Birol Özcan

Bayram tatili uzamalı mı?

Turizm sektörünün yaklaşık 2 yıldır yaşadığı zorlu süreç biz karayolu yolcu taşımacılarını da yakından ilgilendiriyor. Zira sanılanın aksine ne yabancı ne yerli turist sadece havayolu tercih etmiyor. Havayolu ile merkezi yerlere gelen turistler daha sonra yolculuklarına otobüslerimiz ile devam ediyorlar. Ancak turizm göreceli bir şekilde daralınca turistlere hizmet veren otobüslerimiz haliyle boş kaldı. Turizmciler yabancı turistin elini ayağını Türkiye’den kesmesi üzerine yerli turiste yöneldi ve bu yıl 3 gün olan Ramazan Bayramı tatilinin geçmiş yıllarda olduğu gibi 9 güne çıkarılması için Hükümet’e çağrı yaptı.

Devamı

Mübarek Ramazan’ın son haftasına da girdik. Bu hafta bittiğinde nefis mücadelesine giren müminlerin zorlu sınavı da sona ermiş olacak ve tutulan oruçlar Ramazan Bayramı ile taçlanacak.

Ramazan bayramını bu yıl 25- 26 – 27 Haziran tarihlerinde idrak edeceğiz. Bu nedenle bu yıl bayram tatili arife ile birleştiğinde ancak 4 gün olabilecek.

Geçmiş yıllarda yapılan 9 günlük tatillerin yarısı kadar bir sürenin tatil olması başta 2 yıldır zor zamanlar geçiren turizmciler olmak üzere çeşitli sektörlerde hayal kırıklığı yaşattı. Turizmciler 2 yıl öncesine kadar hem yerli hem de yabancı turistlerin gözdesi olan yerlerin boş kalmaması için hükümete tatilin 9 güne çıkarılması çağrısı yaptı.

Ancak bu çağrı bu yazı yazılırken henüz olumlu bir yanıt almamıştı. Sadece Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin öğretmenler için müjdeli bir haber duyurdu. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Tekin, “Değerli arkadaşlar, Sn. Bakanımızın onayıyla seminer döneminin bayram sonrası üç günü idari izin uygulayacağız inşallah. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

Yani şimdilik sadece öğretmenler 9 gün bayram tatili yapabilecekler ya da yıllık izinlerini bayram tatilleri ile birleştirenler turizm sektöründe kısa süreli de olsa bir hareketlilik yaratacaklar.

Hayal kırıklığı yaşayan sektörler arasında doğaldır ki karayolu yolcu taşıma sektörü de var.

Geçmiş yılların 9 günlük bayram tatillerinde koltuklarında bir teki bile boş kalmayan, onlarca ek sefer koyarak Ramazan boyunca yaşanan durgunluğu aşan sektörümüz için da yarı yarıya kısalmış bir dönemi ifade ediyor 4 günlük bayram tatili. Bu nedenle biz de turizmcilerin yaptığı çağrının sonucunu büyük bir umutla beklemiştik ama beklentilerimiz bu yazı yazılırken henüz karşılanmamıştı.  Yine de bir umut diyoruz belki bayram öncesi son haftada hükümetimiz piyasaları hayli hareketlendirecek bu hamleyi gerçekleştirebilir. Böylece iyi başlayan sezonumuz yolcu yoğunluğunun had safhaya çıktığı bir dönem ile devam eder.

Bu hafta söz etmek istediğim diğer konu da IPRU’nun üye sayısının her geçen gün artması. Geçtiğimiz hafta düzenlenen ve karayolu yolcu taşımacılığında yer alan tüm meslektaşlarımızın katıldığı TTDER ile TOF’un ortak iftar programında IPRU’ya (Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacılığı Birliği) iki büyük katılım daha gerçekleşti, TTDER 23. üye dernek, TOF 24. üye dernek oldu. Yeni katılımlarla IPRU, 19 ülkeden 24 üye derneğe ulaştı.

Kendi alanında Türkiye merkezli  kurulmuş olan ilk uluslararası meslek örgütü olan IPRU’nun büyüyüp gelişmesi, yeni ülkelerin üye olması en büyük temennimizdir ve TOFED olarak bunu için elimizden gelen tüm çabayı harcayıp her türlü desteği vereceğimizi bir kere daha deklare ediyorum.

 

 

22/05/2017

Korsan taşımalardan uzak durun

13 Mayıs Cumartesi günü hayatımızın en kutsal varlıkları olan annelerimize ithaf edilmiş günü kutlarken Muğla’dan çok acı bir haber geldi.  İzmir’in Buca ilçesinden Anneler Günü’nü kutlamak üzere hareket eden servisin içinde bulunanlardan 24’ü servis aracının uçuruma yuvarlanması sonucunda hayatını kaybetmişti. Bu kaza denetimin ne denli hayati öneme sahip olduğunu acı bir dersle öğretti.

 

Devamı

13 Mayıs Cumartesi günü gelen bir haber tüm Türkiye’nin yüreğinin dağladı. Muğla – Marmaris karayolunun Sakar Geçidi mevkiindeki virajlı rampada bir tur otobüsünün devrilmesi sonucu 24 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin çoğunun kadın olduğu ve Anneler Günü gezisi için İzmir’den yola çıktıkları öğrenilince kazanın verdiği acı da katlandı.

Yaşana trafik kazası ve sonuçları başlı başına çok önemli ancak ben bu yazıda bir başka noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Kaza sonrasında aracın belgesinin olmadığı, hiçbir yere kaydının bulunmadığı, fren testinden geçemediği gibi pek çok bilgi basına yansıdı.

Öncelikle İzmir’in Buca İlçesinden Muğla’ya yolcu taşıyan bu aracın D2  Belgesi olmalıydı. Nedir D2 belgesi?
a) Belirli bir zaman tarifesine uymaksızın yolcu durumuna göre arizi sefer düzenleyerek taşıma yapacaklara,
b) Önceden gruplandırılmış yolcuları bir hareket noktasından alıp aynı hareket noktasına götürmek ve/veya getirmek suretiyle mekik sefer düzenleyerek taşıma yapacaklara verilen yetki belgesidir.Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği bu belge her şeyden önce aracın sisteme kayıtlı olmasını ve yolculuklar öncesinde her türlü denetimden geçmesini sağlar. Böylece freni tutmayan ya da başka arızası bulunan, deneyimsiz sürücülerle, mahalle aralarından kalkan bu ve benzeri otobüs ve minibüslerin önüne geçer.İzmir’de 24 kişiye mezar olan bu aracın yetki belgesi olsaydı, gerekli denetimlerden geçmiş olsaydı yine bu acı tablo ortaya çıkar mıydı diye düşünmeden edemiyorum.

Buradan hem İzmir’dekine benzer gezi ve turlara çıkacak olanlara hem de sektörümüzün verdiği hizmetten faydalanarak şehirlerarası yolculuğa çıkacak olanlara sesleniyorum. Kullanacağınız otobüsün niteliği ne olursa olsun yetki belgesi olmasına, denetimlerden tam not alarak geçmiş olmasına, sürücüsünün deneyimli olmasına dikkat edin.

Şehirlerarası yolculuklarınızda da mutlaka otogarlardan kalkan ve yolculuğuna otogarlarda son veren otobüsleri tercih edin.  Yolcularını mahalle ve sokak aralarından alıp, yola çıkan otobüsleri kullanmayın. Bu önlemler her şeyden önce sizin güvenliğinizi sağlayacaktır.

Bu acı konuya burada son verip geçtiğimiz hafta Ankara’da TOBB’da yaptığımız toplantı hakkında da kısa bir bilgi vermek istiyorum. Gündemimizdeki Karayolu Taşıma Yönetmeliği değişikliklerini bir kez de TOBB’un çağrısı ile yapılan toplantıda masaya yatırdık. Karayolu Düzenleme Genel Müdürümüz Sayın Saim İlçioğlu başkanlığındaki toplantıda sektörümüzün itiraz ettiği konuları bir kez daha dile getirdik.

Yakın bir süreçte sektörün görüş ve önerilerinin dikkate alındığı yeni yönetmeliğin yayınlanmasını bekliyoruz.

 

15/05/2017

Sektörden, IPRU Başkanımız Tamay’a vefa

Geçtiğimiz hafta, karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün paydaşları olarak örnek bir birlikteliğe imza attık. 37 yıl boyunca Anadolu Isuzu’da değişik kademelerde çalışan ve son olarak Satış&Pazarlama Direktörlüğü görevini yürüten Sayın Fatih Tamay’ı sektörün tüm bileşenleri olarak ağırladık. Bu gecede sektörün sivil toplum örgütlerinin temsilcileri kadar, araç üreticisi firmaların temsilcilerinin de olması Tamay’ın tüm sektör tarafından kabul gördüğünü de ortaya koydu.

DEVAMI

9 Mayıs akşamı Arnavutköy Balıkçısı’nda karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün neredeyse tamamını temsil eden kişiler bir araya geldik. Sektörün hem sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini hem de sektöre araç üreten firmaların üst düzey yöneticilerini bir araya getiren sebep Mart ayında 37 yıllık emeğin ardından Anadolu Isuzu’dan emekli olan Fatih Tamay’dı. TOFED olarak Tamay’a vefa amacı taşıyan bir yemek organize ettik ve bu yemeğe sektörümüzle ilgili herkesi davet ettik.

Davetimize TOFED Kurucu Başkanımız Sayın Galip Öztürk dâhil olmak üzere, Tamay’ın da yıllarca içinde olduğu ticari araç sektöründeki rakiplerinin de eksiksiz katılması onun ne kadar sevildiğini bir kez daha gösterdi. Zira davetimize Mercedes-Benz Türk’ten, Otokar’a, Temsa’dan, Man’a, Brisa’dan ZF’ye kadar uzanan firmaların temsilcileri de katılma nezaketi gösterdi.

Katılımın bu denli yüksek olması ancak sevgili Tamay’ın saygın kişiliği ve sektörde tam bir kabul görmesi ile açıklanabilir.

Sevgili Tamay, Anadolu Isuzu’dan emekli oldu olmasına ama, bu emeklilik onun sektörümüzden tamamen kopması anlamına gelmiyor tabii ki. Bu bir ayrılık değil aslında tam tersine yeni bir başlangıç.  Kendisinin bundan sonra daha bol zamanı olacağını biliyoruz bu da sektörümüze daha çok zaman ayırması anlamına geliyor.

Ki kendisi zaten IPRU’nun genel başkanı. Bundan sonra IPRU’ya daha çok vakit ayırabilecek olmasından dolayı ayrıca mutluyum. Bu süreç şu an 19 farklı ülkeden 22 üyenin bulunduğu IPRU’muzun üye sayısının ve ulaştığı ülke sayısının daha da artmasını sağlayacak bir süreç olacaktır. Zaten IPRU da kendisine en yakın zamanda 50 ülkede örgütlenme hedefini koydu. Tamay’ın bu hedef doğrultusunda çalışacağına, çok kısa sürede IPRU’yu hem 50 ülkede örgütlü bir kurum haline getireceğine hem de IPRU ile birlikte Türkiye otobüsçülerinin tecrübe ve birikiminin tüm dünyaya yayılacağına hiç kuşkumuz yok.

Sektörümüzü bir araya getiren bu gecenin benim için asıl anlamı ise; bu camianın üzüntüde da sevinçte de bir araya gelmeyi başarması oldu. Bu birlik ve beraberlik ruhunun sektörümüze yansımasının olumlu olacağını düşünüyorum ve bunu canı gönülden istiyorum. Maliyetlerin ve gider kalemlerinin her geçen gün arttığı, firmalarımızın ayakta durmakta zorlandığı bu zor dönemde en çok ihtiyacımız olan bu birlik be beraberlik ruhudur. Yeni sezonda da bu ruhu taşımak ümidi ile…

08/05/2017

Turizmin yükselişi otobüsçüleri sevindiriyor
Gazetemizde turizm ile ilgili haberleri siz de takip ediyorsunuzdur. Bu haftaki sayıda Antalya’ya gelen özellikle Rus turist sayısının artışı ile ilgili bir haber var. Bu haberler karayolu yolcu taşımacılığı sektörü mensupları olan bizleri de gelecek için umutlu kılıyor. Zira Rusya’dan Antalya’ya uçakla gelen turistler eninde sonunda bir yerden bir yere giderken ya şehirlerarası otobüsleri ya da turizm taşımacılarının otobüslerini kullanacaklar. Bu da sektörümüzün iş hacmini göreceli de olsa artıracaktır.
Devamı
2015 yılının son günlerinde kuzey komşumuz Rusya ile yaşanan uçak krizi iki ülke arasındaki ilişkileri kesintiye uğrattığı gibi turizmimiz de önemli ölçüde etkilemişti. Özellikle Antalya ve çevresini tercih eden Rus turistler bu krizin ardından deyim yerindeyse ellerini ayaklarını Antalya’dan çekmişlerdi.
2016 yaz ve turizm sezonunu neredeyse bomboş geçiren Antalya bölgesinden bu yılın turizm sezonu öncesinde güzel haberler gelmeye başladı. Antalya Nisan ayında Antalya ve Gazipaşa-Alanya Havalimanlarından kente gelen turist sayısının 526 bin 349’a ulaştığını açıkladı. Geçen yıl Nisan ayında bu rakamın 384 bin olduğunu düşünürsek artışın yüzde 50’lere yaklaşmasının hayli umut verici olduğunu kabul etmemiz de gerekir.
Nisan ayının turizm sezonuna sadece hazırlık ayı olduğunu varsayarsak bu artışın Mayıs ve Haziran ayında daha da yükseleceği açık.
Bu artışlar karayolu yolcu taşımacıları olarak bize de umut veriyor. Kendi ülkelerinden havayolu ile gelen turistler elbette ki örneğin; Antalya ve civarını gezmek dolaşmak istediklerinde ya şehirlerarası otobüsleri ya da turizm taşımacılarının otobüslerini kullanacaklardır. Bu da sektörümüzün iş potansiyeli göreceli de olsa artıracaktır.
Umudumuz odur ki; ülkeler arasında yaşanan siyasi ya da ekonomik sorunlar en aza insin, böylece turizmdeki hareketlilik geçmiş yıllara göre daha da artsın. Bu da genel ekonomiye olumlu yansısın.
Öte yandan TOFED olarak biz sektörümüzün de ekonomisini düşünmesi ve temenniden öte otobüsçünün para kazanabilmesi için çözüm üretmesi gereken bir kurumuz. Bu nedenle de çalışmalarımız her daim sürüyor.
Bu hafta 2008 yılından bu yana işbirliği içinde çalıştığımız Shell yetkilileri ile bir araya geldik. Hedefimiz elbette ki sektörün daha avantajlı yakıt alabilmesi için 9 yıldır süren bu iş birliğini hep daha ileriye taşımak. Shell yetkilileri ile yeni sezonda otobüsçülerin kar edebilmeleri için elimizden gelenleri karşılıklı konuştuk. İndirim oranlarını artırmak için görüşmelerimiz önümüzdeki günlerde de sürecek.
Otobüslerimizin dolup taştığı, otobüsçülerimizin kar etmeye başladığı, sadece güzel haberler aldığımız Antalya bölgesi değil, sahil kıyısındaki Ege Bölgesi, yeşilin ve mavinin iç içe geçtiği Karadeniz Bölgesi, kültür turizminin, sağlık turizminin öne çıktığı alanların da turistle dolup taştığı bir yaz geçirmek dileğiyle…

09/05/2017

Sivil toplum örgütlerinin işlevleri

Sivil toplum örgütleri, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. TOFED tam da bu tanıma uygun bir sivil toplum örgütü olarak, sektörün menfaatlerini korumak ve kollamak üzere çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor.

Devamı

2005 yılında kurulan ve aradan geçen 12 yılda her aşamada daha da büyüyüp güçlene TOFED, sektörün merakla beklediği yönetmelik değişikliğinde de üzerine düşen görevin fazlasını yaptı.

Şubat ayında İstanbul’da geniş bir katılımla gerçekleştirdiğimiz Yönetmelik Değişikliği taslağında sona doğru yaklaşıyoruz.

Bu aşamada sektörün talepleri ile Ulaştırma Bakanlığımızın isteklerini aynı potada buluşturmak için TOFED olarak büyük çaba sarf ettik.

İstanbul’a gelen Bakanlık yetkililerimizle, sektörümüzün önemli bir kısmını temsil eden firmaların yetkililerini bir araya getirdik, günler süren istişarelerde ortak paydaları bulmak için ter döktük ve artık son aşamaya geldik.

Son olarak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı‘nın üst düzey kademesi tarafından Ankara’ya davet edildik. 27 Nisan Perşembe günü bu davete sektörü temsil eden sivil toplum kuruluşu ve firmaların temsilcileri olarak icabet ettik.

Karayolu Düzenleme Genel Müdürümüz Sayın Saim İlçioğlu başkanlığında düzenlenen toplantı tam 4 saat sürdü ve denilebilir ki masadan tam mutabakat ile kalktık. Bakanlık yetkililerimiz bu sefer sektörümüzün taleplerini doğru değerlendirerek, sektörün taleplerini içeren bir yönetmelik hazırlanmasını sağladılar.

Bu aşamada bizimle birlikte omuz omuza çalışan Bakanlık yetkililerimize teşekkürü borç biliyorum. Verdikleri destek olmasaydı değişiklik beklentilerimizi yönetmelikte hayata geçiremezdik. Bu açıdan bu yönetmelik sektörün en çok dahli olan yönetmelik değişikliği olarak tarihe geçecektir.

Mayıs ayında yayınlanması beklenen yönetmeliğin 2017 yaz sezonu öncesinde sektörümüze önemli bir ivme ve moral kazandıracağını düşünüyorum.

Bu aşamada yazımın ilk paragrafına geri dönmek istiyorum.  Dernekler Kanunu’na göre kurulan TOFED sivil toplum örgütü olmanın bütün gereklerini bu süreçte yerine getirmiş, sektör menfaatlerini korumaya çalışmıştır.

Bundan sonraki aşamada da bu tavrımız devam edecek.  Bütün işimiz gücümüz karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü daha ileri taşımak olacaktır.

 

24/04/2017

Sektör sezona hazırlanıyor

 

Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü uzun yıllardır 3 aylık bir dönemi ifade eden ‘Sezon’u Ramazan’ın sezon ortasına denk gelmesi nedeniyle yarım yaşıyor. Bu nedenle otobüsçülerin para kazandığı dönem artık iyiden iyiye kısalırken, Ramazan ve Kurban Bayramı’ndaki tatiller ile sömestre tatili sektöre nefes aldıran molalar haline geldi. Ancak bu yıl bunlardan farklı olarak ilk hareketlilik ve sezona hazırlık bayramdan önce 16 Nisan referandumunda yaşandı.

 

Devamı

16 Nisan Pazar günü Türkiye başkanlık sistemini oyladı.   Bu yazıda referandum sonuçlarını değerlendirmeyeceğim, o işi siyaset bilimi uzmanlarına bırakıyorum.

Burada benim asıl değinmek istediğin konu ve nokta, yaşanan bazı özel dönem ve olayların karayolu yolcu taşımacılığı sektörüne olan etkileri…

Malumunuz sektörümüz artık diğer ulaşım modlarının da etkisiyle, rekabete daha açık bir sektör haline geldi ve otobüsçünün para kazandığı dönem yaz tatilini içine alan 3 aylık dönem oldu. Son yıllarda Ramazan’ın tatile- sezona denk gelmesi nedeniyle iyiden iyiye kısalan sezon nedeniyle sıkıntılı zamanlar yaşayan, para kazandığı dönem iyice kısalan sektör mensuplarımız bayram, yılbaşı ve sömestre tatilleri gibi dönemlerde yaşanan yolcu artışlarını bekler oldu.

16 Nisan referandumu sektörümüz için bu açıdan da ayrı bir önem taşıyordu. Referandumda oy kullanacak olup, yaşadıkları yer ile ikametgâhları farklı iller olan başta öğrenciler olmak üzere azımsanmayacak sayıda vatandaşımız referandumdan önce yola çıktı.  Referandum seyahatleri 14 Nisan tarihinde başladı ve 18 Nisan tarihinde dönüşler olarak devam etti. Bu 4 günlük dönem Türkiye’nin hemen her yerine giden otobüslerin dolu olduğu bir dönem oldu.

Tabii oyunu kullanmak üzere İstanbul’a gelenleri de unutmamak lazım. Kısa bir süre olsa da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı özlenen kalabalık görüntüleri yaşadı.

Oy vermek için uzun yolculukları göze alanlar demokrasi sınavını başarıyla verirken firmalarımız bu sürede sınavı geçti. Firmalarımız yolcuların mağdur olmaması ek seferler düzenledi ve kimse yolda kalmadı.

Referandum öncesi ve sonrası yaşanan bu yolcu yoğunluğu aynı zamanda sektörümüzün, kıza bir süre sonra başlayacak olan sezona hazırlık dönemi oldu. Okulların kapanmasıyla birlikte başlayacak olan 2017 sezonunda yolcularına kaliteli, güvenli, konforlu yani kusursuz hizmet vermek isteyen sektör mensuplarımız eksiklerini, yapılması gerekenleri bu dönemde gördü ve sezona kadar eksiklerini ortadan kaldırmak için çalışmaya başladı.

Hem referandum sonuçları hem de başlayacak olan yeni sezonun ülkemize ve sektörümüze iyilikler getirmesini temenni ediyorum.

 

 

 

17/04/2017

TOFED çözümün yanında

12 Nisan Çarşamba günü TOFED olarak, sektörümüz için yine önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu firmaları, illerinde başlattıkları örnek uygulamaları, İstanbul’da da hayata geçirmek istiyorlar. Bu yönde de karar aldılar. Biz de TOFED olarak, doğru yaptıkları her işte yanlarındayız.

Son bir aydır sektörümüzde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki firmalarımızın yaptıkları örnek uygulamalar konuşuluyor. Maliyetlerin azaltılması noktasında gerçekten model olacak çalışmalar yapıyorlar. Gittikçe ağırlaşan koşullarda, artık taşınamayacak bir mali yük oluşturan şehiriçi acenteleri kapatıyorlar, ortak servis sistemini uyguluyorlar veya servisleri kaldırıyorlar. Kısacası maliyetlerini azaltıp, geleceklerine, firmalarına sahip çıkıyorlar. Yolcuyu rahatsız eden çığırtkanlığa, teşrifatçılığa karşı artık taviz vermeme kararları da çok yerinde. Şimdi yeni bir aşamaya daha geldiler. İstanbul’da da bu kararlılığı devam ettirmek istiyorlar.TOFED olarak yapılan her doğru işin yanında olduğumuzu, kendilerini desteklediğimizi açıkca ortaya koymuştuk. TOFED’in evsahipliğinde, 12 Nisan’da gerçekleştirilen toplantı da bu anlayışın bir yansımasıydı. Katılan bütün firma temsilcilerine teşekkür ediyorum. Mayıs ayında gerçekleştireceğimiz bölge toplantısıyla da desteğimiz devam edecek.

Geçtiğimiz haftaki bir diğer önemli toplantı da Sektör Meclisi toplantısıydı. Karayolu Taşıma Yönetmeliği Taslağı gündemin ana maddesiydi. TOFED olarak daha bu konuda bir çalışma komisyonu oluşturmuş, talep ve önerilerimizi içeren raporumuzu da hazırlamıştık. Oradaki görüşlerimizin temel esaslarını, Sektör Meclisi’nde dile getirdik. Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Sayın Mahmut Gürses’in katılımı da çok olumluydu. TOFED olarak sektörümüz için bu süreçte elimizden gelen katkıyı yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Sırada Ankara’da gerçekleştirilecek mini çalıştay var.

Sektör Meclisi’nin bir diğer gündem maddesi; İstanbul’daki otogarlar konusuydu. Bunda da en önemli mevzu hiç kuşkusuz, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı. Sektörün ortak kanaati, belli, Otogar’ın ıslah edilerek yerinde kalmasını istiyor. Işıklar Köyü’ne Otogar yapmak gerçekçi bir düşünce değil. Bu sektörün koşullarıyla, yolcuların rahat erişimiyle hiçbir şekilde bağdaşmaz. Seyahati zorlaştırmak, dolayısıyla yolcuyu otobüsten uzaklaştırmak anlamına gelir.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda yapıcı bir tutum içinde, sektörle beraber hareket etmesi gerekiyor. Anadolu Yakası’nda, yeni otogar ihtiyacını biz de söylüyor ve destekliyoruz. Ancak Avrupa Yakası’nda merkezi otogar zaten var. Üstelik konumu itibariyle, firmalar ve yolcular açısından en ideal olma özelliğini taşıyor. Eksikleri var mı? Elbette var. Ancak bunlar çözülemeyecek sorunlar değil. İşbirliği içinde hareket edersek her şeyin bir çaresi var. TOFED olarak bu konuda da sektörümüzün yanındayız, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. Havayollarının haksız rekabeti nedeniyle kolu kanadı kırılmış bir sektörü, İstanbul’da yani Türkiye ekonomisinin can damarında mutlaka ayakta tutmalıyız. Bu meseleyi sektörün gelecek meselesi olarak görüyoruz.

10/04/2017

Görüş ve önerilerimiz hazır

Karayolu Taşıma Yönetmeliği Taslağı ilan edildikten sonra, TOFED bünyesinde firma temsilcilerinin de katılımıyla bir çalışma komisyonu oluşturmuştuk. Komisyonumuz çalışmalarını geçtiğimiz hafta tamamladı. Sektörümüzün ortak aklını görüş ve önerilere yansıtan bir sinerji oluşturuldu.

Sektörümüzün mevzuattan kaynaklı bugünkü sıkıntılarının çözülmesini ve geleceğe hazırlanmasını sağlayacak bir çalışma titizlikle yürütülüyor. Yeni Karayolu Taşıma Yönetmeliği, Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde ilan edildikten sonra sektör mensuplarımıza bir çağrı yapılmış, görüş ve önerilerin beklendiği ifade edilmişti. TOFED’e sektör için elbette ki burada yine önemli bir vazife düşmüştü, biz de gereğini yapıp yönetmelik taslağı için bir çalışma komisyonu oluşturduk. TOFED yöneticilerimizin yanı sıra,  Pamukkale, Metro Turizm, Kamil Koç, Ulusoy, Truva Turizm, Ali Osman Ulusoy Turizm, İstanbul Seyahat,  Kale Seyahat’in temsilcileri de komisyon çalışmalarına katıldı. Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Ortak görüş ve önerilerini yansıtan bir metin çıktı ortaya. Sektörümüzden gelen talepler neticesinde; 6, 14, 24, 25, 40, 44, 55, 56, 57, 58, 73, 74’üncü maddeler üzerinde değişiklik talepleri oluştu. Raporumuzu bu hafta Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’ne göndereceğiz. Referandumdan sonra ise yönetmelik taslağı ile ilgili Ankara’da mini bir çalıştay yapacağız. Yeni yönetmeliğin sezona yetişmesi için Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Sayın Saim İlçioğlu ve ekibi olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Sektörümüz adına kendilerine teşekkür ediyoruz. Sayın Genel Müdür’den bir müjde daha aldık, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda açılacak, Ulaştırma Bölge Müdürlüğü İrtibat Bürosu, en yakın zamanda hizmete girecek. Bununla ilgili gerekli prosedür tamamlandı.

Diğer önemli bir konu, 12 Nisan’da TOFED’de Doğu ve Güneydoğu firmalarını ağırlayacağız. Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa’da önemli bir toplantı gerçekleştirmişlerdi. Firmaların maliyetlerinin azaltılması noktasında güzel açılımlar yapılıyor. TOFED olarak sektör için doğru yapılan her işi destekliyoruz. Gündemlerindeki bir başka meselede, otogarlarda çığırtkanların önlenmesi, yolcuların rahatsız edilmemesi. Bütün meseleler sektörümüzün ortak meselesi. Birlik ve beraberlik içinde hep beraber çözüm geliştirmeye devam edeceğiz.

Sektörümüzün gurur projesi IPRU’ya da ayrı bir paragraf açmak istiyorum. IPRU’ya neden sektörümüzün gurur projesi diyoruz? Sanırım kuruluş deklarasyonundaki ve genel kurulundaki fotoğrafa bakmak bile yeterli bir cevap olacaktır. Bütün dünyadaki karayolu yolcu taşımacılarını kapsamak üzere yola çıkan ve Türkiye merkezli kurulan ilk mesleki kuruluş olan IPRU elbette ki hem sektörümüzün hem de ülkemizin gururudur. Geçtiğimiz hafta, IPRU İcra Kurulu toplantısını gerçekleştirdik.  Genel Başkanımız Sayın Fatih Tamay, 1 Ocak 2016 tarihinden bugüne kadar yapılan çalışmaları ve önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmaları icra kurulu üyeleri ile istişare etti. 6 yeni üye ülkenin daha IPRU’ya katılması için faaliyetler sürdürülüyor. Mayıs ayı içinde de genel kurul yapılması planlanıyor.  IPRU’ya bütün sektör daha fazla sahip çıkmalıdır. Sadece işletmeci firmaları kast etmiyorum, üretici firmaları da kast ediyorum.  Sektörümüzü daha iyi yerlere getirmek istiyorsak uluslararası alanda da mutlaka etkin olmalıyız. Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.

 

03/04/2017

Aklın yolu Bayrampaşa

Bayrampaşa’daki İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın, 2019 yılından sonraki geleceği, sadece İstanbul’daki otobüsçüleri değil, tüm Türkiye’deki otobüsçüleri yakından ilgilendiriyor. Anadolu’daki bütün şehirlerin en önemli hattı; İstanbul hattıdır. İstanbul’da yanlış yerde yapılacak bir otogar tüm sektörü felç eder.

Geçtiğimiz hafta,  İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Daire Başkanı Sayın Yunus Emre Ayözen’i ziyaret ettik. Toplantımızın en önemli gündem maddesi İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’ydı. Bildiğiniz gibi 1994 yılında, açılışını Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın, 2019 yılında yap-işlet-devret sözleşmesi bitiyor. Sektörümüzün talebi, 2019 yılından sonrada mevcut Otogar’da devam etmek. Otogarların inşa edilmesinde birinci mantık, yolcunun erişimi açısından rahat olmasıdır. Bayrampaşa’daki, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı, raylı sistem ve entegrasyon imkanlarıyla biçilmiş kaftan olma özelliği taşıyor. Bağlantı yollarıyla da otobüslerimiz için ideal noktada. İstanbul trafiğine olumsuz bir durumu da yok. Üstelik yapılacak rehabilite çalışmasıyla bugünkünden daha iyi bir konuma da erişeceği kesin. O zaman bu konuda izlenilmesi gereken tutum önyargısız olmak ve sağduyulu davranmaktır. Asya Yakası’nda merkezi bir otogara ihtiyaç var fakat Avrupa Yakası’nda merkezi otogar işlevini İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı sürdürebilecek durumda.

Diğer taraftan otogarlar konusunda Anadolu’nun bazı şehirlerinde çok büyük yanlışlar yapıldı. Sektörden görüş almadan yeni otogarlar yaptılar, otogarları şehirdışına attılar, hem firmalar hem de yolcular mağdur oldu. Milli servet heba edildi. Bizim arzumuz, aynı yanlış İstanbul’da da tekrar edilmesin. Kötü misal emsal olmasın. Gelin, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı için ne yapılması gerekiyorsa yapalım. Sektörümüz,  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bu konuda olumlu bir adım bekliyor. Biz de TOFED olarak elimizden gelen desteği vereceğiz. Diyalog ve işbirliği kanallarımız her zaman açık. Sektörümüz için ne yapılması gerekiyorsa yaparız.  Yunus Emre Bey, yakın bir dönemde, şehirlerarası otobüsçülük sektörüyle bir çalıştay gerçekleştireceklerini söyledi. Çalıştaya da TOFED olarak destek vermeye hazırız. Öyle inanıyorum, bu konular orada daha derinlemesine konuşulacak.

Bir diğer önemli konu;  Karayolu Taşıma Yönetmeliği Taslağı. TOFED’de oluşturduğumuz komisyon, yönetmelik taslağını titiz bir şekilde inceledi. Taslak ile ilgili sektörümüzün görüş ve önerilerini Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’ne sunacağız. İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda açılacak, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğü İrtibat Bürosu ile ilgili de önemli bir gelişme yaşanacak. Önümüzdeki günlerde, bununla ilgili anlaşmayı Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü ile imzalayacağız. İnşallah sektör mensuplarımız, TOFED vasıtasıyla,  önemli bir hizmete daha kavuşmuş olacak.

27/03/2017

Yeni yönetmeliğe doğru

Sektörümüzün heyecanla beklediği Karayolu Taşıma Yönetmeliği Taslağı geçtiğimiz hafta, yayınlandı. Genel hatlarıyla baktığımızda olumlu bulduk. Şubat ayında, İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz çalıştayda aktardığımız görüş ve önerilerin de dikkate alındığını gördük.  Çalıştayın amacına ulaştığını ve verimli olduğunu bir kez daha müşahede ettik.

Şimdi önümüzde yeni bir süreç var. Yönetmelik taslağı, Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından yayınlandı ve sektörden görüş ve öneriler bekleniyor. Elbette ki, bu yeni süreçte de sektörün çatı sivil toplum kuruluşu TOFED olarak gerekli çalışmalarımızı yapacağız,  ilave görüş ve önerilerimizi sunacağız. Nitekim geçen hafta ilk toplantımızı firma temsilcileriyle gerçekleştirdik. Toplantıya katılan firma temsilcilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Yönetmelik taslağı konusunda, TOFED bünyesinde hemen bir komisyon oluşturduk. Komisyonda firma temsilcileri görev alıyorlar. Komisyon, bu hafta (Pazartesi) ilk toplantısını gerçekleştiriyor. Öyle inanıyorum ki,  bu süreçte komisyon da önemli bir yol gösterici olacak, ortak akıl ürünü olarak görüş ve önerilerini hazırlayacak.

Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin yenilenmesi sektörümüz için çok önemli. Çünkü yeni yönetmelik sektörümüzü 2023 yılına taşıyacak, önümüzdeki 25 yılın da vizyonunu gösterecek. Sadece günümüzün ihtiyaçlarını karşılayan bir yönetmelik değil, yarınlarımızı da şekillendiren bir yeni yönetmeliğe ihtiyacımız var. Hayat değişiyor, insanlar değişiyor, beklentiler ve ihtiyaçlar değişiyor. Değişimizin bu kadar hızlı olduğu günümüz dünyasında, sektör olarak biz de konumumuzu yeniden değerlendiriyoruz. Firmalarımız sürekli yenilik yapıyor, hizmet anlayışlarını değiştiriyor. Şöyle bir örnek vereyim, 25 yıl öncesine gidelim bugün otobüslerimizde verilen hizmetlerin; mesela koltuk arkası ekranların, ücretsiz internet hizmetlerinin kaç tanesini o zamanlarda hayal edebilirdik! Gerek rekabet gerek yolcu beklentileri sebebiyle sürekli yenilik peşindeyiz ve bu sektörümüzün çağa ayak uydurması anlamında iyi bir şey. Böyle davranmadığımız zaman kaybedenler, misyonunu tamamlayan sektörler tarafında oluruz. Havayolu, demiryolu gibi rakiplerimizden de çekinmiyoruz. Köklerimiz sağlam olduğu kadar geleceğimiz de parlak. Yeter ki aynı değişim gayreti ve çalışmasıyla işlerimize devam edelim. İşte bu bakımdan da yönetmeliğimizin yenilenmesi, günümüzün koşullarıyla uyumlu hale gelmesi büyük önem taşıyor. Sektörümüzün yeni yönetmelikten en büyük beklentisi önünü açması, geleceğine ışık tutması. Böyle olması için TOFED olarak biz de elimizden katkıyı yapacağız. Fikir ve önerilerimizin hepsi daha iyiyi daha ileriyi sağlamak için.

Bu hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) önemli bir toplantı gerçekleştireceğiz. İBB Ulaşım Dairesi Başkanı Yunus Emre Ayözen ile görüşeceğiz. Sektörümüzün gündemindeki konuları konuşacağız. TOFED olarak tavrımız her zaman belli. Biz işbirliğinin ve beraber hareket etmenin her zaman faydalı olduğu inancındayız. Sektörümüze katkı sunacak çalışmaların içinde yer almaktan, desteklemekten hiç kaçınmadık. Sorunların her zaman diyalog ve yapıcı tutum ile çözüleceğine inanıyoruz.

20/03/2017

Otobüslerin FSM’den geçiş yasağına karşı yapılabilecekler

Malumunuz, İstanbul’u fethederek bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlatan Fatih Sultan Mehmet, şehirler Sultanını Bizans’tan alırken kimsenin aklına gelmeyen bir yöntem kullanmış ve gemileri karada yürüterek Bizans savunmasını kırmıştı. Şimdi onun adını taşıyan köprüyü kullanması yasaklanan bizler de sorunumuzu çözmek için benzer bir yola başvurmaya hazırlanıyoruz.

Devamı

TOFED olarak şehirlerarası otobüslere uygulanan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçiş yasağına alternatif bir çözüm arıyoruz. Bu amaçla geçtiğimiz hafta İDO yöneticileriyle bir araya geldik. Bu ziyarette ‘otobüsleri denizden nasıl götürebiliriz’ sorusuna yanıt aradık.

14 Mart Salı günü gerçekleştirdiğimiz ziyarette İDO yöneticileri ile Yenikapı-Harem hattı konusunda fikir alışverişinde bulunduk, ayrıca Topçular-Eskihisar hattında otobüsçülere indirim ve öncelikli geçiş talebimizi ilettik. Öncelikli hedefimiz tabii ki sektörümüzün Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü kullanması nedeniyle artan maliyetlerini bir parça daha aşağıya çekebilmek. Diğer taraftan yolcularımızın yaşadığı zaman kaybının da önüne geçmeyi hedefliyoruz. Bunu gerçekleştirebilmek için de Yenikapı- Harem, Yenikapı- Yalova, Yenikapı – Mudanya gibi alternatif hatların açılması ve hatlarda da köprü geçiş ücretinin yarısının uygulanmasını talep ettik. Yine Eskihisar- Topçular hattında feribot ücretinin düşürülmesini ve ayrıca otobüslerin toplu taşıma aracı sayılarak ambulanslar gibi hiç bekletilmeden alınmasını istedik.

Bu taleplerimizi ilettiğimiz İDO yetkilileri temelde hiçbir talebimize karşı olmadıklarını ancak şehir içinde trafiği düzenleme yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nde olduğunu söylediler. Bir sonraki adımımızda böylece belirlenmiş oldu. Taleplerimizi İBB ve UKOME’ye iletebilmek için bu makamlardan da randevularımız alacağız. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağız.

