Yeni Dünya Düzeninde Bizleri Neler Bekliyor?




Çok şükür ki 1 Haziran itibari ile normale dönüş başladı. Ülkemizde ve tüm dünyada sürekli tekrarlanan bir gerçek var, “Artık dünya bambaşka bir yer olacak” deniliyor. “Eskiden yaşadığınız dünyayı unutun, yeni dünyaya adapte olun” deniliyor. Bizim de sektör olarak bu sözleri kulak ardı etmememiz gerekiyor. Ben kendimi bildim bileli, sektörümüz çok bonkördür artık bu bonkörlüğü unutmamızın zamanı gelmiştir. 
 
Geçen haftaki yazımda corona günlerinin otobüsçüler için bir fırsat olabileceğini söylemiştim. Bu fırsatı değerlendirmek için ilk adımı Pazartesi günü atabiliriz. Corona gündeminde mecburen unuttuğumuz bonkörlüğü sürdürmek için bir fırsatımız var elimizde. Corona günlerinde gerçekleştirdiğimiz seferlerde olduğu gibi bundan sonra gerçekleştireceğimiz seferlerde de ikram, host/hostes ve servis gibi hizmetleri kaldırmamız ve maliyetleri kısmamız gerek. Bu fırsatı da kaçırırsak bahsettiğimiz bonkörlük hastalığından kurtulmak gibi bir şansımız yok. Aklın yolu birdir. Rahmetli Cemal Ulusoy, “Ticaret artı kazançtır” derdi. Birbirimizi kandırmaya gerek yok, tek çıkış yolumuz aklıselim davranarak ortak karar almaktır. Hiçbirimiz Sabancı gibi zengin değiliz, kaldı ki o bile uçakta bütün ikramları para ile satıyor. Aman ha 3 gün sonra rehavete kapılıp rekabete yönelip şeytanın esiri olmayalım. Söz verelim, sözümüzde duralım ve para kazanalım. 
 
Devlet ve Ulaştırma Bakanlığı ile çözülebilecek sorunlarımız var. Devletimiz bizi artık üvey evlat olarak görmekten vazgeçmelidir. Birlikte hareket ederek derdimizi makul bir şekilde anlatabileceğimiz bir yol haritası çizmek zorundayız. Ağlamayan çocuğa mama vermiyorlar. Uçak, tren, deniz araçları ve otobüs aynı kefede görülemez, hepsinin ayrı dinamikleri var. zaten otobüsçülük dışındaki hepsinin devlet desteği var. Ama otobüsçülüğün de değeri anlaşılmalıdır artık. Bir kere şunu herkese anlatmamız gerek ki, Türkiye’de bu meslek bitmez. Dededen toruna bu mesleği yapan bir sürü esnaf var ve inşallah yapmaya da devam edecekler. O halde biz de torunlarımıza yapılabilir bir meslek bırakmalıyız. Şimdi tam zamanı devlet desteği alabilir ve akılcı çözümler üreterek masraflarımızı kısabilirsek önümüz açılır. THY ikram vermezken, Devlet Demir Yolları yemeği parayla satarken, deniz araçlarının büfeleri para basarken bizim rekabet uğruna bu eski alışkanlıklarımızdan vazgeçemememiz yeni dünya düzenine ayak uyduramamamız demektir. Uçak kapasitelerini düşürmezse, tren fiyatlarına zam yapmazsa (ki trenler 300 kişi taşıyor, biz 25 kişiye razıyız) bizimle aynı fiyata daha avantajlı bir şekilde yolcu taşımış olacaklar bu haksız rekabettir. Uçaklarda yolcuların ateşi ölçülüyor, maske takılıyor, klimalarla içerideki hava sürekli dönüp dolaşıyor bütün uçağı ama full çalışıyor. Bizde maske takılıyor, ateş ölçülüyor, klima havayı tazeliyor, cam ve kapılar açılarak içeriye temiz hava alınabiliyor ama biz riskliyiz yarım kapasiteyle çalışıyoruz. Böyle bir adalet yok. Bütün bunların yanı sıra bu şartlar altında taşımacılık yaparken ikram, servis, host/hostes gibi giderlere para verecek gücümüz var mı sizce? Elinize hesap makinesi alın ve bir hesap yapın lütfen. 1 Haziran bir milat hep birlikte yan yana olup yeni dünyaya ayak uyduralım.
Allah hepimize sağlıklı, huzurlu, coronasız neşeli günler ve bol kazançlar nasip etsin.
 
Kalın sağlıcakla