Yıkıcı Rekabet Otobüsçünün Geleceğini Karartıyor

Yıkıcı Rekabet Otobüsçünün Geleceğini Karartıyor


Ege bölgesinde taşımacılık yapan otobüsçü esnafının sorunlarını aktaran Ege Bölgesi Otobüsçüler Derneği (EBOD) Başkanı Serdar Gerilakan ve Başkan Vekili Remzi Şen, yeni belediye yönetimi ile kurulan ilişkilerin olumlu yönde ilerlediğine değinerek, otogar yönetimlerinde esnafın söz sahibi olması için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini belirttiler.

Kış aylarının gelmesiyle birlikte sektörün kanayan yarası olan bilet fiyatlarındaki rekabetin yeniden baş gösterdiğini söyleyen EBOD Başkanı Serdar Gerilakan, mevcut koşullar içinde rekabet yapmanın hiçbir şekilde fayda sağlamayacağını dile getirdi.

“1-2 yolcu fazla almak için kavga ediyorlar”

Bilet fiyatlarındaki rekabeti bütün uğraşlara rağmen çözemediklerini söyleyen Gerilakan, şunları aktardı: “Şu anda kış geldiği için zaten bilet fiyatları yerlerde. Bir de üstüne rekabetten dolayı uygulanan indirimler eklenince resmen bedava yolcu taşıyor gibi oluyoruz” dedi. Ege bölgesinde turizm sezonu dışında büyük bir durgunluk yaşandığını hatırlatan Gerilakan, “Ege bölgesi zaten turizm bölgesi olduğu için ayın 7-8 ayı bomboş olur otogar, bu boşlukta bir de absürt denilebilecek derecede düşük fiyatlara biletler satılınca artık zarar üzerine zarar etmiş oluyoruz. Bugün otogara giriyorsunuz, insanlar 1-2 yolcu fazla almak için birbirleriyle kavga edecek düzeye gelmişler. Halbuki bu insanlar, evlerinden çok bu otogarda zaman geçiriyorlar ve birbirleriyle yüzgöz oluyorlar. Biz bu sektöre birlikte emek verdik ve buradaki ekmeği paylaşıyoruz, herkesin evde çocuğu bekliyor. Birbirimizle rekabet edersek hiçbir şey elde edemeyiz aksine hep beraber zarar ederiz” diye konuştu.

“Otogardan bilet satılmıyor, acenteler zor durumda”

“Ayakçılık” diye tabir edilen bilet satış yöntemine İzmir Otogarı’nda son verdiklerini aktaran Gerilakan, yolcuların otogara gelip bilet alma refleksini yitirdiğini de sözlerine ekledi: “İZOTAŞ yönetimi ile toplantılar gerçekleştirdik ve ayakçıları bitirdik. Son 15-20 gündür İzmir Otogarı’nda dolaşan ayakçılar yoklar, herkes sakin sakin biletini alıp gidiyor. Yani biletini alıyor derken lafın gelişi söylüyorum. Yoksa artık otogardan bilet satma olayı neredeyse bitmiş durumda. Teknolojinin her geçen gün daha da ilerlemesiyle, artık yolcular biletini internetten alıyor. Firmalar da internet üzerinden satılan biletlerden acentelere pay vermiyor, ya da çok cüzi miktarlarda bir pay veriyor. Bu durum da esnafı her geçen gün daha da zora düşürüyor. Zaten hak edişlerimizi geç alıyoruz, ama bunun yanında personellerimize günlük kazancını vermek durumundayız ya da aybaşı geldiğinde kiramızı vermek zorundayız” dedi.