Bu konuda yanlış anlaşılmaya mahal vermemek bir hususu tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizler, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapımına asla karşı olmadık. Ülkemiz için yapılan her yatırımı destekliyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü de bu kapsamda yapılmıştır. İstanbul’un transit trafik yükünün azaltılması için iyi bir çözümdür. Ancak şehirlerarası otobüslerin farklı bir konumu var. Sektörümüz yolcu taşımacılığı hizmeti veriyor, hem yolcumuzu en kısa zamanda gideceği yere götürmek hem de maliyetlerimizi düşürmek zorundayız. İstanbul’da gidiş-gelişte yolumuz 140 kilometre uzadı, bunun getirdiği ilave maliyeti firmalar karşılayamıyor. Seyahat süresi uzadığı için yolculardan da şikayet alıyoruz.  İstanbul’a transit bir trafik yükümüz yok. Anadolu ve Avrupa yakasındaki yolcu indirme-bindirme noktalarımız da belli. Bu konudaki arayışlarımız, sektörümüzün ve yolcularımızın sorunlarını çözmek için yapılan bir arayıştır.

 

 

13/03/2017

Bu hafta yine çok yoğun günler geçirdik.

Ankara temaslarımızın yanı sıra yine birçok toplantı gerçekleştirerek sorunlarımıza çözüm aradık. İlk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ve 2005 yılında kurulan İSPARK’ın Genel Müdürü Nurettin Korkut ile görüştük. Hepinizin kulağına gelmiştir; otogarın Tayakadın tarafına taşınacağı gibi söylentiler var. Otogarın Bayrampaşa’dan taşınmaması için her türlü girişimde bulunmaya devam edeceğiz. İSPARK ile görüşmemizin ana sebebi buydu. Toplantımız oldukça verimli geçti, birlikte çalışabileceğimiz yönünde çok güzel sinyaller aldık.

Geçtiğimiz hafta Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, UND genel kurulunda TIR’ların artık yurt dışına çıkışlarda 900 litre ÖTV’siz mazot alabileceği müjdesini verdi. TIR’lar için getirilen bu uygulamanın en kısa zamanda biz otobüsçüler için uygulanması da bir başka talebimizdir. 8 Mart Çarşamba günü bir Ankara  programımız oldu. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Şaban Atlas’ı, Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Sayın Saim İlçioğlu’nu, Genel Müdür Yardımcısı Sayın Nurhan Tüfekçioğlu’nu, Daire Başkanı Sayın Mahmut Gürses’i makamlarında ziyaret ettik. Gündemimizde yeni mevzuat için yapılan çalışmalar vardı, bu kapsamda geçtiğimiz ay İstanbul’da, gerçekleştirilen çalıştay için teşekkür ettik. Çalıştaydaki önerilerimizle ilgili, bürokratların olumlu bir tutum içinde olması, birçoğunun makul bulunması sektörümüz adına bizleri memnun etti. Türkiye-Sırbistan Kara Ulaştırması Karma Komisyon Toplantısı’na da katılım gösterdik. Sırbistan Karayolu Taşımacıları Derneği’nin de üyesi olduğu, IPRU’nun yaptığı çalışmalar da toplantıda gündeme geldi. Hem Türkiye, hem de Sırbistan tarafı, TOFED’in öncülüğünde kurulan  IPRU’ya büyük önem veriyor.

Haftanın son günü Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner ve Ak Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Kemal Oğuz Kıdıl otogarı ve federasyonumuzu ziyaret etti. 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumu için evet oyu isteyen yazıcı 18 maddelik değişikliğin neler getirdiğini de anlattı.

Tabi bizlerde hazır eski bakan ve şimdi ki AK Parti Genel Başkan Yardımcısını  bulmuşken sorunlarımızı bir kez daha dile getirdik ve çözüm noktasında Yazıcı’dan destek istedik. Karayolu yolcu taşımacılarının sorunların ilk sırasında 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın taşınma tartışmaları  var. Bu konu ile ilgili çalışmalarımız yukarıda da belirttiğim gibi devam ediyor ve çözülene kadar da devam edecek. Ayrıca otobüsler için Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün zorunlu güzergâh olması ve 2. el otobüs ihracatında ki zorluklar da Başbakan Yardımcısına ilettiğimiz diğer konular oldu. Gümrük ve Ticaret Bakanı olduğu dönemlerden bu yana karayolu yolcu taşımacılarının sıkıntılarını yakinen bildiğini ifade eden Yazıcı’dan tüm problemlerin daha iyi aktarılabilmesi için bizleri Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile bir araya getirmesini rica ettik.

06/03/2017

Mersin Otogarı’nda sorun çözüldü

Mersin’de 2015 yılından bu yana yaşanan otogar krizi sonunda çözüldü. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Burhanettin Kocamaz’ın girişimleri sonucunda, 1 Mart 2017 tarihinde yazıhaneler ihaleye çıktı ve meslektaşlarımızın ödeyebileceği, makul rakamlarla yazıhaneler kiralandı.  Böylece sektör mensuplarımızı uzun süredir meşgul eden sorun da çözülmüş oldu.

Devamı

Mersin Büyükşehir Belediyesi, 2015 yılından bu yana otogar konusunda yaşanan krize noktayı koydu.  Büyükşehir Belediyesi’nin işletmeye başladığı MEŞTİ’de bulunan 40 adet yazıhane 1 Mart 2017 günü yeninden ihale edildi ve Mersinli meslektaşlarımız ihaleye katılarak yerlerini kiraladı. Geçmişte 120 bin liraya kadar ulaşan yazıhane kiraları bu sefer daha makul rakamlarda kaldı Bu açıdan Mersinli meslektaşlarımız adına mutluyuz.

2 yıldır devam eden Mersin Otogarı sorunu böylece tarihe karıştı artık meslektaşlarımız sadece işlerine odaklanabilecekler.

Bu vesile ile sorunu meslektaşlarımız lehine çözen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Burhanettin Kocamaz’a bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Eğer ki Sayın Başkan dirayetli olmasaydı bu sorun daha uzun süre gündemdeki yerini korur, Mersinli otobüsçüler de dert çekmeye devam ederdi.

Ki bu teşekkürü geçtiğimiz hafta bizzat makamında kendisini ziyaret ederek de dile getirdik.

Bu aşamada bir de dileğimiz var. MEŞTİ’de yaşanan problemler nedeniyle bir süre otogar dışından kalkış yapan meslektaşlarımıza kesilen cezaların alınmaması ya da ertelenmesini gönülden diliyoruz. Bunun için de ayrıca talepte bulunacağız. Zira kendi inisiyatifleri dışında yaşanan gelişmeler nedeniyle bu yola başvuran meslektaşlarımız cezalarla karşı karşıya kalmamalıdırlar.

Mersin’de bir başka ziyaretimizi ise Ocak ayında Mersin’e atanan Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan’a yaptık ve yeni görev yerinde başarı diledik.

2015 yılından bu yana devam eden otogar krizinde en çok sıkıntı çeken otogar esnafımızı da unutmadık. Mersin ziyaretimizde esnafla bir araya gelerek sorunları ve çözüm önerilerini tartıştık.

Öte yandan TOFED Genel Merkezinde Ulaştırma Bakanlığı’nın bir irtibat bürosu bulunması için geliştirdiğimiz projede son aşamaya geldik. Sektör mensuplarımızın Bakanlık ile ilgili iş ve işlemleri için her seferinde Yeşilköy’deki Bölge Müdürlüğüne gitmemeleri için hayata geçirmek istediğimiz projenin altyapısı kurulmak üzere. Son olarak irtibat bürosunun internet bağlantıları için Türk Telekom’dan da izin çıktı, mümkün olan en kısa zamanda İrtibat Bürosu faal hale getirilerek sektörümüzün yaşadığı zaman kayıplarını en aza indireceğiz.

 

27/02/2017

2017 dolu dolu geçecek

Yaklaşık 2 ay önce yepyeni bir yıla, yeni umutlarla başladık. Tabi TOFED olarak bu yıl ile ilgili planlamamızı da çok önceden yaptık ve bugüne kadar yeni fikirler yeni öneriler ekleyerek 2017 yılı için kendimizi bir rota çizdik.  TOFED yönetim kurulu üyeleri ve üye derneklerin temsilcilerinin katılımı ile 22 Şubat Çarşamba günüde olağan Merkez Yürütme Kurulu Toplantılarımızdan birini gerçekleştirdik. Bu toplantıda hem 2016 çalışmalarımız hakkında katılımcılarımızı bilgilendirdik hem de 2017 projelerimizi paylaştık, fikir alışverişinde bulunduk.

Devamı

2017 yılının ilk Merkez Yürütme Kurulu Toplantısını 5 Ocak tarihinde yapmıştık. O tarihten bu yana 2017 yılının ilk hedefi olarak belirlenen Karayolu Yolcu Taşıma Mevzuatının günümüz koşullarına göre güncellenmesi konulu çalıştayı 10-11 Şubat tarihlerinde gerçekleştirdik.

Bu organizasyon sektörümüz için çok umut vericiydi ve meyvelerini en yakın zamanda toplayacağımızı düşünüyorum.

22 Şubat Çarşamba günü 2017 yılının ikinci MYK’sını da düzenledik. TOFED yönetim kurulu üyeleri ve üye derneklerin temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda 2016 çalışmalarımız hakkında katılımcılarımızı bilgilendirirken, 2017 rotamızı da tam anlamıyla çizdik.

Hepinizin malumu 2016 yılı sektörümüz ve ülkemiz için oldukça zor geçti. Dolayısıyla 2017’den beklentilerimiz çok büyük. TOFED olarak sektörümüzün sorunlarını tespit etmek, çözüm bekleyen konularda elimizden geleni yapmak her zaman asli görevimizdir. Bu sebeple 2017 yılında sorunların çözümü için konunun muhataplarını tek tek belirledik. Yeni yılda Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık,  Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı  başta olmak üzere, diğer bakanlıklar, İstanbul valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, UDH Bakanlığı İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü, İTO, TOBB nezdinde  IPRU, TOSEV ve TOFED üye dernekleri için çeşitli girişimlerimiz olacak.

Öncelikle Ulaştırma Bakanlığı’ndan taleplerimizden söz etmek istiyorum. F1 ve F2 Belgelerinin (F) Belgesi adı altında birleştirilmesi ve F belgeli acentelere uçak bilet düzenleme yetkisinin verilmesi, şehirlerarası yolcu taşımalarında terminal kullanma zorunluluğu uygulama sorunlarının çözümü, taşıtların sadece bir yetki belgesine kayıtlı olma zorunluluğunun kaldırılması, karayolu yolcu taşımacılığında zorunlu sigortalar ve manevi tazminat sorunun çözümü, tarifeli yolcu taşımalarında istihdam edilen yardımcı personellerin sertifikalandırılması, TOFED’e yönetmelikle belirtilen bir kısım yetkilerin devredilmesi, yolcu terminallerin yer seçimi ve işletilmesinde belediyelerin karar alma süreçlerinde tek yetkili kurum olmaktan çıkarılması ile uluslararası yolcu taşımacılığı mevzuat ve uygulama sorunlarının görüşülmesi gibi konular Ulaştırma Bakanlığı nezdinde yapılacak çalışmalarımızı ve taleplerimizi oluşturacak.

TOFED Akademi, TOFED Sigorta ve Shell kart gibi ticari projeler hakkında gelişmeleri de değerlendirdiğimiz bu MYK sonrası yeni projeler için de kolları sıvadık. Yenikapı-Yalova, Yenikapı-Mudanya, Eskihisar-Topçular gibi feribot geçişlerinden otobüslerin daha ekonomik bir şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla İDO yönetimi ile görüştük. Projenin çerçevesi henüz net değil. Konu netliğe kavuştuğunda sizlere de müjdesini vermekten mutluluk duyacağım.

Kısaca 2017 hedeflerimiz böyle. Bizi uzun bir maraton bekliyor. Hedeflerimizi gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağımıza hiç kuşkunuz olmasın. Tabi burada tüm sektörümüzün de desteğine ihtiyacımız olduğu aşikar. Ancak bir arada olabilirsek sorunlarımızı daha kolay çözüme kavuşturabiliriz.

 

20/02/2017

Çalıştay’ın ardından

 

Karayolu Yolcu taşımacılığı Mevzuat Çalıştayı’nı 10-11 Şubat tarihleir arasında geniş bir katılımla gerçekleştirdik. TOFED’in girişimi ve öncülüğünde, TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi, TOF, UYOF ve IPRU’nun desteğiyle düzenlenen Çalıştay kapsamında, sektörümüzün mevzuatla ilgili sıkıntıları enine boyuna tartışıldı, yeni fikirler ortaya çıktı. Sektör mensuplarımızdan gelen taleplerle oluşan toplam 38 öneri bürokratlara aktarıldı. Bu öneriler ışığında sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek yeni bir mevzuatın çıkacağına yürekten inanıyoruz.

Devamı

Sektörümüzün büyük bir umut ve heyecanla beklediği, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuat Çalıştayı’nı  10-11 Şubat tarihleri arasında, İstanbul Wow Hotel’de gerçekleştirdik. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın yaklaşık bir yıldır hazırlık yaptığı ve koordine ettiği çalıştay; Türkiye Otobüsçüler Federasyonu’nun (TOFED) girişimi ve öncülüğünde, TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi, Tüm Otobüsçüler Federasyonu (TOF), Uluslararası ve Yurtiçi Otobüsçüler Federasyonu (UYOF), Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacıları Birliği’nin  (IPRU) destekleriyle başarılı bir şekilde sonuçlandı.

Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuat Çalıştayımıza, sektörümüzün bütün STK’ları, 40 firma temsilcisi, toplam 80 kişi katıldı. Ayrıca, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı merkez bürokratları, İstanbul Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğü Bürokratları, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği temsilcileri de katılım gösterdi. Bu önemli organizasyona iştirak eden Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Sayın Saim İlçioğlu’na, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Sayın Tolga Acar’a, Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Sayın Mahmut Gürses’e, İstanbul Ulaştırma 1. Bölge Müdürü Sayın Cem Murat Yıldırım’a, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Uygulama ve Denetleme Daire Başkanı Sayın Kenan Aydoğan’a, diğer kamu temsilcilerimize ve sektör mensuplarımıza teşekkür ediyoruz. Çalıştayımıza verdiği destekten dolayı İstanbul Ticaret Odası’na da ayrıca teşekkür ediyoruz.

2003 yılında kabul edilen Karayolu Taşıma Kanunu ve ilgili yönetmelikler, değişen ve gelişen şartlar dolayısıyla sektörümüzün ihtiyaçlarına ve dinamizmine cevap veremez duruma gelmişti. Yeni bir mevzuat ihtiyacı oluştu ve sektörün görüş ve taleplerini almak için böyle bir çalıştayın gerçekleştirilmesi kararı alındı. Çalıştay kapsamında, sektörümüzün mevzuatla ilgili sıkıntıları enine boyuna tartışıldı, yeni fikirler ortaya çıktı. Sektör mensuplarımızdan gelen taleplerle oluşan toplam 38 öneri bürokratlara aktarıldı. Sektöre giriş koşullarının yeniden değerlendirilmesi, mesleki ve mali yeterlilik, mesleki saygınlık ilkeleri yeniden gözden geçirildi. Küçük ve orta ölçekli firmaların birleşerek yada işbirliği yaparak daha iyi şartlarda hizmet vermeleri için nelerin yapılabileceği de masaya yatırıldı. Meslekiçi eğitim, nitelikli personelin yetiştirilmesi ve sertifikasyonun sağlanması için yapılması gerekenler de yine gündemimizde yer aldı, yeni öneriler sunuldu. Sektörümüzdeki atıl kapasitenin ekonomiye kazandırılması için ihtiyaç duyulan mevzuat değişiklikleri de titizlikle incelendi. Sonuç olarak, verimli bir çalışma gerçekleştirildi. Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuat Çalıştayımız neticesinde, sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek yeni bir mevzuatın çıkacağına yürekten inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte de bize düşen her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.

 

13/02/2017

Bir çalıştaydan diğerine

Geçtiğimiz haftaki köşe yazımda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü AB Yatırımları Dairesi Başkanlığı’nın 7-8 Şubat tarihinde düzenleyeceği Ulusal Ulaştırma Ana Planı En İyi Uygulamalar Çalıştayına katılacağımızı belirtmiştim. Ülkemizin 2023 hedeflerine ve 2035 vizyonuna dayalı olarak Türkiye’nin yeni ulaştırma stratejisini hazırlamaya yönelik AB-Türkiye ortak projesi olan çalıştay 7 Şubat Salı günü başladı. Biz de TOFED olarak genel sekreterimiz Mevlüt İlgin ile çalıştaya katıldık.

***

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü AB Yatırımları Dairesi Başkanlığı’nın 7-8 Şubat tarihinde düzenlediği Ulusal Ulaştırma Ana Planı En İyi Uygulamalar Çalıştayına katıldık. Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Ulaştırma Ana Planı, 2023 hedeflerine ve 2035 vizyonuna dayalı olarak Türkiye’nin yeni ulaştırma stratejisini hazırlamaya yönelik AB-Türkiye ortak projesidir. Organizasyon önümüzdeki 20 yılda Türkiye’de uygulanması amaçlanan ulaştırma politikası önlem ve eylemlerinin seçilmesi açısından çok önemliydi. Bizde TOFED olarak çalıştayda yerimizi aldık. Limanlar ve deniz taşımacılığından, havalimanları ve hava taşımacılığına, lojistik ve intermodal taşımacılıktan demiryolu taşımacılığına kadar tüm ulaşım sistemleri çalıştayda değerlendirildi. Akıllı uygulamaların tanıtılması, Türkiye’ye nasıl adapte edilebileceğinin gösterilmesi gelecekteki ulaştırma sistemlerine yönelik vizyonun geliştirilmesi için çok önemliydi. Karayolu yolcu taşımacılığı içinde edindiğimiz bilgilerle gelecek vizyonumuz için yeni fikirler edindik.

Çalıştayda sektörümüzle alakalı olarak özellikle Yol Güvenliği Programı ve Güvenlik Planlama ile Profesyonel Sürücülere Yönelik Zorunlu Periyodik Eğitim konuları gündeme geldi.  Emniyet Genel Müdürlüğünce kazaların başlıca nedeninin insan faktörü olduğu belirtilen çalıştayda mesleki yeterliliğin önemi de vurgulandı. Tam da bu noktada karayolu yolcu taşımacılığının tek çatı örgütü TOFED olarak ne kadar doğru adımlar attığımızı bir kez daha gördük. Eğitim yılı ilan ettiğimiz 2017 yılında TOFED Akademi gerekli olan tüm mesleki yeterlilik belgelerini sektör mensuplarımıza sağlayacak. Geçen hafta Akademi eğitimlerinin çok yakında başlayacağını duyurmuştum. Kesin tarihte bugün belli oldu. 15 Şubata kadar kayıt alacak olan akademi 17 Şubat tarihinde de eğitimlere başlayacak. Mesleki yeterlilik belgesi almak isteyen tüm çalışanlar ve sektör temsilcileri TOFED’e müracaat ederek eğitim kayıtlarını yaptırabilir ve SRC Belgesi, Orta Düzey Yönetici, Üst Düzey Yönetici kurslarına katılabilirler.

Bir diğer konu ise 3-4-5 Şubat tarihlerinde yapılması planlanan ancak Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Saim İlçioğlu’nun rahatsızlığı nedeniyle ertelenen  ‘Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuat Çalıştayı’ 11-12 Şubat tarihlerine alındı. Eminim ki uzun zamandır hazırlandığımız bu çalıştay sorunlarımızı dile getirmemiz için çok verimli bir platform olacak.

2003 yılında devreye giren ve aradan geçen 14 yılda sektörün ihtiyaçlarını karşılamaktan hayli uzaklaşan Karayolu Taşıma Kanunu ve buna bağlı yönetmeliklerin revizesi için aylardır belirlediğimiz sorunlar, sunduğumuz fikir ve çözüm önerileri çalıştayda gündeme gelecek ve inanıyorum ki çözüm bulacak. Çalıştay ile ilgili tüm ayrıntıları önümüzdeki hafta köşemde anlatacağım. Şimdiden hepimize hayırlı olması dileğiyle.

06/02/2017

Çok yoğun bir haftayı daha geride bıraktık. 14 yıl önce devreye giren ve sektörün ihtiyaçlarını karşılamaktan hayli uzaklaşan Karayolu Taşıma Kanunu ve buna bağlı yönetmeliklerin revizesi için 3-4-5 Şubat tarihlerinde yapılması planlanan ‘Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuat Çalıştayı’mız maalesef Karayolu Düzenleme Genel Müdürümüz Sayın Saim İlçioğlu’nun rahatsızlığı nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmek zorunda kaldı.

Mevzuat çalıştayı ileri bir tarihe ertelendi

Hepinizin bildiği gibi bir süredir hummalı bir şekilde ‘Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuat Çalıştayı’ için hazırlanıyoruz. Ancak 3-4-5 Şubat tarihlerinde yapmayı planladığımız bu çalıştay Karayolu Düzenleme Genel Müdürümüz Sayın Saim İlçioğlu’nun rahatsızlığı nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi. Öncelikle, gazetemiz aracılığı ile Sayın genel müdürümüze geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Elbette her işte vardır bir hayır. Çalıştay için sürdürdüğümüz hazırlıklar, sorunların tespiti ve çözüm önerilerimizin araştırılması yeni çalıştay tarihi belli olana kadar da devam edecek.

Bu sürede Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü AB Yatırımları Dairesi Başkanlığı’nın 7-8 Şubat tarihinde düzenleyeceği Ulusal Ulaştırma Ana Planı En İyi Uygulamalar Çalıştayı’na katılacağız.

Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Ulaştırma Ana Planı, 2023 hedeflerine ve 2035 vizyonuna dayalı olarak Türkiye’nin yeni ulaştırma stratejisini hazırlamaya yönelik AB-Türkiye ortak projesidir. Organizasyon önümüzdeki 20 yılda Türkiye’de uygulanması amaçlanan ulaştırma politikası önlem ve eylemlerinin seçilmesi açısından çok önemlidir.

Sektörümüz açısından da önemli bir haber daha vermek istiyorum. Eğitimin ne kadar önemli olduğunu, ülkemizin gelişmesi ve ilerlemesi için en önemli konunun eğitim olduğunu her platformda dile getiriyoruz. Hatta sektör çalışanlarımızın çocuklarına burs vererek yola çıktığımız TOSEV ve ileride açmak istediğimiz okullar eğitime verdiğimiz önemin en net göstergesidir. Tabi eğitim-öğretim asla bitmeyen, her yaşta süren bir eylemdir.  Öğrenmenin asla yaşı yoktur. Sadece çocuklarımızın değil, sektör çalışanlarımızın da her zaman kendilerini geliştirmesi kişisel bir zorunluluktur. Tabi bir de Bakanlığın yasal zorunluluk olarak belirlediği eğitimler var. İşte tam da bu noktada TOFED yine sektörün tek çatı örgütü olma misyonu ile sektöre eğitimler sağlayacak. Uzun zamandır bahsettiğimiz TOFED Eğitim Akademisi Şubat ayında eğitimlerine başlıyor. Akademinin tüm sektörümüze yararlı olmasını diliyorum.

Şubat ayının ortalarında (tam tarihi önümüzdeki hafta belirteceğim) 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda bulunan TOFED Eğitim Merkezi’miz faaliyete açılıyor. Açılacak SRC Belgesi, Orta Düzey Yönetici, Üst Düzey Yönetici kursları ile mesleki yeterlilik belgesi almak isteyen meslektaşlarımız asgari kurs ücretleri ile belgelerini alabilirler.

Son olarak, geride bıraktığımız bu hafta yine tatsız bir olay yaşandı. Metro Turizm’e ait 2 otobüs park halindeyken kundaklandı. Milli servete zarar veren bu saldırgan kişileri hem şahsım hem de başkanlığını yürüttüğüm kurum adına kınıyorum.

 

30/01/2017

Gündeme dair

Yılın ilk ayı Türkiye için olduğu kadar karayolu yolcu taşımacılığı sektörü için de oldukça hareketli geçti. Döviz kurlarının yükselişi, siyasetteki hızlı gelişmeler, ağır kış şartları gibi pek çok etken Ocak ayının nasıl geçtiğini bile anlamamamıza neden oldu. Öncelikle Türkiye’yi etkisi altına alan ve sektör mensuplarımızı da yakından ilgilendiren kış şartları ve bunun sonuçları ile ilgili düşüncelerimi yazmak istiyorum.

Devamı

6-10 Ocak tarihleri arasında yaşanan yoğun kar yağışı hayatı felç etmiş, hava, kara ve deniz yolu seferlerinde aksamalar olmuştu. Havayolu ve denizyolu firmalarında yaşanan sefer iptallerine oranla karayolu yolcu taşımacılığı yapan firmalar daha az iptaller gerçekleştirmiş ve yolcu güvenliğini sağlayan alternatif yollardan yolcuları taşımaya devam etmişti. İşte tam da bu dönemde,  henüz gerçek anlamda tamamlanmayan ve otobüsler için zorunlu güzergâh olan 3. Köprünün güvenli olmaması sebebiyle kaptanlarımız ceza uygulanması pahasına 2. Köprüden geçmişti. Karayolu yolcu taşımacılığının çatı örgütü TOFED olarak yolcusunu mağdur etmemek için uygulanan cezalara göğüs geren otobüsçülerimizi yalnız bırakamazdık. Konuyu yetkili makamlara taşıdık ve bu çatı örgütünün başkanı olarak gururla müjde vermek isterim ki çabalarımız başarılı sonuçlar verdi. 6-10 Ocak tarihlerinde 2. Köprüden geçen ve cezai yaptırıma maruz kalan otobüsçülerimizin cezaları iptal edilecek.

Bizi dinleyen, sorunlarımızın çözümü konusunda destek olan herkese özellikle Ulaştırma Bakanlığı’nın yöneticilerine teşekkürü bir borç biliriz.

Öte yandan; büyük güçlü ve tam bağımsız Türkiye için, ülkemizin refahı ve istikrarın sürmesi için Nisan ayında yapılması öngörülen yeni anayasa referandumunda evet diyeceğimizi özellikle belirtmek isterim. Karayolu yolcu taşımacılığı olarak devletimizin, milletimizin her zaman yanındayız. Önümüzdeki hafta basın yayın organlarının da davet edileceği bir basın toplantısı düzenleyerek sektörümüzün devletimize verdiği desteği herkese duyuracağız.

Bu hafta çok önemli bir konumuz daha var.  Hükümetin son yayımladığı kanun hükmünde kararname (KHK) ile özel sektörün kamuya borcu için kur yılsonuna kadar 3.53 liraya sabitlendi. Bu da sektörümüzün umutlarını yeşertti. Çünkü her yıl döviz bazında binlerce otobüs alan sektörümüz de aynı beklenti içerisinde. Üretici firmalar gerek otobüsler gerekse de yan sanayi ürünleri için kuru sabitlemelidirler.

Yaşanan terör olayları ve darbe girişimi gibi birçok olumsuzluğun ardından en büyük zararı gören sektörlerden birinin karayolu yolcu taşımacılığı olduğu su götürmez bir gerçektir. Yolcu sayımızın yarı yarıya düşmesi, 3. Köprünün zorunlu güzergâh olması, akaryakıt zamları gibi üst üste gelen konular zaten belimizi büktü. Ülke olarak, sektörler olarak ayakta kalabilmemiz için birbirimize destek vermeliyiz. Bu nedenle özel sektörün kamuya borcunun silinecek olması bizler için bir emsal teşkil etmeli ve alınan otobüsler içinde kur sabitlenmeli.

Son olarak Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Vahap Munyar’ın dikkat çektiği bir konuya değinmek istiyorum. Munyar 26 Ocak Perşembe günkü yazısında İDO’nun Osmangazi Köprüsü’nde yapılan indirimi tahkime götürmesini konu edinmişti. Devletin indirime gittiği yerde İDO’nun tahkime gitmesi sektör olarak bizi çok şaşırttı. Zira bu indirim hem sektörümüzün hem de Osmangazi Köprüsü’nü kullanan- kullanacak vatandaşlarımızın lehinedir.

Biz hem İDO’nun fiyatlarında hem de köprülerde indirim istiyoruz.  Hatta otobüslerin İDO  gemilerinde toplu taşıma aracı sayılarak ambulanslar gibi öncelikli geçiş hakkı olması ve sıra beklemeden gemiye binebilmesi gerektiğini  savunuyoruz. Beklentilerimiz arasında otobüslerin İDO gemilerini kullanırken ödediği bedelin, gidiş- gelişte tek gidiş ya da tek geliş şeklinde fiyatlanması  da var.

 

23/01/2017

Hazırlıklarımız son virajda

Karayolu Yolcu Taşımacılığı Mevzuatı’nın günümüz koşullarına göre yeniden düzenlemesi ve sektörümüzün ihtiyacına cevap verebilmesi için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile düzenleyeceğimiz çalışta, yeni bir dönemin de habercisi olacak. Sektörümüzün 2023 hedeflerine hazır olması yapılacak yeni düzenlemelere bağlı.

2003 yılı sektörümüz için bir milat olmuştu.  O yıl kabul edilen ‘4925 Sayılı Taşıma Kanunu’, karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün sağlam bir hukuk düzenine yerleşmesine vesile olmuştu. Ancak değişmeyen değişimin kendisi.  Yaklaşık 14 yıllık bir süre zarfında köprünün altından çok sular geçti. Yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı, yeni sorunlar baş gösterdi. Bu sebeple geniş kapsamlı bazı mevzuat değişikliğinin yapılması gerekiyor. Bunun başlangıç noktası da; 3-4-5 Şubat tarihlerinde, Park Polonez Otel’de gerçekleştireceğimiz çalıştay olacak. Geçtiğimiz hafta çalıştay için yoğun bir ön hazırlık yaptık. TOFED ve TOF yöneticilerimizin yanısıra, İstanbul Ulaştırma Bölge Müdürlüğü’nden de temsilciler toplantımıza katıldı. Oldukça verimli bir ön hazırlık süreci yaşıyoruz. Bu süreçte destek veren tüm sektör mensuplarına teşekkür ediyorum. İstanbul Ulaştırma Bölge Müdürlüğü’ne de teşekkür ediyorum. Sayın Cem Murat Yıldırım ve ekip arkadaşları  her zaman sektörümüzün yanında. Çalıştayın da aynı şekilde başarılı geçeceğinden hiçbir şüphem yok. Biz sektör olarak her zaman birlik içinde hareket edersek çözülemeyecek bir sorunumuz yok. Yeter ki sorunlarımızı doğru tespit edelim, çözüm önerilerimizi de beraber sunalım.

Çalıştay, sektörümüzün 2023 yılına hazır hale gelmesini de sağlayacak diyorum. Çünkü sektörümüz yeni atılımlar yaparken, mevzuatın da uyumlu olması gerekiyor. Sektörün dinamizmini geriden takip eden bir mevzuat ile 2023 yılına giremeyiz. Şehirlerarası yolcu taşımacılarımız, turizm taşımacılarımız, uluslararası yolcu taşımacılarımızın mevzuattan kaynaklı sorunları var. Bunların çözümleri de yine bu sektörün içinde. Korsan taşımacılık ile mücadele konusunda da yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Çalıştay öncesinde sektörümüzden gelen talepleri ve çözüm önerilerini maddeler halinde belirledik.  Ana iskelet oluşmuş durumda. İlerleyen süreçte elbette ki yeni katkılar yeni öneriler de olabilir. Çalıştay zaten bu katkıları en ileri seviyeye taşımak için yapılıyor. Sektörümüzün geleceği konusunda umutluyum. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü biçim değiştirerek bugünkünden çok daha güçlü bir noktaya gelecektir. Türkiye güçlendikçe ve büyüdükçe, sektörümüzün de bundan azade olması düşünülemez zaten. Elbetteki konjoktürel  sıkıntılar olabilir. Ancak bunlar gelişme yönüne set çekemezler. 2017 yılının, sektörümüzün mevzuatla ilgili sıkıntılarının çözüleceği bir yıl olmasını diliyoruz ve bu eksende gayretlerimize devam ediyoruz.

16/01/2017

Sömestr tatilinden beklentimiz büyük

 

Öğrencilerin büyük bir istekle beklediği sömestr tatili bu hafta başlayacak. 23 Ocak’ta başlayan tatil, 3 Şubat Cuma günü sona erecek ve öğrencilerimiz 6 Şubat Pazartesi günü ders başı yapacak. 2 haftalık bu tatilin 9 günlük Kurban Bayramı tatili sonrasında sezonu kapatan sektörümüze bir hareketlilik getirmesini bekliyoruz. Hem kısa da olsa kış tatiline çıkacak olanların yanısıra sınavlarını tamamlamış olan üniversite öğrencilerinin de memleketlerine yapacakları yolculuklar sektörümüze kısa süreliğine de olsa nefes alma imkanı verecektir.

 

Devamı

 

19 Eylül 2016’da başlayan 2016-2017 eğitim öğretim döneminin ara tatili 23 Ocak günü başlıyor. Öğrencilerimiz 20 Ocak Cuma günü çalacak zil ile tatiline başlayacak. Bu tatil 3 Şubat Cuma günü sona erecek ve 6 Şubat Pazartesi günü ikinci yarıyıl başlayacak. 09 Haziran’da tamamlanacak olan eğitim öğretim yılına daha zinde girmek isteyen öğrencilerimiz ve tabi ki aileleri bu 2 haftalık süreyi güzel bir şekilde geçirmek isteyeceklerdir.

Biz de karayolu yolcu taşımacılığı sektörü olarak tatile çıkacak olan öğrencilerimiz ve ailelerini, gitmek istedikleri noktalara büyük bir keyifle taşıyacağız. Bu yolculuklar kış tatilinin keyfinin sürülebileceği yerlere olabileceği gibi, özellikle üniversite öğrencileri için de ailelerinin yanı, yani memleketlerine doğru olacaktır. Bu da 9 günlük Kurban Bayramı tatilinden itibaren durgunluğa giren sektörümüze hareketlilik getirecektir.

2 haftalık bu tatil süresince ben sektörüm adına bir çağrıyı tekrarlamak istiyorum. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı Sayın Bendevi Palandöken geçtiğimiz yıl turizmde yaşanan gerileme ve ekonomide yaşanan olumsuzluklar sebebiyle, 16 günlük sömestr tatilinin Türkiye içinde geçirilmesi çağrısı yaptı. Ben hem bu çağrıyı tekrarlıyorum, hem de ek olarak tatil sırasındaki yolculukların şehirlerarası otobüslerle yapılması isteğimi dile getiriyorum. Bu dileğim gerçekleşirse okulların kapanışına kadar sakin bir dönem yaşayacak olan sektörümüz kısa süreliğine de olsa rahat bir nefes alabilir.

*   *   *

Bu haftaki yazımda, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda faaliyetlerini sürdüren meslektaşlarımıza bir müjdem de olacak. Hali hazırda Yeşilköy’de faaliyetlerini sürdüren ve meslektaşlarımızın zaman zaman gitmekte zorlandığı Ulaştırma Bölge Müdürlüğü’nün otogar şubesi yakın bir zamanda hizmet vermeye başlayacak.

Sektör mensuplarının özellikle belgelerle ilgili işlemlerini otogar içinde kolayca halledebilmeleri için hayata geçirmek istediğimiz bu şubenin açılmasında bizlere büyük destek veren İstanbul Bölge Müdürümüz Sayın Cem Murat Yıldırım’a da teşekkürü borç biliyorum.  Sorunlarımızı kendi sorunu gibi sahiplenen ve çözümü için elinden gelen her şeyi yapan Sayın Bölge Müdürümüzün de desteğiyle açılan bu şube, sektör mensuplarımızın herhangi bir konu için sürekli Yeşilköy’e gitmesi zorunluluğunu da ortadan kaldıracak. Ulaştırma Bölge Müdürlüğü’nün Otogar Şubesi’nin sektörümüze hayırlı olmasını dilerim.

 

09/01/2017

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR

Karayolu yolcu taşımacılığı alanında hizmet veren üretici firmalar ve yolcu taşımacısı firmalar teknolojinin ve günün gerektirdikleri doğrultusunda her gün kendisi yeniliyor. Her yıl çıkan yeni otobüs modelleri, yolcularımızın rahatı için kullanıma sunulurken, koltuk arkası ekranından internetine, koltuk genişliğinden, yol boyunca ikramına kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülüyor. Firmalar yolcuların konforu için her türlü düzenlemeyi yaparken bir takım düzenlemeler de elbette ki firmalarımız için gerekiyor.

Devamı

2003 yılında çıkarılan Karayolu Taşıma Yönetmeliği maalesef günümüz koşullarına uymuyor ve ihtiyaçları karşılayamıyor. TOFED olarak yönetmeliğin yeniden düzenlenmesi ve günün gereksinimlerine uyum sağlaması için 3-4-5 Şubat tarihlerinde düzenleyeceğimiz büyük bir çalıştayda bir araya geleceğiz. Bu tarihe kadar lütfen herkes önerisini beklentisini, sorununu TOFED ile paylaşsın. Neler yapabileceğimize hep birlikte karar verelim.

Malum 2003 yılından bu yana epey şey değişti. En önemlisi o gün trafikte olan araç sayısı ya da seyahat eden insan sayısı ile bugünkü asla bir değil. İllerin, ilçelerin sınırları genişledi, insan sayısı arttı, trafikteki araç sayısı arttı… Teknoloji deseniz aldı başını gidiyor. Her yıl üretilen otobüsler konfor açısından uçaklarla yarışır hale geldi. Ancak anın gereksinimlerine göre geçici olarak üretilen çözümler, belge üstüne çıkarılan belgeler işimizi daha da karmaşık hale getirdi. Bu sebeplerle; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, EGM, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü, IPRU, Türkiye Belediyeler Birliği, TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi üyeleri, İTO 23 No’lu Seyahat Hizmetleri Meslek Komitesi, ATO ve ayrıca ulusal ve uluslararası karayolu yolcu taşımacılığı alanında faaliyet gösteren firmaların katılacağı çalıştaydan beklentimiz çok büyük.

Sektörün tüm oyuncuları bu çalıştayda bir araya gelerek görüşlerini ortaya koyacak. Sorunlarını anlatacak ve çözüm önerilerini sunacak. En önemlisi de konunun muhatapları, sorunlarımızın çözümünde en yetkili olan kişiler de orada olacak. Sorunları birinci ağızdan dinleyecek ve ne tür çözümler getirilebileceklerine karar verecekler.

TOFED olarak bu konuyla alakalı geniş katılımlı bir anket düzenledik. TOFED üyesi 79 il derneği ile yolcu taşımacılığı yapan 69 firmanın sorun ve çözüm önerilerini paylaştığı ankette bu süreçte en önemli beklentinin özellikle sayısı her geçen gün artan belgelere bir çözüm bulunması olduğu ortaya çıktı. Sektörümüz anket sonuçlarına göre;  B1, B2, D1, D2, D4, A… belgelerinin mevcut koşulları yeniden değerlendirilmesi, özmal koltuk sayısının artırılması, F1 ve F2 yetki belgeleri kapsamının genişletilerek demir, deniz ve havayolunda da bilet satabilmesi, biletlerdeki KDV oranlarının yüzde 8’e düşürülmesi, ÖTV oranının yeniden belirlenmesi, belediyelerin otogarların yer tespiti, inşası gibi konularda tek yetkili kurum olmaması, kaptanlara 5 yıllık yıpranma payı getirilmesi, korsan cezalarının artırılması gibi birçok konuda yeniden düzenleme talep etti. Düzenleyeceğimiz çalıştayda tüm bu sorunları ve önerilerimizi ortaya koyacağız. Umarım sektörümüzün de talepleri doğrultusunda önerilerimiz kabul edilir.

