinin en düşük olduğu kış sezonunda insanlar İstanbul’dan Antalya’ya gideceği zaman otobüsle 90 TL ye gideceğine 72 TL ye devletten indirimli akaryakıt alan uçakları tercih ediyor. Devlet otobüsçüyü bitirmek için elinden ne gerekiyorsa yapıyor. Bence de bitirecek. Önce uzun yollar bitecek, sonrada kısa yollar bitecek. Kimse uzun yollar bittiğinde, kısa yolların devam edeceğini zannetmesin” dedi. Devletin bu politikasının ‘otobüsçülük bitmeli’ dediğine dikkat çeken Yağız, “Ama burada başka bir şey çıkıyor ortaya. Biz bu kadar savaş verirken bu otobüsleri bize satanların hiçbir savaşı yok. İstihdam sağlıyorlar bu otobüsleri Türkiye’de üretiyorlar. İstedikleri fiyata satıyorlar. Ama otobüsçünün arkasında hiçbir zaman durmuyorlar, durmak istemiyorlar. Devletin bu zamlarına otobüsçünün önünde siper olması gereken üreticiler satışları yüzde 80 düşmüş olduğu halde bir türlü ön plana çıkmayı düşünmüyorlar” diye belirtti.

“Sefer sayıları azalacak”

Otobüsçülük sektörünün ayakta kalabilmesi için 2018’de otobüs yatırımı yapmaması gerektiğini bunun yerine elindeki otobüsleri değerlendirmenin çaresine bakmaları gerektiğinin altını çizen Yağız, fiyatları yukarıya çekerek sefer sayılarını azaltmanın, servisleri kaldırmanın gerekeceğini ifade etti.

Otobüs üreticisi firmaların genel amacının otobüsü satarken onların yedek parçalarını satmak olduğuna değinen Yağız, “Çünkü otobüsün o kadar yüksek maliyeti var ki; sıfırı 270 bin Euro olan bir otobüsün bir yıl sonra ikinci el fiyatı 150 bin Euro bile etmiyor. Yani bir yılda otobüsçünün kaybı 600 bin TL. Otobüsçü bir yılda en iyi ihtimalle 100 bin TL kazanabiliyor” diye ekledi. Yağız son olarak: “Ortak bir paydada buluşmak için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Profesyonel dediğimiz arkadaşların ben yaparım anlayışı olduğu müddetçe firmaların tamamının sonu çöküştür” ifadelerini kullanarak, köprünün, otoyolların ve mazotun yüksek fiyatlarda olduğu bir dönemde başka türlü kar edemeyeceklerini de kaydetti.

 

About Ulaştırma Dünyası