 

“İzmir Otogarı’nın taşınmasını engelledik”

Otogar ile ilgili sorunları çözmek için İZOTAŞ yöneticileri ile sık sık toplantılar yaptıklarını dile getiren Gerilakan, “Otogarımızla ilgili daha önce gazetenizde yaptığınız bir haberde esnafımızın ısınma, güvenlik gibi sorunlarını dile getirmiştiniz. Bu sorunların çözümü için çalabileceğimiz kaç tane kapı varsa tek tek çalmaya devam ediyoruz, henüz net bir çözüm bulabilmiş değiliz. Biliyorsunuz bizim derneğimiz TOFED’in kurucu üyesidir ve en eski derneklerden bir tanesidir, 1968 yılında kuruldu bu dernek. Ama tabi yap-işlet-devret sürecinden sonra yaşanan süreç bizi sıkıntıya soktu. Çünkü hareket alanlarımız daraldı, yetkilerimiz kısıtlandı, yoksa bu sorunları çoktan çözmüş olacaktık. Belediye ile önceki görüşmelerimizde bu işi bizim yaptığımızı dolayısıyla bu işle ve iş yeriyle ilgili alınacak herhangi bir kararda söz sahibi olmamız gerektiğini söyledik. Çünkü bütün yatırımı biz yaptık, ama bugün birileri bizim emeğimiz üzerinden para kazanırken yazıhaneci arkadaşlarımız çok zor günler geçiriyor. Ben 5 yıldır bu derneğin başındayım, birçok meseleye çözüm getirdik, epey mesafe kat ettik. Mevcut sorunlarımızla ilgili olarak yeni belediye yönetimi ve İZOTAŞ ile görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Mesela otogarımızı buradan taşımayı düşünüyorlardı, ama biz çeşitli girişimlerde bulunduk ve otogar binamızın bizi en az 20 yıl daha taşıyacak bir yapı olduğunu her yerde dillendirerek bu planı iptal ettirdik” diye konuştu.

Tunç Soyer, esnafın izlenimlerine öncelik veriyor

Yeni belediye yönetiminin otogar esnafını hak sahibi olarak tanıdığını da dile getiren Gerilakan, “Yeni belediye yönetimi otogar esnafına çok daha iyimser bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Bu otogarda hak sahibi olduğumuzu biliyor ve bizi muhatap alıyorlar, Sayın Tunç Soyer’i bu anlayışlı tutumundan kaynaklı özellikle kutlamak istiyorum. Diyalog odaklı bir politika izliyor ve esnafın izlenimlerine öncelik veriyor. Önceki yönetimle birçok sıkıntımız vardı, belediye yönetiminin gözünde herhangi bir kıymetimiz yoktu, muhatap alınmadık. Otogarın taşınması için atılan adımlar da eski yönetim tarafından atılmıştı. Şimdi yeni belediye yönetimi ile otogar esnafının diyalogu çok güzel, bu güzel diyalogu daha da güzel girişimlere çevirmek için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

“Afyon modeli örnek alınmalı”

Otogarların yönetiminde esnafın söz sahibi olması gerektiğini vurgulayan Gerilakan, “Biz otogar yönetiminde Afyon modelinin göz önüne alınması gerektiğini düşünüyoruz. Afyon Otogarı, esnafın yaptığı bir otogar ve yazıhaneci arkadaşların ortağı olduğu bir yapı var. Esnafın kurmuş olduğu bir şirket işletiyor orayı, adaletli bir yönetimle herkesin maksimum katılımı sağlanarak oluşturulmuş bir yönetim var. En mantıklı otogar yönetim şekli budur, çünkü dediğim gibi bu işi yapan insanlar bu işle ilgili kararları almalılar” dedi.

“TOFED’in gücü küçümsenemez”

TOFED’in (Türkiye Otobüsçüler Federasyonu) otogarların yönetimlerine yönelmesi gerektiğini dile getiren Gerilakan, “F1 belge sahipleri çoğunluktadır ve bu sektörün yükünü çekiyorlar, bu insanların yıllardır sektöre verdiği emeğin heba olmaması için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu konuda TOFED’e büyük bir yük düşüyor, bugün İstanbul Otogarı için verdiği mücadeleyi Türkiye’deki bütün otogarlar için de vermelidir çünkü TOFED, bu sektörün çatı kuruluşudur. TOFED, Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından birisidir. Biz sektör olarak TOFED’e de TOFED’i kuran isimlere de çok şey borçluyuz bunu kimse inkâr edemez. TOFED’in gücü de küçümsenebilecek bir güç değildir” dedi.