 

02/01/2017

2016’yı dev ulaşım yatırımları ile uğurladık

Bir yılı daha geride bıraktık. 2016 yılı 15 Temmuz darbe girişimi ve terör saldırıları gibi önemli toplumsal olaylar ile hatırlanacak olsa da, aslında ulaştırma alanında çok önemli yatırımların hizmete alındığı bir yıl olarak tarihte yerini aldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım önderliğindeki kadrolar yol, köprü, tünel gibi pek çok önemli yatırımı milletimize kazandırdı.

Devamı

2016’yı uğurladık, 2017’ye merhaba dedik. Yeni umutlarla karşıladığımız bu yıl da her şeyin, herkesin gönlünce olmasını temenni ediyorum. İnşallah 2017 toplum olarak huzur ve barışa eriştiğimiz bir yıl olsun.

2017 için iyi dileklerde bulunmaktan başka bir şey elimizden şimdilik gelmiyor ama geride bıraktığımız yıl Türkiye açısından oldukça önemli bir yıl olarak tarihe geçti. Her şey rutin seyrinde giderken 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin bütün dengelerini alt üst etti.

2016 asıl olarak 15 Temmuz darbe girişimi ile hatırlanacak olsa da biz şehirlerarası yolcu taşımacıları için çok çok önemli ulaşım yatırımlarının art arda hayata geçtiği yıl olarak da hatırlanacaktır.

Bu bağlamda önce 30 Haziran 2016’da Osmangazi Köprüsü açıldı. İstanbul-İzmir arası ulaşım mesafesini 9 saatten 3,5 saate indirecek olan Gebze-Orhangazi-İzmir otoyol projesinin en önemli ayağı Osmangazi Köprüsü’nün açılması biz yolcu taşımacıları için mesafeleri kısaltması açısından çok çok önemliydi.

Ardından 26 Ağustos tarihinde bu kez İstanbul’un 3. Köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü hizmete alındı. YSS Köprüsü biz otobüsçüler için tek ve zorunlu güzergah olarak belirlendi. Yolculuk süresini uzatması ve maliyetleri bu nedenle artırması açısından sektörümüzü olumsuz etkileyen YSS Köprüsü’nün yanı sıra Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü de kullanabilmemiz için girişimlerde bulunduk. Bu çabalarımıza 2017’de devam edeceğiz.

İki kıtanın en kısa yolu olarak adlandırabileceğimiz Avrasya Tüneli de 2016’da devreye giren en önemli ulaşım yatırımlarından. Asya ile Avrupa kıtasını deniz tabanının altından karayoluyla birleştiren tünel, İstanbul trafiğinin rahatlaması açısından büyük önem taşıyor.

Yıl bitmeden ise İç Anadolu’yu Batı Karadeniz’e bağlayacak Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli açıldı. Ilgaz Dağı yolunun 35 dakikalık geçiş süresini 8 dakikaya indiren tünel, söz konusu iki bölgenin ulaşımı açısından hayati öneme haiz.

Bir çırpıda saydığımız bu dev yatırımlar Türkiye’nin büyüklüğünü gösterdiği gibi, siyasi istikrarın da ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yılda ise neler olup biteceğini, hangi gelişmelerin yaşanacağını hep beraber göreceğiz.

Nice mutlu yıllara…

26/12/2016

YİĞİDİN HAKKI YİĞİDE

Bu haftaki yazımda bir hakkın teslimini yapacağım. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün mensubu olarak bizler, sıkı bir rekabet içindeyizdir.  Ama rekabeti bir tarafa bırakıp, sektörümüz için, ülkemiz için, ülkemizin geleceği olan çocuklarımız ve gençlerimiz için, yüce bir amaç için bir dakika bile düşünmeden bir araya gelip bir iyilik köprüsü de kurabiliriz. Bunu yapabileceğimizi de Batum’da TOSEV için düzenlenen organizasyonda bir kez daha gösterdik.

Devamı

15-18 Aralık tarihlerinde Batum’da eğitim kültür ve dayanışma gezisi düzenledi. Bu gezi, sektörümüzün içindeki dayanışma ruhunu yeniden ortaya çıkardı. Zira bu gezinin tüm gelirinin sektör mensuplarımızın çocuklarına eğitim bursu olarak geri dönecek. Bunu duyan sektör mensuplarımız hem Batum’a gelerek Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımıza katkı verdi hem de orada düzenlenen otobüs maketleri için yapılan açık artırmaya canı gönülden katılarak, ciddi rakamlar bağışlayarak katkı sundu.

Burada, gerektiği zaman birbiriyle en zorlu şekilde rekabet eden sektörümüzün ve paydaşlarının ulvi bir amaç için hiçbir şeyi göz önüne almadan nasıl bir araya geldiğine de geziye katılan herkes şahit oldu.

Ki Karayolu yolcu taşımacılığının özünde olan iyiliği ve insana dokunan en önemli sektörlerden olduğunu gezimize katılan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürü Cem Murat Yıldırım, “Öğrencilik zamanında param kalmadığında terminale gider Erzincan’a giden otobüslerin birine beni eve götürün ben dönüşte paranızı vereceğim derdim sağ olsunlar kimse de kırmazdı. Bunu hiçbir havayolu firmasında yapamazsınız. Sizler böylesine halka dokunan bir sektörü temsil ediyorsunuz”   sözleri ile anlattı.

Bu sözlerin üzerine söylenecek çok şey zaten yok ama duyarlılığı ve vatan sevgisi bu kadar üst düzey bir sektörün mensubu olmaktan duyduğum mutluluğu dile getirmeden de edemeyeceğim. Biz bir arada olduğumuz müddetçe üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur.

Geçtiğimiz hafta İstanbul yaşayan İstanbul’un yollarını kullanan herkesi yakından ilgilendiren dev bir ulaşım yatırımı daha hizmete girdi. İstanbul’daki trafik sorununun çözümüne katkı sağlayacak ve İstanbul Boğazı’ndaki karayolu geçişlerini rahatlatacak Avrasya Tüneli Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın da katıldığı bir törenle hizmete açıldı.

Yatırım bedeli 1 milyar 245 milyon dolara ulaşan Avrasya Tüneli günde 100 bin aracın dışarıdaki hava şartlarından etkilenmeden rahat bir şekilde kullanması itibariyle İstanbul trafiğine katkı sağlayacak.

Türkiye’nin ekonomisinin büyüklüğünü göstermesi açısından da son derece önemli olan bu yatırımı hayata geçiren başta hükümetimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürü borç biliyoruz.

 

19/12/2016

ZOR GÜNLER ELBET GEÇECEK

 

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en zor zamanlarını yaşıyoruz. Hedefi gencecik polis ve askerler, suçsuz günahsız siviller olan terörün kitleleri sindirmeye yönelik etkisi toplumun her katmanına sirayet ediyor. 19 Aralık Cumartesi günü, Beşiktaş ile Bursaspor arasında oynanan futbol maçı sonrasında Dolmabahçe’de patlatılan bombalar 44 masumun aramızdan ayrılmasına neden oldu. Henüz bu katliamın acıları tazeyken 17 Aralık Cumartesi günü bir kötü haber de Kayseri’den geldi.

Devamı

 

Ülkemizin ve milletimizin huzurunu bozmaya yönelik tüm insanlık dışı saldırılar gibi bu saldırının da huzur, barış ve kardeşliğimizi bozmasına;  geleceğimize olan inancımızı sarsmasına asla izin vermeyeceğiz.  Bu cümle 13 Aralık Salı günü 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda düzenlediğimiz basın açıklamamızın metninden bir cümle ve yürekten inanıyoruz bu cümleye.

En temel insan hakkı olan yaşama hakkını hedef alan saldırıyı kabul etmemiz mümkün değil. Sivillerin, görevi başındaki polis ve askerimizin katledilmesini, bir korku toplumu yaratılmasına alışmamız elbette ki mümkün değil.

Terörün hedefine ulaşmasının önündeki en büyük engel Türkiye’nin geleceğine inanan toplumumuzdur.  Terör olaylarına karşı milletçe verilecek en güzel cevap; birlik ruhu içerisinde, ortak akılla teröre, terör örgütlerine, terörü besleyen ve yönlendiren kirli odaklara karşı yekvücut olduğumuzu göstermektir. Bunun için en büyük görev bize düşüyor.

Terör odaklarının yaratmak istediği sessiz ve korku dolu toplum yerine, gündelik hayatını olduğu gibi devam ettiren bir toplum olmamız gerekiyor. Yine alışverişe, tatile, yolculuğa, maça gitmemiz gerekiyor ki terör odakları amaçlarına ulaşamasınlar. Sinmediğimizi, sinmeyeceğimizi tam tersine daha da kenetleneceğimizi, bir olacağımızı dost da görsün düşman da…

Biz bu aşamada karayolu yolcu taşımacıları olarak, ülkenin her yerinden yolcu taşımaya devam edeceğiz. Hizmetimizde herhangi bir kesinti hiçbir şart ve şekilde olmayacaktır.

Bu haftaki yazımda sözünü edeceğim diğer konu ise Türk toplumunun yardımlaşma geleneği… Türkiye terör saldırılarının acılarını yaşarken, biz ülkemizin geleceği çocuklarımız için anlamlı bir etkinliğe imza attık. Geliri Türkiye Otobüsçüler Sosyal Dayanışma ve Eğitim Vakfı’na (TOSEV) kalmak üzere Batum’da  bir sektör buluşması düzenledik. Sağolsun sektör mensuplarımız bizi burada yalnız bırakamadılar.  15-18 Aralık tarihlerinde Batum’da düzenlediğimiz eğitim kültür ve dayanışma gezisine sektörümüzün tüm paydaşları ve sektörümüzün lideri Galip Öztürk de katıldı. Bu geziden elde edilen tüm gelir TOSEV tarafından sektör mensuplarının çocuklarına eğitim bursu olarak verilecek.

Bu nedenle Batum’a gelen, TOSEV’in gelirini ve dolayısıyla dağıtılacak burs miktarını bağışları ile artıran tüm sektör mensuplarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Hem ülkemizin hem sektörümüzün eğitimlerine bir şekilde destek olduğumuz gençlerimizin ellerinde şekillenecektir.

21/12/2016

2016’yı uğurlamaya hazırlanırken

Hem Türkiye hem de dünya için son derece önemli gelişmelerin, olayların yaşadığı 2016 yılını geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Bu yıl sektörümüz için de hayli zor geçen bir yıl olarak hafızalarda yer edecek. Biz yılı uğurlamaya hazırlanırken de sektörümüzün sorunlarının çözümü için çalışmayı sürdürüyoruz. Bu çerçevede geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muzaffer Hacımustafaoğlu ile yaptığımız görüşmelerde 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın mevcut yerinde hizmet vermeye devam etmesi konusundaki sektör görüşünü bir kez daha dile getirdik.

Devamı

2016 yılı Türkiye için tarihi öneme sahip olayların yaşandığı bir yıl olarak tarihe geçecek.  Yaşanan bu olayların etkilerinin daha uzun süre devam edeceğini öngörüyoruz. Bu karışık ortamda sektörümüzün sorunlarının ortaya konması ve çözümü için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Bu çerçevede geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muzaffer Hacımustafaoğlu ile bir araya geldik.  Bu görüşmede öncelikli konumuz 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın mevcut yerinde hizmet vermeye devam etmesi konusu oldu. Sayın Genel Sekreter Yardımcısı Hacımustafaoğlu’na bu tezimizi gerekçeleriyle anlattık.

Diğer taraftan Aksaray’da bir terminalde hizmet veren yurt dışına yolcu taşıma firmalarının da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’na taşınmasını gündeme getirdik. Ayrıca İstanbul ilçelerinde hizmet veren yazıhanelerin bir noktada toplanması, bu merkezlerden ring servisi ile yolcuların otogara güvenli bir şekilde taşınması yönündeki projemizi kendisiyle paylaştık.

Otogar’ın E5 ve E6 yolları ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü bağlantı yollarının yapılması konusunda gündeme getirdiğimiz görüşmede, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün otobüsler için müşterek kullanım yolunun açılması konusunu da masaya yatırdık.

Ayrıca otogarın kuzeyinde 800 veya 1000 otobüslük bir otoparkın yapılması yönündeki talebimizi de kendisine ilettik.

İstanbul trafiğini ilgilendiren kararları alan Ulaşım Koordinasyon Merkezi(UKOME) alacağı kararlarda TOFED’in de görüşünün almasını da talep ettik. Sektörün,  belediye ile birlikte işbirliği içinde olması, ülke ve sektör adına her zaman fayda sağlar.

Geçtiğimiz haftanın önemli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Dövizini Bozdur Ülkene Sahip Çık, Türk lirası değer kazansın ” çağrısıydı. Bu çağrıya ülkesinin geleceğini düşünen herkes yanıt verdi. Biz de TOFED olarak bu kampanyaya sonuna kadar destek veriyoruz.

Türkiye genelinde hizmet veren TOFED üyesi 81 derneğin çalışanları ile tüm sektör mensupları da kampanyaya koşulsuz desteğinin sunuyor ben de herkesi elinde bulunan dövizi bozdurmak suretiyle vatanımıza ve bayrağımıza sahip çıkmaya davet ediyorum.

Diğer taraftan tek kazanç kapısı olan biletlerini TL ile satan sektörümüz otobüslerin kendisi dâhil neredeyse tüm satın almalarını dolar ya da Euro ile yapıyor. Özellikle otobüs yatırımlarını uzun süreli borçlanma ile yapan sektörümüzü yaratılan suni döviz yükselmesi sonucunda hatırı sayılır bir zarar uğradı. Bundan sonrasında bu zararların yaşanmaması için Türkiye’de üretim yapan otobüs firmalarını araçlarını TL ile satmaya davet ediyoruz.

Bu kampanyaya katılmak, elindeki dövizi Türk lirasına çevirmek, ticari işlemlerini TL ile yapmak kazancını Türkiye’den sağlayan herkesin vefa borcudur.

 

05/12/2016

ÇARE TOPLU TAŞIMADA

 

Dünyanın en önemli ve nüfus yoğunluğu yüksek kentlerinde kent içi ulaşım meselesi toplu taşıma ile çözüme kavuşturulmuştur. Gerek lastik tekerlekli araçlar, gerek raylı sistemler, gerekse de deniz yolu ulaşımının toplu taşımaya yönelik kullanılması ile trafik ve kentsel hareketlilik sorununu en aza indiren Paris, Londra, Newyork gibi metropolleri örnek alan İstanbul’da da kent içi toplu taşımanın geldiği noktayı Transist Fuarı’nda gördük.

 

Devamı

 

İstanbul Kongre Merkezi’nde 1-3 Aralık tarihleri arasında Transist 2016 Uluslararası İstanbul Ulaşım Kongresi ve Fuarı vardı. Fuarın açılışını Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’in yaptığı fuar, kent içinde trafik sorununun toplu taşıma ile çözülebileceği ve kentsel hareketliliğin yine toplu taşıma ile sağlanacağı mesajlarının verildiği bir platform olarak öne çıktı.

Fuarda İstanbul gibi 15 milyon nüfus ve 30 milyona varan günlük hareketliliğin yaşandığı dünya metropolünde trafik sıkışıklığı yaşanmaması için özel araçlar yerine toplu taşımanın kullanılması gerektiğine vurgu yapıldı. Açılışa katılan Sayın Ulaştırma Bakanımız Ahmet Arslan, yaklaşık 1,5 milyar nüfusun yaşadığı bir alana 3 ila 4 saatlik uçuşla erişilebildiğine dikkat çekerken, Türkiye’nin bu köprü konumunun hakkını vermesi için projeler geliştirildiğini ifade etti.

Türkiye’de son 15 yılda karayolu ulaşımında yapılan otoyol ve bağlantı yolları hakkında bilgiler veren Arslan, yapılanlarla yetinmediklerini, Çanakkale 1915 Köprüsü’nü yaparak Marmara Denizi etrafında bir ring oluşturacaklarını ve İstanbul’un üzerinden trafik yükünü alacaklarını söyledi.

Sayın Bakan diğer taraftan da sadece Marmaray ile 170 milyonun üzerinde yolcu taşındığını, Avrasya Tüneli bittiğinde de günde ortalama 120 bin aracın geçmesini öngördüklerini dile getirdi. Tüm bu anlatılanlar, Türkiye’de artık ulaşılamayan yer kalmadığının da ispatı aynı zamanda.

Sayın Bakan’ın toplu taşımaya işaret ettiği konuşması sektörümüz açısından da önem taşıyor. Fuarda ağırlıklı olarak kent içi toplu taşıma konuşulsa da şehirlerarası karayolu yolcu taşımacıları olarak bizler de esasında bir nevi toplu taşıma yapıyoruz.  Şehirlerarası yollarda içinde sadece sürücüsünün olduğu araçların 45’inin yolcusunun bir otobüste yolculuk ettiğini varsaysak, kullanılan akaryakıtın ne denli azalacağını ve bunun ekonomiye yansımalarını düşünebiliyor musunuz?

Diğer taraftan özellikle bayram dönemlerinde ortaya çıkan bir gerçek var.  Şehirlerarasında trafiğin had safhaya çıktığı bayram dönemlerinde yaşanan trafik kazalarının pek çoğu özel otomobillerin karıştığı kazalardır.  Otobüslerimizin bu dönemlerde karıştığı kaza sayısı yok denecek kadar azdır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kaza istatistikleri de bu söylemimizi doğrulamaktadır.

Bu nedenledir ki, hem şehirlerarasında hem de şehir içinde toplu taşımayı tercih etmek herkesin her açından kazancı olmasını sağlayacaktır.

 

28/11/2016

Tarihi toplantı

Bu hafta sektörümüz açısından çok önemli bir toplantı yapıldı. Daha önceden üyesi olduğu TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi kanalıyla karayolu yolcu taşımacılığı sektörününsorunlarını yakından takip edenAK Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi ile TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunu buluşturdu. Sorunlarımızın çözümü için tüm yetkili tarafların aynı masa etrafında buluştuğu toplantı ayrıca TBMM dışından katılanların olduğu en geniş katılımlı toplantı olarak da tarihe geçti.

23 Kasım 2016 Çarşamba Günü TBMM’de Yapılan toplantıda TOFED olarak bizde sorunlarımızı, çözüm için görüş ve önerilerimizi sunduk.Köprülerin yapılış amacı ulaşımı çabuk, kolay ve konforlu hale getirerek zamandan ve maliyetlerden tasarruf sağlamaktır.  Ancak 3. Köprü ile otobüslerin seyahat süresi iki saat uzadı. Ayrıca her bir otobüsiçin sefermaliyeti aylık 6 bin 500 TL arttı. Yolcuların sefer süresinin uzamasına bağlı olarak otobüsleri tercih etmemesiyle birlikte de maliyetler artarken gelirler azaldı. Bu nedenle otobüslerin her iki köprüyü birde kullanmasının daha doğru olacağına dair kanaatimizi toplantıda bir kez daha ifade ettik.

Ülkemizde yolcu terminallerinin yer seçiminden, büyüklüğüne ve işletilmesine kadar olan süreçte Belediyeler tek ve imtiyazlı kurum olarak karar vermektedirler.   Maalesef bu da büyük bir problem. Çoğu zaman sektör mensuplarının görüşü alınmadan inşasına başlanılan yolcu terminalleri; gerek yer seçimi ve gerekse kullanışsız olması nedeniyle hem yolcuların hem de sektörümüzün ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Toplantı da bunu da aktardık. Terminallerinin inşası ve işletilmesi süreçlerinin tespit ve koordine edileceği;   Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme bakanlığı nezdinde kurulacak ve içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri ile sektör temsilcisi olarak TOFED’in de olacağı bir komisyonun kurulmasının ülkemizin ulaşım politikaları doğrultusunda verilecek doğru bir karar olacağını katılımcılar ile paylaştık.

Ayrıca hepimizi çok yakından ilgilendiren otogarın taşınması konusunun da bir kez daha altını çizdik.  İstanbul halkına entegre yolcu taşımacılığı imkanını veren 15 Temmuz Demokrasi Otogarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sektörümüzün ve halkın ihtiyaçlarını karşılamayacak bir ilçeye taşınarak kapatılmak istenmektedir. Bu otogarın yıkılarak halkın otogara ulaşımında zorluk çekeceği bir ilçeye taşınması, yeni terminal için yapılacak maliyetlerde göz önünde bulundurulduğunda,  kamu kaynaklarının israfına neden olacak ve sektörümüze beklenen hizmeti sunmayacaktır. Bu nedenle 15 Temmuz Demokrasi Otogarının yapılacak ıslah projesi ile yenilerek halkımıza hizmet vermeye devam etmesi önem arz etmektedir.

Aktardığım konular sektörümüz açısından öncelikle çözüme kavuşturulması gereken konulardı ama tabii ki sadece bunları da konuşmadık. Taşıma yetki belgesi sahiplerinin aynı belge sahipleri ile ortak organizasyonlar ve ortak taşımalar yapabilmesi, ulaşım koordinasyon merkezleri mevzuatının yeniden düzenlenmesi, korsan yolcu taşımacılık faaliyetlerinin engellenmesi, karayolu yolcu taşımacıları düzenleme kurulunun oluşturulması, karayolu yolcu taşımacılığı mevzuat değişikliği çalıştayının yapılması gibi konularda da sektörün görüş ve önerilerini aktardık.

Toplantı sonunda, 2017 yılının ilk yarısında, tüm ulaştırma sektörlerinin yolcu taşımacılığını kapsayacak şekilde bir çalıştay yapılması kararı alındı. Bu tarihi toplantı umarım kısa zamanda meyvelerini verir.

 

 

 

21/11/2016

 

SAĞLIĞINIZI DA DÜŞÜNÜYORUZ

 

Sağlık elbette ki herkesin en önemli hazinesidir. Ancak konu her gün yollarda yüzlerce can taşıyan bir sektör ve çalışanları olunca bence sağlık iki kat daha önemli bir hal alıyor. Dolayısıyla sektörün çatı örgütü TOFED olarak, üyelerimizin sağlığı için bir takım çalışmalar da yapmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Bu noktadan hareketle geçtiğimiz hafta çok önemli iki hastane ile işbirliği anlaşmaları imzaladık. Bundan böyle üyelerimiz ve aileleri hem Kolan Hastanesinde hem de Dünyagöz hastanelerinde indirimli tedavi olabilecek.

Devamı

Cihan padişahımız Kanunu Sultan Süleyman’ın Muhibbi mahlası ile yazdığı şiirler içinde belki de en bilineni ile başlamak istiyorum bu haftaki yazıma:

Muhibbi bu şiirine “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
”  diye başlar. Bugünün Türkçesi ile aşağı yukarı “Halkın gözünde iktidar gibi, zenginlik gibi değerli bir şey yok. Hâlbuki şu cihanda bir nefes sıhhat gibi hiç mutluluk olamaz” anlamına gelen bu iki dize sağlığın ne denli önemli olduğunu, cihana hükmeden bir padişahın dizeleriyle anlatması açısından da son derece önemlidir. Doğrudur sağlığımızdan öte hiçbir zenginlik yoktur elde edilmesi için çalışılmaya değer. İşte bu nedenle TOFED olarak sektörümüzün de sağlıklı olması için bir takım çalışmalara imza atıyoruz.

Şehirlerarası karayolu yolcu taşımacılığı sektörü yılda aşağı yukarı 200-250 milyon yolcu taşıyor. Bu rakam göz önüne alındığında sektörümüzün hem ekonomik hem de sosyolojik büyüklüğü bir kez daha anlaşılır. Bu nedenle yolcuları bir yerden başka bir yere ulaştıran, insanları sevdiklerine kavuşturan sektörümüzün tüm üyelerinin sağlığına da çok iyi bakması gerekiyor. Malum yaptığımız iş çok zor bir iş kolu ve malum “Biz insan taşıyoruz.”

Özellikle kaptanlarda uzun süreli oturmalara bağlı bel fıtığı, bel ağrıları, göz bozuklukları,  düzensiz beslenme kaynaklı şeker, kolesterol problemleri, fiziksel aktivite azlığı sebebiyle kas ve eklem ağrıları sıklıkla yaşanan sağlık problemlerinin başında geliyor. Sektörün en büyük ve tek çatı kuruluşu Türkiye Otobüsçüler Federasyonu olarak elbette ki sektörümüzün sağlığını da düşünmemiz gerekiyor. Sağlığınızı korumanıza yardımcı olmak amacıyla Kolan ve Dünyagöz hastaneleri ile bir takım anlaşmalar imzaladık. Bundan böyle Kolan Hastanesi TOFED üyeleri ve ailelerine yüzde 20, Dünyagöz Hastaneleri ise yüzde 25 indirim uygulayacak.

Öte yandan alt kuruluşumuz olan UATOD ilede önemli bir çalışmaya daha imza attık. Bundan böyle, Büyük İstanbul Otogarı Yönetim Binasında bulunan Eğitim Merkezimizde, mesleki yeterlilik kurs ve eğitim faaliyetleri yapılacak.Ayrıca programlanacak eğitimlerle üye işletmelerde görevli veya irtibatlı ticari araç sürücülerinin, orta ve üst düzey yöneticilerin mesleki gelişimini sağlamak hedefiyle; SRC, ODY, ÜDY, Ekonomik Araç Kullanım Teknikleri, İleri Sürüş Teknikleri eğitimleri de verilecek.

Sektörel sorunların çözümü için  hayata geçirdiğimiz çalışmalarımız kadar, sektörümüzün sağlığını ve eğitim düzeyini de üst seviyelere çıkarma çalışmalarımıza yeni yılda da tüm hızımızla devam edeceğiz.

 

 

 

 

 

 

14/11/2016

 

2. el otobüslerin ihracı sektörü rahatlatır

Türkiye’de şu an 100 bin adedin üzerinde ikinci el otobüs olduğunu söylesek sektörümüzle ilgisi olan da olmayan da şaşırır sanırım. Yaklaşık 8 bin otobüsle hizmet veren sektörümüzün, filolarını gençleştirme adına otoparklara çektiği bu otobüslerin ihraç edilmesi, hem ekonomimize girdi sağlar hem de ülkemiz 2. el otobüs mezarlığı haline gelmez. Bu düşünceden hareketle TOFED olarak  “İkinci el otobüslerin ihracı” projesini gerçekleştirme hedefindeyiz. Rotamız ise Afrika, Asya ve Ortadoğu…

DEVAMI

Türkiye’de ikinci el otobüs stoku 100 bin sınırını da aştı. Doğudan batıya, kuzeyden güneye hem şehirlerarası yolcu hem de turizm taşımacılığı yapan şirketlerin filolarını müşteri memnuniyetini artırma adına sürekli yenilemeleri sonucunda oluşan bu stok Türkiye lehine eritilebilir. Bunun için TOFED olarak bir proje geliştirdik. Bu projenin hayata geçmesi için öncelikle bir fuar alanına ihtiyacımız var. Eğer bu alan tahsis edilirse, bir fuar düzenleyip ikinci el otobüsleri burada teşhir edeceğiz. Fuar stokta bulunan otobüslerin ihracını sağlayarak,  Türkiye’yi 2. El otobüs mezarlığı olmaktan da kurtarır. Aynı zamanda ekonomimize de önemli bir girdi sağlanır.

 

Bu projeyle otobüsler Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerine kolaylıkla satılabilir. Böylece hem otobüsçüler hem de Türkiye’de üretim yapan firmalar için olumlu sonuçlar ortaya çıkar.      Zira ikinci el otobüslerin ihracına yönelik bir pazar sorunu yaşamayacağımızı yaptığımız araştırmalar açıkça ortaya koyuyor. İlk etapta stokta bulunan 100 bin otobüsün 25 binini bile ihraç edersek Türkiye rahatlar, ekonomi de canlanmış olur. Diğer taraftan 25 bin otobüsün ihracatı denildiğinde, bu en az 10 bin otobüsün yenilenmesi anlamına da gelir. Bu da sektör temsilcileriyle çalışanlarının kazanacağı anlamına geliyor. Bu ayrıca çevre kirliliğinin önüne geçmek demektir.

Projeyi Cumhurbaşkanlığı nezdinde gerçekleştirilen ziyaretler kapsamında 31 Mayıs- 2 Haziran tarihleri arasında Uganda ve Kenya’da gerçekleştirilen resmi ziyaret sırasında Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekçi’ye anlatmıştım ve Sayın Bakanımız bu konuda bize destek vereceğini ifade etmişti. Ancak araya 15 Temmuz darbe girişimi girince, proje havada kaldı.  15 Temmuz olmasaydı projemizi hayata geçirecektik.

Şimdi umudumuz ve beklentimiz bir süredir rafta bekleyen bu projenin hayata geçebilmesi için hükümet kanadından gereken desteğin en kısa sürede verilmesidir. Böylece sektörün önemli bir sorununu ortadan kaldırmış, ekonomiye can suyu vermiş oluruz

 

 

 

07/11/2016

 

Ortak akıl zamanı

Şehirlerarası otobüslere,   Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişinin yasaklanmasıyla başlayan sıkıntı sezonun bitmesinin ardından çok daha ağır hissedilmeye başlandı. Firmalarımız bu sorunun mutlaka çözülmesini bekliyor, zira oluşan yeni maliyetler kaldırabilecekleri maliyetler değil. Çözüm için kamu ile özel sektörün ortak bir akıl ile hareket etmesi gerekiyor.

Ölü sezon diye tabir ettiğimiz kış sezonuna zorlu bir sorun ile girdik. Tarifeli yolcu taşımacılığı yapan şehirlerarası otobüslere, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişin yasaklanması, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yasaklanması iki taraflı bir sorunu ortaya çıkardı. Firmalarımız tarafından baktığımızda gidiş-gelişte güzergâh 130 kilometre arttı. Kısa mesafelere çalışan,  Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün günde iki kez kullanan bir otobüsün aylık maliyeti toplam 11 bin 500 TL artmış durumda. Günde bir kez kullanan uzun mesafeler de bu maliyet artışından azade olmuş değil. Onların da aylık maliyeti ortalama 5 bin 750 TL artmış durumda. Yani ister kısa mesafeye ister uzun mesafeye yolcu taşımış olsun bütün firmalarımız dertli durumda. Firma sahiplerimizin, yöneticilerimizin, kaptanlarımızın, muavinlerimizin TOFED’e en çok aktardıkları mesele bu mesele oldu. Maliyet artışı aynında, seyahat süresinin uzaması sebebiyle yolcuyla sürekli karşı karşıya geldiklerini ifade ediyorlar.

Sorun yolcu tarafında da büyük sıkıntı oluşturdu. Seyahat süresi yaklaşık bir buçuk saat uzayınca yolcular ilk tepkiyi kaptanlara muavinlere gösteriyorlar. Oysa ki, onlar da kendileri gibi bu sorunun mağduru durumunda ve çözüm bekliyorlar. Gideceği yere en uygun sürede ve güvenle varmak elbette ki yolcumuzun beklentisi. Firmalarımız da bunun gayreti içinde hizmet vermeye çalıyorlar. Ancak bu mesele sektör ile yolcunun arasına da girmiş oldu. Yolcu tarafında da sorun en ağır şekilde kısa mesafe hatlarında hissediliyor. En fazla tepkiyi kısa mesafeli hatlara seyahat eden yolcular gösteriyor. Sorunun çözümü için kamunun anlayışını bekliyoruz. Bu soruna ortak akıl ile bir çare bulabiliriz.

Bir konuya daha paragraf açmak istiyorum. Karayolu Taşımacılık Kanunu ve Yönetmeliği’nin yenilenme ve değişen koşullara göre tekrar bir elden geçirilme zamanı geldi. İhtiyaçlar değişiyor, sektörün parametreleri değişiyor, hedefler değişiyor, ulaşım modları arasındaki denge değişiyor. Yani değişmeyen tek şey değişimin kendisi. Yeni duruma ve yeni hedeflere göre kanun ve yönetmelik ihtiyacı hasıl oldu. Bunun için başlatılacak süreçte de mutlaka sektörle beraber hareket edilmeli ve sektörün görüşü alınmalı. Biz TOFED olarak, Karayolu Yolcu Taşımacılık Kanunu ve Yönetmeliği’nin yenilenmesi sürecinde gerekli katkıyı sunmaya hazırız. Yapılacak değişikler sektörün gelecek vizyonunu da yeniden dizayn edecek. Biz bizimle ilgili olarak verilecek kararların veriliş sürecinde söz sahibi olmak istiyoruz. Bu sektörün ihtiyaçlarını, bu sektörün mensuplarından daha iyi kimse ifade edemez. TOFED başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları bu sürecin içinde bulunmalı,  hatta öncüsü olmalıdır.

01/11/2016

MAHMUTBEY GİŞELERİNDEKİ SIKIŞLIKLIK VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Yavuz Sultan Selim Köprüsü malumunuz karayolu yolcu taşımacılığında hizmet veren sektörümüzü önemli ölçüde etkiledi. Mesafenin uzaması ile zaman kaybının artması,  daha fazla akaryakıt harcanması, köprü ve otoyollara verilen geçiş bedellerinin yükselmesi gibi etkileri olan 3. Köprü, İstanbul’un trafiğini de olumsuz etkiledi. Mahmutbey gişelerinin yükü 3. Köprü’nün kullanımı ile daha da arttı, kent trafiği bu artıştan negatif etkilendi.

Devamı

Karayolu yolcu taşımacılarını ciddi anlamda etkileyen Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılmasıyla birlikte yükü daha da artan Mahmutbey Kavşağı’nda trafik sıkışıklığı had safhaya çıktı. Bu sıkışıklık kent trafiğini etkilediği gibi, Trakya bölgesine yolcu taşıyan meslektaşlarımızı ve ihracat yükü taşıyan TIR’ları da olumsuz etkiliyor.

Bu trafiği aslında TIR ve kamyonlar oluşturuyor. 2. Köprü’yü sadece belirli saatler içinde kullanma hakları olan kamyon ve TIR’lar Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü herhangi bir saat sınırlaması olmadan kullanabiliyorlar. Bu durum da zaten yoğun bir trafiğe sahip olan Mahmutbey gişelerinin yükünü kat be kat artırınca trafik daha da içinden çıkılmaz hale geliyor.

Bölgenin trafiğinin daha da artması üzerine şikayetlerin de yoğunlaşması üzerine bir açıklama yapan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan, Mahmutbey gişelerindeki sıkışıklığı gidermek için Serbest Geçiş Projesi uygulamasına geçeceklerini belirtti. Sistemin gelecek ay hizmete alınması ile trafiğin yüzde 30 rahatlayacağını belirten Bakan Arslan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden gelip Odayeri’nden Çatalca’yı bağlayacak yeni bir devlet yolu yapıldığını da hatırlattı. 3 gidiş-3 geliş şeklinde yapılan yolun 2017’nin sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini kaydeden Bakan Arslan bu yolun trafik sıkışıklığının azaltılması noktasında ciddi etkisinin olacağını söyledi.

Mahmutbey gişelerinde yaşanan sıkışıklığın azalması hem meslektaşımız otobüsçülere, hem ihracat yükü taşıyan nakliyecilere hem de İstanbullulara büyük fayda sağlayacak. Önemli bir sorun böylece ortadan kalkmış olacak.

Biz de Türk otobüsçülerinin çatı örgütü olarak, kendi sorunlarımızın çözümü noktasında Bakanlıkla iletişim halinde olmaya devam edeceğiz. 3. Köprü’nün karayolu yolcu taşıma sektörüne olan olumsuz etkilerini 9 Kasım günü Ankara’da TOBB’un merkez binasında Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın da teşrif edeceği sektörel şurada bir kez daha dile getireceğiz. Kendisi de otobüsçü bir aileden gelen ve Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptığı uzun sürede sektörümüzün her sorununa sahip çıkan Sayın Yıldırım’ın yine bize sahip çıkıp, sorunumuzun çözümü noktasında girişimlerde bulunacağına yürekten inanıyoruz.

 

24/10/2016

GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ

 

Geçtiğimiz hafta sektörümüz ve TOFED için oldukça sevindirici gelişmelerin yaşandığı bir hafta oldu. Federasyonumuzun Kurucu Onursal Başkanı Sayın Galip Öztürk, uzun bir aradan sonra vatan toprağına ayak bastı. Öztürk, FETÖ’nün kurduğu kumpaslar sonucunda verilen mahkumiyet kararlarının önüne “İnfazın durdurulması ve yeniden yargılama” kararı ile geçilmesinin ardından Türkiye’ye döndü ve ilk işi memleketi Samsun’a gitmek oldu. Biz de 2005 yılında TOFED’in kuruluşuna ön ayak olan, sektörün kurumsallaşmasında ilk ve en önemli adımı atan kurucu onursal başkanımızı bu mutlu gününde yalnız bırakmadık.

Devamı

Galip Öztürk hakkında verilen mahkumiyet kararlarının infazının durdurulması ve yeniden yargılama kararının verilmesi hepimizin Türk adaletine olan güveninizi tazeledi.

FETÖ tarafından kurulan kumpaslar sonucu mahkum olan Metro Holding Kurucu Onursal Başkanı, Türk karayolu yolcu taşımacılığı sektörü için önemli ve öncü bir isim. Sektörümüzün kurumsallaşmasında çok önemli payı olan Öztürk, 2005 yılında Türkiye Otobüsçüler Federasyonu’nun da kuruluşuna ön ayak oldu. Öztürk, bugün 10 yaşını geçmiş, sektör sorunlarının duyurulması ve çözümü noktasında önemli bir referans kaynağı olan TOFED’in kurucu ve onursal başkanı unvanını da taşıyor. Sayın Öztürk, sektörümüzün geleceğinin şekillendirilmesi için birlik olmanın gerekliliğine yıllar önce dikkat çekmiş ve tek çatı altında toplanmanın güçlü bir sivil toplum örgütü, güçlü bir sektör ortaya çıkaracağını söylemişti. Sektörümüz için bu vizyonu çizen Sayın Öztürk’ün yeniden aramızda olmasının mutluluğunu yaşıyoruz.

Adalet geç de olsa tecelli etti ve kendisi bundan böyle vatan toprağında, ailesi, meslektaşları ve  dostları ile bir arada yaşayacak.

Kendisine yeniden ‘aramıza hoş geldin’ diyorum.

*   *   *

Diğer taraftan yine kuruculuğunu Sayın Galip Öztürk’ün yaptığı Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacıları Birliği (IPRU)  hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum. Türk otobüsçüsünün 100 yıla yaklaşan bir zaman diliminde edindiği sektörel tecrübeyi dünyaya ihraç etmesi için kurulan IPRU 2017 yılında önemli atılımlar yapacak.

Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz IPRU’nun İcra Kurulu’nda birliğe katılacak yeni üyeleri de gündeme aldık. Türkiye ile 19 üye ülkeye sahip olan IPRU’nun 2017 yılı sonunda üye sayısının 25’e ulaşmasını öngörüyoruz. En son Irak’ın katılımıyla üye ülke sayımız 19 olmuştu. Sırada 20. üye ülke olarak Cibuti var. Cibuti’den sonra Afganistan, Pakistan ve Macaristan’ın üyeliği ile ilgili girişimlere başlayacağız ve 2017’de üye ülke sayısını 25’e çıkarmış olacağız. Böylece IPRU sektörümüzün uluslararası vizyonu olma yolunda öncü rolünü sürdürecek, sektörel tecrübeyi yakın komşularımızdan, Avrupa ülkelerine ve hatta uzak coğrafyalara kadar götürmemizi sağlayacak.

Yaşanan bu güzel gelişmeler, geleceğimize ve güzel günlerin hem ülke hem de birey olarak bizi beklediğine olan inancımızı ve umudumuzu artırıyor.  Güzel günler yakında…

 

 

 

 

 

 

17/10/2016

ADALET ER YA DA GEÇ TECELLİ EDER

Bazı isimler ve sektörler vardır ki birbirinden ayrı ya da bağımsız düşünülemez. Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Kurucu Onursal Başkanı Sayın Galip Öztürk ve karayolu yolcu taşımacılığı sektörü işte tam da böyle bir uyum içindedir.  Sektörümüzün kurumsallaşmasında, sivil toplum örgütlerinin gücünün farkına varılmasında en büyük paya sahip olan Öztürk, elinde olmayan sebeplerle bir süredir yurt dışında yaşıyordu. Sektörün ‘Başkanı’ Sayın Öztürk adaletin tecelli etmesi sonucu ülkesine dönüyor.

Devamı

Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED),  Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacılığı Birliği(IPRU), Türkiye Otobüsçüler Sosyal Dayanışma ve Eğitim Vakfı (TOSEV) gibi karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün sivil toplum örgütlerinin fikir babası ve kurucusu Sayın Galip Öztürk, FETÖ’cü çetenin kurduğu kumpaslar sonucunda hakkında verilen hapis cezaları nedeniyle bir süredir Türkiye’den uzakta yaşıyordu.

Hakkında verilen hukuk dışı kararlar nedeniyle Batum’da sevdiklerinden ayrı yaşamak zorunda kalan Sayın Öztürk artık çok sevdiği ülkesine dönme hazırlığı yapıyor. Zira adalet geç de olsa tecelli ediyor, doğru er geç ortaya çıkıyor.

Hukuk mücadelesini yılmadan usanmadan sürdüren, suçsuzluğunu kanıtlamak için her yolu deneyen Sayın Öztürk amacına ulaştı. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verilen mahkûmiyet kararlarını haksız bularak infazın durdurulması kararı almasıyla Galip Öztürk Türkiye’ye dönme hazırlıklarına başladı.  Hukuki engellerin ortadan kalkması ve sektör liderimizin yeniden aramızda dönecek olması her birimizi heyecanlandırdı. Hukuki işlemlerin en çabuk şekilde tamamlanması ile kendisini en yakın zamanda aramıza katılması en büyük beklentimizdir.

Öztürk’ün Türkiye’ye dönecek olması sadece karayolu yolcu taşımacılığı sektörü için anlam taşımıyor. Öztürk’ün yeniden ülke toprağına ayak basması, Metro Holding’e bağlı çok sayıdaki şirketinde çalışanları tarafından büyük bir umut ve sevinçle karşılandı. Zira kabul etmek gerekir ki Öztürk’ün yatırımcı kişiliği her dönem ön plandaydı. Türkiye’ye döner dönmez eminim ki yatırımlarına devam edecek,  Türk ekonomisine katkı sağlayacak ve iş imkanı sağladığı ortalama 30 bin kişinin sayısı daha da artacaktır.

Son olarak Sayın Galip Öztürk’ün FETÖ’ye karşı kazandığı bu hukuki zafer,  aynı mağduriyeti yaşayan çok sayıda kişiye de umut olacaktır.  Bu da toplumsal barışın sağlanması açısından oldukça önemlidir diye düşünüyorum.

 

 

10/10/2016

Birlik olmaktan başka çaremiz yok

Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Merkez Yürütme Kurulu Toplantısı’nı 4 Ekim Salı günü geniş bir katılımla gerçekleştirdik. İzmir’den meslektaşlarımızın da katıldığı toplantıda başta Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün mecburi istikamet olarak belirlenmesi ile yaşanan sorunlar olmak üzere, kosan korsan taşımalarla mücadele, otogarımızın yerinde kalması konusunda kamu otoriteleri nezdinde yapılacak çalışmalar gündeme geldi.

Devamı

Geçtiğimiz hafta TOFED toplantı salonunda yaptığımız MYK toplantısının ana gündem maddeleri; UKOME kararıyla şehirlerarası otobüslere Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün mecburi tutulması Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişin yasaklanması sebebiyle yaşanılan mağduriyet, meselenin çözümü için kamu nezdinde yapılan girişimler, korsan taşımacılıkla mücadele konusunda yaşanılan gelişmeler, TOSEV’in daha fazla güçlendirilmesi için yapılacak çalışmalar, sektörün sigorta konusundaki temel referansı haline gelen TOFED Sigorta’nın yeni dönemi, İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın yerinde kalması konusunda üniversitelerden talep edilecek teknik raporlarve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapmayı planladığı cep otogarları oldu.

Öncelikli konumuz tabi ki 3. Köprü yani Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün sektörümüze zorunlu ve tek güzergâh olarak dayatılması oldu. 3. Köprü’nün sektörümüze etkisi yolun uzaması ile seyahat süresinin uzaması, akaryakıt giderlerinin artması,  hat- sefer planlaması yapılamaması şeklinde oldu. Bu nedenle bazı firmalar, bazı seferlerini 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’ndan yapmayı durdurdu.

Biz bu yaşanacakları önceden görmüşve 15 Temmuz tarihinde, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan ve Müsteşar Yardımcısı Sayın Şaban Atlas’ı ziyaretimizde konuyu gündeme getirmiştik. Burada sektörün her iki köprüyü de kullanma talebini aktarmıştık.  Aradan 3 ay geçti ve öngördüğümüz her şey bir bir gerçekleşti. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişin yasaklanması ile güzergâhımız 70 kilometre uzadı.  Yolculuk süresi arttı, maliyetler iyiden iyice yükseldi.

Burada amacımızı yapılan hizmeti eleştirmek değil. Kamyonlar, tırlar ve transit giden araçlar için yeni köprüyleiyi bir çözüm sağlanmıştır. Ancak şehirlerarası otobüsler için her iki köprüde serbest olmalıdır.

TOFED olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye,  çözüm için Başbakanlık ve Ulaştırma Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmaya devam edeceğiz. Burada firmalarımıza da sorumluluk düşüyor, çözüme götürecek yol birlikte hareket etmektir. Birlik beraberliğimizi bozmadan, aynı amaç uğruna aynı yolda birlikte yürümekten başka bir çaremiz yok. Sektörümüzü, sektör mensuplarımızdan daha iyi tanıyan ve savunacak kimse doğal olarak yok.

 

 

03/10/2016

TOSEV HEDEFLERİNİ BÜYÜTTÜ

 

Türkiye Otobüsçüler Sosyal Dayanışma ve Eğitim Vakfı (TOSEV) 2013 yılında, örgütlü gücün ne kadar önemli olduğunu bilen Sayın Galip Öztürk’ün yönlendirmeleri sonucunda önce kurulmuştu. 2013 yılında kurulan TOSEV sektörde birlik ve dayanışmayı amaçlamasını yanı sıra, ihtiyacı olan sektör mensuplarına yardım,sektörde eğitim ve mesleki gelişimin artması gibi çok önemli işlevleri de sahip. Eğitimi her şeyden önde tutan vakfımız kuruluşundan bu yana toplam 308 öğrencimizin öğrenim hayatına maddi katkılar sunarken, 2017’de hedefimiz daha çok sayıda bursimkânı yaratmak.

DEVAMI

Yüzlerce yıllık bir gelenek olan vakıf geleneğini sektörümüzde de yaşatma isteğinden yola çıkıldı ve 2013 yılındaTürkiye Otobüsçüler Sosyal Dayanışma ve Eğitim Vakfı (TOSEV)kuruldu. TOSEV’in fikir babası TOFED’de olduğu gibi Sayın Galip Öztürk’tü.Ulaştırma sektörünün geliştirilmesi, sektörçalışanları ile işverenleri arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi, eğitsel ve kültürel gelişim için gerekli olan projelerin yaşama geçirilmesi ve ihtiyaç içine düşmüş sektör mensuplarımıza yardım edilmesi fikrinden hareket edilerek kurulan TOSEV, 2017 yılında daha da etkin bir rol oynayacak.

Bunu geçtiğimiz sektörümüz için araç üreten firmalarla bir araya geldik. Kendilerine TOSEV ile ilgili ayrıntılı bilgi sunduğumuzda, TOSEV’in bu sektörün geleceğinde ne kadar önemli bir oluşum olduğunu onlar da kabul etti.

Özellikle eğitim konusuna eğilecek olan TOSEV’de kaynakların bir parça daha artması için üreticisinden, sektör mensubuna kadar herkesin neler yapabileceğinin konuştuğumuz bu toplantıda, gelirlerde süreklilik sağlayacak projelere ihtiyaç olduğu konusunda hem fikir olduk. Zirakısıtlı bütçelerle istenen sonuçlara maalesef varılamıyor. Bu nedenle sektörün tüm paydaşlarının üreticisinden yan sanayiine, tedarikçisinden yakıt temin eden şirketlere kadar herkesin TOSEV’e destek olması gerekir yönündeki fikrimizi araç üreticilerinin yetkililerine anlattık ve son derece olumlu tepkiler aldık.

Sektörün var oluşu araç üreticilerinin de var oluşu anlamına geldiği içindir ki onlar da TOSEV’e gereken desteğin her halükarda verileceğini belirttiler.

2017’de daha çok çocuğumuza, daha yüksek meblağlarda burs sağlayabilmek için gereken adımların hep beraber atılması gerekiyor. Herkesin gücü ölçüsünde vereceği destek öncelikle çocuklarımızın, sonrasında da sektörümüzün geleceğini aydınlatacaktır.

Gücümüz birlik ve beraberliğimiz koruduğumuz sürece daha da artacaktır. Bunu bilerek hareket ettiğimiz sürece sektörümüzün önünde hiçbir engel kalıcı olmayacaktır.

 

26/09/2016

Yurtdışı yolcu taşımacılarımızın da sorunları gündemimizde

Türkiye’nin dört bir aynına yolcu taşıyan otobüsçülerin örgütlendiği bir sivil toplu örgütü olan Türkiye Otobüsçüler Federasyonu, Türk Bayrağını yurt dışında da başarıyla dalgalandıran meslektaşlarımızın sorunlarının çözümü için de girişimlerde bulunuyor. Son olarak Sarp Sınır Kapısı’nın yetersizliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşayan meslektaşlarımızın sorunlarını 20- 21 Eylül tarihlerinde İzmir’de düzenlenen KUKK toplantısında dile getirdik.

DEVAMI

Türkiye – Gürcistan Karar Ulaştırma Karma Komisyon Toplantısı 20- 21 Eylül Tarihlerinde İzmir’de yapıldı. Toplantıda Türk tarafının isteklerini Karayolu Düzenleme Genel Müdür Yardımcımız Nurhan Tüfekçoğlu dile getirdi.

Toplantıda karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün sesi olarak ise TOFED vardı. Toplantı öncesinde sektörün özellikle Sarp Sınır Kapısı’nın yetersizliği nedeniyle yaşadığı sorunlar ve uygulanan cezalar konusunu detaylı bir şekilde anlatan raporumuzu Sayın Tüfekçioğlu’na bizzat sunduk.  Bu raporda sorunların çözümü için Türk ve Gürcü tarafının yapması gerekenleri de dile getirdik.

Hazırladığımız raporda karayolu yolcu taşımacılarının kaliteli hizmet verebilmesi için

Gürcistan tarafındaki fiziki imkânları yetersiz olan parklanma alanında büyük eziyetler çekerek 24-48 saat bekleyen araçlar için, Gürcistan tarafındaki parklanmanın Türkiye tarafında yapılması,

Gürcistan tarafındaki parklanma sahasında da B1 Yetki Belgeli araçların ayrı bir parklanma alanı yapılıp Türkiye tarafına geçişlerinin sağlanması,

B1 Yetki Belgesi ile düzenli taşımacılık yapan araçlara otogar çıkışı sorulması, Otogar çıkışı olan araçların hem Türkiye’de hem Gürcistan’da sıraya sokulmaması,

Araç bazında veya plakaya dozvala verilmesi, Türkiye ve Gürcistan tarafında araçların tek dozvola kullanması veya plaka yazılması,

B1 ve B2 Yetki Belge’sine sahip araçlara her iki tarafta öncelik tanınması B1’lerde bilet B2’lerde fatura ibraz etmeleri,

Gürcistan tarafında B1 Yetki Belgesi ile düzenli taşımacılık yapan araçlardan uluslararası otogar çıkışı istenmesi. Otogar çıkışlı araçların yolcu sayısına bakılmamasıyla birlikte Türkiye tarafına yollanması,

Sarp Sınır Kapısı’nda B2 ile taşımacılık yapan firmalardan Dozvola istenmesi uygulamasına son verilmesi gerektiğini belirttik.

Ayrıca Sarp Sınır Kapısı’ndaki fiziki yapının büyütülmesi, B1 Yetki Belgesi ile düzenli taşımacılık yapan araçlar için ayrı bir geçiş koridoru oluşturulması ve düzenli taşımacılık yapan otobüslerin sıra beklemeyecek şeklinde geçiş yapmalarının sağlanması gerektiğine de raporumuzda yer verdik.

Toplantı son derece olumlu bir havada geçti. Dileğimiz odur ki yurt dışı yolcu taşımacılarımızın da işlerini daha kaliteli yapacağı şartlar bir an önce yerine getirilsin. Bunun için çalışmalarımıza devam edeceğiz.

 

09/09/2016

Sektörün buruk bayramı

Yine bir Kurban Bayramına kavuşmanın heyecanını yaşıyoruz. Ancak bu seneki mutluluğumuza burukluk da eklendi.  Sebebi ise malum; sektörümüzün bir talebi var, yaşadığımız mağduriyet sebebiyle hem Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden hem de Yavuz Sultan Köprüsü’nden geçiş hakkının şehirlerarası otobüslere tanınmasını istiyoruz. Bu sadece otobüsçünün değil yolcumuzun da talebi.

Bayramlar kavuşma demek, hasretin bitmesi yeniden kucaklaşmak demek. Bayramlar birlik ve beraberlik demek. Bayramları en içten yaşayan ve hisseden bir sektörün mensuplarıyız. İnsanları sevdiklerine bu sektör kavuşturuyor. Otobüsçülük  yarım asırdan fazla bir süredir ülkemizin ulaşım sisteminde omurga rolü üstleniyor. Böyle zamanlarda bu sektörün kadir kıymeti daha iyi anlaşılıyor. Bu bayramda yaklaşık 10 milyon yolcuyu taşıyacağız, yaklaşık 6 bin ilave sefer ile de artan talebe cevap vermeye çalışacağız. Sektör olarak yolcularımızdan bu bayramda da bir istirhamımız var; korsan taşımacıya ne olursa olsun rağbet göstermesinler. Bu en başta yolcumuzun can güvenliğini ilgilendiriyor. Hiçbir denetimi olmayan, böyle zamanlarda fırsatçılık yapan korsan taşımacılar sadece sektörümüzün ekmeğine el uzatmıyor, yolcunun da hayatına kast ediyor. Korsan taşımacı ile mücadele konusunda, Ulaştırma ve İçişleri Bakanlığımıza her zamanki gibi büyük iş düşüyor. Yolcularımıza tavsiyemiz mutlaka ve mutlaka otogarlardan kalkan otobüsleri tercih etsinler. Mahalle aralarından kalkan korsan taşımacılar onlara hizmet değil felaket getirir. Bu konuda sadece sektörümüzün değil herkesin duyarlı olması gerekiyor.

Sektör olarak bu sene Kurban Bayramına buruk giriyoruz dedik.  UKOME kararıyla, şehirlerarası otobüslere Yavuz Sultan Selim Köprüsü mecburi hale getirildi, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişler yasaklandı. Bu karar sektörümüze taşınamaz bir yük getirdi. Gidiş ve gelişte güzergâhımız 130 kilometre uzadı, seyahat süremiz uzadı, akaryakıt masrafımız arttı. Öyle ki yeni uygulama günde birkez o güzergâhı kullanan otobüsün aylık maliyetini aylık 5 bin 750 lira artırıyor. Şöyle bir örnek vereyim Bursa’ya önceden üç saatte giden bir otobüs artık beş saatte gidiyor. Biz dertliyiz ama yolcularımız da en az bizim kadar dertli. Yetkililere çağrımız, zararın neresinden dönülse kardır. Gelin bu yanlıştan vazgeçin. Otobüsçü her iki köprüyü de kullanabilsin. Biz köprüye değil uygulamada yapılan yanlışlığa karşıyız. O yanlışlık da maalesef sektörümüzü mağdur ediyor. Bu sektör devletine de milletine de büyük faydalar sağlayan bir sektör.  Doğrudan ve dolaylı olarak sağladığı istihdam yüz binlerce ailenin ekmek ve umut kapısı. Gelin el birliği ile bu sektörü daha ileriye nasıl taşıyabiliriz onun mücadelesini verelim. Otobüsçünün zarar görmesi kimseye fayda getirmez. Ülke kaybeder, ekonomi kaybeder. Biz rekabete de karşı değiliz. Diğer ulaşım modlarıyla rekabetimizi zaten yapıyoruz. Ancak bu köprü kararı bizi diğer taşıma modlarıyla yeni bir haksız rekabetin içine attı. Havayolları ölü sezonda komik fiyat,  sezonda ise  faiş fiyat uygulamasıyla zaten bir haksız rekabet içindeydi. Şimdi ise durumun haksız rekabetin de ötesine geçme tehlikesi var. Otobüsçüyü nefes alamaz hale getirecek bir yanlış yapıldı.

Bayrama buruk girdik derken bir sebebimiz daha vardı.  8 Eylül Perşembe günü, Kent Turizm’in Sahibi- TOFED Yüksek İstişare Konseyi Üyesi-Sektör Duayeni  Fehmi Aslan’ı kaybettik.  Sektörümüzün başı sağolsun. Duayenlerimizin aramızdan ayrılması her zaman büyük acı veriyor. Bizlere düşen onların kurduğu bu sektöre sahip çıkmak. Hepsinden Allah razı olsun, hepsinin bu sektörde büyük emeği var.

 

05/09/2016

Köprüde çözüm istiyoruz

Geçtiğimiz Cumartesi günü TOFED, TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi, TOF, IPRU ve UATOD olarak ortak bir basın toplantısı gerçekleştirdik.  Firmalarımızın temsilcileri de katıldı. Sektörel basınımızın yanı sıra ulusal haber ajansları DHA ve İHA da toplantımızı takip etti. Ben herkese katılımlarınından dolayı teşekkür ediyorum.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile ve Kuzey Marmara Otoyoluyla elbettki gurur duyuyoruz. Ülkemizin ulaştırma latyapısının güçlendirilmesi için devasa yatırımlar. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Hükümetimizi kutluyoruz. Ancak şehirlerarası karayolu yolcu taşımacıları yani otobüsçülük sektörü açısından ortaya olumsuz bir durum çıktı. UKOME kararıyla, şehirlerarası otobüslerin Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişi yasaklandı. Sadece Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçebileceğimiz açıklandı. Bu sektörümüz için bir kara haberdi. Çünkü güzergahımız gidiş-gelişte 130 kilometre uzadı, seyahat süremiz arttı, akaryakıt maliyetimiz arttı. Bunlara ilaveten yolcumuzla da karşı karşıya gelmeye başladık. Çünkü yolcumuz en kısa sürede gideceği yere varmak istiyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü nedeniyle seyahat süresi uzayınca da tepkisini firmalara gösteriyor. Yani yeni uygulama yolcularımızın huzurunu da bozdu. Bu işin sorumlusunu arıyorlar ve ilk tepkiyi de kaptanlarımıza ve muavinlerimize gösteriyorlar.

Yaşanılan mağduriyete rakamlarla dikkat çekmek istiyorum.  Otobüsler, Harem Otogarı’na varmak için Fatih Sultan Mehmet Köprüsü güzergahını kullandıklarında 40 kilometrelik bir mesafeyi trafik açık olduğunda 30 dakikada kat edebiliyordu. Şimdi ise yine İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’ndan hareketle, Yavuz Sultan Selim Köprüsü güzergahını kullandıklarında ek 65 km. yol uzuyor. Gidiş- geliş hesabını yaptığında ek mesafe 130 km.’ye çıkıyor.

Bir otobüs için aylık ek maliyete baktığımızda ise  her Yavuz Sultan Selim Köprüsünü kullanılması nedeniyle, gidiş ve geliş olmak üzere 5bin 750 TL gibi büyük rakamla karşılaşıyoruz.  Otobüs; Düzce, Sakarya, Kocaeli  ve Yalova  gibi yakın hatlara çalıştığında ise günde iki sefer yaparak aylık 11 bin 500 TL gibi ek bir maliyetle karşı karşıya kalıyor. Yani ek maliyeti iki kat artıyor. Rakamlar ortada bu ek maliyetler sektörümüzü taşıyamacağı yükün altına sokuyor. Kısa mesafeli hatlarımız başta olmak üzere uzun mesafeli hatlarımızla beraber büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Yaptığımız iş özellikle kısa mesafeli hatlar açısından sürdürülemez hale de geliyor. Biz devlet yetkililerimizden bu konuda anlayış bekliyoruz, sorunun değil çözümün peşindeyiz. Hem Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü hem de Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü kullanmamıza izin verildiğinde bu sorun çözülecek. Lobi konusunda sadece federasyonlarımıza değil, firmalarımıza de büyük iş düşüyor. Yerel firmalara çağrım illerinizin milletvekillerine bu sorunu mutlaka aktarın. Bizler de Ulaştırma Bakanlığı ve TBMM nezdinde çözüm için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu sorun hepimizin sorunu.Bütün sektör mensuplarına büyük iş düşüyor. Grev yapalım boykot yapalım demiyoruz. Sorunun çözümü için mekik diplomasisi yapalım, herkes elini taşın altına koysun diyoruz. Önümüzde Kurban Bayramı tatili var, yolcularımızı yine sevdiklerine kavuşturacağız. Yetkililere çağrımız gelin bayrama bu sorunu çözmüş olarak girelim.

 

29/08/2016

Ülkemize hayırlı olsun

İstanbul Boğazı’nın yeni gözbebeği, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan’ın katıldığı açılış töreniyle hizmete girdi. Ülkemize hizmet ve eser kazandırma yolunda atılan her adımı takdir ediyoruz. Yeni Boğaz Köprüsü ülkemize hayırlı ve uğurlu olsun.

TOFED olarak ülkemiz için tarihi bir güne daha tanıklık ettik. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılış törenine katılarak, o büyük heyecana da ortak olduk. Gurur duyulacak bir proje dünya çapında bir eser ülkemize ve İstanbul’ a kazandırıldı. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’a, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan’a böyle bir eseri ülkemize kazandırdıkları için teşekkür ediyoruz. 2016 yılında çok büyük ulaştırma projeleri devreye girdi; ilk önce İzmit Körfez geçişini sağlayan Osmangazi Köprüsü, kısa bir süre sonra da Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Sene sonunda inşallah Avrasya Tüneli’nin açılış coşkusu da yaşayacağız. Ulaştırmaya yapılan yatırım hiçbir zaman boşa gidecek bir yatırım değildir. Her vatandaşımızın bu hizmetlerle gurur duyduğundan eminim.

Sektör olarak, Yavuz Sultan Selim Köprüsü konusunda, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan bir ricamız var. Gerek güzergâh uzaması gerekse maliyet artışı açısından Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün şehirlerarası otobüsler için zorunlu olmasını istemiyoruz. Otobüsler için hem Fatih Sultan Mehmet Köprüsü hem de Yavuz Sultan Selim köprüsü serbest olsun. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’den geçen şehirlerarası otobüs sayısı dikkate alındığında, trafikte otobüs kaynaklı bir sorunun olmadığı da görülecektir. Transit trafik açısından ve kamyon-TIR gibi ağır vasıta araçları açısından  Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul’un ihtiyacı olan bir çözümdü. Bir ihtiyaç karşılandı. Ancak şehirlerarası otobüsler dikkate alındığında durum farklı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü de kullanmaya devam etmeliyiz.  Bu konuda sektör olarak anlayış bekliyoruz.

Geçen hafta İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın mevcut strüktür yapısı ve yenileme-ıslah çalışmalarıyla ilgili olarak neler yapılabileceği konusunda Proje Müellifi Prof. Dr. Mehmet Çubuk Hocamızdan brifing aldık. Sayın Hocamızdan aldığımız teknik bilgilerin ışığında şunu net olarak ifade edebiliriz ki Otogar’ın strüktür yapısı oldukça sağlam ve gerekli yenileme çalışmalarının ardından uzun yıllar daha bu sektöre hizmet verebilir. Bu toplantı bizim için aynı zamanda bir ufuk turu oldu. Topkapı Otogarı’nın ardından, Büyük İstanbul Otogarı’nın hangi zorluklarla mücadele edilerek,  hangi imkânsızlıklarla başa çıkılarak inşa edildiğini birkez daha müşahede ettik. Rahmetli Cemal Ulusoy’un emeklerini, gayretlerini birkez daha hatırladık. Şunu yeniden idrak ettik ki bu sektör bu otogarı inşa ederken sadece bir otogar inşa etmemiş, aynı zamanda örnek olacak bir ulaşım modeli inşa etmiş. Bu modelin korunması ve sektörümüzü geleceğe taşıması gerekiyor. Sektörümüz, 2019 yılından sonra da Bayrampaşa’da devam etmek istiyor, Otogar taşınsın ve ulaştırma açısından mevcut uygun konumunu kaybetsin istemiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetiminin sektörümüzün bu talebine kulak vermesini bekliyoruz. İki hafta önceki görüşmemizde İBB Genel Sekreteri Sayın Hayri Baraçlı bu konuda üniversitelerden teknik rapor talep etmemizi ve kendilerine ulaştırmamızı istemişti. Konuyu, 25 Ağustos Perşembe günü gerçekleştirilen  sektör meclisi toplantısında AK Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’ya da aktardım. Üniversitenin bu konuda teknik bir çalışma yapması için Sayın Ilıcalı da sektörümüze destek verecek. Önümüzdeki süreçte bu konuda kendisiyle bir görüşme gerçekleştireceğiz.

 

22/08/2016

Yollar gidilmekle aşınmaz

Geçtiğimiz hafta sektörümüzün İstanbul’daki sorunları için çok önemli bir görüşme gerçekleştirdik; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreteri  SayınDr. Hayri Baraçlı’yı makamında ziyaret ettik. İstanbul’da özellikle  15 Temmuz Demokrasi  Otogarı’nın geleceği konusunda kritik bir dönemin eşiğindeyiz. Sektörümüzün bu konuda kendini doğru anlatması bakımından da önemli bir görüşmeydi.

İstanbul sektörümüzün kalbi diyoruz. Kalp ne kadar sağlıklı işlerse sektörde o kadar huzurlu  ve mesut  olur. O yüzden 16 Ağustos Salı günü İBB Genel Sekreteri Dr. Sayın Hayri Baraçlı’ya yaptığımız, sektörümüzün İstanbul’daki sorunları merkezinde kritik bir öneme sahip. Biz bu görüşmeyi yeni bir milat olarak kabul ediyoruz. Çünkü  Bayrampaşa’daki 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nın geleceği ile ilgili İBB’nin vereceği karar bu sektörün istikametini de belirleyecek. Biz sektör olarak, Bayrampaşa’da devam etmekten yanayız, ıslah çalışması yapılarak aksaklıkların giderilebileceğini savunuyoruz.  Yanlış bir yerde yapılacak yeni otogarın hem büyük bir mali külfet getireceğini hem de işleyen bir ulaşım sistemine zarar vereceğini söylüyoruz.  Bu konuda üzerimize düşen vazifeyi yapmaya  da hazırız. Nitekim, Sayın Baraçlı, bu konuda acele bir karar verilmeyeceğine işaret edip üniversitenin vereceği teknik bir raporu kendilerine sunmamızı rica etti. Sektörümüz için gereken çalışma elbette ki yapılacak.

Sayın Hayri Baraçlı ile görüşmemizde, cep otogarları konusu da gündeme geldi. Biz cep otogarlarının ana durak değil ara durak vasfında olması gerektiğini özellikle belirttik.  Harem Otogarı’nın yerine Ataşehir’de yapılacak otogar konusunda da görüşlerimizi ifade ettik. Yer seçimi doğru fakat alanın küçük olması ile ilgili bir problem var. Korsan taşımacılık konusu da görüşmemizin gündem maddeleri arasındaydı. Korsan taşımacılık ile mücadelede işbirliği yapılması, Emniyet Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı, İBB, sektör olarak beraber hareket edilmesi konusunda hem fikiriz. Otobüslerin sadece Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçebileceği, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişimize izin verilmeyeceği şeklinde bir uygulamanın seyahat süresini uzatacağını, sektörü mağdur  edeceğini de aktardık.

Geçtiğimiz hafta sadece İstanbul’da değil Ankara’da da önemli bir görüşme gerçekleştirdik.  Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Hayrettin Güngör’ü de ziyaret ettik. Sektörümüzün genel olarak sıkıntılarını, belediyelerle yapılabilecek ortak çalışmaları, çözüm önerilerimizi Hayrettin Bey’e aktardık. Türkiye Belediyeler Birliği ile de yakın bir diyalog içinde olacağız. Özellikle otogarların yapımı konusunda yeni bir düzenleme yapılmalı. Ulaştırma Bakanlığı, Şehircilik Bakanlığı, belediye, sektör temsilcilerinin içinde yer alacağı bir komisyon oluşturulmalıdır.

Bir konuya daha değinmek istiyorum. TOFED’in Kurucu Onursal Başkanı Sayın Galip Öztürk, Fetullahçı Terör Örgütü’nün kumpas davalarıyla mağdur edildi. Adaletin yerini bulmasını,  Sayın Galip Öztürk için yeniden yargılama kararının verilmesini temenni ediyoruz. Geçtiğimiz hafta Beykoz 2. Asliye Mahkemesi’nden bu konuda atılmış önemli bir adım sayılabilecek  sevindiricihaber geldi. FETÖ ile mücadelenin yanında, FETÖ’nün mağdur ettikleri konusunda da duyarlı olunmalıdır.

 

15/08/2016

Yeni köprü kâbus olmasın

26 Ağustos Cuma günü açılacak Yavuz Sultan Selim Köprüsü, otobüsçülük sektörünü maalesef tedirgin bir bekleyişin içine attı. Sebebi ise bazı medya organlarında, D1 ve B1 yetki belgeli otobüsler için Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişin yasaklanacağı şeklinde haberlerin çıkması. Bu haberler, kamu kurum ve kuruluşların yetkililerinin açıklamalarına dayandırılarak yapılınca sektördeki tedirginlik arttı.

Ağustos ayı içerisinde ülkemiz dev bir yatırımın daha hizmete girecek olmasının heyecanını yaşıyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılışı daha önce planlandığı gibi 26 Ağustos Cuma günü gerçekleştirilecek. Sektör olarak böyle bir yatırımın ülkemize kazandırılmasından dolayı elbette ki gururluyuz. Dünya’nın göz bebeği İstanbul Boğazı’nda, Asya ve Avrupa kıtası karayoluyla bir kez daha birbirine bağlanacak. İstanbul’u transit geçen araçların, özellikle de kamyon ve tırların Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde yaşattığı trafik yoğunluğu azalacak. Ancak hizmete girecek yeni köprü için sektörümüzü oldukça tedirgin eden bir durumla karşılaştık. D 1 ve B 1 belgeli tarifeli sefer yapan otobüslere Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yasaklanacağı şeklindeki haberler, kamu kuruluşlarının yetkililerinin açıklamalarına dayanılarak medyada yer aldı. Bu hem ulaşım kolaylığı hem de ulaşım ekonomisi açısından sektörümüzün kabul edemeyeceği bir durum.

Kabul edilemeyecek bir durum zira gerekçe olarak trafik gösteriliyor. Oysaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden günde sadece 750 tarifeli taşımacılık yapan otobüs geçiyor. Yani otobüslerin trafiğe olumsuz bir tesiri yok. Olumsuz tesiri olan hepimizin malumu olduğu üzere kamyonlar ve tırlar. Diğer taraftan İstanbul 15 Temmuz Demokrasi Otogarı, Alibeyköy Otogarı ve Harem Otogarı arasındaki güzergâhımız Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü kullandığımızda 47 kilometre. Eğer Yavuz Sultan Köprüsü güzergâhına mecbur edilirsek mesafe 150 kilometreye çıkacak. Hem seyahatin süresi artacak hem de sarf edilen akaryakıt artacak. Her ikisi de milli servet. Onun için gelin milli servete kıymayın, sektörümüz de mağdur olmasın diyorum. Bu konuda en makul çözüm; otobüsçüye hem Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hem de Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün serbest olması. Sektörümüzün talebini ve makul gerekçelerini geçtiğimiz hafta, TOFED, TOF, UYOF ve IPRU’nun ortak deklarasyonu şeklinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na da bildirdik. İnşallah olumlu bir netice alacağız.

Geçen hafta TOFED heyeti olarak Ankara’da; AK Parti Genel Başkan Yardımcıları; Öznur Çalık, Erol Kaya,Ulaştırma Bakanlığı Otobüs Daire Başkanı Mahmut Gürses ve Karayolu Düzenleme Genel Müdür Yardımcısı Nurhan Tüfekçioğlu’nu ziyaret ettik. Sektörümüzün sorunlarını ve çözüm önerilerimizi ilettik. Sayın Öznur Çalık ile görüşmemizde tarifeli sefer yapan otobüslere Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün zorunlu kılınacağı şeklindeki haberlerde gündeme geldi. Bunun doğru bir uygulama olmayacağını makul gerekçelerimizle kendisine aktardık. Ankara’daki görüşmelerimiz oldukça verimli geçti.

 

08/08/2016

Yaraları sarma vakti

Fetullahçı Terör Örgütü’nün  (FETÖ) 15 Temmuz akşamı gerçekleştirdiği askeri darbe girişimi, yitirdiğimiz canların yanında,  ülkemize sosyal ve ekonomik alanda da  büyük zarar verdi.  Bundan sonraki süreçte devletimiz kamuda görev yapan FETÖ mensuplarını tasfiye etmeye devam edecektir fakat darbe girişimin açtığı ekonomik yaralar için de geniş kapsamlı bir program uygulanmalıdır.

Devamı:

15 Temmuz akşamı FETÖ’nün askeri darbe girişiminin geri püskürtülmesi ve milletimizin istikbaline sahip çıkması yeni bir dönemi başlattı. Artık ortak değerlerimize ve kültürümüze daha çok sahip çıkılıyor. Bir bölen değil birleştiren olmayı amaç edinen  siyaset karşılık buluyor. Bunun en güzel örneklerinden birisini Yenikapı’daki “Demokrasi ve Şehitler Mitingi” için yapılan çağrıda gördük. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın çağrısına önce MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ardından CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olumlu karşılık verdi. Millet olarak bizim de görmek istediğimiz tablo esasında buydu. Ülkemizin birliği, devletimizin bekası söz konusu olduğunda geçmişteki siyasi tartışmalar, kırgınlıklar bir kenara itiliyor. Bütün liderler tek yürek, tek bilek oluyor. Sektörümüz adına hepsini tebrik ediyor, şükranlarımızı sunuyorum. Çok güzel bir dayanışma örneği sergilediler.

FETÖ’nün verdiği zararın büyük olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi bu yapının hedefinde her zaman devletin olmasıydı. Yani devlete sızarak siyasi, sosyal ve ekonomik yapıyı her zaman kontrol etmek isteyen kripto bir örgütlenmeleri vardı. Devletimiz şu anda bu hain terör örgütünün kamudaki uzantıları için önemli bir tasfiye sürecini başlattı. Mücadele devam edecektir. Diğer taraftan FETÖ’nün askeri darbe girişimin ekonomimize verdiği zarar var. Kendi sektörümüzden örnek vermek gerekirse, 15 Temmuzdan sonra yurtiçi seyahat biletlerinin üçte biri iptal edildi. Bütün sektörlerin zincirleme olarak birbirlerine bağlı olduğunu düşünürsek ekonomimizin de ağır bir hasar gördüğünü söyleyebiliriz. Ancak umutsuz değiliz. Öyle inanıyorum ki ekonomideki yaralar da sarılacaktır. Biz kendi sektörümüzle alakalı yapılması gerekenler hususunda görüş ve önerilerimizi sunmaya hazırız. TOFED olarak üstümüze bir görev düşerse memnuniyetle yerine getiririz.

Sektörümüzün bir başka sıkıntısına özel olarak değinmek istiyorum.  Türkiye-Irak arasında çalışan firmalarımız var. Bu firmalarımız taşıdıkları yolcu ile yıllardır ülkemizin ekonomisine büyük katkı sunuyor. Yıllardır, Irak’tan, İstanbul’a, Antalya’ya, Kapadokya bölgesine turist taşıdılar. Ancak, Şubat ayında, güvenlik gerekçesiyle e-vize uygulamasının kaldırılmasından sonra, Irak’tan, Türkiye’ye karayoluyla yolcu taşımacılığı  konusunda büyük sıkıntılar başladı. Zira, havayollarında böyle bir sıkıntı yok. Onların taşıdığı yolcuya  C1 vizesi kolaylığı gösteriliyor, otobüs yolcusuna böyle bir kolaylık gösterilmiyor. Otobüsler bu sebeple Türkiye’den Irak’a yolcu taşıyabiliyor fakat Irak’tan, Türkiye’ye yolcu taşıyamıyor. Ortada karayolu yolcu taşımacılığına karşı büyük bir adaletsizlik var. Bizim firmalarımız da havayoluna sağlanan kolaylıktan faydalanmalı ve Irak’tan yolcu taşımaya devam etmeli. Firmalarımız havayolu karşısında ayrıcalık değil fırsat eşitliği istiyor. Otobüs firmaları da bu ülkenin değeridir.  Değerlerimizi kaybetmeyelim, değerlerimizi yaşatalım. Önümüzdeki hafta, 26 Ağustos 2016 tarihinde açılması planlanan Yavuz Sultan Selim Köprüsü konusunda sektörümüzün görüşlerini paylaşacağım. Zira bu konuda sektörümüzü önemli bir gündem bekliyor.

 

01/08/2016

Darbe girişimi sezonu da etkiledi

15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin yankıları devam ediyor. Geçen 2 haftaya yakın bir süre sonunda ise, yapılmak istenen darbenin gerek sosyal hayata, gerek ekonomiye etkileri bir bir ortaya çıkıyor. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü olarak doğaldır ki en çok, darbe girişiminin seyahatlere olan etkisinin hissettik. Girişimin ardından ilan edilen OHAL ile kamu personelinin izinlerini iptal olması sektörümüzü ciddi anlamda etkiledi.