 

“İstanbul-İzmir otobanını sadece 2-3 firma kullanabiliyor”

Yeni açılan İstanbul-İzmir Otoyolu’nun yüksek fiyatlardan dolayı sektör mensuplarına büyük bir katkısı olmadığını iddia eden Gerilakan, “İstanbul-İzmir otobanı ortalama 5 buçuk saat falan sürüyor. O yoldan giderek bu mesafeyi 4,5 saatte kat etmek mümkün değil. Kaldı ki zaten çoğu firma kullanamıyor da bu yolu, çünkü gerçekten geçiş ücreti çok pahalı. Otobüsçülerimiz o yolu tercih etmiyor çünkü zaten iş yok, otobüslerin yarısından fazlası boş gidiyor. Mevcut yolcunun bilet parası anca o yolun ücretini karşılayabiliyor. Çünkü İzmir’de gerçekten yaz ayları dışında hiç iş olmaz, burası yazlık sinema gibidir. Tatil dışında kullanılan bir şehir değil, ülkenin bir diğer ucu olduğu için transit geçiş yapılmıyor, resmi daireler yok, insanlar resmi işlerini halletmek için de kullanmıyor, çok gelişmiş hastaneler de yok o yüzden sağlık turizmi gibi yoğunluk yaratacak sektörler de yok. Bu nedenle İzmir sadece yaz aylarında okullar kapandıktan sonra dolar, o dönemlerde belki diğer firmalarımız da yeni otobanı kullanmaya başlayabilirler ama şu an için yalnızca 2-3 firma kullanıyor bu yolu. Yolcu olunca o otoban kullanışlı olur, çünkü süreyi gerçekten kısaltıyor ama yolcu olmadıktan sonra o kadar büyük paraları ödeyemeyiz. Yeni otoban dışında üçüncü köprü sorunumuz da hala devam ediyor ve maalesef önü kapatılmış durumda artık kimse bu konuda girişimlerde bile bulunmuyor” dedi.

“Araçlar en fazla 10-15 yolcuyla hareket ediyor”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2019-2020 eğitim-öğretim yılında ilk defa uyguladığı ara tatil uygulamasının sektörde birkaç günlük hareketlenme yarattığını söyleyen Gerilakan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ara tatil tabii ki bir hareketlenme yaşattı, hiç yoktan iyidir. Esnafın yarasına merhem olacak bir yoğunluk olmasa da hareketli birkaç gün geçirdik. Bu birkaç güne bile muhtaç olduğumuz bir dönemde olduğumuz için esnafımızı sevindirdi diyebiliriz. Şimdi de sömestre tatilini aynı hevesle bekliyoruz. Tekrar bir kış rehaveti çöktü üzerimize, otogara girin içerideki insanları tek tek sayabilirsiniz bile o kadar düşük bir yoğunluk var. Ulusal firmaları saymazsak diğer firmalarda doluluk oranlarımız yerlerde, araçlar en fazla 10-15 yolcuyla hareket ediyor.”

“Giriş-çıkış ücretleri öncelikli problemimiz”

İzmir Otogarı’nın giriş-çıkış ücretlerinin yüksek olduğunu da dile getiren Gerilakan bu konuyla ilgili girişimlerde bulunduklarını ve her türlü yasal haklarını kullanacaklarını belirterek “İzmir otogarı çıkış ücretleri için de girişimlerimiz var İstanbul’u baz alıyoruz. Bu ücretlerin yasal olarak belli bir fiyatın üstüne çıkmaması gerekiyor, bizim esnafımız şu anda 120 TL para ödüyorlar, otopark ücretiyle beraber. Biz, belediye ile görüşmelerimizde bu talebimizi de dile getireceğiz. Arkadaşlarımız gerekli raporları hazırladılar, otogarla ilgili çözmek istediğimiz öncelikli meselemiz otogar giriş-çıkış ücretleridir” dedi.