Devamı

FETÖ’nün 15 Temmuz’da gerçekleştirdiği darbe girişimi karayolu yolcu taşımacılığı sektörüne ciddi anlamda darbe vurdu.  Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile özellikle kamu personelinin izinlerinin iptal edilmesi ile tatil planları belirsiz bir süre için rafa kalktı. Bu durum,  9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde yaşanan yoğunluk ile bir nebze de olsa rahat nefes alan sektörümüz için ‘Sezonun’ yarıda kalması anlamına geliyor.

Gerek firmalardan, gerekse de online bilet satış platformlarından aldığımız bilgilere göre kamuda izinler iptal edilince, tatil planı yapan çalışanlar önceden aldıkları biletleri iptal etmek için firmalara başvurmaya başladı.  Diğer taraftan özel şirket çalışanları ve yabancı turistler de seyahatlerini ‘Şimdilik’ askıya aldı. Öyle ki iade oranı yüzde 35’lereulaştı.

Darbe girişimi elbette demokrasimiz açısından kabul edilemez bir olaydı ancak darbe sonrası yaşananlar ülkemize olan güvenimizi tazeledi. Başka herhangi bir ülkede ekonomik olarak daha büyük yıkımlara sebep olacak bu girişim sonrasında,  hükümet kanadından güven verici mesajlar geldi. Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekçi’nin de açıklamaları oldu. Rusya ile ilişkilerin eski seviyesine geleceğini, vizelerin kalkacağını, ihracat ile ilgili tüm kısıtlamaların kalkacağını müjdeledi, Ağustos’da açıklanacak teşvik paketiyle yine bir hareketlenme olacağına dikkat çekti, Türkiye’de yatırımı olan yabancı şirketlerin CEO’ları ile toplantı yapılacağının da bilgisini de verdi. Yani, yaşanan askeri darbe girişimi ile ekonomimizin çökmediği 18 Temmuzda anlaşılmıştı. Hükümetimiz ekonomiyle ilgili gereken bütün tedbirleri aldı. Genel izlenim, ülke ekonomisinin çok büyük bir hasar görmediği yönünde oldu. Ülkemizdeyatırımları bulunan yabancı yatırımcılar da Türkiye’de yatırıma devam edeceklerini açıkladılar.

Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım da geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada darbe girişiminin ekonomiye hasar verdiğini, ama hasarın ekonomiyi alt üst edecek, bütün değerleri altüst edecek bir değişim olmadığını söyledi. Başbakan Yıldırım açıklamasında küresel yatırımcıların Türkiye‘ye yatırım yapmaya devam edebileceklerini ifade etti ve Türkiye’nin hala en güvenli limanlardan biri olduğunun altını çizdi.  Sayın Başkanımız Binali Yıldırım,  dik duruşuyla her  zaman güven veriyor.Kendisine saygılarımızı sunuyoruz.

Ayrıca bir konuya daha değinmek istiyorum. TOFED’in de Kurucu Onursal Başkanı Sayın Galip Öztürk; AVTER’in işlettiği; İstanbul, Kayseri, Kırıkkale, Çanakkale, Havza ve Çarşamba otogarlarının isimlerinin  ‘15 Temmuz Demokrasi Otogarı’ olarak değiştirdiklerini açıkladı.  Sektörümüz adına gurur duyduk. Galip Bey’e bu örnek  karardan dolayı teşekkürlerimi sunuyor tebrik ediyorum.

Bir kere daha tekrarlamakta fayda var. Darbe girişimi ülkemiz için, demokrasimiz için, demokrasi aşığı 78 milyon vatandaşımız için elbette kabul edilir bir olgu değil ve asla da olmayacak. Yolumuz demokrasi ve cumhuriyet yoludur.

Şimdi artık yeniden en iyi bildiğimiz işi, en iyi şekilde yapma ve ülkeye hizmet etme günüdür.

 

 

25/07/2016

DEMOKRASİ HEPİMİZ İÇİN GEREKLİ

Türkiye’nin yaşadığı 3 filli darbe, 28 Şubat süreci ve 2007 ‘deki e- muhtıraya tanık olmuş, sonuçlarını da bilfiil görmüş biri olarak yine bir darbe girişimine tanıklık ettim. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi vatanına yürekten bağlı herkesi olduğu gibi beni de derinden etkiledi. “Bir daha olmaz” dediğimiz her şey o gece yaşandı ve çok şükür ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kararlı tutumuyla darbe girişimi engellendi.

Devamı

Türk demokrasisi daha önce de 3 kere fiili darbe ile, 28 Şubat Süreci ve 2007 yılında da e-muhtıra ile sekteye uğratılmıştı.

Yaşanan bu acı tecrübelerden sonra tam Türkiye’de bir daha darbe olmaz diyorken, 15 Temmuz gecesi olmayacak oldu.

15 Temmuz günü biz sektörün tek çatı örgütü TOFED olarak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Ahmet Arslan’ı makamında ziyaret etmiş, ziyaret sonrasında da İstanbul’a dönmek üzere yola çıkmıştık. İstanbul’a vardığımızda bizi de tanklar karşıladı.

Millet iradesine karşı bir kez daha yürütülmek üstene tanklara bu kez, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım ve Yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi ve halk müsaade etmedi. Demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek olan bu menfur darbe girişimi kısa sürede bastırıldı.

Toplumun demokrasi yanlısı bütün kesimleri darbeye karşı tek yürek olmayı bu sefer başardı. Meydanlarda halk demokrasi nöbetleri tuttu, sivil toplum örgütleri, iş dünyası darbeye karşı tek yürek, tek yumruk oldu.

Biz de gerek kendi açıklamalarımız sosyal medya mesajlarımızla darbelerin her zaman karşısında olduğumuz açıkça ortaya koyduk.

19 Temmuz Salı günü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin düzenlediği, 538 sendika, konfederasyon, meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşunun darbe karşıtı ortak açıklamasına Türk otobüsçülerini temsilen katıldık.

Bizim bu konuda sektör olarak tavrımız son derece net: Demokrasi olmazsa olmazımızdır ve demokrasi herke için gereklidir. Demokratik ortamı yaşatmalıyız ki  ülke olarak güvende olalım, gelecek endişesi taşımadan yaşayabilelim.

Buradan bir kere daha bu menfur darbe girişimini nefretle kınıyor, şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Bu alçakça girişim karşısında bir adım dahi gerilemeyen başta cumhurbaşkanımız, başbakanımız, hükümetimiz ve meclisimizin yanında olduğumuzu bir kere daha deklare ediyoruz.

Son olarak bu zorlu süreçte karayolu yolcu taşımacıları olarak iyi bir sınav verdiğimizi söyleyebilirim. Bu süreçte şehirlerarası yolcular sekteye uğramadı, seyahat etmek isteyen her yolcumuza yine en nitelikli hizmeti verdik ve otobüslerimiz Türkiye’nin dört bir yanına doğru yolculuklarına devam etti.

18/07/2016

Sorunlarımızı en yetkili makama taşıdık

15 Temmuz Cuma günü hem sektörümüz hem de TOFED için çok önemli bir görüşmeyi gerçekleştirdik. Türkiye’nin en uzun soluklu Ulaştırma Bakanı olarak adını tarihe altın harflerle yazdıran Sayın Binali Yıldırım’ın Başbakanlık koltuğuna oturmasından sonra Ulaştırmanın direksiyonuna geçen Sayın Bakanımız Ahmet Arslan’ı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerimizi ilettik ve sorumlarımızı içeren detaylı bir dosyayı kendisine sunduk.

Devamı

Başbakan Sayın Binali Yıldırım’ın açıkladığı 65. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde Ulaştırma Bakanlığı görevine gelen Sayın Ahmet Arslan’ı makamında ziyaret ettik. Genel Başkan Yardımcımız Mustafa Özcan, Genel Sekreterimiz Mevlüt İlgin ve Ankara Dernek Başkanımız Mustafa Özbakır’ın katıldığı bu ziyarette sektörümüz için hayati önem taşıyan konuları gündeme getirdik.  Ziyarette Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Şaban Atlas, Otobüs Daire Başkanı Mahmut Gürses, Dış İlişkiler Daire Başkanı Nurhan Tüfekçioğlu da yer aldı. Öncelikle bizi çok sıcak karşılayan, sorunlarımızı dikkatle dinleyen ve çözüm için yapılması gerekenlerin yapılacağını belirten Bakanımız Arslan ile deneyimli bürokratlarına tüm sektörümüz adına teşekkür ederiz.

Sayın Bakanımız Arslan’a sektörel sorunlarımız ve çözüm önerilerimizi içeren bir dosya sunduğumuz gibi sorunları yaşayanlar olarak da açıklamalar yaptık.

Öncelikle 26 Ağustos’ta açılması planlanan 3. Boğaz Köprüsü yani Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile ilgili talebimizi ilettik Bakan Arslan’a.  Bakanlık 3. Köprü devreye girdiğinde ağır vasıtaların buradan geçmesini istiyor. Ancak burada bizim sektörümüz için bazı dezavantajlar doğacak. Anadolu Yakası’ndaki terminallerden de yolcu alan otobüslerimizin yeniden 3. Köprüye gidebilmesi için gidiş gelişte yaklaşık 140 km. fazla yol kat etmesi gerekiyor ki bu durum hem zaman hem de ciddi para kaybı anlamına gelecek. Bu nedenle 3. Köprü tek alternatif olmasın, otobüslerimiz hem 2. Köprüyü hem de 3. Köprüyü kullanabilsin yönündeki talebimizi Bakan Arslan’a ilettik bu talebimiz olumlu karşılandı.

Diğer taraftan otogar giriş-çıkışlarında Türkiye’deki bütün terminalleri kapsayan ortak bir yazılım geliştirilmesi ve bu sayede yolculuğuna terminalden başlamayan bir otobüsün diğer terminallere de girememesi gerektiğine de dikkat çektik. Bakanımız bu talebimize de sıcak baktı. Yine otogarların yapımında belediyelerin tek yetkili olmaması gerektiğine, otogarların yer seçimi, inşası ve işletilmesi aşamasında sektörün de içinde olduğu komisyonların devrede olması gerekliliğinin de üzerinde durduk.

Ziyarette Türkiye’de Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuş sektörünün ilk uluslararası örgütü olma özelliği taşıyan IPRU’nun Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği nezdinde de akredite olması için Ulaştırma Bakanlığımızın desteklerini de istedik.

Diğer taraftan Sayın Bakanımızdan Trakya’da D4 belgesi ile faaliyet gösteren taşıtların faaliyet alanlarının çok dışında yolcu taşımalarının, Doğu ve Güneydoğu’da da D2 belgeli araçların D1 belgeli tarifeli yolcu taşımacılarının işini üstlenmesinin önüne geçilmesi konusunda destek istedik. Ayrıca bakanlığımıza ilettiğimiz bir başka problemimiz de şuydu; Türkiye’de otobüslerin otogarlardan kalkış yapması ve seyahati yine otogarda sonlandırmasına yönelik bir yasa var. Otogar haricinde kalkış yapan otobüsler korsan sayılıyor. Ancak yurtdışında böyle bir uygulama yok. Karayolu yolcu taşımacılığının artması ve yurtdışında da desteklenmeye başlamasıyla birlikte birçok Türk yatırımcımız, firmamız yurtdışına taşıma yapmaya başladı. Ancak uygulamanın aynı şekilde olmaması nedeniyle zor durumda kalıyorlar. Bu nedenle aynı uygulamanın yurtdışına taşıma yapan otobüsler içinde uygulanması yönünde de bir talebimiz oldu.

Bizi son derece sıcak karşılayan ve taleplerimizi dikkatle dinleyip, bürokratları ile istişarede bulunan sayın bakanımızın yanından oldukça mutlu ve geleceğe dair umutlarımız artmış bir şekilde ayrıldık.Buradan Sayın Ahmet Arslan ve deneyimli bürokrat kadrosuna bir kere daha teşekkür edip görevlerinde sonsuzbaşarılar diliyorum.

 

 

11/07/2016

Bayramın ardından

Ulaştırma ve turizm sektörü ülke ekonomisinin iki can damarı. Onlar işliyorsa ekonominin diğer çarkları da dönüyor demektir. Eğer bu iki sektörde sıkıntı varsa bilin ki o sıkıntı diğer sektörlere de sirayet eder. Ulaştırma özelinde baktığınız zaman karayolu yolcu taşımacılığının özel bir konumu var. Devlete yük olmadan devlete katkı veren konumdayız.

Katkı veren konumumuzu devam ettirebilmemiz için istihdam sağlayan yapımızın sağlamlaşması gerekiyor. Bu da sürdürülebilir fiyatlarla yolcu taşımak ile mümkün. Orada da karşımıza havayolları çıkıyor. Ölü sezon diye tabir edilen kış sezonunda otobüs bilet fiyatlarının altında bilet satıyorlar. Yaz sezonunda da kışın 60 TL’ye   sattıkları bileti 400-500 TL’ye satıyorlar. Bu durumun artık önüne geçilmesi havayollarının öncelikli olarak otobüsçüyü mağdur eden politikasına artık bir son verilmesi lazım. Diyebilirler ki; ‘Kışın da uçak boş olmasın diye o fiyata yolcu taşıyoruz, yazın telafi ediyoruz.’ Bu anlayış yanlıştır, adil de değildir.  Nasıl  ki otobüsçülükte böyle keyfi bir uygulama yok. Havayollarının otobüsçüyü mağdur eden keyfi uygulamasına son verilmesi gerekiyor.

Tabi ki havayollarını eleştirirken kendi öz eleştirimizi de yapmamız lazım. Bu sektörün kangren haline gelmiş bir sorunu daha var; kendi aramızda yıkıcı rekabet. Sektörün durumu belli, maliyetler, zorluklar ortada. Büyük fedakârlıklarla ayakta duran, kışın tükettiğini yaz sezonunda telafi etmeye çalışan bir sektörümüz var. Sezon bu sektör için bir nefes alma dönemi. Bu sezon yıkıcı rekabetin unutulduğu, sektörün yenilendiği bir dönem olmalı. Sektörün geleceği için kendi aramızdaki yıkıcı rekabetin terk edilmesi gerekiyor. Gelecekte de bu sektör elbette ki olacak fakat geleceğin altyapısını hazırlamak için bizlerin de yapması gereken işler var. Bunu herşeyden önce bu sektörün kurulup bugünlere gelmesini sağlamış, şu anda hayatta olmayan duayenlerimize bir vefa borcu olarak bilelim.

Ramazan Bayramını değerlendirecek olursak bayramı sezon ile beraber karşıladık ve resmi tatil döneminde yaklaşık 8,5 milyon yolcu taşıdık. Firmalarımız ek seferlerle talebi karşılamaya çalıştılar. Otobüsçülük sektörü üzerine düşen sorumluluğu ziyadesiyle yerine getirdi. 9 günlük resmi tatilin de doğru bir adım olduğu görüldü. Kurban Bayramı resmi tatilinin de aynı şekilde 9 gün olmasını sektör olarak destekliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Nabi Avcı, Haziran ayı sonunda yaptığı bir açıklamada, bu yönde bir işareti de vermişti. Alınacak bu karar da yine doğru bir adım olacaktır.

 

 

 

26-06-2016

Nerede o eski bayramlar?

Önceden bayram daha gelmeden hazırlığı başlar; araçlar ve kaptanlar başta olmak üzere sektörün hemen tüm oyuncuları bayrama uygun hazırlanır ve yolcuları sevdiklerine kavuşturmak için tatlı bir telaş başlardı. Bayrama sayılı günler kala bu yıl da bu telaş başladı. Ancak eskisi gibi tatlı bir telaş değil. Tedirgin, kaygılı ve bir o kadar da kayıplı bir bayram olacak.

Devamı

Ülkemizin son yıllarda yaşadığı bir takım olaylar sektörümüzü büyük oranda vurdu. Türkiye’de son 1 yılda terör olaylarındaki artış, büyük kentlerin ana merkezlerinde ard arda patlayan bombalar,  Rusya uçağının Türk hava sahasında düşürülmesi sonucunda Rusya ile yaşanan kriz, turizmi ve ekonomiyi ciddi derecede etkiledi.  Sektörümüz 2016 yılına yüzde 15 daralma yaşayarak başladı. Tüm bunlar gösteriyor ki maalesef 9 güne çıkarılan bayram tatili, sektörün içinde bulunduğu bu kötü gidişatı durdurmaya yetmeyecek. Sadece biraz nefes aldıracak.

Kamuda çalışanlara verilen 9 günlük bayram tatili nedeniyle, 1 Temmuz Cuma akşamından başlayan yoğunluk, bayramın birinci günü olan 5 Temmuz’da had safhaya ulaşacak. Şuan seferlerin tamamı dolu. Hatta öyle ki Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü, otobüs firmalarının Ramazan Bayramı’nda artan yolcu talebini karşılayabilmesi ve yolcuların zor duruma düşmemesi için zaman tarifesine bağlı olmadan çalışan B2 ve D2 yetki belgeli araçların da kullanılmasına izin verdi. B2 ve D2 belgeli araçlar 1-11 Temmuz tarihleri arasında kullanılabilecek. Yani tüm firmalar bayram süresince yolculuk taleplerini karşılayabilme için ek seferler koyacak. Bayram süresince yaklaşık 8 bin 500 sefer ile 8 milyondan fazla yolcu taşınacak.

Yalnız seferlerin dolu olması sizi şaşırtmasın. Bayram dönüşünde aynı oranda bir doluluk beklemiyoruz. Çünkü bayram tatili ve okulların kapanmasıyla birlikte memleketlerinde yaz tatilini geçirecek olan birçok yolcu geç dönecek. Ayrıca yıllık 200 milyon yolcu taşıyan sektörümüzde yaşanan yüzde 15’lik daralma da yıl genelinde yaklaşık 30 milyon yolcu kaybı ile bizlere geri dönecek. Yani bayram bereketi sadece bir nebze olsun nefes almamızı sağlayacak. Sektör bayram sonrasında yine telif haklarıyla, korsanla, ÖTV, KDV indirimi beklentisiyle, giderlerde baş başa kalacak.

Yaşanan bayram telaşının ve bereketinin tüm yıla yayıldığı, peronların yolcuyla dolup taştığı günler dileğiyle…

 

20/06/2016

Sektörün 47’nci buluşması

Geçtiğimiz hafta karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün ne kadar büyük olduğunu, birlik içinde olursak bütün sorumlarımızın bir çırpıda olmasa bile eninde sonunda çözüleceğini bir kere daha idrak ettik. TOFED’in devam ettirdiği iftar buluşmasının 47’incisini sektörümüzün tüm bilenleri ile bir kez daha gerçekleştirdik.  Sektörümüze tedarik sağlayan ana ve yan sanayi firmalarının temsilcilerinin de katıldığı bu iftar Ramazan’ın maneviyatını da tam anlamıyla yansıttı.

Devamı

Karayolu yolcu taşımacılığının tek çatı örgütü TOFED, geçtiğimiz hafta düzenlediği iftar yemeği ile sektöre hizmet veren tüm paydaşlarını bir kez daha aynı sofrada buluşturmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadı.

Dile kolay tam 47 yıldır devam eden bir gelenek bu iftar yemeği.  47 yılda yaşadığı gelişmeyle çağ atlayan karayolu yolcu taşımacılığı sektörü, birlik ve beraberlik içinde, tek yürek tek yumruk olursa, her zorluğunu üstesinden gelebileceğini bu buluşmalarda ortaya koyuyor.

Bu iftarımızda da sektörümüzün tüm bileşenleri bereketli iftar sofrasında bir araya geldik. Her sene olduğundan daha kalabalık olan bu iftarda birlik ve beraberliğimizin keyfini sürdük.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve İstanbul Ulaştırma Bölge Müdürü Cem Murat Yıldırım’ın da katılımları ile bizi onurlandırdığı gecede, yeni bölge müdürümüze sorunlarımızı bir kez daha iletme şansı bulduk. Sayın Yıldırım’ın sektörümüzü bilen bir kişi olması itibariyle söyledikleri de geleceğe yönelik umutlarımızı tazeledi.

Sayın Yıldırım her şeyden önce ‘sektörün sorunlarını hep birlikte çözeceğiz’ diyerek umutlandırdı bizleri.  Sektörün gelişimini  kendi öğrenciliğinden bu yana bizzat takip ettiğini belirten  Bölge Müdürümüz  “Şu an İstanbul’daki problemleri çözmek üzere görevlendirilmiş bulunmaktayım. Tabi ki bunu yine el birliği ile birlikte yapacağız” diyerek Bakanlığın sektörün sorunlarına eğileceğini dikle getirdi.

TOFED ile Bölge Müdürlüğünün yakın çalışması sonucunda bir danışma kurulu oluşturulduğunu ifade eden Yıldırım, bu kurulun yakın bir zamanda işlerlik kazanacağını ve kamu- özel sektör çalışmasının  bu kurulla kendini ortaya koyacağını da ifade etti.

Bu sözler, hepimizi gelecek açısından mutlu ederken biz bölge müdürümüzden öncelikle yaklaşan Ramazan Bayramı’nda korsan taşımaların en aza indirilmesi için etkin bir denetim beklediğimizi ifade ettik.

Halkla en iç içe sektör olma özelliğini uzun yıllardır elinde tutan bu sektör gelecekte de var olacaktır. Bu sektörün daha nice yıllarda bereketli iftar sofralarında buluşacağına gönülden inanıyoruz. Her daim yanımızda olan sponsorlarımıza, iftar yemeğimiz için katkıda Bulunan Mercedes Benz Türk A.Ş’ye, Temsa’ya, Anadolu Isuzu’ya, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sektörümüzdeki kadın istihdamının artırılmasına yönelik çalışmalara  destek  veren  Otokar’a, MAPAR’a, SHELL’e,  Gaziantep Motorlu Araçlar’a , ZF Türk’e , Harward,  Sorax,  Biletall ve Neta’ ya ayrıca, aynı sofra etrafında buluşturduğumuz sektörümüzün tüm temsilcilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Gelecek yıl da 48. Kez Geleneksel İftarımızda buluşmak dileğiyle, ramazan hepimiz için hayırlı, uğurlu, bereketli ve bol kazançlı geçsin.

 

13/06/2016

İSPARK Genel Müdürü Korkut’a

ziyaret ve izlenimlerim…

 

 

Geçtiğimiz hafta TOFED heyeti olarak Eylül 2015’te İSPARK Genel Müdürlüğü görevine gelen Sayın Nurettin Korkut’u makamında ziyaret ettik. 9 Haziran Perşembe günü yaptığımız bu ziyarette Türkiye karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün çatı örgütü TOFED ile İSPARK’ın işbirliğine gidebileceği noktaları konuştuk.

DEVAMI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ve 2005 yılında kurulan İSPARK, belediye iktisadi teşekkülleri arasında en etkin olanların başında geliyor. İstanbul gibi büyük bir şehirde otopark sorununa çözüm bulmaya çalışan İSPARK, Alibeyköy Cep Otogarı ile otogar işletmeciliğine de başladı.

Sürekli gelişen ve büyüyen 2016 yılında araç kapasitesini 100 bine çıkarma hedefi bulunan İSPARK’a geçen yılın Eylül ayında Genel Müdür olarak atanan Sayın Nurettin Korkut’u makamında ziyaret ettik. Son 5 yıldır İSPARK’ta Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten ve Mehmet Çevik’in İGDAŞ’a Genel Müdür olmasının ardından yerine atanan Sayın Korkut, şahsına münhasır insanlardan biri olarak karşımıza çıktı.

Ziyaretimizde İSPARK ile TOFED’in işbirliği yapabileceği konuları görüşürken, İSPARK’ın yürüttüğü ve son derece başarılı olan sosyal sorumluluk projeleri hakkında Sayın Genel Müdür’den ayrıntılı biçimde bilgi aldık. İSPARK’ın değnekçileri nasıl ortadan kaldırdığını, bu çalışanlara eğitim vererek nasıl birer kalifiye personel haline getirdiğini, ilkokul mezunu olanların orta öğretim, orta öğretim mezunu olanların yükseköğrenim alması için yapılan çalışmaları, çalışanların sendikalı olması için kurumun bizzat önayak olması gibi noktaları Sayın Korkut’tan dinledik.

Sayın Genel Müdür, konusunda bize yardım etme sözü verirken, özellikle Avcılar’da İSPARK’ın park alanının gece saatlerinde otobüslerin yolcu bindirme yeri, yani otogar gibi kullanılmasının önüne geçilmesini kendisinden istedik. Ayrıca bazı otoparklarda da ücretsiz servislerin indirme bindirme yeri olarak kullanılmamasını talep ettik. Sayın müdürümüz bu taleplerimize son derece olumlu yanıtlar verdi.

Ziyaretten gayet memnun ayrıldığımızı bir kere de buradan belirtmek isterim. Bu memnuniyette sayın genel müdürün şahsı ve bize yaklaşımı oldukça etkili oldu. Tüm kurumların başına işini bu kadar iyi bilen ve işini iyi yapmak için çaba harcayan kişilerin gelmesi en büyük temennimiz.

  1. İFTAR BULUŞMASI

Bu hafta büyük bir buluşmayı gerçekleştireceğiz. Tam 47 yıldır her Ramazan’da ‘bereket’ sofralarında buluşuyoruz sektör olarak. Bu yıl buluşma tarihimiz 16 Haziran Perşembe olacak.  Yeşilköy Gala Kaşıbeyaz’da yapılacak olan iftar yemeğimize 800’e yakın sektör mensubumuz katılacak. Buradan sektörümüzün tüm paydaşlarını soframızda ağırlamak istediğimizi bir kere daha söylemek isterim. Gelin bir olalım, birlik olalım, iri olalım diri olalım. Sektörümüzün gücünü hem biz bir kere daha görelim hem de gösterelim.

06/06/2016

2. el otobüs ihracatının önü açılsın

Geçtiğimiz haftayı oldukça yoğun geçirdik. Türkiye’nin an be an değişen gündeminden hayli uzaktık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkalığındaki heyet ile birlikte 31 Mayıs -2 Haziran 2016 tarihleri arasında Uganda ve Kenya’ya düzenlenen resmi iş gezisine Türkiye karayoluyla  şehirlerarası  yolcu taşımacılığı sektörü adına katıldım.  Geziye katılan gerek iş dünyası temsilcilerine gerekse de bakanlarımıza sektörümüzün sorunlarını anlatırken, ikinci el otobüs ihracatı için de yardım ve desteklerini istedim.

Devamı

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda, DEİK organizasyonu ile 31 Mayıs- 2 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Uganda – Kenya resmi iş gezisine otobüsçülük sektörü adına katıldım.  Geziye Türk iş dünyasından yaklaşık 150 kişi katılmıştı. Kenya ve Uganda’da yeni iş olanak ve fırsatlarını bu gezide gözlemleme imkânı bulurken, sektörümüzün sorunlarını ve beklentilerini de katılımcılara birinci ağızdan anlatma imkânı bulduk.

  1. EL OTOBÜS İHRACININ ÖNÜ AÇILSIN

Bu gezide TOFED Başkanı olarak en önemli gündemim Türkiye’deki 2. El otobüslerin ihraç edilebilmesi konusuydu. Hali hazırda yapılamayan bu ihracatın yapılır hale gelmesi gerektiğini uçakta bulunan iş dünyası temsilcilerine tek tek anlatmaya çalıştım,  öyle ki konu Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekçi’nin kulağına kadar gitti.  Sayın bakan ile konuşurken de aynı konuyu dile getirdiğimde konuya hâkim olduğunu ve bu konunun ortak çalışma ile çözülebileceğini bizatihi kendisi söyledi ve TOFED heyetini konuyu istişare etmek üzere Ankara’ya beklediğini ifade etti.

En kısa zamanda randevumuzu alıp Ankara’ya Sayın Zeybekçi ile görüşmeye gideceğiz ve derdimizi açıkça anlatıp, derman isteyeceğiz. Böylece parklarda duran 5 bine yakın 2. el otobüsün ihraç edilmesinin önü açılmış olacak. Türkiye otobüs mezarlığı haline gelmeyecek ve şirketlerin filosunda  duran 8 yaş üstü araçlar ortadan kalkacak.

11 AYIN SULTANI

Huşu içinde beklediğimiz 11 ayın sultanı Ramazan da bereketiyle beraber geldi. Son 4-5 yılda Ramazan,  otobüsçülerin sezonunun tam ortasına denk geliyordu. Bu da yolcu sayılarımızda ciddi anlamda düşüşlere neden olmuştu.  Ancak bu yıl, okulların 17 Haziran tarihinde kapanacak olması yolcu düşüşünün en alt seviyede kalmasını sağlayacak gibi görünüyor.  Bu da sektörümüzün sezonu daha verimli geçirmesini sağlayacak. Ramazan sonrasında ise bayramın 9 günlük bir tatili getirmesi sayesinde tüm koltukların dolu olduğu bir dönemi yaşamayı umuyoruz.  Şimdi bütün planlamalarımızı Ramazan Bayramı tatiline göre yapmaya başladık.

Arefe günü olan 4 Temmuz Pazartesi öğleden sonra başlayıp, 7 Temmuz Perşembe günü sona erecek bayram tatilinin Bakanlar Kurulu kararı ile 9 güne çıkarılması ile bu yıl en kötü dönemini yaşayan turizm ve dolayısıyla karayolu yolcu taşımacılığı sektörü canlanacak. Tatil bölgelerine yapılacak seyahatler artacak.

Bayram tatilinden sonrası ise zaten sezonun devamı olacak ve sektörümüz okulların açıldığı Eylül ayına kadar otobüslerimiz Türkiye’nin dört bir yanına seyrü seferini sürdürecek.

 

30/05/2016

Yoğun gündemin ardından

Malumunuz geçtiğimiz hafta tüm karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü de töhmet altında bırakan vahim bir olay yaşandı. Bir muavinin üniversite öğrencisi bir kızımızı taciz etmesi infial yarattı. Bu konuda bizim de söyleyecek birkaç sözümüz var. Öncelikle yaşanan olay kabul edilemez bir olaydır, bu olaya sebep olan kişi, suçuyla ilgili en ağır cezayı almalıdır. Sektör olarak biz bunun takipçisi olacağız.  Ancak bu olay koca bir sektöre ve olayın yaşandığı otobüsün bağlı olduğu firmaya mal edilmemelidir.

Devamı;

Kendini bilmez bir muavininin Metro Turizm otobüsünde bir genç kızımızı taciz etmesiyle başlayan linç kampanyası günlerce sürdü. Yaşanan vahim ve müessif olayla ilgili eleştiri dozu ‘firma kapansın’ boyutuna kadar ulaştı.

Yaşanan olayın sektörümüz adına kabul edilemez olduğu bir gerçektir. Biz her şeyden önce anayasa ile korunmuş olan seyahat hakkının en büyük güvencesi olan otobüsçüler olarak, otobüslerimizde bir daha böylesi olayların yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapacağız.

Ancak konunu diğer boyutuna dikkat çekmek isterim. Bu olayda olduğu gibi firmayı ya da sektörü topyekun linç etmek yerine suçun kişiselliği ilkesi göz önünde tutulmalıdır. Bireyin işlediği bir suçun cezası yine o bireye verilmelidir. Bir personelin işlediği suç nedeniyle topyekun bir sektörün ve firmanın cezalandırılmasını kabul etmiyoruz. Yargının bu olaya el atmasını, linç kampanyasına dönüştürülen olayın da sona ermesini sektörümüz adına istiyoruz.

Doğruyu görebilen sağduyu herkesin de bu doğrultuda davranacağına inanıyoruz.

SİYASİ İSTİKRAR DEVAM EDİYOR

Geçtiğimiz hafta ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin 65. Hükümeti de kuruldu. 22 Mayıs tarihinde AK Parti Genel Başkanı seçilen Sayın Binali Yıldırım Başkanlığı’nda kurulan bu hükümete öncelikle başarı diliyoruz. 12 Ulaştırma Bakanlığı süresince dev projelere imza atan Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın bu yeni görevinde de çok başarılı olacağına inanıyoruz. Sektörümüzü çok iyi tanıyan, kendisi de otobüsçü bir babanın oğlu olan Yıldırım sektörümüzün sorunlarına vakıf olması açısından da geleceğe yönelik umutlarımızı tazeledi.

Diğer taraftan Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanlığı koltuğunu da Ahmet Arslan’a devretti.  Yeni Ulaştırma Bakanımız ilk demecinde ‘Hedef bayrağı daha yukarılara taşımak’ diyerek Ulaştırma Bakanlığı’ndaki hummalı çalışmanın kesintiye uğramaksızın devam edeceğini gösterdi. Başbakan Binali Yıldırım’ın ekibinde geçmişten beri yer alan Sayın Bakanımız Arslan’ı en kısa sürede makamında ziyaret ederek sektörümüzle ilgili brifing vermek istiyoruz.  Kendisine de sonsuz başarılar diliyoruz, Türkiye’nin karayolu yolcu taşımacılığının asıl yükünü çeken sektör mensupları olarak kendisine her tür desteği vereceğimizi de buradan deklare ediyoruz.

Son olarak bu hafta 31 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Uganda ve Kenya’ya düzenlenen resmi ziyarete Türk otobüsçüsünü temsilen katılacağım. Bu gezide IPRU’nun Afrika’daki etkinlik alanının daha da genişlemesi için girişimlerde bulunacağız.

Güzel günlerde buluşmak dileğiyle.

 

16/05/2016

COMVEX kapılarını otobüsçülerle beraber açacak

Ticari araç segmentinin en büyük buluşması COMVEX İstanbul Ticari Araçlar, Otobüs ve Tedarik Sanayi Fuarı’nın 5.’si, Türkiye Otobüsçüler Federasyonu’nun da desteğiyle kapılarını açacak. Otomotiv Sanayii Derneği,  Ağır Ticari Araçlar Derneği ve Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği iş birliği ile 21-24 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan fuar karayolu yolcu taşımacılarını da bir araya getirecek.

Devamı

Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü bu hafta sonunda kapılarını açacak olan COMVEX İstanbul Ticari Araçlar, Otobüs ve Tedarik Sanayi Fuarı’nda bir araya gelecek. 5’inci kez düzenlenen, TOFED’in yanısıra OSD, TAİD ve TAYSAD tarafından desteklenen bu fuar karayolu yolcu taşımacılığının paydaşlarının da bir araya geldiği bir platform olacak.

Kısa adı OICA olan  ‘Uluslararası Fuarlar Listesi’nde de yer alan Comvex, Türkiye’de kurulmuş ilk uluslararası nitelikli mesleki sivil toplum örgütü olan IPRU (Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacılığı Birliği) tarafından da desteklenirken, IPRU, Türkiye’nin liderliğinde 17 ülkeden temsilcisi ile COMVEX İstanbul Fuarı’nda uluslararası karayolu taşımacılığının önümüzdeki yıllarda izleyeceği stratejileri belirleyecek.

Ayın Kaptan Şoförleri Ödülleri

“Ayın Kaptan Şoförü Ödülleri” töreni de COMVEX İstanbul’da düzenlenecek. Şehirlerarasından kent içine, servisten turizme kadar sektörün tüm temsilcilerini bir araya getiren ödül töreninde, Otokar Servis, Bridgestone Şehirlerarası, Isuzu Turizm ve Temsa Şehiriçi Ayın Kaptan Şoförleri olmak üzere toplam 4 kategoride ödüller sahiplerini bulacak.

Diğer taraftan Afyon Kocatepe Üniversitesi Otobüs Kaptanlığı öğrencilerine diplomaları da COMVEX İstanbul’da verilecek. Bu tören ile Afyon Kocatepe Üniversitesi Sultandağı Meslek Yüksekokulu Otobüs Kaptanlığı Bölümü, bu sene 6. mezunlarını sektöre kazandıracak.

Otobüs sektörüne hizmet ve ürün sağlayan tüm kuruluşların da bir araya geleceği COMVEX’in sektörümüz için çok önemli sonuçlar doğuracağına, sektörümüzün de fuara geniş bir katılım göstereceğine inanıyorum.

 

Bu yazımda söz etmek istediğim önemli bir konu daha var. Geçtiğimiz hafta İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen bir toplantı ile müzik sektörünün karayolu yolcu taşımacılarından istediği yüksek meblağlı telif ücretlerini değerlendirdik.  Müzik sektörü camiamızdan, koltuk arkası ekranlarda dinletilen müzikler için yıllık, otobüs başına bin 270 lira istiyor. Ancak sektörümüzün bu parayı veremeyeceği gün gibi aşikârdır. Otobüsçüler istenen bu fahiş rakamları veremez, 150-200 lira gibi makul rakamlar desinler otobüsçüler seve seve versin, minibüsçülerde 50 lira 75 lira olsun, onlar da seve seve versin ama filolarında yüzlerce otobüs olan firmaların araç başına bin 270 vermesi imkanlar dâhilinde değildir ve olamaz da.  Bu toplantının önemi sesimizi ilk kez Kültür ve Turizm Bakanlığı’na duyurabilmiş olmamızdır. Toplantı ile ilgili ayrıntılar gazetemizdeki haberde mevcut. Şimdi beklentimiz konunun taraflarının aynı masaya oturması ve orta bir yol bulunarak uzlaşmaya varılabilmesidir.

 

 

 

COMVEX kapılarını otobüsçülerle beraber açacak

Ticari araç segmentinin en büyük buluşması COMVEX İstanbul Ticari Araçlar, Otobüs ve Tedarik Sanayi Fuarı’nın 5.’si, Türkiye Otobüsçüler Federasyonu’nun da desteğiyle kapılarını açacak. Otomotiv Sanayii Derneği,  Ağır Ticari Araçlar Derneği ve Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği iş birliği ile 21-24 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan fuar karayolu yolcu taşımacılarını da bir araya getirecek.

Devamı

Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü bu hafta sonunda kapılarını açacak olan COMVEX İstanbul Ticari Araçlar, Otobüs ve Tedarik Sanayi Fuarı’nda bir araya gelecek. 5’inci kez düzenlenen, TOFED’in yanısıra OSD, TAİD ve TAYSAD tarafından desteklenen bu fuar karayolu yolcu taşımacılığının paydaşlarının da bir araya geldiği bir platform olacak.

Kısa adı OICA olan  ‘Uluslararası Fuarlar Listesi’nde de yer alan Comvex, Türkiye’de kurulmuş ilk uluslararası nitelikli mesleki sivil toplum örgütü olan IPRU (Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacılığı Birliği) tarafından da desteklenirken, IPRU, Türkiye’nin liderliğinde 17 ülkeden temsilcisi ile COMVEX İstanbul Fuarı’nda uluslararası karayolu taşımacılığının önümüzdeki yıllarda izleyeceği stratejileri belirleyecek.

Ayın Kaptan Şoförleri Ödülleri

“Ayın Kaptan Şoförü Ödülleri” töreni de COMVEX İstanbul’da düzenlenecek. Şehirlerarasından kent içine, servisten turizme kadar sektörün tüm temsilcilerini bir araya getiren ödül töreninde, Otokar Servis, Bridgestone Şehirlerarası, Isuzu Turizm ve Temsa Şehiriçi Ayın Kaptan Şoförleri olmak üzere toplam 4 kategoride ödüller sahiplerini bulacak.

Diğer taraftan Afyon Kocatepe Üniversitesi Otobüs Kaptanlığı öğrencilerine diplomaları da COMVEX İstanbul’da verilecek. Bu tören ile Afyon Kocatepe Üniversitesi Sultandağı Meslek Yüksekokulu Otobüs Kaptanlığı Bölümü, bu sene 6. mezunlarını sektöre kazandıracak.

Otobüs sektörüne hizmet ve ürün sağlayan tüm kuruluşların da bir araya geleceği COMVEX’in sektörümüz için çok önemli sonuçlar doğuracağına, sektörümüzün de fuara geniş bir katılım göstereceğine inanıyorum.

 

Bu yazımda söz etmek istediğim önemli bir konu daha var. Geçtiğimiz hafta İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen bir toplantı ile müzik sektörünün karayolu yolcu taşımacılarından istediği yüksek meblağlı telif ücretlerini değerlendirdik.  Müzik sektörü camiamızdan, koltuk arkası ekranlarda dinletilen müzikler için yıllık, otobüs başına bin 270 lira istiyor. Ancak sektörümüzün bu parayı veremeyeceği gün gibi aşikârdır. Otobüsçüler istenen bu fahiş rakamları veremez, 150-200 lira gibi makul rakamlar desinler otobüsçüler seve seve versin, minibüsçülerde 50 lira 75 lira olsun, onlar da seve seve versin ama filolarında yüzlerce otobüs olan firmaların araç başına bin 270 vermesi imkanlar dâhilinde değildir ve olamaz da.  Bu toplantının önemi sesimizi ilk kez Kültür ve Turizm Bakanlığı’na duyurabilmiş olmamızdır. Toplantı ile ilgili ayrıntılar gazetemizdeki haberde mevcut. Şimdi beklentimiz konunun taraflarının aynı masaya oturması ve orta bir yol bulunarak uzlaşmaya varılabilmesidir.

 

 

 

 

09/05/2016

Vizelerin kalkması ve sektörümüze etkileri

Avrupa Birliği Komisyonu’nun Türk vatandaşlarına Schengen Bölgesi’ne vizesiz seyahat hakkının verilmesini tavsiye etmesi, ‘Vizesiz Avrupa’yı beraberinde getirmesi bekleniyor. Vize serbestisi Tük vatandaşları için Avrupa’da bugün binbir zahmetle aldıkları vizeye ihtiyaç duymadan 3 aydan kısa süreli seyahatleri mümkün kılacak. Eğer AB Komisyonunun tavsiyesi hayata geçerse bu durumdan en çok faydalanacaklar arasında karayolu yolcu taşıma sektörünün olacağına inanıyorum.

Devamı

AB Komisyonu’nun Türk vatandaşlarına ‘Schengen Bölgesi’ne vizesiz seyahat hakkının verilmesini’ tavsiye etmesi, Vizesiz Avrupa seyahatlerinin mümkün kılacak gibi görünüyor. Türk vatandaşlarının 3 aydan kısa süreli seyahatleri için vize almamasının içinde bulunduğumuz karayolu yolcu taşımacılığını sektörüne önemli bir katkı yapacağına inanıyorum.

Malumunuz sektörümüz sadece Türkiye sınırları içinde yolcu taşıması yapmıyor.  B1 yetki belgesi sahibi firmalarımız aralarında Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Makedonya, Kosova, Almanya, Arnavutluk gibi Avrupa ülkelerine yolcu taşıyor. Hem de havayolunun çok çok altında bilet fiyatları ile veriyor bu hizmeti.

Özellikle Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi AB ülkesi Balkan ülkelerine seyahatlerin vizelerin kalkmasından sonra ciddi anlamda artacağını düşünüyoruz. Bu artış sektörümüze de olumlu yansıyacaktır. Özellikle yakın Avrupa ülkelerine hali hazırda düzenlediğimiz seferler önümüzdeki dönemde daha da artacak, doluluk oranları da bugünden daha iyi duruma gelecektir.

Neden bu tezi öne sürüyorum: Otobüsle yolculuk, çevrenin görülmesi, fikir edinilmesi açısından her zaman ön plana çıkar.  ‘Yolculuk otobüs, aciliyet uçak’ demektir düsturundan hareket edersek Avrupa ülkelerine otobüsle seyahat etmenin o ülkenin tanınması açısından daha doğru olduğu ortaya çıkar.

Diğer taraftan tabi ki yolcularımız için en önemli konu bilet fiyatları. Uçakla Sofya’ya giden bir kişi 600 TL ve üzerinde harcama yapıyor bileti için. Bu rakam otobüslerde ortalama 85- 100 TL. Yine yakın komşumuz Yunanistan’ın başkenti Atina’ya gitmek isteyen bir kişi uçak biletine 600 TL ve üzeri bir harcama yaparken, otobüs biletinde bu fiyat 3’te 1 oranında düşüyor ve 200 liraya Atina için otobüs bileti bulunuyor.

Yolcularımız,  özellikle kısa süreli (haftasonu gibi) tatiller için otobüsü tercih ettiklerinde hem kendileri kazançlı çıkacak hem de sektörümüz kapasitesini artıracak.

Vizelerin kalkmasının bir başka boyutu da, Avrupa’nın Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını kaldırması halinde Türkiye’nin de halihazırda vize uyguladığı 11 Avrupa ülkesi için vizeleri kaldıracağına işaret etmesidir. Avrupa Birliği Bakanımız Sayın Volkan Bozkır, “Biz AB’deki 11 ülkeye vize uyguluyoruz. Vize serbestisi yaşandığı an, bu 11 ülkeye de vize uygulaması kalkacak” demişti.

Böylece Avusturya,BelçikaMacaristanHollandaPolonyaPortekizİspanyaMalta, İngiltere, İrlanda ve Güney Kıbrıs Rum kesiminden Türkiye’ye seyahat edecekler vize almadan gelebilecek. Bu durumda turizmimizi hareketlendirecek ve hareketlilik doğal olarak bizim sektörümüze yansıyacak. Yolcular Türkiye’ye uçakla gelseler bile gezip görmek istedikleri yerlere tarifeli otobüslerimizle gidecekleri için iç hatlarda da sefer sayılarımızda artışlar yaşanacak.

Vize serbestisinin en kısa sürede hayata geçmesi ve sektörümüzün de bu serbestiden katma değer kazanması en büyük temennimdir.

 

 

 

02/05/2016

Yeni sezona doğru

 

İlkbaharın son ayı da geldi çattı, Roma bereket Tanrıçası Bona Dea ile birlikte tanımlanan Mayıs ayı bizim sektörümüz için de hareketli günlerin yaklaşması anlamına geliyor. Sektörümüzün bereketli günlerine adım adım yaklaştığımızı anımsatan Mayıs’ın bitmesi ile birlikte 2016 yılının yaz sezonu da start alacak. Yaz mevsiminin başlaması ile birlikte de koltukları tamamen dolu otobüsler otogarlardan hareket etmeye başlayacak.

Devamı

 

Karayolu taşıma sektörü yeni sezona tüm heyecanı ile hazırlanıyor. Gazetemizde her hafta haberlerini okuyorsunuzdur. Sektörümüzün önemli şirketleri yeni sezonda yolcularına daha kaliteli, konforlu ve güvenli hizmet vermek için bir yandan filo yenileme çalışmaları yapıyor, bir yandan da hizmet içi eğitimler düzenliyor.

Mayıs ayı itibariyle iyiden iyiye hızlanan bu hazırlık süreci, Haziran’ın ilk haftalarına kadar devam eder ve 2015 – 2016 öğrenim yılının 17 Haziran 2016 Cuma günü kapanması ile birlikte otobüsçülerin ‘sezonu’ başlar.

Bu sezon, tüm sektörümüzün dört gözle beklediği bir dönemi, 3 aylık bir zaman dilimini kapsardı. Kapsardı diyorum çünkü son birkaç yılda Kutsal Ramazan ayının sezona denk gelmesi ile otobüsçünün en kârlı dönemi olan bu dönem bir hayli kısalmıştı, sezon neredeyse 2 aya inmişti.

Bu yıl da hemen hemen aynı durum söz konusu.  5 Haziran’da başlayacak olan oruç tutma dönemi, bizler için 15 günlük bir iş kaybına neden olacak. Ancak bu kayıp 9 güne uzatılması ihtimali çok yüksek olan Ramazan Bayramı tatili ile telafi edilebilecek düzeyde olacak.

UZUN TATİL HERKESİ SEVİNDİRECEK

5-6-7 Temmuz tarihlerinde idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nın oluşturacağı bu uzun tatil, hem memleketlerine gidecek olanlar, hem de yazlık beldelere gidecek olanlar için önemli bir fırsat olacağı gibi, seyahatlerin vazgeçilmezi olan otobüslerde de yüzde 100 doluluk oranı sağlayacak. Ve hatta talebin beklenenin üzerine çıkması ile ek seferler düzenlenecek.

Misafirimiz kabul ettiğimiz yolcularımızı layık oldukları gibi ağırlamak için hazırlıklarımız son hızıyla devam ediyor.  Sezona adım attığımızda biz de tüm eksiklerimizi tamamlamış ve yeni sezona hazır hale gelmiş olacağız.

Söz etmek istediğim diğer bir konu da 21- 24  Mayıs tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan COMVEX Ticari Araçlar, Otobüs ve Tedarik Sanayi Fuarı. Otomotiv sektörünü bir kez daha buluşturacak olan COMVEX, bu yıl TOFED’in desteği ile açacak kapılarını. Ve COMVEX İstanbul, tüm karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü tek çatı altında toplayarak ulaşım politikalarının bir bütün olarak ele alındığı bir platform olacaktır.

Fuarda ayrıca Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacılığı Birliği’nin de Yönetim Kurulu Toplantısı yapılacak. 21 Mayıs tarihinde düzenlenecek toplantıya IPRU yönetiminde bulunan; Ukrayna, Romanya, Rusya, Slovenya, Bosna Hersek, Gürcistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Hırvatistan karayolu yolcu taşımacılığı derneklerinin başkan ve direktörleri katılacak. Toplantıda ayrıca IPRU’ya katılma kararı alan Somali ve Cibuti derneklerinin resmi katılım imzaları da atılacak.

Sektörümüzün de fuara gereken ilgiyi göstereceğine olan inancım tamdır.

25/04/2016

Otogarın merkezi yapısı korunmalı

 

İstanbul’da her gün binlerce kişiye ve araca hizmet veren Büyük İstanbul Otogarı’nın merkezi yapısı korunmalı ve otogar hizmet vermeye devam etmelidir. 1994 yılından bu yana şehirlerarası yolculukların İstanbul’da başladığı ya da sonlandığı nokta olması sebebiyle milyonlarca kişinin uğrak noktası olan Otogar yarınlarda da yaşamımızda yer almalıdır.

Devamı

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulaşım konseptinde hava-kara-deniz ve demiryollarının entegre olması her platformda, her toplantıda, her şurada gündeme getirilen konuların başında gelir. Entegre ulaşımın kendini en iyi şekilde hissettirdiği noktalardan biri de karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün kalbi konumundaki Büyük İstanbul Otogarı’dır.

Bugün, içerisinde faaliyet gösterdiğimiz Büyük İstanbul Otogarı, raylı sistemle Atatürk Havalimanı’na bağlanmış durumdadır, ayrıca yapımı devam eden Üçüncü Havalimanı ile de raylı sistemle bağlanabilir durumdadır.

Yine Büyük İstanbul Otogarı baz alınarak Esenler, Bağcılar, Mahmutbey, Olimpiyatköy vb. raylı sistem bağlantıları mevcuttur.

Yine havalimanından gelen ve Yenikapı’ya giden raylı sistem otogarımızdan geçerek Yenikapı’daki Marmaray’a bağlantı sağlamaktadır. Marmaray bağlantısı Avrupa Yakası’ndan Anadolu Yakası’na en kısa ve kolay yoldan gidişin de adresidir. Diğer taraftan Yenikapı Metro bağlantısı İDO’nun iskelesine ulaşımı ve bu sayede deniz yolu entegresini sağlamaktadır.

İstanbul Otogarı, E-5 ve TEM otoyolu arasında olup, kendisine has özel bağlantı yolları, alt geçitler vb. mevcuttur.

EN ULAŞILIR OTOGAR

25 yıla yakın kullanım süresinde İstanbul Otogarı’nın özellikle ulaşılırlığı konusunda imkanlar dahilinde her şey yapılmıştır. Büyük İstanbul Otogarı şu an gerek otobüs firmalarımızın servisleri, gerek raylı sistemler, gerekse de şehir içi belediye otobüsleri ile Türkiye’nin en rahat ulaşılan otogarlarının başında geliyor. Bu noktanın ne kadar önemli olduğu özellikle bayramlar gibi yolcu yoğunluğunun en üst seviyeye çıktığı dönemlerde ortaya çıkıyor.

Şimdi Büyük İstanbul Otogarı için yapılacak olan taşınma ya da ortadan kaldırılma değil, halk, yolcular, belediye, otobüs ve terminal işletmecilerini de içine alan bir iyileştirme olmalıdır. Otogarımızın yerinin değişmesi düşünülmeden ıslah çalışması yapılarak, Bayrampaşa Otogarı’nın yarınlarda da yaşamımızda olması sağlanabilir.

Aksi bir durumda, yani otogarın farklı bir lokasyona taşınması durumunda, 25 yılda tamamlanan bütün eksikliklerin yeniden ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca, bugün yer altı metrosu ile rahatça gelinebilen bu otogar yerine, metro bağlantısı olmayan, bağlantı yolları yapılmamış bir yere yolcularımızın ve otobüsçülerimizin mecbur bırakılması sonucunu doğuracaktır. Bu da, bağlantı yolları ya da metro bağlantısının yapılması için geçecek süre bir yana, kamu kaynaklarının yanlış kullanımını da beraberinde getirecektir.

Tüm bu tezlerin ışığında sektörümüz adına çağrımız, Büyük İstanbul Otogarı’nın mevcut yeri olan Bayrampaşa’dan taşınmaması, eksiklerin giderilmesi yoluyla daha uzun yıllar kullanımda kalmasıdır.

 

18/04/2016

Sektörümüz de terör mağduru

Son birkaç aydır Güneydoğu illerimiz ağırlıklı olmak üzere ülkemizde yaşanan terör olayları sektörümüzü de derinden etkiliyor. Bir yandan terör saldırılarında şehit verdiğimiz güvenlik güçlerimizin ve vatandaşlarımızın üzüntüsünü yaşıyoruz,  diğer taraftan da olayın ekonomik mağduriyetini çeken sektörler arasında yer alıyoruz.

 

DEVAMI

Terör maalesef ülkemizin ve milletimizin geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Elbette ki güçlü bir devletimiz var ve terör ile bir yerlere varmak isteyenler hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaklar. Milletçe birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Otobüsçülük sektörü de bu ülkenin ekonomisine, istihdamına her zaman katkı veren bir sektör olarak hizmetine devam edecek.

Bütün bunları merkeze alarak konuştuğumuzda sektörümüzün terör olaylarından nasıl etkilendiğini de ifade etmeliyiz. Seyahat özgürlüğü anayasal bir hak ve biz sunduğumuz hizmetle yolcularımızın bu hakkı kullanmalarına katkıda bulunuyoruz. Ancak insanları seyahat özgürlüğünü kullanmaya teşvik eden en önemli unsur güvenlik ve huzur. Güvenlik ve huzurun terör tarafından tehdit edildiği durumlarda da insanların vazgeçtiği ilk şeylerden birisi seyahat oluyor.

Güneydoğu illerimiz ağırlıklı olmak üzere yaşanan terör olayları sektörümüzü de mağdur ediyor. Ölü sezon dediğimiz kış sezonunda doluluk oranlarımız düşük seviyededir. Bu yüzden otobüsçüler her yıl can simidi olarak gördükleri sezonu iple çeker. Ancak bu yıl kış sezonunun ağırlığına bir de terör olayları sebebiyle yaşanan ekonomik kayıplar eklendi. Özellikle Güneydoğulu meslektaşlarımız bunun ağırlığını daha çok hissettiler.  TOFED olarak bu zor dönemde meslektaşlarımıza daha çok destek vermek için bazı girişimlerde bulunduk. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Süleyman Soylu’yu ziyaret ettik, SGK prim borçlarının ertelenmesini talep ettik. Sağolsun Sayın Bakanımız da olumlu cevap verdi. Öyle inanıyoruz ki devletimizin bu konudaki desteği de artarak devam edecektir.

Sektörümüzün terör olaylarından yaşadığı mağduriyeti dile getirirken sadece şehirlerarası otobüsçüleri kast etmiyoruz, turizm taşımacısı meslektaşlarımız da büyük mağduriyetler yaşıyor. İstanbul’da meydana gelen terör saldırıları sebebiyle, özellikle Avrupa’dan tur iptalleri gerçekleşti. Seyahat acenteleri  ve otellerin ekonomik kayıplarının yanında turizm taşımacılarının durumu da mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Bu sebeple Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile koordineli olarak turizm taşımacıları için de destek programları yapmalıdır.

11/04/2016

İşimiz hayatı kolaylaştırmak

Türkiye’yi bir uçtan diğer uca, birbirine bağlayan şehirlerarası karayolu yolcu taşıma sektörü olarak bizler yolcularımızın hayatını kolaylaştırmak için varız. Servislerimizle evlerinin kapılarından aldığımız yolcularımızı gitmek istediği noktaya ulaştırınca da işimiz bitmez, sevdiklerine varıncaya kadar hizmetimizi sürdürürüz. Bu açıdan baktığımızda insanların hayatının, doğumdan ölüme her anına dokunan belediyeler ile amacımız aynı…

Devamı

Projesini Avcılar Belediyesi’nin gerçekleştirdiği, işletmesini TOFED’in üstlendiği “Avcılar Bilet Satış ve Aktarma Merkezi’mizi açılışını 5 Nisan Salı günü gerçekleştirdik. Bu açılışta belediye başkanlığı anlayışının nasıl olması gerektiği bir kere daha ortaya çıktı.

Açılışta konuğumuz olan ve bir anlamda ev sahibimiz olan Avcılar Belediye Başkanı Sayın Dr. Handan Toprak esas hedeflerinin sektörlerin faaliyetlerini kolaylaştırmak olduğunu, otobüsçülüğe de aynı anlayışla destek olduklarını söyledi.

Başkan Toprak, eski stadyumun bulunduğu alanda hizmet veren bilet satış yerlerinin aktarma merkezi olarak trafik sorunu oluşturduğunu hatırlatarak böyle bir yere ihtiyacın ortaya çıkması nedeniyle harekete geçtiklerini belirtti. Diğer taraftan Avcılar bölgesinin deprem riski de hepinizce malum. Olası bir afet durumunda kentin çıkış noktasının tıkalı olmasını istemediklerini söylene Sevgili başkanımız olası felaketlerin önüne geçmek için bu projeye imza attıklarını dile getirdi. Ve bundan sonra da sektörümüzün ihtiyacı olacak her türlü desteği vereceğini açıkladı.

Avcılar Belediye Başkanımız Sayın Handan Toprak’tan gördüğümüz bu sıcak yaklaşım bizi ziyadesiyle memnun ve mutlu etti. Kentlerin yöneticilerinin yönettikleri insanları dinleyerek, çözümler bulması demokrasinin kaynağını oluşturur. Bu nedenle sevgili başkanımız Sayın Handan Toprak’a en derin teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sektörümüz artık öğrenci ve genç nüfusun hayli yoğun olduğu Avcılar’da kendisine yakışan bir mekanda daha nitelikli bir hizmet verecektir.

Avcılar’daki durumun sektör sorunlarında ortak hareket etme ve uzlaşı kültürünün güzel bir örneği olduğunu geçen haftaki makalemde özellikle belirtmiştim.

Bayrampaşa Otogarı’nın geleceği konusunda yapılan tartışmalar hepimizin malumu. Gerekli ıslah çalışmalarının ardından mevcut altyapının sektörü daha uzun yıllar taşıyabileceğini, sektörümüzün Bayrampaşa’da devam etmek istediğini çeşitli platformlarda dile getirdik. Yolcularımızın kentiçi ulaşım bakımından elde ettiği avantaj da ortada. Bayrampaşa Otogarı’nın çok yönlü raylı sistem bağlantılarıyla birçok yere rahatça ulaşılabiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyemiz bu konuda bir adım atsın biz sektör olarak beş adım atalım. Çözülemeyecek bir meselenin olmadığına inanıyoruz.

 

 

04/04/2016

Avcılar’daki örnek projemiz

Sektörümüzün çatı sivil toplum kuruluşu TOFED’in işletmesini üstlendiği Avcılar’daki ‘Bilet Satış Merkezi’ 5 Nisan Salı günü faaliyete geçiyor. Sektör sorunlarında ortak hareket etme ve uzlaşı kültürünün de güzel bir örneği olan bu proje, gelecekte yapılacak büyük projeler için de moral ve motivasyon kaynağı olacaktır.

Seyahat kolaylaştırıldığı ölçüde hem sektör mensupları hem de yolcular için keyif verir. Bizler ne kadar konforlu ve düşük maliyetli mekânlarda hizmet sunmak istiyorsak, yolcularımız da aynı ölçüde kaliteli ve konforlu hizmeti almak ister. Bu nispette mekânlar da önemlidir bizim için. Avcılar’da dağınık bir halde faaliyette bulunan otobüs işletmecilerinin acenteleri ve bu acentelerin yolcularını otogara getiren ücretsiz servis araçlarının yarattığı trafik sıkışıklığını önlemek için belediye tarafından ‘Bilet Satış Merkezi’ inşa edilmişti.

Belediye böyle bir çalışma ile hem yolculara ve sektöre hizmette bulunmak istemiş hem de karayolu yolcu taşımacılığının düzen ve disiplin altına alınmasını hedeflemişti. On iki yazıhane ve bir kafeteryadan oluşan merkez uygulama açısından da güzel bir model oluşturuyor. Biz de böylesine güzel bir projede sektörümüz adına sorumluluk üstlendik, merkezin işletmesini devraldık. Yazıhanelerimizi kar amacı gütmeden firmalarımıza kiraladık. Firmalarımız da gösterdikleri ilgi ile projenin doğru bir proje olduğunu teyit etmiş oldu. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Şimdi sıra bu güzel projenin açılış törenine geldi. 5 Nisan Salı günü sektör mensuplarımızı Avcılar’daki Bilet Satış Merkezi’nin açılış törenine bekliyoruz

YENİ ANAYASA KONUSUNDAKİ ÇALIŞMALARIMIZ

Bildiğiniz gibi yeni anayasa konusunda yapılan çalışmalar sadece siyaseti değil sektörleri de ilgilendiriyor. Hepimiz bu ülkenin vatandaşı olduğumuza göre yeni anayasa konusunda da elbette ki hepimizin söz hakkı olmalı. Ülkemizin ulaştırma sisteminde omurga rolü üstlenen, karayolu yolcu taşımacılığı sektörü seyahat özgürlüğünün uygulanması konusunda da güvence sağlıyor. Yeni anayasa konusunda sivil toplum kuruluşların katkısını sağlayan ve bu konuda koordinasyon görevi üstlenen Sivil Dayanışma Platformu (SDP) ile güzel bir işbirliği sürecini başlattık. SDP bünyesinde Türkiye’nin dört bir yanından yaklaşık beş yüz sivil toplum kuruluşu, kanaat önderleri ve akademisyenler bulunuyor. SDP Başkanı Sayın Ayhan Oğan’ı ziyaret ettik. Ayhan Bey, sivil toplum çalışmaları konusunda oldukça başarılı projelere imzasını atmış, bilgili kültürlü bir STK yöneticisi. Ben güzel bir sinerjinin yakalanacağına inanıyorum.  Sivil toplum tarafında, sektör adına TOFED de yeni anayasa çalışmalarının içinde olacak ve destek verecek. Geçtiğimiz hafta bir başka önemli görüşmemiz Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Ahmet Selim Köroğlu ile oldu. Ahmet Selim Bey ile de oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Sektörümüzün sorunlarını aktardık, ayrıca yeni anayasa çalışmaları konusunda TOFED’in sunabileceği katkılar da gündem maddemiz oldu. Sorunları siyasetçilere ve kamu idarecilerine aktarmak elbette ki bir sivil toplum kuruluşu için temel vazifedir. Ancak biz bu vazifemizi yaparken, bir şey daha yapıyoruz; çözüm önerilerimizi de beraberin de sunuyoruz. Bu bizim sektörümüze karşı sorumluluk anlayışımızın da bir gereğidir. Biz karayolu yolcu taşımacılığı sektörünü yani büyük bir camiayı temsil ediyoruz. Sorunlara eğiliş tarzımız da bu sektörün büyüklüğüne yakışan farkı oluşturuyor.

28/04/2016

Otogarda güvenlik tedbirleri artırıldı

Her kentin simgesi haline gelmiş, milyonların gelip geçtiği, alışveriş yaptığı,  yemek yediği ya da çay- kahve içtiği noktaları vardır. Bu İstanbul’da Avrupa Yakası’nda İstiklal Caddesi’dir, Anadolu Yakasında Bahariye Caddesi, Ankara’da Tunalı Hilmi, İzmir’de ise Kordon boyu… İstanbul’un buluşma noktalarından biri de doğal olarak Bayrampaşa Otogarı’dır.

Devamı;

Gelenler, gidenler, yolcularını karşılayanlar, memleketinden gönderilenleri alanlar derken Bayrampaşa Otogarı’nda her daim bir sirkülasyon vardır. Yolu buraya düşmemiş hiç kimse yoktur diye iddialı bir cümle kursak da sanırım hata yapmış olmayız.

Günde ortalama 80 ila 100 bin vatandaşımızın kullandığı, bin 500 otobüsün çıkış yaptığı, araç sirkülasyonun da çok yoğun olduğu ve bu yönüyle merkezi bir nokta haline gelen Büyük İstanbul Otogarı’nda güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.

Otogarın 28 giriş çıkış noktasında hem otogar yönetimimizin personeli hem de polislerimiz güvenliğimizi sağlamak için ciddi bir emek harcıyor. Giriş kapılarında otogara girecek araçlar bagaj içleri dâhil aranıyor, bu araçların içlerindeki yolcular ve valizleri kontrol ediliyor.

Büyük İstanbul Otogarı’nda şu anda 300’den fazla polis görev yapıyor. Cefakar polislerimiz olası bir tehdidi bertaraf edebilmek için giriş kapılarının yanı sıra otogar içi, yazıhaneler ve metro girişlerinde de kontrollerini rutin hale getirdi. Otogar yönetimimiz Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü ile koordineli yürütülen bu kontrollerin devam edeceğinin de altını çizdi.

Artırılan güvenlik önlemlerine ek olarak da otogarın farklı yerlerinde bulunan 156 kamera 7 gün 24 saat kayıt yapacak. Bu sayede şüpheli bir durumda emniyet güçlerinin müdahalesi daha da kolaylaşacak. Ayrıca otogar giriş-çıkışlarında bulunan toplam 28 plaka tanıma kamerası ile de İstanbul’un en kalabalık noktalarından biri olan otogara giriş-çıkış yapan araçlar da sıkı bir kontrolden geçecek.

Burada öncelikle yolcularımıza seslenmek istiyorum. Ülke olarak en zor dönemlerden birini yaşıyoruz, dönmeye çalıştığımız bu viraj oldukça zorlu. Ancak bu zor zamanları yine birlik olursak aşabiliriz… Ayrı gayrı olmadan, ortak paydamızın bu vatan olduğunu kabul ederek aşabiliriz… Bu dönemde hepimize düşen en büyük görev, hayatımıza kaldığı yerden devam etmek ve güvenlik güçlerimize destek olmaktır.

Buraya kadar yazdıklarım önemli ama sektörümüz için hayati öneme haiz bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.  Geçtiğimiz hafta Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, uluslararası taşımacıların, rakiplerinin 5 katı sigorta maliyetine katlandığını belirterek, Sigorta Birlik’ine  “Artık yeter, sektörün gücü kalmadı. Bu duyarsızlığa bir son verin” çağrısında bulundu. Zorunlu sigortalardaki fahiş fiyatlar ister taksi olsun bir kişiyi taşısın, ister servis olsun öğrenci ve personel taşısın, ister turizm taşımacısı olsun, isterse yük taşımacıları ya da biz şehirlerarası yolcu taşımacıları olsun hepimizin ortak sorunudur.  Ve bu konuyu çözebilmek için ortak bir çalışmaya, bir olmaya ihtiyacımız var.  Bize dayatılan bu fahiş sigorta bedellerine karşı önümüzdeki süreçte TOFED olarak girişimlerimiz devam edecektir.

21/03/2016

Otogarlardaki güvenlik önlemleri artırıldı

13 Mart’ta Ankara Güven Park’taki otobüs duraklarına yönelik bombalı araçla düzenlenen ve 37 sivilin hayatını kaybettiği saldırı hepimizi derinden etkiledi. Kullanılan patlayıcıların Şanlıurfa’dan bir kurye ile bavul içinde otobüsle Ankara Otogarı’na getirildiği yönünde basında yayınlanan haberler ise sektörümüzü bir kez daha yaraladı. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörü olarak, böyle haince bir emele alet olmuş olmak hepimizin yüreğini sızlattı ve bu noktada otogarlarında havayolu standartlarına kavuşmasının ne denli acil bir ihtiyaç olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Devamı

Ankara’da 13 Mart tarihinde gerçekleşen saldırı hakkında basında yer alan haberlerde; Ankara’yı kana bulayan hain saldırıda kullanılan bombaların, kurye tarafından Şanlıurfa’dan otobüsle bir valiz içinde 840 kilometre taşınarak AŞTİ’ye getirildiği belirtiliyor.

37 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 70’ten fazla kişinin ise yaralandığı saldırı yüreğimizi ne kadar yaktıysa, o bombaların Ankara’ya otobüsle taşınmış olması da bir o kadar yüreğimizi dağladı. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün temsilcileri olarak bizler, her platformda ulaşım hakkının güvencesi olduğumuzu belirtir, kamu hizmeti gördüğümüzün altını çizeriz. Doktorundan mühendisine, askerinden, öğrencisine her yaştan, din, dil ve ırktan insanı bir yerden bir yere taşır ve verdiğimiz bu hizmetle de gurur duyarız.

Ancak, her gün taşıdığımız binlerce yolcunun kim olduğunu ya da kötü bir amaç taşıyıp taşımadığını pek tabi ki bilemiyoruz. Bu noktada da güvenlik anlamında büyük bir değişimin gerekliliğini özellikle belirtmek istiyorum.

Karayollarının tek rakibinin havayolu olduğu her zaman söylenir durur.  Ancak gerek otobüslerimizin konforu gerekse de hizmet kalitemiz ile bu kaliteyi yakaladığımıza hiç kuşku yok. Havayolunda yakalamamız gereken tek konu güvenlik. Nasıl ki bir havalimanına girildiğinde uçağa binene kadar birçok defa güvenlik kontörlünden, kapı dedektöründen, x-ray cihazından geçiliyorsa, karayollarında da uygulama aynı olmalı. Tabi bu uygulama yalnız insanlar için değil araçlar için de aynı olmalı. Otogarlara giriş çıkış yapan tüm araçlar güvenlik kontrolünden geçirilmeli. Otogar girişlerine konulacak ve tamamıyla yenilenmiş kapı girişleri, x-ray cihazları, artırılmış güvenlik taramalarının yanı sıra yollarda da bu kontroller devam etmeli.

Karayolu yolcu taşımacılığının çatı örgütü TOFED olarak, bu önlemlerin artırılması için elimizden geleni yapıyoruz. Üye derneklerimiz ile de bu konuyu görüştük. Gerekli bilgilendirmeleri yaptık. Yalnız İstanbul’da değil yurdun her ilindeki otogarlarda güvenlik önlemleri artırıldı. Tabi tüm bunlar yapılırken yolcularımızın da bizlere destek olması gerekiyor. Otogarlarda hizmet veren güvenlik personelimizin, emniyet güçleri gibi huzuru sağlamak için var olduğu unutulmasın. Şuan bile tamamen yolcu güvenliği için istediğimiz T.C. kimlik numaraları büyük problem yaratmakta, gişe görevlilerine verilmek istenmemekte. Gerek valiz gerekse de üst-baş aramasında yolcularımızın da görevlilere yardımcı olması hepimizin daha güvende olmasını sağlayacaktır.

Yoksa gazetelerde yazan bu vahim haber sonrasında her otobüs yolculuğu bütün yolcuların tedirgin olduğu, kötü rüyalar gördüğü yolculuklara dönüşecektir.  Bunun doğal sonucu da korkunun herkesi pençesine alması, bir süre sonra kimsenin evinden dahi çıkmamasıdır.

Şimdi yolcularımızdan tek beklentimiz kendi güvenliklerini de sağlayacak olan kurallara riayet etmeleridir.  Yoksa otobüs yolculuklarının güvenliğinden duyulacak herhangi bir şüphe, sektörümüzü durma noktasına getirebilir.

14/03/2016

Sezona girerken otomotiv sektörü hakkında…
Kış bitti, bitiyor… Önümüz bahar… Otobüs işletmeciliği sektörü için sezonun başlamasına az kaldı! Bugünler, filolarımızı yenileme, personelimize eğitim verme, yeni hatlar üzerinde çalışma dönemi. İşte bu dönemde otomotiv sektörü de biz işletmecileri yeni modellerinin 2016 model otobüslerinin lansmanlarına davet ediyorlar. Son 15 gün içinde hem Mercedes Benz Türk, hem de Temsa Global, yeni otobüslerini tanıtmak üzere TOFED’i ve üyelerini bu tanıtım organizasyonlarına davet ettiler. Biz de oldukça kalabalık gruplar halinde bu davetlere icabet ettik.
Devamı
1960 ve 70’lerde otobüs işletmeciliği sektörü yolcularına daha iyi hizmet vermek için yurtdışından otobüs ithal ediyor ve sefere koyuyordu. 80’lerle birlikte Mercedes Benz, MAN gibi iki Alman otomotiv devi Türkiye’de üretime başladı. Ardından bir Japon firmasının lisansıyla Adana’daki tesislerinde otobüs üretmeye başlayan Temsa girdi pazara… Kısa bir süre sonra da kendi ismiyle, Safir ve Maraton otobüsleri üretmeye başladı. Küçük ve orta boy otobüs üretiminde de Isuzu, Otokar dev hamleler yaptı. Ve Türkiye bir otobüs üretim üssü oldu.
Üreticiler bir yandan, filolarını her yıl yenileyen biz Türkiye’deki otobüs işletmecilerine otobüs üretirlerken, diğer yandan da geniş bir hinterlanda otobüs ihraç etmeye başladı. Yani, 30 yıl kadar önce yurtdışından otobüs ithal ederken, artık Avrupa’nın her ülkesinden İç Asya’ya, Ortadoğu’ya, Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir alana yayılmış onlarca ülkeye otobüs ihraç eder duruma geldik. Otomotiv sektörü ile birlikte ve paralel olarak sektörümüz de büyüdü gelişti.
Mercedes Benz Türk ile Temsa Global’in lansmanlarında bir kez daha gördük ki, otobüs üretiminde iki temel konu öne çıkartılıyor… İlki güvenlik, ikincisi konfor. Güvenli sürüş için bir otobüste ne gerekiyorsa her şey yeni üretilen otobüslerde bulunuyor. Kaptanlarımız çok büyük hata yapmadıkları, yollarda kör noktalar azaltılıp, yolların fiili kaza riskleri minimize edildiğinde otobüslerle ciddi kazalar yaşanması ihtimali en aza indirgeniyor. Güvenliğin yanı sıra yolcunun ister 3-4 saatlik, ister 12-15 saatlik seyahatlerinde rahat etmeleri, konforlu zaman geçirmeleri için tüm düzenlemeler yapılmış. Koltukların ergonomik oluşu, koltuk arkası ekranlarla yolcuya hoşça vakit geçirmelerinin olanakları yaratılması, ikram için adeta her otobüse bir mutfakta olabilecek teçhizatların konulması ilk aklıma gelenler…
Tüm Türkiye’de olduğu gibi sektörümüzde de var olan ve büyüyen ekonomik sorunları görmezden gelemeyiz. Ayrıca, sektör mensupların yatırım yapmaya hevesli ve girişimci yanını göz ardı edemeyiz. Hatta borçlarını en zor dönemlerde dahi ödemek için nasıl çaba harcadıklarını otobüs üreticileri çok iyi bilir. Bu nedenle 2016 model ve gerçekten güvenli-konforlu otobüslerinin fiyatlarını, sektörümüzün bu özelliklerini de düşünerek daha rantabl, daha ekonomik rakamlarda belirlemeleri gerektiğini düşünüyorum. Bir de eğer varsa geciken borçları olan şirketlere daha toleranslı davranmaları iyi olur. Çünkü bizim otobüsçümüz borcunu öder!

07/03/2016

Enerjimizi boşa harcamayacağız
TOFED Genel Başkanlığı bayrağını devraldığım günden bu yana yaklaşık 6 ay geçti. Bu sürede dev bir organizasyon olan sektörümüzü gözlemledim. ‘Sektörün dinamikleri nedir, sorunları nelerdir, çözüm yolları ne olabilir?’ diye yönetim kurulu arkadaşlarımızla beyin fırtınaları gerçekleştirdik, gelecek hedeflerimizi belirledik. Ve şimdi enerjimizi sektörün sorunlarını çözme yolunda tam kapasite kullanma zamanına geldik.
Devamı
Ekim 2015’te TOFED bayrağını devralarak daha da yükseklere çıkarmak için göreve başladık. O günden bugüne geçen yaklaşık 6 aylık süreç, bir bakıma yol haritamızı belirleme süreci olarak da kabul edilebilir.
Bu süreçte yönetim kurulu arkadaşlarımızla beraber sektör adına neler yapmamız gerektiği konusunda kafa yorduk, beyin fırtınaları gerçekleştirdik. Sektör olarak öncelikli sorunlarımız nelerdir, hangi çözüm yollarını kullanırsak çözüme daha kolay ulaşırız sorusunun cevabını aradık.
Şimdiye kadar Devletten bizce haklı bir talebimiz vardı. Teknik olarak toplu taşıma yapan bizlerin kullandığımız akaryakıtta ÖTV ve KDV indirimleri olması gerektiğini savunduk. Ancak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım İstanbul’da bizlerle yaptığı toplantıda ÖTV ve KDV indiriminin gelmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, ‘Bu konu için enerjinizi boşa harcamayın’ dedi. Bu açıklamanın ardından Türkiye Otobüsçüler Federasyonu olarak biz de 2016 yılından itibaren çalışmalarımızı sektörün diğer hayati öneme haiz sorunlarını çözmek için yoğunlaşacağız.
Şu anda sektörün bizce en acil sorunu ‘Telif Hakları’ meselesi. Sektörün canını çok yakacak bu sorunun çözümünde bize düşen görev etkin bir lobi faaliyeti yürüterek haklılığımızı herkese anlatmaktır. Ayrıca hukuk danışmanlarımız ve üniversite hocalarımızla konunun sektör adına olumlu çözülmesi için çalışıyoruz.
Sektör olarak telif hakları kapsamında firmalarımızın çok büyük ücretler ödeyecek gelir düzeyi yoktur ve olamaz da. Biz hiçbir zaman kimsenin emeğini görmezden gelme gibi bir düşünce içinde de değiliz. Ancak biz makul anlaşmanın olmasından yanayız. Karayolu yolcu taşıma sektöründe hizmet veren hiçbir firma mevcut gider yükünün üzerinde bir yükü taşıyamaz. TOFED olarak biz de bu konuda sektörün beklentilerini karşılayacak çözüm için 2016 yılında çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Diğer bir önemli sorun ise D2 belgeli taşımacıların grup taşımacılık yerine ilden ilçeye veya köylere taşımacılık yapmaları. Bu taşımacılar kanuni iş yapmıyorlar. Bu sorunun çözümü için TOFED ile halk otobüsçülerinin çatı kuruluşu TÖHOB iş birliği içinde çalışmalarını yürütüyor.
Karayolu yolcu taşıma sektörü olarak bizim yolcumuzu haksız bir şekilde kaybetmeye tahammülümüz yok. Bu nedenle çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Biz işimizi kanunlara uygun yaparken hakkımızı yine kanunlara uygun bir şekilde arayacağız.
Diğer taraftan bu yıl üzerinde yoğunlaşacağımız diğer bir konu da fahiş bir şekilde artan sigorta bedelleri. Geçtiğimiz hafta Afyon’da sadece bu konuya yönelik bir panel düzenlendi. Konunun bir tarafı olan otobüsçüler bu fahiş artışların sektörde sigortasız çalışan araç sayısını artırma riskine dikkat çekerken, Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketler Birliği (TSB) Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu trafik poliçelerinin kaskodan yüksek olması gerektiğini söyleyerek hepimizi şaşırttı. Sigortaların daha makul seviyelerde olması için de elimizden geleni yapacağız.
2016 yılı sektör için zor ve çetin bir yıl olacak, bunun bilinci ile çalışmalarımızı yapıyoruz. İşimiz çok bunu biliyoruz ve enerjimizi doğru hedefler koyarak harcayacağız.
Şimdi artık enerjimizi doğru noktalara kanalize ederek en etkili ve çabuk sonuçları alma zamanıdır.