“Büyük firmalar bir başına hareket etmemeli”

Sektör içi dayanışmayla birçok sorunun çözülebileceğini vurgulayan Gerilakan sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu sektörde büyük diye tabir edilen firmaların sektörden kopup bir başına hareket etmemesi gerekiyor. İstediğiniz kadar büyük filolarınız olabilir ama biz bir aileyiz, bizden kopmamanız gerekiyor. Biz birlikte güçlüyüz, herkes ayrı hareket ederse bizi kimse ciddiye almaz. Şimdi ayrı baş çeken firmalar oluyor ama biz dernek olarak otogarın burada kalmasını sağlamasaydık, o firmaların da yolcu sayısı düşecekti bizim de. İstediğiniz kadar büyük filonuz olsun, birlikte hareket etmediğiniz sürece güçsüzsünüzdür.”

 

Remzi Şen: “Yıkıcı rekabet, servis sorununu da etkiliyor”

Şehir içi servisleri kaldırma girişimlerinin devam ettiğini vurgulayan EBOD Başkan Vekili Remzi Şen ise, “Servisler İzmir esnafının yıllardır sırtından atamadığı büyük bir külfettir. Çünkü yolcuyu ücretsiz taşıyoruz bir kere. Diğer oluşumlar gibi herhangi bir ücret almıyoruz. Belediye ile yaptığımız görüşmelerde bu işi belediyeye devretmeyi görüşmüştük. Vatandaşlarımız yine cüzi bir ücret vererek bu imkânı kullanabileceklerdi. Ancak bu sistemi kabul ettiremedik. Servis bizim için büyük bir külfettir, firmalar kendi aralarındaki yıkıcı rekabeti, servis sorunu gündeme gelince de yapıyorlar. Halbuki aklın yolu birdir ve bu akıl da bize ücretsiz servis uygulamasının bu esnafın sırtında büyük bir yük olduğunu söylüyor. Firmalar bir araya gelip net bir karar alabilseler belediye yönetimi de bu işe razı olmak zorunda kalır ve esnafımız çok büyük bir maliyetten kurtulur. Ay sonunda yapılan hesaplarda ücretsiz servislerin maliyeti herkesin belini büküyor. Her bir servis için 100 TL ücret ödüyor firmalar, bunlar azımsanacak fiyatlar değil” dedi.

“Belediye’nin desteği olmadan bu sorun çözülemez”

Servislerin şehir içi trafik yoğunluğunu da olumsuz yönde etkilediğini ve milli servetin boşa harcandığını sözlerine ekleyen Şen, “Belediye açısından düşününce de şehir içi trafiğine etkileri çok fazla oluyor. Yani iki yolcu da gelse o kocaman servis aracı 2 yolcu için otogardan çıkıp şehir içine giriyor halbuki bütün firmaların yolcuları birleştirilip taşınsa çok daha az araç şehir içi trafiğine katılmış olacak ve yakıt israfından kurtulacağız bunlar hep milli servettir. Biz zamanında bu önerileri dile getirdiğimizde eski belediye yönetimi bize, ‘Biz size otobüs duraklarını kullandıramayız, sizin valizli, çuvallı yolcunuzu taşıyamayız’ demişti. Dönemin ESHOT Genel Müdürü kabul etmemişti. Ben bu konuya gazetenizde yer verdiğiniz için özellikle teşekkür ederim. Eğer bu konuyu tekrar gündeme getirebilirsek dernek aracılığıyla belediye yönetimine gidip yeniden görüşmeler başlatacağız. Çünkü biz ne zaman ulusal firmalarla bu konuyu görüşsek belediyenin desteği olmadan servislerin kaldırılamayacağını söylüyorlar ve haklılar da. Bizim en büyük projelerimizden birisi de cep terminallerini hayata geçirerek yolcularımızı belirli noktalarda birleştirmek. Bu projeyi de sunacağız kendilerine” dedi.