29/02/2016

Otobüs endüstrisini oluşturan sektör
Son yıllarda şehirlerarası yolcu taşımacılığında hava yolu ile demir yolunun etkinliği görece artsa da hala otobüsün liderliği devam ediyor. Keza şehir içi toplu taşımalarda da denizyolunda vapurlar ve yer altında metrolar kullanılsa da en çok yolcuyu otobüsler taşıyor. Şimdi hep birlikte düşünelim bu tercihin Türkiye ekonomisine nasıl bir katkısı var?
Devamı
Türkiye’de bugün hem kent içi toplu taşımalarda, hem de şehirlerarası yolcu taşımacılığında hakim mod hala karayoludur. Bu tercih Türkiye ekonomisi açısından da oldukça önemli sonuçlar doğuran bir tercihtir.
Zira neredeyse 100 yıldır otobüsle yolcu taşımacılığının yapıldığı ülkemiz, bu sayede Dünya’nın otobüs üretim merkezi haline gelmiştir.
1967 yılında Otomarsan adıyla kurulan ve 1968 yılında da üretime başlayan Mercedes-Benz Türk başta olmak üzere pek çok marka, Türkiye’nin değişik noktalarında büyük ve küçük otobüs üreterek ekonomiye can veriyor.
Mercedes- Benz Türk İstanbul Hoşdere’de yılda 4 binden fazla otobüs üretiyor.
Çukurova’nın başkenti Adana’da Temsa, Türk otobüsçülüğünün önemli kilometre taşları arasında yer alan otobüslerini üretiyor.
Ankara’da MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. hem şehirlerarası yolculuklara hem de şehir içi yolculuklara yönelik otobüslerini üretip satıyor.
Sakarya’da Koç Topluluğu’nun dinamolarından Otokar şehir içi yolcu taşımalarında kullanılan otobüsleri ile turizm ve servis taşımacılığında kullanılan o küçük otobüslerini üretiyor.
Kocaeli Gebze’de Anadolu Isuzu, küçük otobüslerini başarıyla üretiyor. Bu otobüsler hem kent içi ulaşımda, hem turizm ve servis taşımacılığında kullanılıyor hem de şehirlerarası firmaların ücretsiz servisi olarak…
Keza 1966 yılında 269 yatırımcı tarafından minibüs üretmek için kurulan Karsan da Bursa ‘da otobüslerini üretiyor.
Yani büyük bir endüstri hem şehirlerarası yolcu taşımacılarının ihtiyacı olan otobüsleri hem de şehir içi ulaşıma yönelik otobüsleri yollara sunmak için çalışıyor, didiniyor.
Diğer taraftan üretilen bu otobüslerin dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmesi ve yolculuklarda tercih edilen otobüsler olması da bizim için ayrı bir gurur vesilesi. Herhangi bir yurt dışı gezinizde Türkiye üretimi otobüslerle karşılaşmanız işten bile değil.
Ekonominin çarklarını döndüren en büyük kuruluşların başında bu fabrikalar geliyor. Mühendisinden tasarımcısına, vidayı sıkan işçisine kadar pek kişi buradan kazandığı parayla evine ekmek götürüyor, geçimini sağlıyor. Yan sanayiciler bu fabrikalara ürün tedarik ederek ayakta duruyor.
Üretimde yaratılan bu katma değerden sonra satış ve sonrası var. Otobüslerin kullanıma alınması ile bilet satışları, akaryakıt kullanımı, otobüs kullanan şoför, host- hostes- muavin, aracın içinde dağıtılan ikramlara kadar uzanan bir süreç başlıyor. Tüm bu süreci göz önüne alırsak da ekonomiyi otobüsçüler ayakta tutuyor desek yalan söylemiş olmayız aslında.
Velhasıl kelam, kendisi çok büyük bir istihdam kaynağı olan sektörümüz dolaylı olarak da ekonomiye can suyu oluyor.
Bu tezimin gerçekliğini son olarak geçtiğimiz hafta Mercedes Benz Türk’ün Yeni Travego ‘sunun lansmanında bir kere daha gördüm. Bu lansmana Türkiye’nin dört bir yanından bin 300 kişi davetliydi ama lansmanda bulunan kişi sayısı kat kat fazlaydı. O gece ne kadar büyük bir aile olduğumuzu bir kez daha anladım.
Bu kalabalık ayrıca Türkiye’de otobüsçülük bitecek diyenleri düşündüğümüzde de oldukça anlamlı geliyor. Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, en kalabalık metropolden en küçük yerleşim yerine kadar kapıdan kapıya yolcu taşıyan bu sektörün daha uzun yıllar hizmet vereceğini bu kalabalık yeterince anlatıyor.
Biz Türkiye için çalışmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.

22/02/2016

IPRU; TÜRK OTOBÜSÇÜSÜNÜN GELECEĞİDİR
Türkiye Otobüsçüler Federasyonu, sektör mensuplarının sorunlarını çözme, lobi oluşturma, sektörün gelecek perspektifini oluşturma gibi çok önemli misyonları yerine getiren bir kuruluş. Ancak bana TOFED’in projeleri içinde en etkilisi hangisidir diye sorarsanız hiç düşünmeden Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacıları Birliği’nin ( IPRU) kuruluşudur cevabını veririm. Kuruluş çalışmaları 2010 yılında başlanan IPRU’da, çok önemli virajları döndük. 2013’te kuruluş deklarasyonu imzalandı, 2014 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile kuruluş çalışması tamamlandı. 2015 yılında ilk genel kurulu gerçekleştirildi, yeni yol haritası çizilmeye başlandı. Hedefimiz IPRU’yu AB ve BM nezdinde de tanınır bir sivil toplum örgütü haline getirmek… Yolumuz uzun ve meşakkatli ancak bu sektör bu hedefi de başaracak kadar güçlüdür.
Devamı
Türkiye Otobüsçüler Federasyonu’nun kurulmasının üzerinden 11 yıl geçti. 2005 yılında sektör mensuplarını aynı çatı altında toplayıp, birlikten güç doğar felsefesini hayata geçirmek için başladığımız uzun yürüyüşümüzde her geçen gün çok önemli adımlar atıldı.
Bu adımlar içinde bence en önemlisi Türk otobüsçüsünün dünya otobüsçülerine örnek olduğu Uluslararası Karayolu Yolcu Taşımacıları Birliği’nin yani kısa adıyla IPRU’nun kuruluşuydu.
Gelişimde ve yenilikte her zaman öncü olan karayolu yolcu taşıma sektörü olarak deneyimlerimizi IPRU örgütlenmesi içinde dünyaya taşımak istedik ve 2013 yılında 13 üye ülkenin katılımı ile IPRU’nun kuruluşu dünyaya deklare edildi. IPRU aynı zamanda Türkiye merkezli kurulan ve diğer ülkelerin üye olduğu ilk sektörel uluslararası sivil toplum kuruluşu olması yönüyle de oldukça önemli bir oluşum.
13 ülke, 15 sivil toplum kuruluşunun katılımı ile hayata geçen IPRU bugün 17 ülke ve 19 STK ile yola devam ediyor. Bundan sonra yapılacak iş IPRU’yu daha da güçlendirerek, yarınlara taşımaktır. Bunun için de alacağımız uzun bir yol var önümüzde. Amacımız karayollarında tekerleğin dönüğü her ülkeyi IPRU çatısı altında toplamak, tecrübelerimizi paylaşmak ve asla bitmeyecek olan karayolu yolcu taşımacılığını her zaman bir adım daha ileriye götürmek.
Geçtiğimiz hafta ulaşım stratejileri açısından önemli bir gelişme daha yaşandı. Türkiye’nin ulaştırmadaki yeni vizyonunu belirleyecek “Ulusal Ulaştırma Ana Planı”nın çalışmalarına Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım önderliğinde başlandı. Bakan Yıldırım tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada temel alınması gereken bakış açısını yol güvenliği ile ulaşım modları arasındaki dengeli dağılım olarak gösterdi. Bakan Yıldırım 2003 yılında hazırlanan ulaşım ana plan stratejisinden sonra hazırlanacak bu ilk ana planda demiryolu ve denizciliğin payının artacağını söyledi ama aynı zamanda kombine taşımacılığın yani ulaşım türleri arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik çalışmaların yoğunluk kazanacağını ifade etti. Biz de bu planın devreye gireceği günleri ve sonuçlarını merakla bekliyoruz.
Şimdi de mesleki gelişmelerimizin çok ötesinde bir konuya geçmek istiyorum. Malumunuz geçtiğimiz hafta çok acı olayları üst üste yaşadık. Ankara’da meydana gelen terör saldırısı 28 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Saldırıyı gerçekleştirenleri ve terörü araç olarak görenleri şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar ülkemizin birlik ve beraberliğinin açıkta hedef alan saldırılardır ancak büyük Türk milleti bu yaşananlar karşısında da kenetlenmeyi bilecektir. Ülke olarak bu saldırıların karşısında sağduyumuzu da korumak zorundayız.
Sektörümüz adına saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Allah bu kötü günleri bir daha göstermesin…

15/02/2016

Sektörümüz Bakan Yıldırım’a içini döktü

 

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin en uzun süreli Ulaştırma Bakanı olma unvanını elinde bulunduran Sayın Binali Yıldırım, uzun bir aradan sonra sektörümüz ile bir araya geldi. 1 Kasım genel seçimlerinin ardından ara verdiği bakanlığa dönen Sayın Yıldırım,  konusuna hâkimiyeti ile yine göz doldururken, sektörden uzak kaldığı sürede hayli artan sorunlarının çözümü için çalışacaklarını ifade etti. Biz de sektörün tek çatı örgütü olarak kendisine hayati öneme haiz sorunlarımızı içeren bir dosya sunduk.

Devamı

 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım uzun bir aradan sonra yeniden karayolu yolcu taşımacıları ile bir araya geldi. İki seçim döneminde bakanlığa araveren Sayın Yıldırım, 1 Kasım seçimleri sonrasında yeniden oturduğu bakanlık koltuğunda her zamanki gibi aktif olacağını kısa zamanda ortaya koydu.

Kendisi de otobüsçü bir aileden gelen sevgili bakanımız İTO’nun ev sahipliğinde düzenlenen bu toplantıda karayolu yolcu taşımacılarının her temsilcisini dinledi. Servisçilerden turizm taşımacılarına, halk otobüsçülerinden şehirlerarası otobüsçülere kadar herkes sesinin duyurmak sorununu anlatmak için toplantıya katıldı. Sayın bakan hemen her soruyu yanıtlamaya çalıştı, bu bakanlık döneminde de pratik çözümlere ağırlık verileceğinin söyledi.

Biz de kendisine sektörümüzün sorunlarını içeren bir dosya sunarken, toplantıda da soru sorma fırsatı yakaladık. Bizler bu sektörün bileşenleri olarak terminal yapımlarında sektörden görüş alınması gerektiğinin, ikinci el otobüslerin ihraç edilmesi için gereken yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğinin özellikle altını çizdik.

Toplantıda ayrıca öğrenci ve personel taşıyan servisçiler, turizm taşımacıları hatta hava yolu taşımacıları bile sayın bakana sorunlarını iletme imkanı buldu.  Bakan Yıldırım da elinden geldiğince bu sorulara yanıt verdi, hayli kalın olan sorun ve talep dosyalarını alarak üst düzey yöneticilerine talimatlar verdi.

Biz bu toplantıdan Sevgili Bakanımızın konusuna hakimiyeti ver verdiği sözü tutması nedeni ile oldukça umutlu ayrıldık.

Bu hafta  kabinemizin bir diğer bakanı olan Süleyman Soylu’ya da teşekkür etmem gerekiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Soylu, kendisini ziyaret ettiğimizde dile getirdiğimiz bir ricamızı karşılıksız bırakmadı. Son dönemde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hizmet vermeye çalışan meslektaşlarımızın yaşanan olaylardan mağdur olduğunu, para kazanamadığını dile getirmiş ve bu meslektaşlarımızın prim ve vergi borçlarının bir süre için ertelenmesini talep etmiştik. Bu çağrımız yanıt buldu ve1 Aralık 2015 tarihinden önce ödeme süresi dolmuş, mevcut prim borçları ile 1 Aralık 2015 ile 29 Şubat 2016 tarihlerine kadar olan döneme ait prim borçları ve bu döneme denk gelen her türlü yapılandırma ve taksitlendirme ödemeleri, gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmaksınız 31 Ağustos 2016’ye kadar erteleneceği  yönündeki resmi yazı TOFED’e ulaştı. Bu haber Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çalışan meslektaşlarımızın içine su serpti.

TOFED Genel Başkanı olarak Sayın  Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Süleyman Soylu ve çalışma arkadaşlarına en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

 

 

08/02/2016

Sorunlarımızı Bakan Yıldırım’a ilk ağızdan anlatacağız

Karayolu yolcu taşımacılığının sektörel sorunları bu hafta içinde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’ında katılacağı bir toplantı ile masaya yatırılacak. İstanbul Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde, 23 No’lu Yolcu Taşımacılığı ve Seyahat Acenteleri Komitesi ve TOBB Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektör Meclisi işbirliği ile düzenlenen bu toplantıya karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün tüm paydaşları katılacak ve sektörel sorunlarımız Bakan Yıldırım’a ilk ağızdan aktarılacak. Biz de TOFED olarak karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığının kronikleşen, korsan taşımacılık, akaryakıtta KDV oranın düşürülmesi ve ÖTV iadesi, şehirlerarası yolcu taşımacılığında yeni terminallerin yapımı konusunda yapılabilecek düzenlemeler, zorunlu trafik sigortalarındaki astronomik fiyat artışı ve daha pek çok önemli konuyu, Türkiye’nin en uzun soluklu Ulaştırma Bakanı olma unvanını elinde bulunduran ve bu nedenle de konulara vakıf olan Sayın Yıldırım’a iletme imkânı bulacağız.

Devamı

9 Şubat Salı Günü İstanbul Ticaret Odası Meclis Salonu’nda Türkiye karayolu yolcu taşımacılığının bugüne kadar düzenlenmiş en kapsamlı toplantısı yapılacak. Karayolu yolcu taşımacılığının şehirlerarası, uluslararası yolcu taşımacılığı, kent içi yolcu taşımacılığı, öğrenci ve personel taşımacılığı gibi farklı alanlarını temsil eden sivil toplum kuruşlarının üyeleri Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Sayın Binali Yıldırım ile bir araya gelecek.

Bu toplantıda TOFED olarak, şehirlerarası yolcu taşımacılarının yaşadığı gerek mevzuat gerekse de güncel sorunlar ile ilgili hazırladığımız bir dosyayı Sayın Yıldırım’a vereceğiz.

Bu dosyada sektörümüzün yaşadığı kronik sorunları detayları ile anlatıp, önereceğimiz çözüm yollarının hayata geçirilmesini talep edeceğiz.

Ki, Sayın Bakanımız Yıldırım Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin en uzun süre Ulaştırma Bakanlığı yapmış ismi olarak konularımızın hepsine son derece vakıf.

Sunacağımız dosyada, yeni terminallerin yapımı konusunda yapılabilecek düzenlemeler, İstanbul’da şehirlerarası yolcu taşımacılığının yeniden yapılandırılması konusu, korsan taşımacılığın önüne geçilebilmesi için denetimlerin etkinleştirilmesi, uluslararası taşımlarda da terminal kullanma zorunluluğunun getirilmesi,   akaryakıttaki KDV oranının düşürülmesi ve ÖTV iadesi yoluyla maliyetlerimizin azaltılması, 2. el otobüslerin ihracatında teşvik sağlanması, yolcu otobüslerinin şoförlerine fiili hizmet zammı verilmesi, zorunlu trafik sigortalarına yapılan fahiş zamlar, Doğu ve Güneydoğu‘da hizmet veren otobüs firmalarına son dönemde yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle vergi kolaylığı sağlanması gibi hayati öneme haiz konular ayrıntılı bir biçimde yer alacak.

 

Burada son günlerin güncel konusu olduğu için otogarlar konusuna değineceğim. Malum haftalardır İstanbul’da otogarın Gaziosmanpaşa’ya taşınacağı yeni cep otogarlarının yapılacağı konuşuluyor. Burada sektörümüzden bu gibi konularda mutlaka görüş alınması gerektiğini hatırlatarak, terminallerin yerlerinin seçiminin ne kadar önemli bir konu olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Öyle ki yolcu terminalleri konusunda en önemli yanlış, yer seçiminde yaşanmaktadır. Bu alanda yapılan yanlışlar yolcu memnuniyetsizliği ve buna bağlı olarak diğer sistemlere (havayolu, denizyolu, demiryolu ve toplu taşıma ) yönelmeler yoluyla yolcu kaybı getirdiği gibi otobüslerin sefer süresinin uzaması, şehir içi şubelerin açılışı, ücretsiz şehir içi servis aracı hizmeti sunulması gibi ek maliyetler getirmektedir. Bunun yanında ayrıca kamusal maliyetler de söz konusudur. İstanbul Avrupa Yakasında bulunan Büyük İstanbul Otogarı büyüklüğü, bilet satış ofis sayıları, yolcu indirme ve bindirme peronları, araç bakım ve tamir istasyonları, otogar içerisinde bulunan benzin istasyonları, yine otogar içerisinde bulunan ofis katları ve buralarda çeşitli türde görülen ticari faaliyetler ve en önemlisi otogara gelen ve giden yolcuların metro ağı ile toplu ulaşım araçlarına entegre edilmiş olması, otogarın içinden hareket eden İETT otobüsleri ve firmaların ücretsiz şehir içi servis araçlarını merkezi ilçelere olan yakınlığı ve Büyük İstanbul Otogarının   konumu itibari ile Marmaray’a, İDO Yenikapı İskelesine ve Atatürk Havalimanı’na ulaşım ve erişim imkanı sağlaması nedeniyle entegre taşımacılığı kolaylaştırmaktadır. Esasında TOFED olarak bizim terminallerin yeri konusundaki görüşümüz Yolcu Terminallerinin havayolu-denizyolu ve raylı sistem gibi taşıma modlarına en kolay entegre olabilecek yerde olmasıdır. Ülkemizin ulaştırma politikaları da bu durumu teyit etmektedir.

 

Bu hayli kapsamlı dosya ile sektörel sorunlarımızı Ulaştırma’nın patronuna ileteceğiz. Umuyoruz ki hayatiyet taşıyan bu sorunlar Sayın Bakan’ın vereceği destekle en aza indirilecektir. Böylece son yıllarda diğer ulaşım modlarının amansız bir rekabete girdiği, ağır maliyetler altında ezilen, sezonu gittikçe kısalan sektörümüz bir nebze de olsa rahat bir nefes alacaktır.

 

01/02/2016

Akaryakıt fiyatları düşmelidir

Karayolu yolcu taşıma sektörünün en önemli gider kalemi listesinde ilk sıra her zaman akaryakıt fiyatları olagelmiştir. Yılda binlerce kilometre yapan otobüslerimiz milyonlarca litre akaryakıt tüketimi ile de bu konuda başı çekmektedir. Durum böyle olunca akaryakıt fiyatındaki en küçük oynamalar bize olumlu – olumsuz yansımaktadır.  Haziran 2014’ten bu yana dünyada benzinin fiyatı ortalama yüzde 60 oranında düştü. Biz de sektör olarak bu düşüşün Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarına yansımasını beklemekteyiz.

***Devamı ***

Geçtiğimiz hafta Petrol Sanayi Derneği (PETDER) Genel Sekreteri Niyazi İlter’in yaptığı önemli bir açıklamayı basından takip ettim. Konu karayolu ile yolcu taşımacılığı sektörü için de son derece önemliydi. PETDER Genel Sekreteri uluslararası piyasada Haziran 2014-Ocak 2016 arasında benzin fiyatının ortalama yüzde 60 düşerken, bunun Türkiye’deki yansımasının yüzde 16 olduğuna dikkat çekiyor.

Bu açıklamayı sektörümüze yansımaları açısından değerlendirmek gerekiyor.  Karayolu yolcu taşımacılığı sektöründe en yüksek gider kaleminin akaryakıt olduğunu söylemek malumun ilanı anlamına gelse de bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Binlerce otobüsümüz, yılda kat ettikleri binlerce kilometre için milyonlarca litre akaryakıt kullanmaktadırlar. Hani o sektörü ayakta tutan en önemli sektörlerden biri biziz desek yalan söylemiş olmayız. Otobüslerimiz kontaklarını bir günlüğüne dahi kapatsalar akaryakıt piyasasında ciddi bir deprem olacağı kanaatindeyim.

Bu nedenle biz de sektör olarak akaryakıt fiyatlarında dünyada yaşanan düşüşün Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarına da yansımasını beklemekteyiz. Akaryakıtın fiyatında yapılacak en ufak bir düşüş bile kar etmemizi bırakın zararımızı azaltacaktır. Bunun içinde akaryakıt fiyatındaki verginin etkisinin azalması gerekmektedir. Yani konu bir yandan Enerji Bakanlığı’nı ilgilendirirken asıl olarak muhatabımız Maliye Bakanlığıdır. Maliye Bakanlığı’ndan sektöre nefes aldıracak bu düşüşü gerçekleştirmesini tüm sektör adına beklemekteyiz.

Sektör olarak beklentilerimiz tabi ki bununla da sınırlı değil. Malum çözüm bekleyen problemlerimiz her geçen gün artıyor. Mersin Otogarı’nda yaklaşık bir yıldır yılan hikâyesine dönen anlaşmazlıkta da son noktaya gelindi. Geçtiğimiz hafta Büyükşehir Belediyesi otogarı işletme ihalesini kazanan şirketin sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle otogarın feshi için işlem başlatmıştı. Görünen o ki belediye otogar işletmesini devralacak. Bu süreçte de sektörün taleplerinin dikkate alınması en büyük temennimiz. Mersin’de fiyat belirlemek için en doğru yöntem bize göre emsallerini incelemek ve kira bedellerini buna göre belirlemek. Biz sektörümüzün menfaatlerini gözetmek mecburiyetindeyiz. Fakat bu milletin menfaatini göz ardı edeceğimiz anlamına da gelmez. Ortak bir yol ve fiyat bulunarak buraların kiralanması herkesin işine gelecek diye düşünüyorum.

 

 

25/01/2016

 

Otogarlarda ‘yarıyıl’ bereketi

Okul öncesinde 1 milyon 181 bin 143, ilkokulda 5 milyon 360 bin 703, ortaokulda 4 milyon 873 bin 431, ortaöğretimde 4 milyon 244 bin 699 öğrenci ile açık öğretim okullarında okuyan öğrenci dahil olmak üzere 17 milyon 535 bin 236 öğrencimiz yarıyıl tatiline girdi. Bakanlıkta görev yapan 985 bin 362 öğretmen de öğre4ncileri ile birlikte yarıyıl tatili yapacak. Bu rakamlar karayolu yolcu taşımacıları için 15 günlük tatili kapsayan boş sezonda yeni yolcular demek.

Devamı

2015-2016 Eğitim öğretim yılının ilk yarısı 22 Ocak Cuma günü yarıyıl tatilinin başlaması ile sona erdi. 8 Şubat tarihine kadar sürecek olan bu tatil karayolu yolcu taşımacılarının ölü sezonunda ‘ilaç‘ etkisi yaratıyor. Üniversite öğrencileri hariç 17 milyondan fazla öğrenci ile 985 bin 362 öğretmeni kapsayan bu yarıyıl tatilinde özellikle yakın mesafe yolculuklarında görece bir artış yaşandı. Tatil boyunca hem memleketlerine giden üniversite öğrencileri hem de kış tatili yapmak isteyenler bizim ölü sezon diye tabir ettiğimiz bu dönemde yüzde 25’lik bir yolcu artışı sağladı.  İstanbul otogarlarında yaşanan hareketliliğin yanı sıra özellikle öğrenci yoğunluğunun fazla olduğu kentlerde büyük hareketlilik yaşanıyor.

Şu anda tüm hatlarımızdaki otobüs seferleri hemen hemen dolu. Yüzde yüze yakın bir kapasiteyle çalışıyoruz. Çok yoğun olan bölgelerde ek seferler yaparak öğrencilerimizin mağduriyetini gidermeye çalışıyoruz.

Tatil süresince hava durumunu da takip edip, ona göre tedbirlerimizi alacağız. Herkesi sağlıklı ve güvenli bir şekilde ulaşacağı noktaya ulaştırmak için elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Kışın zor şartlarında Türkiye’nin her noktasına ulaşımın açık olması, ulaşılamayan tek bir noktanın bile olmaması biz otobüsçülerin en büyük gururudur. Gitmediğimiz yer bizim değildir diyerek en ücra noktaya kadar yolcularımızı taşıyor, sevdiklerine ulaştırmaya devam ediyoruz.

Her şartta, her mevsimde, yağmurda, karda kışta havayolu, deniz ve demiryolu seferleri iptal olurken de, en yoğun dönemlerde de yolcumuzu asla mağdur etmemek için elimizden geleni yapıyoruz. Seyahat özgürlüğünün en büyük güvencesi olarak gördüğümüz karayolu yolcu taşımacılığı sektörü hepinizin malumu olduğu üzere birçok problemle karşı karşıya. Tatil dönemlerinde artan yolcu sayımız her ne kadar bizleri mutlu etse de çözülmeyi bekleyen problemlerimiz yılın her döneminde karşımızda duruyor. Türkiye’de karayolu yolcu taşımacılığının tek çatı örgütü TOFED olarak, biz de üzerimize düşen görevi yapıyor ve sektörümüzün arkasında duruyoruz. Bu amaçla geçtiğimiz günlerde Ankara’ya giderek Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanı Mehmet Uçum ile görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme talebimizi ilettiğimiz Uçum’a sektör problemlerimizi de aktardık ve destek talebinde bulunduk.

Yılda milyonlarca yolcu taşıyan sektörümüzün özellikle Mersin Otogarı’nda yaklaşık bir yıldır yaşanan problemlerle de görüldüğü gibi özellikle otogarla ile ilgili konularda daha fazla söz sahibi olması gerektiği görüşünü Sayın Uçum’a da ilettik. Amacımız Türkiye’nin en yüksek makamında olan Sayın Cumhurbaşkanımızla birebir görüşerek, problemlerimizi bir kez daha dile getirmek.

Sektör olarak yarıyıl tatilinin getirdiği berekete sevindiğimiz şu günlerde üzücü haberler de geliyor. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı, işadamı Mustafa Koç, 21 Ocak günü geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Ülkemizi dünyada temsil eden ender şirketlerden olan, Koç Holding’in acı kaybı elbette ki sektörümüzü de üzdü. TOFED olarak, merhum Mustafa Koç’a Allah’tan rahmet, geride kalanlarına ise sabır diliyoruz.

18/01/2015

 

Mersin Otogarı’nda yeni durum

 

Mersin Otogarı’nda sektörümüzün yaklaşık bir yıldır yaşadığı mağduriyet üzerine başlattığımız girişimler ve sergilediğimiz birlik sonunda konuyu belli bir noktaya getirdi. Konunun sektörümüz lehine çözüme kavuşması için attığımız adımlar sonrasında Mersin Büyükşehir Belediyesi yükselen bu sesi duydu ve otogarın işletmesini gerçekleştiren şirkete ihale taksitlerini ödememesi nedeniyle bir ihtar yolladı. Gelinen aşamada bir sonraki adım ise otogarı belediyenin devralması olacak. TOFED olarak bugüne kadar konuyu nasıl titizlikle takip ettiysek bundan sonra da takipçisi olacağız ve konunun sektörümüz lehine çözüme kavuşması için çaba harcamaya devam edeceğiz.

Devamı

Mersin’de faaliyet gösteren meslektaşlarımız yaklaşık bir yıldır gerçek anlamda bir otogar kabusu yaşıyorlardı. Yeniden inşa edilen Mersin Şehirlerarası Otobüs Terminali‘nin ihalesini alan şirketin istediği yüksek acente kiralarını karşılamakta zorlanan sektör temsilcileri son çare olarak boykot yoluna gitmiş ve terminali kullanmamaya başlamıştı.

Otogardan yazıhane kiralamayan firmanın otobüsüne yolcu indirme izni vermemeye kadar uzanan hukuksuzluk sona erme aşamasına geldi. Mersin Büyükşehir Belediyesi kentin en büyük sorunu hale gelen otogar konusunu çözmek için girişimlerde bulunmaya başladı ve ilk iş olarak ihale taksitlerini ödemeyen işletmeci firmaya ihtar çekti. İhtarnamede otogarın 10 gün içinde belediyeye teslim edilmesi isteniyor.

Türkiye’nin nüfus olarak en kalabalık 10’uncu şehrinde bir yıla yakın bir zamandır devam eden bu durum sektörümüz üzerinde büyük bir olumsuzluk yarattı. İstenen fahiş kiraların makul seviyelere çekilmesi için herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Arabulucu heyetleri devreye girdi.  Belediye ile görüşmeler yapıldı ancak sorun bir türlü çözülememişti.

Bu arada ihaleyi alan şirketin ihale taksitlerini ödemediği de ortaya çıktı. Durum böyle olunca Mersin Büyükşehir Belediyesi olaya ağırlığını koydu ve şirkete ihtar yolladı, otogarın belediyeye devredilmesini istedi.

Önümüzdeki günlerde yasal süreç işlemeye devam edecek. Otogarın işletmesinin belediyeye geçmesi durumunda yazıhaneler için muadil otogarlardaki gibi ödenebilir kiraların söz konusu edilmesi en büyük temennimiz.   Eğer Mersin Büyükşehir Belediyesi yeni bir ihale açarak işletmeyi kendisi yapmazsa da bu sefer şartlar baştan net bir şekilde belirlenmeli ve hem Mersinlileri hem de sektörümüzü mağdur eden bu durum bir daha yaşanmamalıdır.

Yazımı daha önce aynı konu ile ilgili yazdığım bir yazının son paragrafını aynen tekrar ederek sonlandırmak istiyorum. 21 Aralık 2015’te yayınlanan yazımda “Mersin Otogarı’nda yaşanılan sıkıntılar şunu da göstermiştir; TOFED olarak yıllardır ısrarla belirttiğimiz gibi otogarların yapımı ve işletilmesi konusunda yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Otogarlar için yer seçiminden,  inşa edilmesine ve işlettirilmesi sürecine kadar Belediyeler tek yetkili ve imtiyazlı  kurumlar olmamalıdır. Ulaştırma Bakanlığı, Şehircilik Bakanlığı, belediyeler ve karayolu yolcu taşımacılığı sektörü temsilcilerinin içinde yer alacağı bir komisyon kurulmadır. Oluşturulacak komisyon anılan tüm süreçlerde birinci derecede rol oynamalıdır. Aksi takdirde, Mersin Otogarı’nda yaşanılan sıkıntıların benzerleri gelecekte de yaşanabilir. Sorunun temelli çözümü için yeni bir düzenlemeye mutlaka ihtiyaç vardır” demiştim. Şimdi yineliyorum: “Otogarların yapımı ve işletilmesi konusunda yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bu yasal düzenleme sektörümüzün de görüşleri alınarak bir an önce yapılmalıdır.

 

 

 

 

 

11/01/2015

Birlikten doğan güç

Türkiye Özel Halk otobüsçüleri Birliği Derneği TÖHOB ile bu hafta ortak bir çalışmaya imza attık. D2 yetki belgeli bazı taşımacıların özellikle Trakya Bölgesi’nden İstanbul’a yasadışı hat oluşturdukları ve özel halk otobüsçülerinin yolcularını çaldığı yönünde aldığımız ihbarlar üzerine kolları sıvadık ve iki sivil toplum kuruluşu olarak korsana savaş açtık. Ulaşım alanında hizmet veren tüm taşıma modları ve bunların temsilcileri vatandaşların seyahat hakkının en büyük güvencesidir. Hem bu hakkı güvence altına almak hem de taşımacılarımızı korsana karşı korumak da sivil toplum kuruluşlarının en büyük görevidir. Bu anlamda TÖHOB ile yaptığımız iş birliği tüm STK’lara da örnek olmalıdır.

 

 

**devamı********

 

Hikâyeyi bilirsiniz: Bir çiftçinin üç oğlu varmış. Kardeşler birbirleriyle geçinemez, hep kavga ederlermiş. Baba; “Birbirinizi sevin, yardımlaşın!” dermiş. Ama onlar, bu güzel öğüdü tutmazlarmış. Bir gün baba, çocuklarını çağırmış ve şöyle seslenmiş: “Bana on çubuk getirin.” Çocuklar çubukları getirmişler. Baba, bunları birbirine bağlayıp oğullarına vermiş ve “Hadi kırın” demiş. Kardeşler, çubuk demetini kırmaya çalışmışlar ama kıramamışlar. Çiftçi bu sefer demeti alıp çözmüş. Çubuklara, bu kez birer birer vermiş. Üçü de çubukları kolayca kırmış. Bu olay üzerine çiftçi, şöyle demiş: “Görüyorsunuz işte; tek olunca çabucak parçalanan çubuklar, bir araya gelince kırılamıyor. Siz de bir araya gelmez, tek durursanız, kırılırsınız. Birleşmek sizi güçlendirecektir ve dayanıklılığınızı artıracaktır. Birbirinizle anlaşıp birleşiniz. O zaman size düşmanlarınızın gücü yetmez. Siz de birçok güçlüğü bu sayede kolayca yenersiniz. Böylelikle hem gelişir hem de mutlu yaşarsınız.”

Bu hikâyeyi anlatmamdaki sebebi hepiniz anlamışsınızdır. Karayolu yolcu taşımacılığı alanında hizmet veren, otobüsçüsünden minibüsçüsüne, toplu taşıma aracından taksisine hepimizin amacı aynı: vatandaşların ulaşım hakkını sağlamak, güvence altına almak, korumak ve kollamak. Bu uğurda ne zorluklarla yolcu taşıdığımızı da en iyi sizler bilirsiniz. Altında ezildiğimiz ve her gün artan masraflar, uzayıp giden gider kalemleri, ödemeler derken taşımacının sırtına her gün daha fazla yük biniyor. Bizler tüm bunlara rağmen ayakta kalmaya çalışırken, firmaların kendi aralarında ki rekabet yetmezmiş gibi bir de bir de haksız kazanç sağlayan kosanlar çıkıyor karşımıza.

Geçtiğimiz hafta Trakya’dan İstanbul’a şehirlerarası tarifeli yolcu taşımacılığı yapan D2 yetki belgeli taşımacıların, bölgede yasadışı hat oluşturdukları ve bazı yerlerde oluşturulan irtibat noktaları vasıtasıyla yolcu topladıkları, bu yolla da özel halk otobüsçülerinin yolcularını taşıdığı yönünde bir takım ihbarlar aldık. Türkiye Özel Halk otobüsçüleri Birliği Derneği (TÖHOB)’nin tarafımıza ilettiği konu ile elimizden geldiğince ilgilendik ve ihbarları araştırdık. Gerek kent içi gerek kentler arası yolcu taşımanın kurallara uygun yapılması sektörel gelişim için çok önemlidir. TÖHOB ile el ele vererek konuya çözüm bulmak için kolları sıvadık. Valilikle bir takım görüşmelerimiz oldu. Kısa zamanda belediye ile yapacağımız görüşmeler sonrası da atacağımız adımlarla konuyu çözüme kavuşturacağız.

Bu noktada sivil toplum kuruluşları arasındaki dayanışmanın önemi de bir kez daha ortaya konmuş oldu. Bizler şehir içi ve şehirlerarası taşımacıların çatı örgütleri TÖHOB ve TOFED olarak aynı masa etrafında buluştuk ve üyelerimizin haklarını korumak adına neler yapabileceğimizi netleştirdik. TOFED Başkanı olarak aynı özveriyi diğer tüm STK’lardan da beklediğimi özellikle belirtmek isterim. Hepimiz tek tek savaşmaya kalkarsak birer birer düşeriz. Ama birlik ve beraberlik içinde olursak şüphesiz daha dayanıklı ve güçlü oluruz. Yukarıda da dediğim gibi, taksicisi de minibüsçüsü de, özel halk otobüsçüsü de hepimiz vatandaşların ulaşım hakkının güvencesiyiz. Bu nedenle birbirimize daha sıkı kenetlenmeli, başta korsan olmak üzere her engele karşı dimdik ayakta durmalıyız.

 

04/01/2016

Her zaman, her şartta yollardayız

 

Yeni bir yılı daha yeni umutlarla karşıladık. 2015’in son günleri Türkiye’de kış mevsiminin de resmen başladığı günler oldu. Ülkenin özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgeleri kar altında kalırken, İstanbul’da da deyim yerindeyse kar alarmı verildi. Hava şartlarının ağırlaştığı bu günler karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün bu ülke için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu bir kez daha açıkça ortaya koydu. Bizi ne yağmur, ne çamur ne de kar durdurabildi ve yeni yılda insanları sevdiklerine yine biz otobüsçüler kavuşturduk. Bu da her zaman ve her şartta seyahat özgürlüğünün bir numaralı teminatı olduğumuzu bir kez daha doğruladı.

 

DEVAMI

2015’in son 2 gününde Türkiye’nin kış ile imtihanı başladı.  Geçmişe göre biraz daha geç gelen kış bir geldi ama pir geldi. Yurdun özellikle Doğu ve Güneydoğu’su karla kaplanırken, Başkent Ankara ile nüfus ve trafik yoğunluğu en yüksek kent İstanbul’da da kar yağışı vardı.

Meteorolojinin uyarıları neticesinde vatandaşlarımız kar yağışı nedeniyle çok önemli sıkıntılar yaşamadı ancak özellikle hava ve deniz yolunda sefer iptalleri art arta geldi. Yılın son gününde Türk Havayolları’nın iptal edilen sefer sayısı 200’leri çoktan geçmişti, özel hava yolu şirketleri için de durum pek farklı değildi. İptal edilen seferler arasında yurt dışı seferleri de vardı, yurt içi seferleri de… Sonuçta yeni yılı sevdikleri ile karşılamak isteyen vatandaşlarımızın hevesleri kursaklarında kaldı.

Havalimanlarını otele çeviren sefer iptallerine karşı karayolu yolcu taşımacıları olarak bizler tek bir sefer bile iptal etmedik tam tersine ek seferler koyarak vatandaşlarımızın seyahatlerini gerçekleştirebilmesini sağladık. Otobüslerimizin tekerleklerinin değmediği yol bu süreçte de kalmadı. Doğudan batıya, güneyden kuzeye 350 firmanın 8 bin otobüsü yolcularımıza hizmet vermek için yollara çıktı. İhtiyaç olan hatlarda ek seferler devreye konarak kimsenin mağdur olmasına izin verilmedi. Yani havayolunun yarattığı boşluğu yine biz otobüsçüler kapattık. Yolcularımız sağ salim gitmek istedikleri yerlere ulaştı.

Kar yağışı nedeniyle iptal edilen ve vatandaşları mağdur eden havayolu seferlerine karşın karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün verdiği bu başarılı sınav bizim savunageldiğimiz bir tezin haklılığını bir kez daha doğruladı. Biz diyoruz ki karayolu yolcu taşımacılığı bu ülkenin harcında var, biz diyoruz ki anayasa ile korunmuş olan seyahat özgürlüğünün teminatı bu sektördür. Biz diyoruz ki otobüsçüler Türkiye’de ulaşılmadık nokta bırakmamışlardır. 2015’in son günleri tüm bu tezlerimizi haklı çıkardı. Havayolunda iptal edilen seferler nedeniyle mağdur olan vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğünü yine biz koruduk. Sevdiklerine yine biz kavuşturduk.

Uzun lafın kısası biz karayolu yolcu taşımacıları olarak dün vardık yarın da olacağız ve yolcularımızın tüm seyahat taleplerini yerine getirmeye devam edeceğiz.

28/12/2015

2016 GÜZEL OLACAK

Yeni umutlarla girdiğimiz bir yılı daha geride bıraktık ve yeni bir yılı daha karşılamaya gün sayıyoruz.  Geride bıraktığımız koskoca yılda birbirinden önemli gelişmeler yaşadık.  Biri Haziran’da diğeri Kasım’da yapılan 2 genel seçimin yanısıra, ekonomik dalgalanmalar, memleketlerindeki savaştan kaçan Suriyeli mültecilerin ülkemize akını, yılın son günlerinde Rusya ile krizin yanısıra Nobel Kimya Ödülü’nü ilk kez bir Türk’ün almasına da tanıklık ettik. İyi ile kötüyü art arda yaşadık ve 365 gün göz açıp kapayana kadar geçiverdi. Şimdi gözümüz bu hafta içinde karşılayacağımız 2016 yılında.

 

2015 yılı Türkiye’de yaşayan bizler için baş döndürücü bir hızla geçti. Art arda yaşanan önemli olaylar karşısında zaman zaman temposu yüksek bir film izlediğimizi düşünmedik değil. 5 ay arayla yapılan 2 seçim, ülkelerindeki savaştan kaçan ve Avrupa’ya gitmek isteyen Suriyelilerin Türkiye’ye akın etmeleri, yılın son ayında Rusya ile yaşanan uçak krizi, ölümler, vedalar, ekonomik ve siyasi dalgalanmalar derken 2015’in son, 2016’nın ilk günlerine geldik.

Zamanın ve olayların bu hızlı akışında zaman zaman ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmadık değil.  Halkla en yakın ilişkiyi kuran sektörlerin başında gelen sektörümüz de yaşanan her gelişmeden anında etkilendi. Dövizde yaşanan dalgalanmalar maliyetlerimizi artırdı, vatandaşlarımız ekonomideki belirsizlik nedeniyle seyahatlerini erteledi. Yükselen maliyetlere rağmen bilet fiyatlarının aynı kalması neticesinde karayolu yolcu taşımacılığı sektörü yerinde saydı.

Ama yine de umudumuzu kaybetmemek, daha halk deyişiyle enseyi karartmamak lazım. Türkiye kendine has iç dinamiklere sahip, ekonomisi hareketli, genç nüfusu dolayısıyla genç bir işgücüne sahip ülkelerden biri olarak ön plana çıkıyor. Hem nüfusun hem de mobilitenin artması ile önümüzdeki dönemde seyahatlerin de çoğalması bekleniyor. Özellikle iç turizmin canlanması, şehirlerarası yolculukların daha da artmasını sağlayacaktır. Biz yeter ki bir olalım, geleceğe umutlu bakmaya devam edelim.

Kendi içimizdeki haksız rekabeti bitirelim, korsan taşımacılara karşı tek yumruk olabilelim. Sektörümüzün sorunlarının çözümü için aynı masanın etrafında birleşip, karar vericilere gücümüzü gösterebilelim.

Geçmişi 100 yıla yaklaşan bu sektör daha uzun yılar devrede olacaktır. İnsan olduğu sürece otobüsle yolculuk da olacaktır. Talep olduğu sürece de bizler olacağız. Hasretleri gidermek için, sevenleri kavuşturmak için, uzakları yakın etmek için, otobüslerimiz yollarda olacak, kaptanlarımız direksiyon sallayacaktır.

Biz de, ülkenin doğusundan batısına, en ücra noktalara kadar hizmet veren karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün çatı örgütü olarak yeni yılda da camiamızın daha da ileri gidebilmesi adına çabalarımızı yoğunlaştıracağız. Önceliğimiz hep meslektaşlarımız olacak. Onların sorunlarının günden güne azaltmak olacak. Uzun zamandır ortadan kaldırmaya çalıştığımız telif hakları sorunu, akaryakıttaki ÖTV, KDV oranları, maliyetlerin bir nebze de olsa aşağıya çekilebilmesi yapılacaklar,  korsan taşımacılığın kökünün kazınması, haksız rekabetin ortadan kaldırılması…. Bunlar ve benzeri sorunları çözmek için 2016’da da tüm gücümüzü kullanacağız.

2016’nın ülkemize ve milyonlarca vatandaşımıza sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini temenni ederim. Nice senelere…

21/12/2015

Mersin Otogarı’ndan ders çıkarmak

Mersin Otogarı’nda sektörümüzün yaklaşık bir yıldır yaşadığı mağduriyet, otogarların yapımı ve işletimi meselesin ne kadar hayati bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.  Acente üniteleriyle astronomik bir bedelle ihale edilen Mersin Otogarı, sektörümüz için adeta bir kâbusa dönüştü. Bu kâbusu artık el birliği ile sona erdirmeliyiz.

Devamı

Geçtiğimiz hafta TOFED’de, Mersin Otogarı meselesi yüzünden mağdur olan sıkıntı çeken firmalarımızın temsilcilerini ağırladık. Tabiri caizse; bir dokunduk bin ah işittik. TOFED olarak, sorunun geçen yılki ilk başlangıç döneminden itibaren takipçisi olduk, Mersin’e gidip Büyükşehir Belediyesi yöneticileriyle konuştuk, kamu nezdinde girişimlerimizi yaptık. Ancak sorun bugün öyle bir hale gelmiş ki, otogardaki 81 ünite yazıhanenin işletilmesi ve kiraya verilmesi ihalesini alan işletici firma tarafından hukuk kuralları artık tanınmamaya başlanmış. Fahiş bedelle otogardan yazıhane kiralamayan firmanın otobüsüne yolcu indirme müsaadesi vermemek ne demek! ‘Benim istediğim bedelle buradan yazıhane kiralayacaksın yoksa senin otobüsünün yolcu indirmesine izin vermem’ anlayışı sakat bir anlayıştır, suçtur. Bunu ne hukuk kabul eder ne de bu sektör kabul eder!  Sektör oradaki acente esnafının uçuk kira bedelleri istenerek ezilmesine de müsaade etmez. Kaptanıyla, muaviniyle, yazıhanecisiyle, bireysel otobüsçüsüyle, firma sahibiyle köklü ve güçlü bir aile olan bu sektör,  bu hukuksuzluğa rıza göstermez.

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…” diyor Kanuni Sultan Süleyman. Mersin Otogarı’nda artık merkezi ve yerel idare duruma müdahale etmelidir. Mersin Büyükşehir Belediyesi, otogarın işletmesini kendisi üstlenmelidir, yazıhaneler için de muadil otogarlardaki kiralar göz önüne alınarak uygun ücretler belirlenmelidir. Mevcut durum hem sektöre hem de Mersin’e zarar vermektedir.

Mersin Otogarı’nda yaşanılan sıkıntılar şunu da göstermiştir; TOFED olarak yıllardır ısrarla belirttiğimiz gibi otogarların yapımı ve işletilmesi konusunda yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Otogarlar için yer seçiminden,  inşa edilmesine ve işlettirilmesi sürecine kadar Belediyeler tek yetkili ve imtiyazlı  kurumlar olmamalıdır. Ulaştırma Bakanlığı, Şehircilik Bakanlığı, belediyeler ve karayolu yolcu taşımacılığı sektörü temsilcilerinin içinde yer alacağı bir komisyon kurulmadır. Oluşturulacak komisyon anılan tüm süreçlerde birinci derecede rol oynamalıdır. Aksi takdirde, Mersin Otogarı’nda yaşanılan sıkıntıların benzerleri gelecekte de yaşanabilir. Sorunun temelli çözümü için yeni bir düzenlemeye mutlaka ihtiyaç vardır.

 

 

 

14/12/2015

Erken çıkan yol alır

Sektörümüzün  ‘ölü sezon’ diye tabir ettiği kış sezonu bir yönüyle sabrı diğer yöneyle de umudu beraber taşır. Sabrı temsil eder çünkü işimizi daim kılmak için neredeyse sezondaki tüm birikimimizi harcarız. Umudu temsil eder;  ‘yeni sezonda kaybımı telafi ederim, geçen yıldan daha iyi olur belki’ deriz. Otobüsçünün terazisinin iki ucu var; sabır ve umut. Şimdi bu sabır ve umut mevsimine girdik.

Devamı

Kış sezonunda firmalarımızın birinci gündemi elbette ki ayakta kalmak ve tüm zorluklara rağmen hizmetini sürdürmek. Ancak ayakta kalırken geleceği de yine düşünmek zorundayız. Havayollarının sektörümüze kış sezonunda yaşattıkları ortada.  Havayolunda bir taban fiyat uygulanmadığı için ilk hedefleri otobüs yolcusunu çekmek. Adil bir rekabet ortamında otobüsçü ile bu mücadeleyi yapmadıkları hepimizin malumu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen otobüsçü bu kış sezonunda da sabırla hizmetini devam ettirecektir. Hizmeti devam ederken;  ‘Acaba ben yeni sezonda neler yaparak yolcumu daha fazla memnun edebilirim, neler yaparak yolcumu daha fazla artırabilirim’ diye de düşünmek zorundayız. ‘Hele bir sezon başlasın de bakarız’  anlayışında olmamayız. Günü kurtarırken yarına da bakmaya mecburuz.

Günü kurtarmak için de asla haksız rekabetin de bir tarafı olmamak gerekiyor. Biz taşımacılık yaparak bir hizmet sunuyoruz ve bu hizmetin de bir maliyeti var. Eğri oturup doğru konuşalım; firmalarımızın kendi içinde yaptıkları haksız rekabetin bu sektöre havayolunun haksız rekabetinden daha fazla zarar verdiğini hiç düşündük mü! Hem kendimize hem de sektörümüze karşı sorumluluklarımız var, kışın yolcunun az olmasını bahane edip haksız rekabet yapmaktan mutlaka kaçınmamız gerekiyor. Ölü sezon aynı zamanda bir yenilenme dönemi olmalı. “Şu akıp giden kum seline bak, ne durması var ne dinlenmesi. Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya, nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini…” diyor  Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri. Yeni dünyanın içinde sektörümüzde olmaya devam edecekse bunun anahtarı sürekli yenilenmektir. Yenilenmek içinde en uygun sezon kış sezonudur.

2016 yılına elbette ki yeni umutlarla gireceğiz. Ancak bölgemizdeki politik gelişmelerden ve dünya ekonomisinden kaynaklı bir takım sıkıntılar var. Bunlar insanların seyahat harcamalarını da etkileyebilir. Hiçbir şeyi  göz ardı etmeden, zorluklara da hazır olmalıyız. Otobüsçülük bu ülkede her zaman olacak fakat yenilenerek var olacak.

07/12/2015

“BAKİ KALAN ŞU GÖKKUBBEDE HOŞ BİR SEDA İMİŞ”

 

Baki kalan şu gökkubbede hoş bir seda imiş

 

Geçtiğimiz hafta sektörümüz çok önemli bir ismine daha veda etti. Kamyondan bozma bir otobüsle Antakya- Ceyhan- Adana- Tarsus- Mersin hattında yolcu taşımacılığı sektörüne adım atan Mehmet Selim Kara ardında hoş bir seda bırakarak aramızdan ayrıldı. Karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün önemli isimlerinden biri olan merhum ağabeyimiz bu sektörü bugünlere getiren, kalite çıtasını yükselten müstesna isimlerden biriydi. Rusya’nın en büyük taşımacılık ödülü olan ‘Altın At Arabası’nı üç kez alan bir şirketi kurarak geliştiren bir kuşağın temsilcisi olan Mehmet Selim Kara’ya Allah’tan rahmet, sevenlerine sabırlar diliyorum.

Devamı

Sektör olarak 2015’i çok değerli ağabeyimize veda ederek uğurlayacak olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Geçtiğimiz hafta karayolu ile yolcu taşımacılığı sektörünün önder isimlerinden olan Mehmet Selim Kara ağabeyimizi Hak’ka uğurladık. Uzun ve bir o kadar da verimli bir ömür süren Mehmet Selim Ağabeyimiz 50 yıldan fazla bir süre bu sektöre hizmet verdi, kalite çıtasının daha da üst seviyelere çıkması için didindi durdu

1952 yılında kamyondan bozma bir otobüs ile Antakya – Ceyhan – Adana – Tarsus – Mersin hattıyla taşımacılık sektörüne ilk adımlarını atan ve bugün çok geniş bir coğrafyada hizmet veren atan Has Turizm’in kurucusu da olan Mehmet Selim Kara, ülkemizde karayolu yolcu taşımacılığı sektörünün temelini de diğer yaşdaşlarıyla birlikte atmış oldu.

Bursa’da Kamil Koç, Karadeniz’de Ulusoy ailesinin birinci kuşağı, bugün kurumsallaşan sektörümüzün, direksiyon başına geçip doğmasını büyümesini sağlayan isimler oldular. Zaman içinde Gaziantep’te, Saip Konukoğlu, İzmir’de Mehmet Niyazoğlu ağabeylerimiz de sektörün gelişip büyümesinin önemli aktörleri arasında yer aldı. Olimpiyat ve dünya şampiyonu güreşçilerimizin ayrı bir renk kattıkları sektörümüzde, şampiyonlarımızdan bu işi devam ettiren Mustafa Dağıstanlı oldu. Bu isimlerden şimdi sadece Dağıstanlı aramızda…

İnsanlarımız, bir sektörün duayenleri, emekçileri, yatırımcıları hayatlarını yitirmeden onların kıymetini bilmemiz gerektiği kanaatindeyim. Kaybettikten sonra değerlerini anlamamız kolay ama yitirmeden önce onlara sahip çıkabilmek, deneyimlerinden, önerilerinden, nasihatlerinden yararlanmak esas olmalı. Kara ailesinin ve sektörümüzün bu önemli ismini ebedi yolculuğuna uğurlarken, Saip Konukoğlu, Ali Osman Ulusoy ve Mehmet Selim Kara  gibi duayen ağabeylerimizden ne kadar feyz aldığımızı da yapacağımız icraatlarda görülecektir.

Taşımacılık işine at arabasında postacılık yaparak adım atan Mehmet Selim Kara, kurduğu ve kurumsallaşmasını sağladığı Has Turizm, bugün Türkiye’nin yanı sıra güneyde Yemen’den kuzeyde Sibirya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hizmet veriyor. Merhum Kara’nın sosyal yardımlaşmaya ve eğitime gösterdiği duyarlılık, bizlerin önünü aydınlatacaktır.

Mehmet Selim Kara’ya Allahtan rahmet, ailesine, firmasının tüm çalışanlarına, sektörümüz mensuplarına ve tüm sevenlerine baş sağlığı ve sabır diliyorum. Nur içinde yatsın.

30/11/2015

Gündemin düşündürdükleri ve kış lastiği zorunluluğu

Türkiye geçtiğimiz haftayı da yine çok hareketli gündemlerle geçirdi. 24 Kasım Salı günü önümüzdeki 4 yıl boyunca yönetecek hükümet belirlendi. Türkiye’nin yeni kabinesi sektörümüz açısından bizleri oldukça yakından ilgilendiriyordu. Merakla beklediğimiz hükümet üyeleri açıklandığında büyük bir memnuniyetle gördük ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süre Ulaştırma Bakanlığı’nı yapmış ismi olan Sayın Binali Yıldırım kısa bir ara verdiği bakanlık görevine dönüş yapmıştı.

Devamı

Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı yeni hükümet şehirlerarası yolcu taşımacıları olarak bizi geleceğe dair büyük umutlara sevk etti. Zira;  Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na Binali Yıldırım gibi, bu görevi daha önce yaklaşık 11 yıl yapmış bir bakanın atanmış olması bizim için büyük avantaj olacak. Sayın Yıldırım, Türkiye’nin ulaşımı ile ilgili son dönem politikalarının mimarı olduğu gibi bizim sektörümüze de oldukça yakın bir isim. Kendisi daha önce defalarca dile getirdiği üzere bir otobüsçünün evladıdır. Sorunlarımızı bu nedenle yakından bilen Sayın Yıldırım önümüzdeki 4 yıl boyunca yine kapısını en sık çaldığımız kabine üyeniz olacaktır.  Türk otobüsçüleri olarak en kısa zamanda kendisine hayırlı olsun demeye de gideceğiz.

Diğer taraftan kabinenin yeni isimlerinden biri olan Gümrük ve Ticaret Bakanımız Bülent Tüfenkçi‘den de beklentimiz çok büyük. Uluslararası yolcu taşımacılığı yapan meslektaşlarımızın sınır kapılarında yaşadığı sorunların, gümrük geçişlerinde otobüslerin yolcuların indirilerek aranması, otobüslerin kilometrelerce kuyruk oluşturması, otobüslerin arandığı uzun saatler boyunca da yolcularımızın deyim yerindeyse eziyet çekmesi gibi hayati öneme haiz sorunlarımızı Sayın Tüfenkçi’nin önüne götüreceğiz.

Maliye Bakanımız Naci Ağbal’dan, toplu taşımacılık hizmeti veren sektörümüz için  akaryakıt üzerindeki ÖTV ‘nin indirilmesini, Enerji Bakanımız Berat Albayrak’tan ise EPDK’nın akaryakıt sektöründeki ana dağıtıcı firmalar ile bayileri  arasındaki ilişkilere müdahale etmesini önlemesini  talep edeceğiz. Zira, firmalar ana dağıtıcı firmalardan aldıkları indirimlerle bir nebze de olsa nefes alıyorlar. EPDK’nın buna müdahale etmesi anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir tutum değil!

Uzun lafın kısası bu kabineden tüm Türkiye’nin olduğu bizim de büyük umutlarımız var. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıma noktasında çok önemli hizmetler göreceğine inandığımız 64. Hükümet’e ve bakanlarımıza üstün başarılar diliyoruz.

Diğer üzerinde durmak istediğim konu ise 1 Aralık’ta başlayan kış lastiği kullanma zorunluluğu. Ticari araçlar için zorunlu olan kış lastiklerinin tüm otobüslerimize, ama öncelikle kışın sert geçtiği bölgelere yolcu taşıyan otobüslerimize takılmasının hayati önem taşıdığına inanıyorum. Tüm meslektaşlarımızdan önce yolcu güvenliği için sonra da yüksek cezalarla karşı karşıya kalmamak için kış lastiklerini kullanmalarını önemle rica ediyorum.

 

23/11/2015

Gümrük kapılarındaki yolcularımızın çilesi

Türkiye’nin 81 iline, hatta en ücra kasabasına bile yolcu taşıyan sektörümüz yurt dışı seyahatini otobüsle yapmak isteyen yolcularımıza da aynı kalitede hizmet veriyor.  Yakın komşularımız Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan gibi ülkelerin yanı sıra Almanya, Irak, Makedonya ve hatta çek Cumhuriyeti gibi birçok ülkeye de otobüslerimizle yolcu taşırken, ülkeler arası ilişkilerden doğaldır ki etkileniyoruz. Özellikle gümrük kapılarından geçişlerde hem yolcularımız hem de firmalarımız deyim yerindeyse eziyet çekiyor. Bu sıkıntıların bitmesi için gerekli girişimlerde de bulunuyoruz.

 

Devamı

Geçtiğimiz hafta TOFED heyeti olarak, Türkiye’nin en uç noktalarından biri olan Hopa’daydık.  Hopa’ya, Türkiye’nin en çok yaya giriş çıkışına sahne olan sınır kapılarının başında gelen Sarp Sınır Kapısı’ndaki problemleri yerinde incelemek için gittik. 5 kilometreyi bulan otobüs kuyruklarını gözlerimizle de gördük.

Burada hem sektörümüzü hem de yolcularımızı derinden etkileyen davranışlara maruz kalıyoruz. Öncelikle otobüslerin aranması için yolcular araçlardan indiriliyor ve gümrükten boş olarak geçiriliyor. Gişe sayısı da az olunca yolcularımız saatlerce otobüslerine binmek için bekliyor ve perişan oluyor. Yolcularımız için ne bir bekleme salonu var, ne de ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri nokta. Ayakta saatlerce, kışın soğukta ayazda, yazın yakan güneşin altında bekleyen yolcularımızın bu yaklaşımlarla karşılaşmaması tabii ki en büyük hedefimiz. Bu hedefe ulaşmak için de var gücümüzle çalışıyoruz, didiniyoruz, aşındırmamız gereken ne kadar kapı varsa aşındırıyoruz, dilimiz döndüğünce derdimizi anlatıyoruz.

Artvin Hopa’da da yolcularımızın çilesini gördükten sonra da bu konuya daha çok eğilmemiz gerektiğini gördük. Yolcularımızın saatlerce otobüslerini beklememesi, yolcuların otobüslerden indirilmeden, araçlarının içinde sınırdan geçmeleri gerektiğini bir kez de Artvin Vali Yardımcısı Mehmet Ali Öztürk’e yaptığımız ziyarette dile getirdik. Evet, yolcularımız otobüslerinden hiç indirilmemelidir, sınırdan otobüs içinde geçmelidir. Ama illaki de otobüslerden indirileceklerse de, yeme içme, dinlenme ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, tuvalete gidebilecekleri alanlar oluşturulmalıdır.

Diğer taraftan sorunun kesin çözümün de gişe sayısının artırılarak bekleme sürelerinin en aza indirilmesidir. Ki böylece hem yolcularımız hem de belli bir zaman tarifesine uymak zorunda olan firmalarımız, 8 saati bulan bekleme süreleri nedeniyle tarifeye uyamayıp yüklü cezalarla karşı karşıya kalmasın.

24/11/2015

Müzik ruhun gıdasıdır

Hemen herkesin diline pelesenk ettiği bir cümledir yazımızın başlığı. Kendini iyi hisseden de, kötü hisseden de halet-i ruhiyesini ifade edebilecek bir müzik türü bulmuştur bu güne kadar. Sevinen, üzülen ağlayan ya da gülen için şarkılar türküler farklı farklıdır. Müzik bizim sektörümüz için de ayrı bir önem taşır. En kısası 2 saat olan şehirlerarası yolculukları gerçekleştiren sektörümüz misafirlerimizin yolda sıkılmaması için yıllardan bu yana müziğin rahatlatıcı gücüne başvurmuştur.  Son yıllarda teknolojinin de sağladığı kolaylıkla yolcularımızın parmakların ucuna gelen müzik, bu müzikleri yayınladığımız için sektörümüzden istenen telif ücretleri nedeniyle veremeyeceğimiz hizmetler içine girebilir.

Devamı

Müzik alanındaki meslek birlikleri otobüslerimizde çalınan müzikler için şu an araç başına bin 150 TL talep ediyor. Meslek birlikleri ile Türkiye Otobüsçüler Federasyonu olarak sektörümüze ağır bir maliyet ekleyecek olan telif ücretleri konusunu bir kez daha görüştük. MESAM Başkanı Arif Sağ’ı ziyaret ettik. Konunun, iki tarafın da yararına olacak şekilde çözülmesi için izlenecek yol haritasını çıkarmaya çalışıyoruz.

Zira araç başına talep edilen bin 150 TL’lik ücret öncelikle her yıl yenilenmesi açısından büyük bir maliyete neden olacak. Diğer taraftan araç filoları yüzlü sayılara ulaşan hatta geçen, binleri bulan firmalarımızın ödeyeceği meblağın yüksekliği de cabası. Burada yapmamız gereken uzlaşma kültürünü devreye sokarak orta noktada buluşmak olacak. Biz de şu an sektörümüzün yararını düşündüğümüz gibi müzik birliklerinin taleplerini de göz önüne alarak uzlaşma noktası arıyoruz.

Bu sorunun bir daha gündeme gelmemek üzere ortadan kalkması için çalışmalarımız ve meslek birlikleri ile görüşmelerimiz devam edecek. Ki yolcularımızın uzun yolculukları boyunca müzik dinleme ayrıcalığı devam edebilsin.

Diğer taraftan Türkiye’nin otobüs üretiminde yakaladığı başarıdan da söz etmek istiyorum. 1987 yılında Temsa’nın ürettiği ilk otobüs olan Maraton tamamen yenilenerek, Türk mühendislerinin ve işçilerinin el emeği göz nuru ile yeniden yollara çıktı.  Bir zamanların efsane otobüsü Maraton’un günümüz teknolojisi ve şartlarına uygun olarak yeniden üretilmesi sektörümüzün yakın geçmişini bilen bizlere nostalji yaşattığı gibi, dünyanın otobüs üretim üssü haline gelen Türkiye için de gurur duymamıza vesile oldu. Bu nedenle başta emeği geçen Türk işçilerine, mühendislerine olmak üzere tüm Sabancı grubuna teşekkür ediyoruz.

Önümüzdeki günlerde karayolu yolcu taşımacılığı sektörümüzün tüm emekçileri ile daha güzel işlere imza atmak ve yaşadığımız sorunları en aza indirmek temennisi ile…

 

01/11/2015

HAYATIN TAM İÇİNDEYİZ

Karayolu yolcu taşımacılığının, her ulaşım modunun tamamlayıcısı olduğunu her zaman söylüyoruz. Öyle ki sadece diğer ulaşım modlarının değil aslında tüm hayatın önemli bir parçasıdır ulaşım. Bunu, 1 Kasım seçimlerinde bir kez daha gördük. Binlerce kişi vatandaşlık görevini yerine getirmek üzere oy kullanmak amacıyla nüfusa kayıtlı oldukları illere, ilçelere seyahat etti. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya giden otobüsler 29 Ekim Perşembe gününden başlayarak 31 Ekim tarihine kadar yüzde 100’e varan doluluk oranları ile çalıştı. Ayrıca 3 bin otobüs, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları tarafından seçimde kullanılmak üzere kiralandı.

***Devamı***

Hep söyleriz “Büyük İstanbul Otogarı” İstanbul’un hatta Türkiye’nin kalbi diye. Ülkemizde ne olursa olsun etkisini de tepkisini de ilk gören ve gösteren karayolu yolcu taşımacıları sektörü olur.  Tatile giden Fatma’yı da, kurbanını memlekette kesmeye giden Ali Amcayı da, torununun 23 Nisan şiirini dinlemeye giden Ayşe Teyze’yi de, çocuklarının kışlık erzakını getiren Mehmet Amca’yı da biz taşırız. Ve tabi ki ülkemizin geleceğini belirleyecek olan 1 Kasım seçimlerinde oy kullanmak üzere giden duyarlı vatandaşlarımızı da…

7 Haziran tarihinde yapılan genel seçimlerin ardından, hükümeti kurmak amacıyla uzlaşı sağlanamaması, seçimlerin yenilenmesi zorunluluğunu doğurdu. Bu süreçte biz otobüsçülere de çok iş düştü. Sektör olarak yaz ve bayram dönemlerinin ardından kısa süreli bir yoğunluk yaşadık. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ertesi günü olan 30 Ekim Cuma tarihinde kamu çalışanlarının idari izinli sayılarak, bayram tatilinin 4,5 güne uzatılması ve hemen ardından 1 Kasım tarihinde erken seçim yapılacak olması yolcu yoğunluğumuzu kat be kat artırdı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerine 29 Ekim Perşembe gününden başlayarak, takip eden Cuma ve cumartesi günleri otobüslerimiz yüzde yüze varan doluluk oranları ile yolcu taşıdı.

Ayrıca bazı sivil toplum kuruluşları, dernekler ve siyasi partiler de seçmenini taşımak üzere ‘Belirli bir zaman tarifesine uymaksızın yolcu durumuna göre arizi sefer düzenleyerek taşıma yapacaklara’  verilen D2 yetki belgesine sahip otobüsleri kiraladı. Bu kapsamda kiralanan 3 bin otobüs de vatandaşlık görevlerini yerine getirmek amacıyla sandık başına gidenleri taşıdı. Seçim döneminde de karayolu yolcu taşımacıları olarak gerek taşıdığımız yolcularla gerek kiraladığımız otobüslerimizle elimizden geleni yaptık. Hiçbir yolcumuzun dinine, diline, ırkına ya da hangi partiye oy vereceğine bakmadan, anayasada güvence altına alınan ulaşım hakkının yegâne koruyucuları olarak, vatandaşlarımızı gitmek istedikleri yerlere ulaştırdık. Şimdi sıra seçim sonuçlarını beklemekte.

Bizler Türkiye’nin birleştirici, bütünleştirici gücüyüz. Büyük İstanbul Otogarı’nda, hatta diğer illerde ki otogarlarımızda Doğu’sundan Batı’sına birçok firma yan yana çalışıyor. Büyük Türkiye mozaiğinin en güzel örneğiyiz. İnsanlarla en çok iç içe olan ve tüm Türkiye’nin her noktasına ayak basan yine biz otobüsçüleriz. Sektör olarak, 1 Kasım seçimlerinin tüm ülkemiz için en hayırlı sonucu doğurması en büyük temennimiz. Büyük Türkiye mozaiğinin asla bozulmaması temennisiyle.

26/10/2015

Ne olacak bu otobüslerin hali?

1980 sonrasında ekonominin önünün açılmasının ardından, dünya çapındaki otomotiv markaları ülkemize gelerek yatırım yaptılar ve ülkemiz bir otobüs üretim merkezi haline geldi. Köklü ve her gün biraz daha gelişerek büyüyen otobüs işletmeciliği sektörü ile birlikte, otobüs üreticilerinin işbirliği yapması bu gelişim ivmesini daha da hızlandırdı. Geçtiğimiz dönemlerde, bazı yıllarda 2 bin otobüs alabilme başarısı gösteren sektörümüz, yıllık ortalama 1.200 otobüs alımıyla büyük bir pazar yarattı. Güvenli ve konforlu seyahat taleplerinin karşılık bulması, aynı zamanda “modeli eskiyen otobüsleri ne yapacağız” sorusunun gündeme gelmesine de yol açtı.

Devam

5 yaş ortalaması ile seyahatlerin gerçekleştirildiği karayoluyla yolcu taşımacılığı sektöründe, perona giremeyen otobüs sayısı her geçen gün biraz daha artıyor. Perona giremeyen otobüslerin artmasıyla birlikte yıllardır “Ne olacak bu otobüslerin hali” sorusuna yanıt aranıyor. Otomotiv üretiminde ülkemizin dünyanın önemli merkezlerinden biri haline gelmesi, yatırım, istihdam, ekonomik hareketlilik bakımından büyük artı değer yaratırken, 2. el otobüslerin atıl halde yatması, yaratılan bu artı değerin kolayca harcanmasına da sebebiyet veriyor.

Yıllardan beri

Dünya çapındaki büyük otobüs üreticisi markalar da bu soruna çözüm üretmek için yıllardan beri çalışma yapıyorlar. Her birinin bünyesinde 2. el otobüslerin alım-satımını yapan birimler var. Otobüs satışı yapan otomotiv galerileri de bu pazarı canlandırmak için büyük efor sarf ediyorlar. Otobüs işletmecileri kendi özmalları içinde yer alan veya bireysel otobüsçüsüne ait olan atıl, modeli geçmiş otobüslerini ya üreticiler ya da galericiler vasıtasıyla elden çıkarabilmek için çaba harcıyorlar. Sonuçta hiç bir otobüs elde kalmıyor ama ve ancak çok uzun bir sürecin ardından değerlerinin çok altında fiyatlarla satılabiliyor.

  1. el pazarı
  2. el otobüslerin alıcıları, küçük belediyeler, kısa mesafeli iller – ilçeler arası taşımacılık yapanlar ve işçi-öğrenci servisi yapan işletmeler oluyor. Olayın bir de ihracat yanı var ki, bu çözüm hem otobüslerin reel değerlerine yakın rakamlarla satılabilmesi ve hem de ülke ekonomisine katkı sağlaması bakımından önemli. İhracat noktasında ise karşımıza “Bay mevzuat” çıkıyor. Hem Maliye Bakanlığı, hem Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, hem Dışişleri Bakanlığı ve hem de Ulaştırma Bakanlığı bir koordinasyon içine girip olayın aktörleriyle birlikte konuyu değerlendirip, mevzuatı 2. el otobüs ihracatına kolaylık getirecek ve teşvik edecek şekilde yeniden düzenlemediği takdirde bu sorunun çözülmesinin kolay olmayacağı gün gibi aşikar.

Uğraşıyoruz

Geçtiğimiz hafta yaptığımız TOFED Merkez Yürütme Kurulu toplantımıza, MAPAR Otobüs Satış Müdürü Gökhan Çerioğlu ve 2. el otobüs galericileri; Ramazan Tozcan ve Ali Bakmaz da katıldılar ve bizleri bilgilendirdiler. Ulaştırma Bakanlığı’na 2. el otobüslerle ilgili sunacağımız raporun oluşturulmasına büyük katkı sundular.  Daha önce Cumhurbaşkanı özel danışmanı Mücahit Aslan ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın’ı ziyaret ederek sorunu gündeme getirmiştik. O gün kararlaştırdığımız gibi Ulaştırma Bakanlığı’na sunulacak detaylı rapor için çalışmalara hız verdik. Üreticiler, galericiler ve işletmecilerle yapacağımız görüşmelerin ardından bu raporumuzu hazırlayacak ve bakanlığa sunacağız.

Evet biliyorum; yıllardan beri bu soruna çözüm aranıyor ve tüm TOFED yönetimleri konuyla ilgili çalışmalar yaptılar. Ama global ekonomik sorunların ağırlığını fazlasıyla hissettirdiği bu dönemde ekonomimizi hareketlendirmek için, gerçekçi ve uygulanabilir önerilerimizle, 2. el otobüs sorununu çözme şansına sahip olduğumuzu düşünüyorum.

 

 

19/10/2015

 

TOFED’in bayrağını daha yükseklere çıkartacağız

Türkiye Otobüsçüler Federasyonu 10 yaşını doldurmuş, karayolu yolcu taşıma sektörünün bütün paydaşlarını bir araya getiren güçlü bir sivil toplum örgütü. Türkiye’nin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine kadar dört bir yanında hizmet veren meslektaşlarımızın örgütlendiği bu sivil toplum kuruluşunda başkanlık bayrağını delegelerimizin teveccühü ile ben devraldım. 2 Ekim günü başlayan bu görevimde yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla beraber sektörün çıkarları için mesai harcayacağız. Hedefimiz tabidir ki aldığımız bayrağı biraz daha yukarıya çıkarmak, sektörün güncel ya da kronik sorunlarına kalıcı çözümler bulmak olacak.

Devamı

2005 yılında kurulan TOFED, kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren meslektaşımız otobüsçülerin güncel ya da kronikleşmiş sorunlarını çözmek için çaba harcayan bir sivil toplum örgütü olarak ön plana çıktı. Kurulduğu günden bu yana TOFED’e başkanlık eden isimler, başta Onursal Kurucu Başkanımız Sayın Galip Öztürk olmak üzere, Ahmet Yalamanoğlu, Mustafa Yıldırım, Rüştü Terzi ve Mehmet Erdoğan bu doğrultuda önemli işlere imza attı. Şimdi görev sırası şahsıma ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma geldi. 2 Ekim 2015 tarihinde devraldığım başkanlık görevimde, yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla beraber yapacağımız çalışmalar da karayolu yolcu taşıma sektörünün daha aydınlık günler yaşaması için olacak.

Bu yolda çalışmalarımıza da hızlı bir şekilde başladık.  Yolumuz önce, uzun bir süredir sorunun devam ettiği Mersin Otogarı’na düştü. Burada otogarın işletmecisi olan şirket ile meslektaşlarımızı bir araya getirip soruna çözüm bulmak için arabuluculuk yapmaya başladık.  Temennimiz bu sorunun en kısa zamanda her iki tarafın da yararına olacak şekilde çözülmesi en büyük temennimiz.

Mersin‘den sonra rotamızı Ankara’ya çevirdik. Başkentte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın özel danışmanı Mücahit Aslan ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın’ı ziyaret ettik. Bu görüşmelerde ana gündem maddelerimiz telif ücretleri ve 2. el otobüslerin yurtdışına ihracatı projesi oldu.

Şu an Türkiye yollarında 8 bin 500 adet D1 belgeli şehirlerarası araç, 40 binin üzerinde D2 belgeli turizm taşımacılığı yapan araç ve bunlardan ziyade minibüs ve midibüsler var. Bunları yenilememiz gerekiyor ancak yenileyebilmek için 2. el araçları yurtdışına ihraç etmemiz gerekiyor. Bu konuyu ayrıntıları ile anlattık, talebimiz de haklı bulundu. Şimdi sırada bu ikinci el otobüslerin yurt dışına ihracatının önünün açılması var.

Gelecek aydınlık günlere doğru ülkemiz ve sektörümüz için el ele vermemiz, rekabet ederken bile sektör çıkarlarını ilk sıraya koymamız gerektiğini biliyoruz. Bundan böyle de çalışmalarımız bu yönde olacak ve  TOFED bayrağını daha yükseklerde dalgalandıracağız.

 

 

About Ulaştırma Dünyası